Mykoterapi Şifalı Mantar Tedavisi

Alternatif Tıp kategorisine 5 Ocak, 2012 tarihinde eklendi, 32 defa okundu

Yeryüzünde tespit edilmiş 100 bini aşkın mantar türü bulunmaktadır. İnsanoğlu, ilk çağlardan bu yana mantarı hem bir yiyecek olarak tüketmiş, hem de mantarların şifalı etkilerinden ve tedavi edici özelliklerinden sonuna kadar faydalanmıştır. Mikoloji olarak bilinen mantarbilim ile yakından ilişkili olan mikoterapi, özellikle tıbbi özellikleri bulunan ve tıpta hastalıkları tedavi amacıyla kullanılabilen mantarları inceleyen bir bilim dalıdır.

şifalı mantar ganoderma

şifalı mantar ganoderma

Mykoterapi nin ilgi alanı olan şifalı mantarlar, değişik ülkelerde, kıtalarda ve medeniyetlere insanların birbirinden haberi olmaksızın kullanılagelmiştir. Bu da mykoterapi nin ne kadar kadim bir bilim dalı olduğunu gözler önüne sermektedir.

Japonya’da, shiitake ve reishi mantarının bağışıklık sistemini güçlendirici ve insan ömrünü uzatıcı etkisi binlerce yıldır bilinmekte ve bu mantarlardan alternatif tıp alanında faydalanılmaktadır. . Tibet’te büyük bir saygınlığı olan cordyceps mantarı, neredeyse tüm hastalıkların tedavisi için gerçek bir derde deva olarak kabul edilir. Sibirya’da, Chaga mantarını bolca tüketen yerli halk, bu mantarın kansere şifa sunan bir mantar olduğunun bile belki farkında değildir. Brezilya’daki yağmur ormanlarının doğaya bir hediyesi olan Blazei mantarı “Tanrıların Mantar” olarak nitelendirir.

Ve geleneksel Çin tıbbında kullanıjan Hericium mantarı, bir çok amansız hastalığı iyileştirii etkisiyle bilinir. Daha keşfedilmemiş yüzlerce şifalı mantar türünün olduğu tahmin edilmektedir. Mantarların bunca faydasının temelinde, içerdiği glikoprotein molekülleri ve bilhassa beta glukan vardır. Oldukça güçlü bir immünostimulan etkiye sahip bir molekül olan beta glukan, kanseri önleyici ve bağışıklık sisteminin direncini bir çok amansız hastalığa karşı yükseltmesi ile bilinir.

Gördüğünüz gibi mikoterapi oldukça önemli bir bilim dalı. Ülkemizde endemik olarak yetişen onlarca mantar çeşidi düşünüldüğünde bu alanda botanikçilere ve alternatif tıbba gönül vermiş hekimlerimize büyük iş düşüyor.

Devamını Oku

Ağız Kokusunun Nedenleri-Ağızda Koku Neden Olur?

Ağız ve Diş Hastalıkları kategorisine 4 Ocak, 2012 tarihinde eklendi, 344 defa okundu

Ağız Kokusunun Nedenleri-Ağızda Koku Neden Olur?

ağız kokusu

ağız kokusu

Ağız kokusu hemen herkesin başına gelebilen bir ağız sağlığı problemidir. Aslında ağız kokusu kendisi bir hastalık olmayıp bir takım hastalıkların belirtisi olarak görülmektedir. Ağız kokusunun yol açtığı kötü koku şikayeti günlük yaşamda bizlerin sosyal bir takım sıkıntılar yaşamamıza da neden olabilmektedir Ağız kokusunun sebep olduğu sosyal problemler biyolojik problemlerden daha fazladır. Ağız kokusu aslında biyolojik bir hastalık olmaktan çok bir sosyal sorun olarak görülebilir. Aslında ağız kokusu insanların başkaları ile olan sosyal ilişkilerini olumsuz yönde etkilemeseydi hastalık olarak bile adlandırılmayacaktı. Ağız kokusunun nedenlerine bakıldığında her 10 ağız kokusu şikayetinden 9 u ağız içi sorunlardan dolayı ortaya çıkmaktadır. Ağız kokusunun olası diğer nedenleri ise mide-bağırsak rahatsızlıkları veya üst solunum yolu rahatsızlıkları kaynaklı olmaktadır. Ağız kokusunun kişisel imajı olumsuz etkilediğinden bahisle ağızda koku şikayeti olan kişilerin hiç zaman kaybetmeden buna sebep olan nedenleri bularak o nedenleri gidermeye yönelik bir tedavi uygulatması faydalı olacaktır.

Ağız kokusu nedeniyle ilk önce bir hekime gitmede fayda vardır. Hekim, ağızda oluşan bu kötü kokunun nedenlerini araştıracak ve bulacaktır. Bundan sonrasında ağız kokusunun sebebi de tespit edildikten sonra sıra bu nedeni elimine edecek tedavi seçeneklerini uygulamaya koymaya gelecektir.

Ağız kokusu tedavisi günümüzde sebebine bağlı olarak çok basit bir tedavi süreci sonrasında yok edilebilmektedir. Bunun için öncelikle ağızda kötü kokunun olası nedenlerini incelemek gerekecektir:

1) Diş çürükleri ağız kokusuna yol açar mı:

Ağır kokusunun en sık ve yaygın görülen nedeni dişlerde bakterilerin meydana getirdiği çürümelerin yol açtığı kötü kokulardır. Bu durum ilerledikçe ağız kokusu da şiddetlenmektedir.

2) Diş eti ve çene kemiği hastalıkları: Diş etlerinde görülen iltihaplar da zamanla ağız kokusuna neden olmaktadır. Bu durum hem diş eti çekilmesi meydana getirmekte hem de dişetleri çevresindeki iltihabi akıntılar neticesinde ağız kokusu şikayeti oluşmaktadır. Öte taraftan çene kemiğinde görülen kemik iltihapları da ağız içi kokularına neden olmaktadır.

3) Ağız hijyenine yeterli özenin gösterilmemesi de ağız kokusunun yaygın nedenleri arasındadır. Bu bakımdan ağız hijyenine gerekli özeni göstermek şarttır.

4) Devamlı görülen ağız kuruluğu: Ağız kuruması şikayeti de ağızda koku yapan bir etkendir

4) Kokulu besinler tüketimi ağız kokusuna yol açabilir

5) Sigara içmek ağız kokusunun en sık görülen nedenleri arasında olup bundan kurtulmak tamamen bizim insiyatifimizde olan bir şeydir.

Ağız kokusundan kurtulmak için ne yapmalıyız: Bknz: Ağız Kokusu Nasıl Geçer

Devamını Oku

Kızılcık Meyvesinin Faydaları-Kızılcık Suyu Yararları

Şifalı Bitkiler ve Faydaları kategorisine 3 Ocak, 2012 tarihinde eklendi, 634 defa okundu

Kızılcık Meyvesinin Faydaları-Kızılcık Mersini Suyu Yararları

Kızılcık, diğer adıyla da turna yemişi (Cranberry, Vaccinium macrocarpon) tam manasıyla bir mucize bitki olarak karşımızda duruyor. Geçmiş yazılarımızda aslında kızılcığın faydaları konusuna kısa da olsa değinmiştik. Özellikle vajinada kötü koku şikayeti olan bayanların kızılcık suyu (yaban mersini ile karıştırılır ama aslında farklı meyvelerdir) içerek şifa bulabileceğini ifade ettik. Ancak kızılcık meyvesinin yararları tabi ki bu kadarla sınırlı değil.

Kızılcık suyu, aynen aloe vera bitkisi gibi orta amerikalılar tarafından keşfedilmiş ve yüzyıllar boyunca bir çok hastalığa karşı bitkisel çözüm olarak kullanılmış bir bitkisel iksirdir. Son dönemlerde yapılan çalışmalar neticesinde kızılcık meyves

kızılcık faydaları

kızılcık faydaları

inin ve bu meyveden elde edilen kızılcık suyunun anti bakteriyel etkiler nedeniyle bir çok bakteri kökenli hastalığın doğal yollardan iyileştirilmesinde büyük katkılarının olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle E. coli isimli bakterinin neden olduğu idrar yolu enfeksiyonları için şifa sunmakta ve bu bakterinin toksin salgılama kapasitesini azaltarak, mesane ve üretra iltihaplarına iyi geldiği bilinmektedir. Kızılcık meyvesi, antioksidanlar bakımından da zengin bir yiyecek olarak bağışıklık sistemini güçlü kılar ve genç kalmanızı sağlar.

Kızılcığın tıbbi özellikleri yüzyıllar boyunca kabul edilmiştir. Yerli Amerikalıları yara iyileştirmek için ham kızılcık kullanmışlardır. Avrupadan gemilerle gelen ilk kaşiflerde uzun deniz yolculukları nedeniyle ortaya çıkan iştah kaybı, sindirim problemleri, dolaşım bozuklukları ve iskorbüt C vitamini eksikliğinden kaynaklanır ve diş eti iltihabı ile, deride spontan kanamalarla belirti verir) gibi rahatsızlıkları tedavi etmek amacıyla yerliler tarafından hem çip hem de pişmiş kızılcık tüketilmesi önerilmiştir.

Kızılcık meyvesi proantosiyanidinler adı verilen ve antioksidan oranı oldukça yüksek olan bitkisel kimyasallar taşırlar. Antioksidanlar, vücutta serbest radikaller olarak bilinen zararlı parçacıkları elimine eder ve aynı zamanda metabolizma ürünü olan kandaki toksinlerin de vücuttan atılmasına neden olur. Diğer yandan çevresel toksinler adını verdiğimiz ultraviyole ışıması, radyasyon, sigara ve hava kirliliği de dahil olmak üzere bir çok zararlı etkene karşı vücudun direnç seviyesini yükselterek serbest radikallerin neden olduğu yaşlanma sürecini yavaşlatır. Diğer yandan kızılcık meyvesi kalp ve dolaşım hastalıkları riskini azaltır. Bu bakımdan kalp krizi, damar tıkanıklığı, felç ve inme şikayeti riski olan kişilerin bolca kızılcık meyvesini veya suyunu tüketmeleri önerilmektedir.

Kızılcık, antioksidanların yanı sıra, mükemmel bir C vitamini kaynağıdır. Kızılcık Suyu özellikle C vitamini eksikliği çeken kişilerde görülen iskorbüt hastalığınakarşı mükemmel bir koruyucudur. yatıştırmaya. Kızılcık, aynı zamanda güçlü bir damar genişletici (vazodilatör) olarak solunum problemleri, varis ve selülit tedavisi için doğal tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır.

Yapılan çeşitli çalışmalarda kızılcık suyu içildikten sonra insanların kanında oldukça yüksek antioksidan seviyeleri ölçülmüştür. Son dönemlerdeki bilimsel araştırmalar, kızılcık meyvesinin antioksidan yeteneğinin kalp hastalıklarına karşı koruma sağlayıp sağlamadığını tıbbi olarak ispatlamak için devam etmektedir. Yakın zamanda yapılan bir çalışmada kızılcık potansiyel sağlık yararları arasında aynen yaban mersini ekstresi örneğinde olduğu gibi kanseri riskinde önemli bir artışa neden olan zararlı bir enzimi inhibe ettiği bulunmuştur.

1920’li yılların başlarında, Amerikalı bilim adamları, bolca kızılcık yiyen insanların idrarlarındaki asit oranının bir hayli yüksek olduğunu ve bu nedenle bakterilerin asidik ortamda yaşayadıklarını keşfettiler. Kızılcık suyu bu nedenle idrar yolu hastalığı olan kişilerde, prostatta, testis yangılarında, idrar yolu iltihaplarında mutlaka tüketilmesi gereken bir meyve suyu olarak bilinir. Tabi kızılcık meyvesini yemek te suyunu içmek gibi aynı faydayı oluşturacaktır. Kızılcıkta bolca bulunan fruktoz, bakteriler tarafından pek sevilmeyen bir doğal şeker türüdür. Bu nedenle bolca tüketilmesi durumunda sindirim sistemi mikroplardan arındırılmış olacaktır.

Kızılcık Şurubu Tarifi Video İzle


Kızılcık Şurubu ile BanuAtabay

Diğer yandan kızılcık suyunun kişisel kanaatime göre en büyük faydası, mide mikrobu olarak bilinen helikobakter i mideden attığı ve helikobakterin mide duvarına yapışmasını  engellediği yönündeki bilimsel keşiftir. Özellikle ülser ve gastrite neden olan ve belki orta vadede mide kanseri riskini onlarca kat yükselten bu mide mikrobu, kızılcık suyuna karşı son derece dayanıksız olup kızılcık suyu içen kişilerde neredeyse hiç görülmemektedir.  Benzer şekilde dişeti çekilmesine neden olan ve dişeti kanamalarının sebebi olan bakteriler de kızılcık suyu tüketen kişilerde dişetinde hastalık yapamamaktadırlar. Sonuç olarak ülkemizde de bolca yetişen kızılcık meyvesi, kızılcık suyu ve kızılcık şerbeti, kızılcık reçeli gibi ürünler bolca tüketilmeli ve tüketimini de teşvik etmeliyiz.

Devamını Oku

Vajina Kokusu Nedenleri-Vajinal Koku Hangi Hastalıklarda Görülür

Cinsel Sağlık Sorunları kategorisine 3 Ocak, 2012 tarihinde eklendi, 17.775 defa okundu

Vajina Kokusu Nedenleri-Vajinal Koku Hangi Hastalıklarda Görülür

vajina kokusu

vajina kokusu

Vajinadan kötü koku gelmesi durumu, bir çok kadının hem günlük hayatını hem de cinsel yaşamını bir hayli olumsuz yönde etkileyen bir şikayettir. Vajinadaki kötü kokunun bir çok nedeni olabilir. Bu nedenlerin neler olabileceğini az çok tahmin edersiniz. Ancak tahmin bile edemeyeceğiniz sebepler, vaginada kokuya neden olabiliyor. Şimdi vajinanın kötü kokmasına neden olan şeyler ve rahatsızlıklar nelerdir bir göz atalım daha sonra da vajina kokusuna doğal ve bitkisel çözümler neler olabilir kısaca izah edelim:

Vajinada kötü kokulara yol açan olası nedenler:

  • Kötü Hijyenik Şartlar:  Kişisel hijyen eksikliği vajina kokusuna neden olabilir. Böyle bir durumdan dolayı vajinadaki istenmeyen kokular oluşuyorsa büyük ihtimalle beden temizliğine dikkat ederek, sıkça yıkanarak ve hijyene ihtimam gösterek bu sorunu çözebilirsiniz.
  • Bakteriyel Enfeksiyon Nedeniyle Görülen Vajinal akıntılar: Vajinada oluşan kokmuş balık kokusu, genellikle bir bakterinin neden olduğu enfeksiyondan kaynaklanmaktadır. Vajinada oluşan bu keskin ve kötü bakterilerin çoğalması için oldukça uygun şartlar barındıran vajinada üreyen bakterilerin salgıları nedeniyle oryaya çıkmaktadır. Bu durumda yapılacak şey, hiç utanıp sıkılmadan bir doktora giderek vajinada kötü kokuya neden olan bakterileri yok edecek ve kökünü kurutacak bir antibiyotik tedavisi almanızdır.
  •  Vajinal Mantar Enfeksiyonları : Vajina mantarları da kadınların genital organlarında kötü kokulara sebebiyet verebilir.

 

  • Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar: Bazı hastalıklar da kadınlarda vajinada kötü kokuya neden olabilmektedir.

Vajinal kokunun yaygın görülen nedenleri:

  •  İdrar kaçırma ve idrarın kötü kokması: İdrar kaçırma bir çok insanda görülebilmektedir. Bu rahatsızlıktan muzdarip olan hanımlarda kötü bir idrar kokusu görülmektedir. Ayrıca idrarın kötü kokmasına bazı yiyecekler ve içecekler de neden olmaktadır. Özellikle kahve, çay, kuşkonmaz, pancar, köri, çemen gibi besinler ve bazı baharatlar idrar kokusuna neden olabilir.
  • Aşırı Terleme: Aşırı terleme şikayeti bir çok kişinin ortak sorunudur. Hanımlarda genital bölgede ter bezleri aşırı çalıştığında kadınların cinsel organlarında kötü bir koku oluşabilir. Özellikle sıcak yaz aylarında vajina bölgesinin tüylerinin de uzaması nedeniyle terleme artmakta ve bu da vajinada kötü ter kokusuna neden olmaktadır.
  • Adet Kanaması: Bazı kadınlarda adet döneminde adet kanı da kötü koku yayar. Adetli kadınların kişisel bakım ve hijyenlerine daha fazla özen göstermeleri gerekmektedir.

 

Vajina Kokusu Nasıl Geçer:

  • Islak Mendil: Vajinanızı peçete veya mendil yerine ıslak mendil ile silmek vajina kokusunu bastırır.
  • Kızılcık suyu: Kızılcık suyu, idrar yollarındaki bakterileri öldürücü ve kırıcı etkiye sahiptir. Özellikle bakteriyel hastalıklar nedeniyle görülen vajina kokuları, her gün bir bardak kızılcık suyu içilerek hafifletilebilir ve hatta geçirilebilir.   Vagina kokusuna doğal çözüm olan kızılcık şerbeti kürünü muhakkak deneyin.
  • Genital Bölge Tıraşı: Yukarıda da belirttiğimiz gibi vajina çevresi tüyleri (kasık kılları) temizliği de hem hijyen açısından hem de vajina kokusunu geçirmek için etkili bir yöntemdir.
  • Ananas suyu: Ananas suyunun da vajina kokusuna iyi geldiği söylenir. Günde 2 bardak ananas suyunu sabah ve akşam günde 2 kez içerek vajina kokularına bitkisel çözüm bulunabilir.
  • Bebek Yağı: Not: Bebek yağlarını vajinanızın içerisine dahili olarak uygulamayın. Vajina çevresine masaj yaparak uygulandığında bebek yağı işe yaramaktadır.  
Devamını Oku

Ödem Attıran Kür-Ödem Atıcı ve Sökücü Bitki Kürü Tarifi

Bitkisel Çözümler kategorisine 3 Ocak, 2012 tarihinde eklendi, 5.780 defa okundu

Ödem Attıran Kür-Ödem Atıcı ve Sökücü Bitki  Kürü Tarifi

ödem birikmesi

ödem birikmesi

Vücutta su tutulması aynı zamanda ödem birikmesi olarak ta bilinmektedir. Normal zamanlarda bile vücudun belirli bir miktar suyu dokularında barındırdığını biliyoruz Vücudun su tutmasının nedeni elbette yaşamsal bir takım faaliyetlerini sürdürebilmesi için suya ihtiyaç duymasıdır. Bu suyun fazlasının normalde lenf sistemi yardımıyla vücuttan atılması gerekir. Ancak her zaman bu böyle olmayabilir ve ödem adını verdiğimiz fazla sıvılar, dokular arasında birikerek gizli şişmanlık adını verdiğimiz duruma yok açar. Yalancı şişmanlık adı da verilen bu durumlarda tartıda ağır basan ama aslında vücudunda fazla yağ dokusu olmayan, kısacası obez diyemeyeceğimiz bir kilolu insan grubu hasıl olmaktadır. Peki vücutta biriken fazla ödemi atmak için ne yapılabilir?

Öncelikle vücudun ödem tutmasının nedenleri araştırılmalıdır. Bir takım hastalıklar ve hormon rahatsızlıkları neticesinde vücud kendiliğinden su tutmaya ve toplamaya başlar. Veya lenf sisteminin düzgün bir biçimde işlememesi neticesinde de vücutta özellikle ellerde, ayaklarda , bacaklarda kollarda, karın boşluğunda ve diğer dokularda su birikmesi yani ödem birikimi görülebilir. Bu tür rahatsızlıkların çıkma ihtimaline karşı öncelikle vücutta ödem birikmesinin nedenleri teşhis edilmeli ve uzmanınca buna uygun bir tedavi seçeneği sunulmalıdır.

Diğer yandan, belirgin bir rahatsızlık neticesinde ortaya çıkmayan ödem birikmesi durumlarında lenf sisteminin daha iyi çalışmasını sağlamak için ödem atıcı kürler veya ödem söktürücü bitkisel kür dediğimiz bir takım doğal yöntemler de kullanılabilir. Bu sayede sadece vücuttan ödem söktürücü bir fayda görmekle kalmayacağız, aynı zamanda bedenimizde biriken toksinler ve artıkları da vücuttan uzaklaştırarak doğal bir detoks kürü uygulamış olacağız.

Ödem birikmesinin çeşitleri nelerdir? Vücutta biriken ödemi öncelikle 2 ana kategoriy indirgeyerek incelemek daha faydalı olacaktır. Bu kategorilerden ilki genel ödem sorunu, diğeri ise vücudun belirli bir organ ya da dokusunda görülen bölgesel ödemler dediğimiz durumdur.

Ödem Birikmesi ve Kilo Alma
Özellikle yetişkin kişilerde ödem birikimi nedeniyle kilo alma yönündeki şikayetler bir hayli fazla olmaktadır. Hatta günlük olarak bile ödemden dolayı kiloda ciddi değişmeler gözlenebilmektedir. Bu suyun büyük bir kısmı selülitli dokularda saklandığı için selülit sorunu olan hanımların kalça ve basen bölgelerinde ödem birikmesi şikayetine daha yoğun rastlanılır. Hatta denebilir ki kalçada yağlanma veya kilolu görünümün büyük bir kısmı ödemden kaynaklanmaktadır.

Ödem Birikmesi ve Menopoz
Kadınlar menopoza girdiklerinde nerdeyse kadınların % 90 ında ateş basmaları ve kilo alma şikayetleri görülür. Bu şikayetler bu dönemin hormon düzensizlikleri neticesinde ortaya çıkmaktadır. Bu hanımlarda yaygın görülen bir diğer sorun ise kesinlikle ödem atımının vücut tarafından gereği gibi yerine getirilmemesidir. Bu nedenle menopozlu kadınlarda görülen kilo alma vakalarının en büyük sebebi ödem atımının gerçekleşememesidir.

Ödem Birikmesi ve Yüksek Tansiyon
Yüksek tansiyon rahatsızlığı olan kişilerde kanda normalden daha fazla sıvı birikmesi olduğu için ödem şişkinlikleri görülebilir. Bir çok kişi yüksek tansiyon şikayetinin olduğundan habersiz bir biçimde ödem sorununa nelerin sebep olduğunu düşünürler. Bu nedenle ödem toplamasının önemli bir nedeni olarak hipertansiyon rahatsızlığı da göz önünde bulundurulmalıdır.

Ödem söktürücü bitkisel kür ile vücuttan ödem nasıl atılır?

Kiraz sapının faydaları arasında ödem atıcı etkisi, en yaygın ve en eski çağlardan beri bilinenidir. Kiraz sapını çay halinde demleyerek sabah ve akşam günde 2 bardak içmeniz durumunda 2 haftaya kalmaz vücudunuzdaki ödem şişkinliklerinin kaybolduğunu ve 1-2 beden inceldiğinizi fark edeceksiniz. 5*6 dakika demini bırakması için beklendikten sonra kiraz yaprağı çayı tüketilebilir.

Diğer bir ödem boşaltıcı bitkisel kür ise maydanoz kürüdür. Batı ülkelerinde ödem atmak için en yaygın olarak kullanılan şifalı bitki maydanozdur. 1 bardak süt içerisine 1 bağ maydanozun suyu ilave edilerek içilir. Bu karışım kısa sürede sizlerin ödem sorununa çözüm olacaktır.

Enginar yaprağı ile ödem atıcı kür hazırlamak ta mümkündür. 1 bardak dolusu kaynamakta olan su içerisine bir kaşık dolusu kuru enginar yaprağı atılarak içilir. 5*6 dakika demini bırakması için beklendikten sonra enginar yaprağı çayı tüketilebilir.

Son olarak ödem atıcı şifalı bitkisel kürler arasında mısır püskülü çayına değinelim. Aynen kiraz sapı çayında olduğu gibi 1 bardak su içerisine 5 gram mısır püskülü ilave edilir ve bu karışım sabah akşam içilir.

Not: Yukarıdaki bitkisel kürler uygulanırken aynı anda 2 kürü karışım yaparak içebilirsiniz.

Devamını Oku