Diş Çürümesi Nedir-Diş Çürüğü Nasıl Meydana Gelir?

Ağız ve Diş Hastalıkları kategorisine 23 Aralık, 2011 tarihinde eklendi, 218 defa okundu

Diş Çürümesi Nedir-Diş Çürüğü Nasıl Meydana Gelir?

diş çürümesi

diş çürümesi

Diş çürükleri hemen herkeste görülen ve belki de toplumdaki en yaygın görülen rahatsızlıktır. Diş çürümesi nedir? Diş çürümesi, dişlerde oyuklar ve oyulmalara yol açan bir sürece verilen isimdir. Tedavi edilmediği takdirde  diş çürümesi ağrıya  , enfeksiyonlara, ve diş kaybına yol açmaktadır.

Dişlerinizi düzenli bir biçimde fırçalayarak ve diş ipi kullanarak, diş hekimine diş muayenesi ve diş temizliği için giderek, şeker oranı yüksek yiyeceklerden kaçınarak diş çürümelerini önleyebilirsiniz.

Diş çürümesine neler neden olur?

Bakteri ve yiyeceklerin bir arada etkileşimi diş çürümesine neden olmaktadır. Plak adını verdiğimiz yemek artıkları, ağızda bakteri oluşumu için uygun ortam hazırlamakta ve yapışkan özelliği ile dişlere yapışabilmektedir. Bu plaklar genellikle diş ile diş eti arasındaki bölgede birikir ve yemek artıkları da bakterilerin çoğalması için oldukça uygun ortam hazırlar. Genellikle şekerli ve karbonhidratlı yiyecekler tüketildikten 20 dakika kadar sonra bakteriler plaklarda hızla üremeye başlamaktadır. Bakteriler besinleri parçalarken asitli bileşikler ortaya çıkmakta ve bu asitler dişleri oldukça hızlı bir biçimde aşındırmaktadır. Zamanla asitlerin yıpratıcı etkisine dayanamayan diş minesinde çürümeler baş gösterir.

Diş Çürümesinin Belirtileri nelerdir?
Diş çürümesi, fiziksel olarak dişte oyuk ya da enfeksiyon oluşturana kadar genellikle belirti vermez. Ancak diş çürüklerinin ilk belirtileri genellikle diş eti çekilmeleri ve diş ağrıları olmaktadır.

Diş çürümesi nasıl teşhis ve muayene edilir?
Diş hekiminleri tarafından yapılan basit bir muayene ve tanı ile diş çürümesi tespit edilebilmektedir. Bu muayene sırasında diş hekimleri

– Geçmişte dişle ilgili çürüme, operasyon, diş çektirme, dolgu vb problemleri sizlere sorabilir.
– Özel muayene aletleri ve ayna ile dişlerinizi detaylı bir biçimde inceleyebilir.
– Diş köklerindeki çürümeler gözle görülemeyeceği için röntgenini çekebilir.

Diş Çürümesi Nasıl tedavi edilir?

Diş çürüklerinde tedavinin ne olacağı ve ne kadar fayda sağlayacağı tamamen diş çürümesinin ne kadar ilerlediğine ve kötüleştiğine bağlıdır. Florür tedavisi ile hafif diş çürümelerini durdurmak ve tersine çevirmek mümkün olabilir. Hafif diş çürümelerine neden olduğu boşlukları gidermek için diş hekimleri genellikle dolgu maddesi kullanmaktadır. Bu dolgu maddeleri diş minesi ile dış ortam arasındaki irtibatı keser ve bakterilerin dişin derinlerine ulaşmasına mani olur. Diş çürümesi sinirlere ulaşmışsa kanal tedavisi gündeme gelebilir. Daha ileri aşamadaki diş çürümelerinde ise diş çekimi son çözüm olabilmektedir.

Diş Çürümesi Sebepleri ve Diş Çürüğü Riskini Artıran Etkenler

-Dişin yapısındaki florür eksikliği
-Beslenme alışkanlıkları: Özellikle şekerli yiyecekler ve gazlı içecekler diş çürümesini hızlandırır.
-Dişleri fırçalamamak
-Sigara tüketimi
Alkol tüketimi
-Ağız hijyeninin sağlanmaması
– Hekim kontrolüne gitmemek
-Ağızdaki bakteriler
-Yaşlanma
-Diyabet

Diş Çürümesinin Belirtileri

Yukarıda da belirttiğimiz gibi diş çürümesi, dişte oyulmalar ve enfeksiyonlar oluşasıya kadar genellikle belirti vermezler. Ancak diş çürümesinin ilk evrelerinde şu belirtiler yaygın olarak görülür.

– Diş ağrısı, en sık görülen diş çürümesi belirtidir. Dişlerde görülen enfeksiyon veya tahrişler genellikle diş etinde ağrıya neden olur.
Diş çürüğü kokusu: Kötü ağız kokusu veya ağızda iğrenç bir tat ile karakterizedir.
– Dişler üzerinde beyaz, gri, kahverengi, ya da, siyah noktalar.
– Diş aralarındaki boşluğun açılması.
– Dişlerde kırılmalar.

Diş çürümesi olan kişiler şunları yaparlarsa diş ağrısı daha da şiddetlenmektedir:
-Tatlı yemek
– Sıcak veya soğuk yiyecekleri tüketmek, portakal, greyfurt, mandalina, limon yemek ve suyunu içmek
– Asitli içecekleri içmek,
– Sakız çiğnemek
– Soğuk havada dolaşmak
-Diş fırçalamak

İleri düzeydeki diş çürüklerinde diş etlerinde cerahat ve irin oluşumu da görülmektedir. Bu tür ilerlemiş çürüklerde şu belirtiler ortaya çıkar

-Çene ve altı bölgesinde şişkinlik,
-Yüksek ateş
-Dayanılmaz şiddette ağrı
-Dişte zonklama

Diş çürüğü tedavi edilmezse ne gibi sonuçlar ortaya çıkar?

Dişlerin dökülmesi, çene ve dişeti bölgelerinde iltihaplanmalar ve çürüğün çene kemiğine bulaşması gibi riskleri vardır. Ayrıca diş çürüklerindeki bakteriler kalp, romatizma hastalıkları ile bademcik iltihabına da neden olabilmektedir.

Devamını Oku

Anne Sütünü Artırmanın Yolları

Anne ve Bebek kategorisine 22 Aralık, 2011 tarihinde eklendi, 801 defa okundu

Anne Sütünü Artırmanın Yolları

anne sütünü artırmanın yolları

anne sütünü artırmanın yolları

Emziren her annenin en önemli kaygılarından bir tanesi de sütünün bebeğine yeterli gelmemesidir. Kimi annelerin sütleri gerçekten yeterli gelirken bazı annelerde ise süt bebeğe yeterli gelmez. Hatta 3*4. aylarda sütü kesilen anneler de azımsanmayacak kadar fazladır. Anne sütünü artırmak için elbette annelerin yapabilecekleri çok şey var. Burada önemli olan şey bilgilenmekten geçiyor. Bizler de sizler için hem anne sütünü artıran besinler, çaylar, içecekler ve yiyecekler gibi doğal yollardan sütü artırmanın yollarını araştırdık, hem de diğer alternatif yollardan süt nasıl çoğaltılır bunu paylaşmak istedik.

Sütünüz azalma eğilimine girdiyse ve ne yapmanız gerektiği konusunda fikriniz yoksa yazımızı okumaya devam edin:

1) Günde ortalama 8-12 kez bebeğinizi emzirin veya süt pompası (göğüs pompası, emzirme pompası) ile sütünüzü sağın. Bu sayede hem bebeğin iştahı devam edecek hem de vücudunuzun süt üretimi teşvik edilecektir.

2) Bebeği emzirirken her iki göğsünüzü de kullanın: Bazı anneler tek göğüsü bebeğe vererek diğer göğüsün gelecek öğüne kalması gibi bir düşünceye kapılıyorlar. Oysa bebek emzirilirken her iki göğüsten de emebilmesi hem bebeğin pozisyonunu değiştirerek rahatlaması, hem de her iki göğüsteki süt bezlerinin uyarılması için önemlidir. Bebeği birkaç dakika süreyle emzirirseniz bebek sadece ön süt ile besleneceği için ön süt-arka süt dengesizliği adı verilen durumla karşı karşıya kalacaktır. Bebeğin emerken ilk esnada emdiği ve peynir suyu gibi açık kıvama sahip olan sulu süte ön süt adı verilmektedir. Yoğunluk olarak daha hafif olan ön süt, memenin uç kısmına yerleşir ve bebeğin midesine inen ilk süt olur. Arka süt adını verdiğimiz ve meme alveolleri civarında bulunan yağlı süt ise hem daha koyu hem de protein açısından daha zengindir. Bebek ön sütü tükettikten sonra sıra arka süte gelir. Memenin süt üretimini tetikleyen şey, arka sütün tüketilmesidir. Bunun üzerine süt hormonları devreye girerek memedeki süt üreten alveoller süt üretmeye başlar. Arka sütün tüketilmemesi durumunda süt üretimi yetersiz olur ve meme zamanla süt üretme kabiliyetini kaybetmeye başlar. Bu durumda ne yapmak gerekiyor? Yanıtı basit: Bebeğimizi emzirirken bebeğin doymasını beklemek ve bebek doymadan memeden kesmemek gerekiyor.

4) Sentetik emziklerden kaçınalım: Gerek biberon gerekse emzik alışkanlığı bebeğin doğal beslenme süreci olan anne memesinden süt emmeyi unutturur. Bu durumda bebek ile etkileşime geçemeyen annede süt salgılama hormonları yetersiz düzeyde salgılanmaya başlar. Yetersiz duygusal uyarım, annelerde zamanla sütün kesilmesine yol açar. Bundan dolayı anne sütünü artırmak isteyenler bizzat bebeklerini emzirmek zorundalar. Mümkün oldukça memelerinizi bizzat bebeğiniz emmelidir. Ancak bazı annelerim meme uçları hassas olabilmekte ve bebeği emzirirken meme ucu çatlakları/çatlamaları görülebilmektedir. Bu durumda memeniz iyileşinceye kadar göğüs pompası kullanabilirsiniz.
.
5) Anne sütü gerçekten yetersiz gelen hanımların bebeklere ek mama yedirmesinde sakınca yoktur. Ancak hiç bir zaman anne sütüne ilave mamaları süt yerine tercih etmemeli ve emzirmeyi asla bırakmamalısınız.

6) Bazı bitkisel çaylar anne sütünü artırıcı etki gösterirler. Rezene çayı, anason çayı, papatya çayı,Galaktagog bitki karışımı çayı, Ihlamur çayı, Adaçayı, Isırgan otu çayı, Kuşburnu çayı da anne sütünün üretimini fazlalaştıran bitki çaylarıdır.

7) Anne sütünü artırmada bebeklerin doğru teknik ve sık aralıklarla emzirilmesi, memelerin boşaltılması, yeterli uyku
ve dinlenme ile annelerin özgüvenlerinin artırılması gibi faktörler de etkili uygulamalar olarak bilinmektedir

8 ) Ülkemizde yaygın olarak tüketilen çemen otu da anne sütünü artırmada bilimsel olarak etkili olduğu açıklanmıştır. Özellikle yurt dışında emziren annelere yönelik olarak çemen otu kapsülü bir hayli ilgi görmektedir. Ancak diyabetli emziren annelere çemen otu tavsiye edilmemektedir.

9) Bol su tüketimi: Anne sütü neticede bir sıvıdır ve annenin su tüketimi ile doğrudan orantılı olarak ilişkilidir. Emziren annelerin oralama olarak 2.5-3 litre arası günlük sıvı tüketmeleri gerekmektedir.

10) Bol uyku, süt hormonlarının salgılanmasını sağlar. Anne sütü uykuda iken çoğalır. Bu nedenle özellikle yeni doğum yapmış anneler, bebeklerinin uyumasını değerlendirerek uykularını almalılar.

11) Meme ucunu kompress etmek yani sıkmak ta sık ve yaygın kullanılan anne sütünü artırma yöntemleri arasında ön sıralarda gelmektedir. Özellikle bebeğin yeni doğan evresinde dudak ve damak kaslarının memeyi etkin bir biçimde emebilmesine olanak tanımadığı durumlarda meme ucunu sıkma yöntemi, bebeklerin güçlerini toparlamasını hızlandırmaktadır.

12) Emziren annelerin özellikle alerji ve soğuk algınlığına karşı kullandıkları bir takım ilaçların anne sütünü azaltıcı ektisi olduğu biliniyor. Şayet hem sütünüzü çoğaltmak hem de bir anne olarak bağışıklık sistemini güçlendirmek istiyorsanız sarmısak tüketmenizi tavsiye edeceğiz. Bir mucize yiyecek olan sarmısak hem annenin sütünü bollaştıran hem de doğal antibiyotik özelliği nedeniyle bağışıklık sistemini ayakta tutan bir besindir.

13) Göğüs ve karın bölgesine yapılan özel süt artırıcı masajlar da anne sütünün çoğalmasına yaramaktadır.

Devamını Oku

Argan Yağı Faydaları ve Kullanımı

Şifalı Bitki Yağları kategorisine 21 Aralık, 2011 tarihinde eklendi, 76 defa okundu

Argan Yağı Faydaları ve Kullanımı

argan yağı

argan yağı

Fas Berberi toplumunda “Hayat Ağacı” olarak tarafından bilinen Argan ağacı (Argania spinosa) , yöre halkı halkı tarafından yüzyıllar boyunca bu kurak bölgelerde ve hayvancılıkta ana besin kaynaklarından birisi olarak kullanılmıştır. Yaprak ve meyvelerini, keçi, deve, Sığır ve koyunlar tarafından tüketilen argan bitkisi, aynı zamanda sağladığı bitkisel yağ ile de insanlara fayda sağlamıştır. Argan yağı ise bu ağacın meyve çekirdeklerinden üretilen ve dünyanın en nadide ve en pahalı yağlarından biridir. Argan yağı elde edildikten sonra geriye kalan meyve kabuklarından eskiden yakıt olarak kandillerde ve ısınmada faydalanılmaktaydı. Berberi kadınların yaşadıkları sert koşullarından dolayı cilt, saç ve tırnakların korumak ve beslemek amacıyla yüzyıllar boyunca Argan yağı kullanmışlardır. Günümüzde ise Argan yağı batı toplumlarının güzellik ürünü sektöründe bir “mucize madde” olarak popülerlik kazanmaktadır. Argan yağı içerinsinde son derece yüksek düzeyde E vitamini, hem birçok cilt ve deri hastalıklarının tedavisinde iyileştirici olarak hem de damarlarda oksidasyonun neden olduğu erken yaşlanmaya karşı doğal çözüm amacıyla kullanılmaktadır. Argan yağının içerisinde omega-3 ve omega-6 türü doymamış yağ asitlerinin oranı oldukça yüksek olup bu oran % 80 düzeyindedir.

Şifa ürünü ve hastalıklara karşı koruyucu çözüm olarak Argan Yağı

argan yağı faydaları

argan yağı faydaları

Argan Yağı içerisinde bulunan aktif maddeler cildi dış etkenlere ve yaşlanmaya karşı korumaktadır. Cillteki yaralanmalar, kırışıklıklar, yara izlerinin kapanması, anti-inflamatuar etkileri, güneş ışınlarının zararlı etkilerine karşı koruyucu ve dezenfektan özellikleri barındıran argan yağı, tam manasıyla bir cilt bakım mucizesidir.
İçerdiği % 80 oranındaki doymamış yağ asitleri ile zeytinyağından bile daha fazla oksidasyona karşı dayanıklıdır.Argan yağı da% 0.8 oranında bitki sterolleri veya sterolins olarak da bilinen bitkisel kimyasalları içerir. Steroller, cildi gençleştirir ve cildin metabolizmasını iyileştirir, ciltteli inflamasyonu azaltır ve cildin mükemmel bir biçimde nemlenmesini sağlar.

Anti-aging Faydaları

Argan yağı, yüksek düzeyde E vitamini / tokoferol taşıdığı için serbest radikallerin cilde verdiği hasarları telafi edici etki yapar. Diğer yandan argan yağında bulunan saponinler, cilt yumuşatıcı faydası nedeniyle anti-aging etkisi oluşturarak cildin yaşlanmasını büyük oranda durdurur. Ciltteki yangılara ve selülite karşı yok edici, cildi doğal yollardan sıkılaştırıcı ve kırışıklıkları azaltıcı yararları ile de ünlüdür.

Tıbbi özellikleri

• Argan yağı, diğer yağlar bulunmayan nadir bitki sterolleri (schottenol ve spinasterol), içerir.Bu fitosterollerin argan yağındaki kombinasyonu eşsizdir. Bu nedenle de diğer bitkisel yağlarla karıştırılabildiği halde özelliğinden hiç bir şey kaybetmez. Genel olarak fitosteroller inflamasyonu azaltmaya ve bağırsaklardaki kolesterol emilimini engellemeye yardımcı olur. Argan yağı aynı zamanda anti-kanser özellikler göstermektedir.
• Argan yağı mide suyunda pepsin konsantrasyonu artırarak sindirimi kolaylaştırır. İçerdiği doğal lavonoidler nedeniyle hem dahili hem de harici kullanımda doğal bir anti-inflamatuar etki gösterir.
• Argan yağı romatizmal hastalıklarda da bitkisel tedavi amacıyla kullanılmaktadır
• Argan yağı kolesterol seviyesini düşürerek, dolaşımını uyarır ve vücudun doğal bağışıklığı güçlendirmeye yardımcı olur.
• Suçiçeği, akne, sedef ve kuru egzama gibi cilt rahatsızlıkları rahatlatmak için argan yağı kürü kullanılır. Ayrıca hamilelik sırasında oluşan doğum çatlaklarını önlemek için de argan yağından faydalanılabilir.
• Geleneksel Argan yağı, tonik ve afrodizyak özellikleri ile de ünlüdür.

Argan Yağı İle İlgili İlginç Bilgiler

• Argan ağacı bahçeleri 125 – 450 yıl boyunca hayatta kalabildiği için fas çevresinde bir babanın evlatlarına bırakabileceği en akılcı miraslardan birisidir.
• Argan yağı, zeytin yağı benzer bir yağ içeriğine sahiptir ve zeytin yağı ile benzer amaçlar için kullanılır. Ticari argan yağı, zeytin yağından çok daha pahalıdır. Ancak Argan ağacı Zeytin ağacına göre daha uzun yaşar ve ağacın büyümesinde hiç bir ekstra emek, çaba gerekmez.
• Geleneksel yerel berberi kadınların 1 litre argan yağı elde etmek amacıyla argan tohum toplamak ve evde damıtmak amacıyla sarfettikleri süre yaklaşık olarak 20 saat kadardır. Ev yapımı argan yağı, ülkemizdeki sızma zeytin yağı gibi E vitamini ve antioksidanlar bakımından son derece zengindir.

Devamını Oku

Merhaba dünya!

Genel Saglık Konuları kategorisine 21 Aralık, 2011 tarihinde eklendi, 10 defa okundu

WordPress’e hoş geldiniz. Bu sizin ilk yazınız. Bu yazıyı düzenleyin ya da silin. Sonra blog dünyasına adım atın!

Devamını Oku