"Ruh Sağlığı ve Davranış Bozuklukları" Kategorisi

Depresyon Nasıl Olur: Depresyon Belirtileri

Hastalık Belirtileri kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 169 defa okundu

Depresyon Nasıl Olur: Depresyon Belirtileri

depresyon belirtileri

depresyon belirtileri

Depresyon ciddi ruhsal bir hastalıktır. Bu hastalık günlük yaşamın kalitesini düşüren ve çeşitli etkenler doğrultusunda farklı süreçlerde yaşanabilen ciddi bir sorundur. Depresyon sık sık yinelenebilir ve genellikle epizodik (büyük) depresyon da dahil olmak üzere çeşitli formlarda görülebilir. Majör depresyon son derece zayıflatıcı bir hastalık olup birçok temel iş ve sosyal görevleri yapamayacak durumda olmaya neden olur. Distimi depresyonun farklı bir türü olup majör depresyona göre iki daha uzun sürer ve kişisinin ruhsal durumu bu tür depresyonda çok daha fazla zarar görür.

Depresyon çeşitleri:

Yeni anne olanlarda görülen doğum sonrası depresyon

Mevsimsel duygu / durum bozukluğu (kış ya da yaz sezonunun daha uzun sürmesi halinde kişide oluşan ruhsal bozukluk)

Psikolojik sorunlar nedeni ile oluşan depresyon

Depresyon halinin oluşmasına neden olan birçok etken gözlemlenmektedir.

Depresyon nasıl anlaşılır?

– Hüzün

Ezici anlamdaki umutsuzluk hissi depresyonun önemli bir belirtisidir. Bu his çaresizlik ile birleştiğinde üzüntü kalıcı hale gelir. Bu durum depresyona girilmesinin en büyük etkenlerinden birisidir. Mutsuzluk durumu genellikle kişinin kendine gösterdiği saygının düşüklüğünü ve kötü tanımlanmış suçluluk duygusunu beraberinde getirir. Bu belirtilerden muzdarip bir kişi, kişisel güvenliği için mutlaka bir uzmandan yardım almalıdır. Ayrıca depresif kişilerde intihar düşünceleri ve hatta intihar girişimleri aşırı üzüntü nedeniyle ortaya çıkabilir. Bu mutsuzluk hali, uzun bir süre, yani iki hafta veya daha fazla süre boyunca devam ederse mutlaka doktorunuza başvurmanız gerekmektedir.

– Duygu yoksunluğu

Duygusal bozukluğa yol açan depresif bozukluğun nedeni acı bir kayıp yüzünden olabilir. Başka nedenlerden dolayı da görülebilen depresif bozukluklar duygu yoksunluğuna yol açabilir. Duygu yoksunluğu kişinin çeşitli olaylar karşısında göstermesi gereken duygu hallerini yaşayamamasıdır. Örnek vermek gerekir ise, kişinin başarılı olduğu bir konuda sevinmemesi ya da tehlikeli bir durumda korkamamasıdır. Bu depresyon halinin en tehlikeli ve geri dönüşü en zor olan belirtisidir. Kişiyi intihara sürükleyen bir belirtidir.

– Odak eksikliği

Depresyonun bir diğer belirtisi de odak eksikliğidir. Bu durum günlük yaşam kalitesini düşürmektedir. Gün içerisinde yapılması gereken ve konsantrasyon isteyen işlerin aksamasına neden olur. Sosyal hayatınızı etkilediği gibi iş ve eğitim hayatınızı da etkileyerek yapılması gerekenleri büyü ölçüde engeller. Bu tür durumlarda gerekli görülen tedavi beyin jimnastiği yöntemidir. Bu yöntem beynin çalışmasını sağlayarak eski kıvraklığına ulaşmasını hedefler. Bu hastalara en çok uygun görülen tedavi çapraz bulmaca tedavisidir. Bu tedavide sayı veya harflerin akılda tutulması ön planda olduğu için beyin gelişiminde önemli rol oynar.

– Yorgunluk

Depresyon insanı zihinsel olarak etkilediği kadar fiziksel olarak da etkiler. Depresif belirtileri yoğun olan kişiler, enerji kaybı, halsizlik ve geçmeyen yorgunluk sorunlarından şikayetçi olurlar. Bu durum ciddi bir ruh sağlığı sorunu olduğunun bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Depresif insanlar genellikle hareketsiz aktiviteleri (yatıp televizyon izlemek gibi) hareketli aktivitelere tercih eder. Ne yazık ki, bu belirtiler depresyonun daha da derinleşmesine neden olur. Aslında depresyon halinde egzersiz yaparak serotonin üretmek depresyon belirtilerinin azalmasında etkili olur. Bu yüzden depresyona giren kişiler egzersizden kaçmak ister çünkü depresyon halinde vücuttaki serotonin bastırılır.

– Ağrı

Vücut gibi akıl da depresif bozukluktan olumsuz etkilenir. Depresif insanlar sık sık vücut ağrıları ve en çok da sırt ağrılarından şikayet ederler. Bunların yanı sıra eklem ağrıları, baş ağrısı gibi rahatsızlıklar da gözlemlenmektedir. Akıl hastalıklarına sahip olan kişilerin vücut sağlıklarının da bozulmasına hormon üretiminde yaşanan bozukluklar neden olur. Bu durumda ne kadar masaj yaptırıp ağrı kesici de alsanız vücudunuzun çeşitli kısımlarında ağrılar hissedebilirsiniz. Bu durumun tek çözümü depresyon halinden kurtulmaktır.

– İştah değişiklikleri

İştah değişiklikleri ve iştah kayıpları büyük bir depresyon belirtisi olabilir. Genel olarak, depresif bir kişi ya çok fazla yemek yer ya da yeteri kadar yemek yemez. Anoreksiya Nervoza ve bulimia gibi yeme bozuklukları, depresyon ile birlikte gözlemlenebilir. Depresif kişiler, hızlı bir şekilde kilo alabilir ya da kilo verebilir. Bu gibi durumlarda bir diyetisyenle birlikte doktorunuza başvurarak diyetisyeniniz ve doktorunuzun beraber yaptığı beslenme diyetini uygulamanız gerekmektedir.

– Uyku değişiklikleri

Depresyon geçiren kişilerde iştah değişikliklerine benzer şekilde uyku düzeninde de çeşitli değişiklikler gözlemlenebilir. Bu depresyonu tetikleyen etkene bağlı olarak farklılık göstermektedir. Eğer kişi kendi hatasından dolayı bir depresyon haline girip kendini suçluyor ise bu hatadan kaçmak için çok uyuma durumu yaşayabilir. Ancak bir kişi başka birinin bir davranışı ya da yaptığı bir hata yüzünden depresyona giriyorsa ya da depresyonun etkeni kendisi ile alakalı değilse kişide uykusuzluk görülebilir. Bunun nedeni kişinin depresyona girmesine neden olan sorunu sürekli düşünmesidir. Bu uykusuzluk sorununa genelde uyku hapları ile çözüm bulunmaya çalışılır. Ancak uyku haplarındaki ağır anti-depresyon maddeleri ve uyuşturucu maddeler nedeni ile bu hapları kullanan kişilerin yaşam kaliteleri düşer ve odaklanma sorunu görülür. İş hayatında ve eğitim hayatındaki kişilerde bu odaklanma sorunu geri dönülemeyecek sonuçlara yol açabilir. Bu yüzden uyku sorunundan kurtulmak için uyku hapları kullanmak yerine depresif halden kurtulmak daha sağlık ve kesin bir çözüm olacaktır. Bu yüzden uyku sorunu çeken depresyon hastalarına, sadece uyku sorununu çözmek yerine kökten çözüm olarak depresyon hallerinin önüne geçmeleri gerektiği önerilir.

Depresyon nasıl yenilir?

Depresyon geçiren hastaların yapması gerekenler şu şekilde sıralanabilir:

– Şeker tüketimi tabii ki kişinin moralinin düzelmesinde etkilidir. Bunu çikolata ve kakao ile sağlamak yerine doğal şekerin bol bulunduğu meyvelerden sağlamak çok daha uzun süreli ve etkili biz çözüm olacaktır.

– Alkol almak bilinenin aksine olumsuz bir sonuç yaratır. Depresif bir ruh halini daha çok ağırlaştırdığı kanıtlanmıştır. Bu yüzden alkol alarak ruh sağlığınızı daha çok çıkmaza sokmak yerine moralinizi yükseltecek ve serotonin salgılamanızı sağlayacak egzersizler yapmanız daha doğru bir çözüm olacaktır.

Depresyondan çıkma yolları:

Mutlu şeyler düşünmelisiniz. Son zamanlarda yapılan bir çalışmalardan elde edilen sonuçlara göre mutlu şeyler hayal eden insanlar daha iyimser bir tavır gösterirler. Bu şekilde daha iyimser tavırlar göstermeye başlayan insanlardaki depresif ve kötü etkilerin yok olduğu gözlenmiştir. Bu yüzden stresli olduğunuz zamanlarda insanların ve dolayısıyla da gürültünün olmadığı bir ortamda gözlerinizi kapatmanız önerilir. Gözlerinizi kapattığınız zaman sizi en çok mutlu eden kişi ve durumları düşünebilirsiniz. Bu mutlu olmanızı sağlayacaktır. İstediğiniz bir tatili, bir oyunda yapmak istediklerinizi ya da sevdiğiniz bir kişiyle gezmeyi düşünerek mutlu olabilirsiniz. Tüm bu maddelerin uygulanması halinde vücudunuzda mutluluk hormonu salgılanabilir ve bu şekilde depresyondan kurtulabilirsiniz.

Depresyon nasıl geçer?

Depresyon durumunda stres ve mutsuzluk veren durumlardan uzak durulmalıdır. Beslenme düzeninde sağlıklı gıdalara yer verilmeli ve düzenli olarak egzersiz yapılmalıdır. Egzersiz yapılması kan akışını artırır ve kişinin kendini daha iyi hissetmesini sağlar. Depresyona iyi gelen bitkiler ve depresyona iyi gelen yiyecekler beslenme düzeninde bulunmalıdır.

Depresyondan kurtulmanın yolları arasında bitkisel ve doğal çözümler de vardır. Ancak depresyon şiddetli bir şekilde yaşanıyorsa mutlaka bir doktora gidilmesi önerilir.

Devamını Oku

Panik Bozukluğu Nasıl Olur: Panik Bozukluk Nedenleri

Ruh Sağlığı ve Davranış Bozuklukları kategorisine 20 Kasım, 2016 tarihinde eklendi, 133 defa okundu

Panik Bozukluğu Nasıl Olur: Panik Bozukluk Nedenleri

panik bozukluk nedenleri

panik bozukluk nedenleri

Panik bozukluğunun sebepleri nedir?

Panik bozukluğu, panik atak ve korkuyla ortaya çıkan bir sağlık sorunudur. Aniden ortaya çıkarken hiçbir belirti göstermeyebilir. Bazı durumlarda ise nefes almada zorluk ve terleme gibi fiziksel belirtiler görülebilir. Çoğu insanda hayatta en az iki kez panik atak yaşanabilir. Amerika Psikolojik Derneği (APA) her 75 kişiden birinde panik bozukluğu olduğunu bildirmiştir. Panik bozukluğu şiddeti ölçeği atağın kişide yarattığı etkiye bağlıdır.

Panik bozukluğu neden olur?

Panik bozukluğunun nedenleri tam olarak belli değildir. Araştırmalar, panik bozukluğunun genetikle bağlantılı olduğunu göstermektedir. Genellikle panik bozukluğu insan hayatının geçiş dönemlerinde ortaya çıkar. Üniversiteyi kazanmak, başka bir şehre taşınmak ve evlenmek gibi durumlar panik bozukluğuna neden olabilir.

Panik atak kimlerde görülür?

Panik bozukluğu nedenleri açıkça anlaşılır değildir, ancak hastalık hakkında bazı risk gruplarında daha risklidir. Özellikle kadınlarda ve psikolojik sorun yaşayan insanlarda daha sık rastlanılır.

Panik bozukluk belirtileri nelerdir?

Panik bozukluğu belirtileri genellikle 25 yaşın altındaki gençler ve genç yetişkinlerde görünmeye başlar. Panik atak, aniden, genellikle hiçbir uyarı göstermeden başlayan bir durumdur. Bu atak yaklaşık 10 ila 20 dakika kadar sürebilir. Belirtiler herkese göre farklılık göstermektedir. Başlıca belirtiler şunlardır:

– Kalp atışı veya çarpıntısı

– Nefes darlığı

– Baş dönmesi (vertigo)

– Mide bulantısı

– Terleme veya titreme

– Ruh halinde ani değişiklikler

– El ve ayaklarda uyuşma veya karıncalanma

– Göğüs ağrısı veya göğüste sıkışma

– Ölmekten korkmak

Genellikle, belirtiler stres ve korkunun yaşandığı anlarda ortaya çıkar.

Panik bozukluk testi nasıl yapılır?

Panik atak belirtileri yaşanıyorsa büyük olasılıkla il atakta sağlık kuruluşuna başvurulmuştur. Çünkü panik atak geçiren insanların büyük çoğunluğu belirtileri anlamayarak kalp krizi geçirdiklerini sanırlar. Acil servis doktoru belirtilerin kalp krizi belirtileri olup olmadığını anlamak için birkaç test yapacaktır. Kan testleri ve elektrokardiyogram (EKG) çekilerek kalp fonksiyonları kontrol edilebilir. Doktor ruh sağlığı muayenesi ile panik atak belirtilerinin detaylarını öğrenecektir ve tanıyı bu şekilde koyacaktır.

Panik bozukluk tedavisi nasıl olur?

Panik bozukluğu tedavisi için yapılan yöntem belirtilerin ortadan kaldırılmasıdır. Genellikle ilaç tedavisi ve bilişsel davranış terapisi (CBT) önerilir. Bu terapi ile düşünce ve eylemler değiştirilerek atak anlarında oluşan korku engellenmeye çalışılır. Panik bozukluğu tedavisinde kullanılan ilaçlar selektif serotonin inhibitörleri (SSRI) ve antidepresan gibi sakinleştirici ilaçlardır. Panik bozukluğu için reçete edilen ilaçlarda bulunan başlıca maddeler şunlardır:

– Fluoksetin

– Paroksetin

– Sertralin

Bazı durumlarda ise panik bozukluğu tedavisinde kullanılan diğer ilaçlar şunlardır:

– Norepinefrin serotonin geri alım inhibitörleri (SNRIs) ve başka bir sınıf antidepresan

antiseizure ilaçları

– Benzodiazepinler (sakinleştirici kullanılan) diazepam veya klonazepam gibi

– Monoamin oksidaz inhibitörler (ciddi yan etkilere neden olabilir bu nedenle bu tür ilaçların daha seyrek kullanılmadı gerekmektedir)

Bu tedavilerin yanı sıra panik bozukluğu semptomlarını azaltmak için gerçekleştirilebilecek bazı adımlar şunlardır:

– Vücudun genel sağlığına dikkat etmek

– Düzeli egzersiz yapmak

– Düzenli uyku ile uykuyu iyi almak

– Kafein içeren tüm uyarıcı içeceklerden kaçınmak

Panik bozukluğu nasıl yenerim?

Panik bozukluğu genellikle tedavi etmesi zor ve kronik (uzun vadeli) bir durumdur. Bazı insanlar tedavilere yanıt vermeyebilir. Bu durumda daha etkili tedaviler ve ilaçlar kullanılacaktır.

Panik bozukluğu nasıl önlenebilir?

Panik bozukluğunu engellemek mümkün olabilir. Ancak bunun için alkol ve çay gibi kafein içeren uyarıcılardan kaçınmak gerekir. Ayrıca korkuları yenmek için kişisel gelişime yönelik kitaplar okunabilir ve eğitimler alınabilir. Günümüzde doktor tedavisi ve alternatif tedaviler ile panik bozukluktan kurtulanlar oldukça fazla sayıdadır. Ancak belirtiler görüldüğünde mutlaka bir doktora gidilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Devamını Oku

Şizofreni Nedir Belirtileri Nelerdir: Şizofreninin Belirtileri

Hastalık Belirtileri kategorisine 20 Kasım, 2016 tarihinde eklendi, 43 defa okundu

Şizofreni Nedir Belirtileri Nelerdir: Şizofreninin Belirtileri

şizofreni tedavisi

şizofreninin belirtileri

Şizofreni nasıl bir hastalıktır?

Şizofreni hayatı ciddi şekilde etkileyen ruhsal bir hastalıktır. Hastalığın karakteristik özellikleri sanrılar, halüsinasyonlar ve sosyal ilişkilerde iletişim zorlukları yaşamaktır.

Şizofreni belirtileri nelerdir?

Şizofreni belirtileri iki şekilde kategorize edilir:

– Pozitif belirtiler: Sanrılar, halüsinasyonlar, dağınık konuşma ve son derece düzensiz veya katatonik davranış gibi normal işlevlerin etkilendiği davranışlardır.
– Negatif belirtiler: Azalmış hareketler, sınırlı ifadeler, sınırlı verimli düşünceler ve konuşmalardır.

Şizofreni çeşitleri ve belirtileri?

Paranoyak şizofreni

Paranoyak şizofreni hayaller veya işitsel halüsinasyonları içerir. Sanrılar genellikle tek bir tema etrafında döner, örneğin; zulüm, kıskançlık, din vb. gibi. En yaygın görülen durumlar ise şunlardır:

– Anksiyete
– Öfke
– Uzak ya da tartışmacı davranış

Şiddet ya da intihar eğilimi görülebilir.

Dağınık şizofreni

Dağınık şizofreni, eski adıyla hebephrenic, konuşma ve davranış içinde dağınıklığı içerir. Bu bir kişinin konu dışı konuşması veya sorulara alakasız ve ilgisiz yanıtlar vermesi anlamına gelir. Kişinin yemek hazırlama, duş alma ve soyunma gibi günlük faaliyetleri gerçekleştirmesi bile zorlaşabilir. Dağınık şizofrenide hasta genellikle düz bir ifade ile konuşur ve sosyal ortamlarda uygunsuz davranışlar sergileyebilir.

Katatonik şizofreni

Katatonik şizofreni aşırı hareketsizlik ve yanıt vermeme durumudur. Bazı durumlarda başkalarının ya da hayvanların davranışlarının taklit edildiği de görülmüştür. Belirtiler psikomotor bozukluklar, hareketsizlik, konuşmamak veya emir ve talimatların reddedilmesi gibi kendini gösterebilir. Kişi, zaman zaman, bir uyuşukluk içinde görünebilir. Katatonik şizofren hastaları sık sık başkasının söylediği şeyler ve yaptığı eylemleri tekrar ederler.

Farklılaşmamış şizofreni

Farklılaşmış şizofreni en az rastlanan türdür. Kişi konuşmalara olumsuz tepkiler göstererek açıklanamayan inançlara sahip olabilir. Farklılaşmamış şizofreni, bir kişinin farklı türdeki şizofreni belirtileri göstermesi durumunda kullanılan bir sınıflandırmadır.

Çocuklar ve yetişkinlerde şizofreni

Çocuk başlangıçlı şizofreni genellikle 5 yaşından sonra görünür ve yaşla birlikte bir gelişime girer. Çocukluk döneminde şizofreniyi teşhis etmek otizm gibi hastalıkların belirtilerine benzer belirtiler ortaya çıkacağı için oldukça zorlaşabilir. Yetişkinlerde, şizofreni belirtileri ise genellikle 45 yaşından önce görünmeye başlar. Kadınlarda 20’li ve 30’lu yaşlarda görülen şizofreni belirtileri erkekler genel olarak 20’li yaşlarda başlar.

Şizofreninin nedenleri ve risk faktörleri

Şizofreninin başlıca risk faktörleri şunlardır:

– Genetik faktörler
– Rahim enfeksiyonu sırasında
– Erken çocukluk döneminde geçirilen ciddi enfeksiyon durumlarında
– Sosyal ve psikolojik faktörler

Şizofreni testi ve şizofreni teşhisi

Şizofreni tanısı için tıbbi testler uygulanmaz. Ancak bilgisayarlı tomografi (BT) gibi tarama testleri diğer beyin hastalıklarına dair şüpheleri yok etmek için kullanılabilir. Psikiyatristler veya psikologlar genelde son tanıyı şizofreni hastasının aile veya arkadaşları tarafından verilen bilgilere göre yaparlar.

Bu bilgiler şunları içerir:

– Belirtilerin ne zamandan itibaren başladığı
– Kişinin işlev değişikliklerinin düzeyi
– Gelişimsel arka plan
– Tıbbi geçmişi
– Ailede şizofreni durumu
– İlaçlara verilen yanıtlar

Şizofreni tedavisi nasıl yapılır?

Şizofreni tekrarlanan atakların önlenmesi için ömür boyu tedavi gerektirir. Belirtiler şiddetlendiği dönemlerde kişi hastanede gözetim altında tedavi edilir. İlaç tedavisi ile hastalığın belirtileri en aza indirgenmeye çalışılır. Şizofrenide en sık kullanılan reçeteli ilaçlar şunlardır:

– Aripiprazol (Abilify)-gençler için onaylı
– Klozapin (Clozaril)
– Olanzapin (Zyprexa)
– Paliperidone (Invega)
– Ketiapin (Topamax)
– Gençler için onaylanmış risperidon (Risperdal)
– Ziprasidone (Geodon)

Şizofreni tedavisinde en son gelişmeler oldukça umut vaat edicidir. Yapılan çalışmalarda tedavi için alternatif ilaç tedavileri geliştirilmeye başlanmaktadır.

Şizofreni ile yaşamak

İlaçlar hastalığın belirtilerini azaltsa da şizofreni ile yaşamak oldukça zordur. Birçok şizofren hastası rehabilitasyon veya terapi yardımı alarak hastalığın belirtilerini azaltmaktadır.

Şizofreni genetik midir?

Şizofreni dış etkenlerin tetiklemesi ile ortaya çıksa da genetik faktörlere bağlı olduğu da üzerinde çalışılan konular arasındadır. Ancak hastalığın oluşumu için genetik faktörler tek başına yeterli olmaz.

Şizofreni atağı ve şizofreni atakları ilaç kullanımına devam edilse de bazı zamanlarda şiddetlenebilir. Ayrıca şizofreni ve intihar arasında da çoğu vakada görüldüğü gibi bir bağlantı oluşabilir. Şizofreni hastalarının mutlaka kontrol altında tutulması gerekir. Hastalığın hafiflediği dönemlerde bile doktor muayenesine gidilmeli, kontroller dikkate alınmalıdır.

Devamını Oku

Stres Nasıl Geçer: Stresi Yönetmenin Yolları

Kişisel Sağlık Sorunları kategorisine 20 Kasım, 2016 tarihinde eklendi, 51 defa okundu

Stres Nasıl Geçer: Stresi Yönetmenin Yolları

stresi yönetmenin yolları

stresi yönetmenin yolları

Stresle başa çıkmanın yolları:

Stres, vücudun belirli durumlara verdiği bir çeşit zihinsel yanıttır. Aynı zamanda stres oldukça öznel bir durumdur; nedeni kişiden kişiye göre değişiklik gösterir. Örneğin toplum içinde konuşma bir kişiye göre stres nedeniyken bir başkasına göre yalnız kalmak stresin nedeni olabilir. Stres, fiziksel sağlığı, ruh sağlığını ve davranışları etkileyebilir. Stresi yaratan uyaranlara yanıt olarak, vücudun kendi biyolojik yanıtı verilir. Kalp hızı artar, beyin daha hızlı çalışır ve ani enerji patlamaları olabilir. Stres yönetimi öğrenilerek hayatın her alanında oluşabilecek stres nedenlerine karşı önlem alınabilir. Stresin etkileri en aza indirilmelidir.

Stres her zaman kötü bir neden bağlı değildir. Stres her zaman kötü ya da sıkıntılı olaylar karşısında gelişmez. Genel olarak kazalar, kötü giden iş hayatı ya da duygusal sıkıntılar ile birlikte ortaya çıkan stres geçici bir durumdur. Bazen evlilik ya da hamile kalmak gibi güzel olaylar da stresin oluşmasına neden olabilir. Stresli anlar geçtiğinde nabız yavaşlar, kasları serbest kalır ve solunum normale döner. Bazı durumlarda stres devamlılık kazanarak kronikleşebilir. Kronik stres ise bazı ciddi fiziksel sağlık sorunlarına neden olabilir. Stresin farklı türleri bulunmaktadır.

Stres türleri nelerdir?

– Akut stres

Akut stres vücudun bir olay ya da talep karşısında anında verdiği tepkidir. Bir araba kazasında ya da yapılan ciddi hatalar ile ortaya çıkabilir. Akut stres her zaman negatif olayların neden olduğu bir durum değildir. Bazen yeni deneyimler de akut strese neden olabilir. Mesela yeni bir şehre taşınmak, yeni bir işe başlamak ya da evlenmek gibi olaylar stres oluşmasına neden olur. Akut stres genellikle izole ve geçici bir durum olduğu için genel sağlığı etkilemez. Bazı durumlarsa ise akut stres kronik strese dönüşerek daha ciddi bir durum yaratabilir.

– Kronik stres

Akut stres geçmediğinde ve artmaya başladığında ya da uzun bir süre devam ettiğinde kronik stres oluşur. Stres bu durumda tüm sağlığı etkileyen bir hal alabilir. Tüm fiziksel hastaların tetiklenmesine neden olan stres ciddi ve hayati rahatsızlıklara neden olabilir. Stres özellikle kalp hastalığı, kanser, akciğer hastalığı, kazalar, siroz, karaciğer ve intihar gibi birçok ciddi hastalığı tetikler. Kronik stresten şikayetçi olan kişiler mutlaka bir psikoloğa başvurarak stresi yenmenin yollarını öğrenmelidir. Aksi takdirde ileride ciddi fiziksel rahatsızlıklar ile karşılaşılabilir.

Stres yönetimi nasıl uygulanır: Stresten kurtulma yolları

Stresten hemen kurtulmak mümkün değildir. Fakat stresli durumları konrtol etmeyi öğrenmek bu süreçlerin daha kolay geçmesini sağlar. Stres bazı durumlarda sağlıklı bile olabilir. Hayatta bazen kötü ve gerin anlar iyi anların oluşmasını sağlar. Bu nedenle stresi tamamen yok edemesek de stres yaratan olaylar karşısında kontrol sahibi olunmalıdır. Negatif durumların aşılacağını bilerek güçlü olmaya çalışılmalıdır. Stres geçici bir durum olsa da bazen çok uzun sürebilir. Çok uzun süren stres durumları ise bazı psikolojik rahatsızlıkların tetiklenmesine neden olabilir. Bu nedenle stres kontrolünde zorluk yaşanıyorsa mutlaka bir doktora başvurulmalıdır. Ayrıca stres anksiyeteye dönüştüyse ya da diğer psikolojik hastalıkların belirtileri görülmeye başlandıysa doktora gitmek için vakit kaybetmemekte yarar olacaktır. Stresten kurtulmak için kendi kendinize yapabileceğiniz bazı yöntemler de vardır. Mesela meditasyon, yoga ve nefes egzersizleri gibi rahatlamaya yönelik öğretiler uygulanabilir. Bunların dışında sevilen hobilere zaman ayrılması, aile ve arkadaşlarla stresi oluşturan unsurlar üzerinde konuşulması ve çözüm hakkında fikir alınması da stresi yenmede yardımcı olabilir. Stres belirtileri yaşıyorsanız stres yönetimini öğrenmek için önce kendinizi tanımalı sonra bir psikoloğa başvurmalısınız.

Strese ne iyi gelir?

Stres için doğal yöntemler de uygulanabilir. Stres için nefes egzersizleri oldukça etkili bir çözüm olacaktır. Bu egzersizler kişinin kaygı düzeylerini düşürür. Ayrıca strese iyi gelen bitki çayları da tüketilebilir. Stres topu gibi stres azaltıcı yöntemler de izlenebilir.

Devamını Oku

Depresyon Nasıl Anlaşılır: Depresyonun Belirtileri

Hastalık Belirtileri kategorisine 20 Kasım, 2016 tarihinde eklendi, 100 defa okundu

Depresyon Nasıl Anlaşılır: Depresyonun Belirtileri

depresyonun belirtileri

depresyonun belirtileri

Depresyon nasıl olur?

Depresyon durumu psikolojik olarak hissedilen ve insanda iç daralması yaratan bir durumdur. Ancak, klinik depresyonda kişiler üzerinde bazı duygu bozukluklarının kalıcı bir şekilde oluşması da söz konusudur: üzüntü, umutsuzluk, değersizlik gibi duyguları kalıcı olarak kafasına kazıyan insanlar klinik depresyondan muzdarip demektir. Zaman zaman hissedilen aşağılık duygusu hayatın normal ve değerli olduğunu anlamayı zor kılabilir. Herkesin hayatında üzücü olaylar mutlaka yaşanır ve insanlar bu olaylara fark etmeden de olsa duygusal yanıtlar vermektedir. Ancak bazı kişilerde bazen üst üste yaşanan duygusal açıdan aşırı yüklü sorunlar veya başka faktörler nedeniyle aşağılık duygusu kalıcı bir hal alabilir. Bu durumda kişi kendini sürekli işe yaramaz biri gibi görür ve hayatın çok boş olduğu düşüncesini aklından çıkaramaz. Yaptığı her şeyin anlamı kaybolur ve sürekli canı sıkılarak kendini çıkmaza sürükler. İşte bu duruma “depresyon” denir.
İnsanlar depresyonu farklı şekillerde deneyimler. Bir kişinin günlük sorumlulukları o kişinin sosyal ilişkilerini sık sık engelleyebilir. Bu durumda da kişi depresyon haline bürünebilir. Depresyon neyse ki çözülebilen bir sorundur. Çünkü çözülmemesi halinde belli bir süreç içerisinde kişiye çok fazla zarar verebilir.

Depresyon çeşitleri

Depresyon belirtileri hemen hemen aynı olsa da farklı nedenler ile oluştuğu için çeşitleri vardır. Duygu durum bozukluğu olarak nitelendirilebilen depresyon, insanları etkileme şekillerine göre çok farklı türde sıralandırılabilir. Kişinin ne tür bir tıbbi tedavi alması gerektiği büyük ölçüde kişinin depresyon türü belirleyecektir. Ayrıca diğer duygu ve durum bozuklukları da depresyon belirtilerinin oluşmasına neden olabilir. Teşhis ve istatistiklere göre en çok görülen ve insanları en çok etkileyen depresyon türleri major depresif bozukluk ve dysthymia olarak adlandırılır.

Major depresif bozukluk:

Majör depresyon grubu hüzün, boşlukta hissetme ve umutsuzluk duygularını en az iki hafta boyunca sabit bir şekilde hissetme durumudur. Bir zamanlar yapılmasından keyif alınan şeylere sonradan duyduğunuz isteksizlik de major depresif olarak adlandırılabilir. Major depresif bozukluk kişinin sağlık, refah ve yaşamını ciddi anlamda etkileyebilen zayıflatıcı bir hastalıktır.
Birçok kişi bu duygu / durum bozukluğunu tanımlamak için “depresyon” kelimesini kullansa da, tıp uzmanları terim olarak kullanmak için “major depresif bozukluk” veya “majör depresyon” kullanmayı tercih ediyorlar. Depresyon için de major depresif için de mutlaka bir doktor yardımı almanızda fayda vardır. Major depresif bozukluk da genellikle “klinik depresyon.” olarak da bilinir.

Bazı durumlarda,major depresif bozukluğun belirtilerinin farklılık göstermesi ile alışıla gelmişin dışında, çok daha farklı tepkilerle depresyon geçirme süreçleri gözlemlenir. Bu durum çevre şartlarının etkisiyle veya yaşanan bir olayla da gerçekleşebilir. Normal depresyon belirtilerinden farklı ve tuhaf olan bu durumda tıp uzmanları major depresyonu 5 alt gruba ayırır:

1-) Atipik depresyon:

Genel majör depresyon grubundaki durumdan farklı olarak bu depresyon tipinde ruhsal aktiviteler de mevcuttur. Diğer bir deyişle her haber ve olayın yüksek duygusal tepki ile karşılanarak abartılması söz konusudur. Bazı ruh sağlığı uzmanları atipik depresyonun, bipolar bozukluk da denen cyclothymia adıyla bilinen ruhsal bozukluğun daha hafif biçimi olabileceğine inanıyorlar.

2-) Doğum sonrası depresyon:

Doğum sonrası depresyon hali kadınlarda doğumdan sonra oluşan şiddetli bir depresyon türüdür. “Bebek stresi” olarak da bilinen bu durum, dalgalanan hormonlar nedeniyle gerçekleştiği için normal depresyondan farklıdır. Semptomlar arasında iştah kaybı, değersizlik, huzursuzluk veya hatta paranoya duyguları bile bulunmaktadır ve bu durum kişiyi normalde biraz daha fazla rahatsız ederek sosyal hayatını engelleyebilir. Genelde doğumdan kısa bir süre sonra görülse de bazen bu süreç 1 yıla kadar sarkabilir. Ancak 1 yıldan sonra bu durum gözlenmez.

3-)Mevsimsel duygu/durum bozukluğu:

İnsanlardaki mevsimsel duygu/durum bozukluğu (SAD) her yıl geç gelen sonbahar ya da erken gelen kış nedeniyle ani değişim gösteren güneş ışığı yüzünden oluşan bir ruhsal bozukluktur. Belirtileri; üzüntü, sosyal hayatta geri çekilme, endişe, umutsuzluk ve yorgunluk gibi belirtilerdir. En çok kış aylarında görülen bu depresyon türü kış geçene kadar bile devam edebilir. Havanın bozukluğu ve kararması nedeniyle kış boyunca devam edebilen bu depresif halin belirtileri kışın bitmesiyle kendiliğinden geçecektir.

4-) Melankolik depresyon

Genellikle melankolik depresyondan muzdarip insanlar şiddetli anhedonia (normalde zevk alınan şeylerden artık zevk alamama), önemli kilo kaybı, psikomotor ajitasyon ve suçluluk deneyimi belirtilerini yaşarlar. Sabah uyanmak istemezler ve çoğunlukla ölmek istediklerini söylerler. Bu yüzden bu tür depresyon içerisinde olan kişilere dikkat edilmelidir. Bu kişilerin yaptıkları gözlem altında olmalıdır.

5-)Katatonik depresyon

Bu depresyon türü belki de majör depresyonun alt türleri arasında en nadir görülen türdür. Katatonik depresifler ani hareketler içeren psikomotor bozukluklar içerebilir. Bu kişiler acı çekmekten zevk alabilirler ya da tam tersine her şeyden aşırı fazla korkabilirler.

Dysthymia

Genellikle major depresyondan daha az veya daha hafif belirtileri olmasına rağmen daha uzun sürer. Bu yüzden dysthymia çok daha ciddi bir rahatsızlıktır. Major depresyon belirtileri ile birlikte düşük benlik saygısı, umutsuzluk, konsantrasyon bozukluğu, iştah kaybı veya aşırı yemek yeme, uykusuzluk veya aşırı uyumak, kararsızlık veya enerji eksikliği gibi belirtilerin de görüldüğü bu rahatsızlık ortalama olarak 2-3 yıl kadar sürmektedir. Bu yüzden çok ciddi bir hastalıktır.

Bazı durumlar hastaların depresif hal belirtileri ile karakterizedir, ancak majör depresyon, dysthymia veya başka bir duygu / durum bozukluğu kategorisi içine sığmayan bir bozukluk da gözlemlenebilir.

Depresif bozukluğun farklı yaşanan bazı tüleri:

– Küçük depresif bozukluk:

Bazen “minör depresyon” olarak da adlandırılan küçük depresif bozukluk iki hafta içerisinde en az iki depresyon belirtisi görülmesi ile oluşan depresif bozukluk halidir.

– Tekrarlayan kısa depresyon:

Depresif bozuklukların bu türü ise 1 yıl içerisinde her ayın birkaç günün görülen en az 2 depresyon belirtisini taşıyan bir türdür. Her ay çoğunlukla aynı zamanlarda ortaya çıkan bu tür yıl içerisinde sürekli kendini tekrarlamış olur.

– Depresif duygu bozuklukları ile uyum sağlayamama durumu:

Bazen, bir tek olay veya tetikleyici bu depresyon türünün etken faktörü olarak kabul edilebilir. Düşük bir ruh hali ile beraber yoğun psikolojik karmaşa da tetikleyici görev görebilir. Oluşan depresif halin belirtilerine vücut uyum sağlayamayabilir. Belirtilerin vücutla zıt düşmesi halinde psikolojik olarak bir boşluğa düşebilirsiniz. Doktora başvuran hastaların çoğunda görülen tür bu türdür.

Duygu / durum bozukluklarına neden olan depresyon belirtileri nelerdir?

Duygu / durum bozuklukları, depresyon belirtileri ile ortaya çıkabilir fakat bu durum depresyon olmasını zorunlu kılmaz. Bu yüzden duygu / durum bozuklukları tedavisi depresyon tedavisinden daha farklı olabilir. Ya da bazı durumlarda depresyon haline girilmeden önce görülen duygu / durum bozuklukları ile depresyona girmeden önce tıbbi yardım alabilirsiniz.

Depresyon geçicimidir?

Depresyon geçici bir duygudurum bozukluğudur. Ancak tedavi edilmediğinde diğer psikolojik rahatsızlıkların tetiklenmesine neden olabilir.

Depresyondan nasıl çıkılır?

Depresyondan kurtulmak için ilk olarak sosyal yaşam ile bağın kesilmemesi gerekir. Arkadaş sohbetlerine ve zevk alınan hobilere yönelmek yerinde olacaktır. Depresyon aşamaları ilerlemeden durum daha kolay kontrol altına alınır. Depresyon için genellikle depresyon ilaçları kullanılır. Ancak bu ilaçlar daha önce kullanılmış olsa bile yeni depresyon hallerinde doktora danışılmadan kullanılmamalıdır. Ayrıca beslenme düzenine dikkat edilmeli; depresyona iyi gelen yiyecekler mutlaka beslenme düzenine eklenmelidir.

Devamını Oku

Saldırgan Davranışlar Nelerdir: Saldırgan Davranışların Nedenleri

Ruh Sağlığı ve Davranış Bozuklukları kategorisine 20 Kasım, 2016 tarihinde eklendi, 71 defa okundu

Saldırgan Davranışlar Nelerdir: Saldırgan Davranışların Nedenleri

saldırgan davranışların nedenleri

saldırgan davranışların nedenleri

Saldırgan davranışlar fiziksel ya da duygusal zararlara neden olurken kişinin sosyal hayatını da tehdit eden durumlara yol açabilir. Genel olarak saldırgan davranışlar sergileyen insanlar sinirli, düşüncesiz ve huzursuz olma eğilimindedirler. Saldırgan davranışlar kasıtlı ya da kasıtlı olmadan yapılabilir. Fakat bu davranış türü sosyal normları ihlal ederken aynı zamanda insan ilişkilerinde arızalara neden olabilir. Duygusal problemler saldırgan davranışların görülmesinde en yaygın olarak görülen nedenler arasındadır. Ara sıra olan duygu patlamaları ya da saldırgan tavırlar normal sayılabilir. Fakat saldırgan davranışların sık sık olması durumun kronikleşmesine neden olarak tehlikeli durumların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilir. Genel olarak, saldırgan davranışlar, davranış kontrolünde bir yetersizliklerden kaynaklanır. Saldırgan davranış, reaktif veya misilleme olarak gerçekleştirebilir. Aynı zamanda karşıdaki kişiyi kışkırtmak için bir girişim proaktif olarak gerçekleştirilebilir. Saldırgan davranışları anlamanın yolu altta yatan nedeni anlamaktan geçer. Saldırgan davranışlarla baş edilmesi gerekir. Aksi halde kişinin ve çevresindekilerin hayatı olumsuz etkilenir.

Saldırganlık nedenleri:

Saldırgan davranışları oluşumu çeşitli faktörlere dayanabilir:

– Aile yapısı
– Başkalarıyla ilişkiler
– İş veya okul ortamı
– Toplumsal ya da sosyo-ekonomik faktörler
– Bireysel özellikler
– Sağlık koşulları
– Psikiyatrik sorunlar
– Yaşam deneyimleri

Saldırgan davranışlar çevresel midir biyolojik midir?

Saldırgan davranışlar hem çevresel hem de biyolojik etkenler nedeni ile oluşabilir. Genellikle biyolojik etmenler çevresel faktörler tarafından tetiklenir.

Saldırgan çocuğun nedenleri:

Çocuklarda saldırganlık genellikle kötü ebeveynlik, biyolojik faktörler veya akrabalık ilişkileri eksikliğinin bir yan etkisi olarak ortaya çıkar. Birçok vakada çocukların maruz kaldıkları saldırgan davranışları ve şiddeti taklit ettikleri görülmüştür. Çocuklarda saldırganlık belirtileri anne baba ve öğretmenler tarafından kolayca anlaşılabilir. Fakat saldırgan davranışlar görmezden gelindiğinde çocuk psikolojisi bunu ödül olarak algılar ve saldırgan davranışlar konusunda çocuk daha çok teşvik edilmiş olunur. Bazı çocuklarda, saldırgan davranış bozukluğu bipolar manik aşamasının bir sonucudur. Bu aynı zamanda sinirlilik ve depresyon gibi nedenlere bağlı olabilir. Bazı durumlarda çocuklar saldırganlık korku ve şüphe nedeniyle de oluşmaktadır. Saldırgan davranışlar özellikle şizofreni, paranoya veya diğer psikotik koşullar var olduğunda daha sık görülür. Saldırganlık aynı zamanda hayal kırıklığı duygusu ile başa çıkmak için ya da yetersizlik hissini yok edebilmek için ortaya çıkabilir. Bu koşullar daha çok otistik spektrum ya da zeka geriliği olan çocuklarda daha yaygındır. Çocuklarda dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ile diğer yıkıcı bozukluklar, anlama ya da düşünmeden hareket etme eksikliği gibi durumlar da agresif davranışların ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu durum özellikle sosyal hayatın bozulmasına neden olabilir. Saldırgan çocuğun tedavisi için mutlaka bir pedagog ile görüşülmelidir.

Saldırganlık nasıl önlenir?

Saldırganlığın kontrol altına alınması için mutlaka bir psikoloğa danışılmalıdır.

Yetişkinlerde saldırganlık

Yetişkinlerde saldırganlık, olumsuz yaşam deneyimleri ya da akıl hastalığı nedeni ile gelişebilir. Bazı durumlarda depresyon, anksiyete veya post-travmatik stres bozukluğu (TSSB) gibi hastalıklara sahip insanlarda agresif davranışlar gelişebilir. Eğer saldırganlığın altında yatan bir tıbbi ya da duygusal bozukluk yoksa neden genellikle hayal kırıklığıdır.

Saldırgan davranışlar nasıl tedavi edilir?

Saldırgan davranışların tedavi edilmesi için öncelikle kişinin bu davranışları sergileme nedeni bulunmalıdır. Genellikle saldırgan davranışları azaltmak için en yaygın tedavi şekli psikoterapidir. Bilişsel davranışları olan bir kişi kendi davranışını denetlemeyi öğrenir. Saldırgan davranışlarla başa çıkma becerileri geliştirilmelidir. Ayrıca saldırgan davranışlarla başa çıkma mekanizmaları ve davranışsal sonuçların değerlendirme yeteneğini geliştirmede terapiler yardımcı olabilir. Konuşma terapisi, saldırgan davranışların nedeninin anlaşılmasından oldukça yararlıdır. Bu terapiler aynı zamanda duyguların düzenlenmesini sağlarken tetikleyicilerin tanımlanmasını sağlar ve bu tetikleyiciler ile başa çıkma yöntemleri geliştirilir.

Saldırgan davranışlar sergilemek kronikleştiğinde sosyal hayatı olumsuz etkiler. Kişide diğer psikolojik hastalıkların oluşma olasılığını da artırır. Bu nedenle özellikle çocuk yaşta görülen saldırgan davranışlar mutlaka tedavi edilmelidir. Yetişkinler de ise durum biraz daha farklı olacağından ilaç tedavisi gerekebilir.

Devamını Oku

Panik Atak Nasıl Anlaşılır: Panik Atağın Belirtileri

Hastalık Belirtileri kategorisine 16 Ekim, 2016 tarihinde eklendi, 317 defa okundu

Panik Atak Nasıl Anlaşılır: Panik Atağın Belirtileri

panik bozukluğunun belirtileri

panik atağın belirtileri

Panik atak nasıl başlar?

Panik bozukluğu, panik atak ve korkuyla birlikte oluşan bir rahatsızlıktır. Panik atak nöbeti anidir, hiçbir belirgin nedeni yoktur. Kendinizi tehlike altında hissettiğiniz zamanlarda panik atak yaşıyorsanız, zorluklarla nefes alma ve ani aşırı terleme gibi bir takım kalp rahatsızlığı ve fiziksel belirtilerle de karşılaşabilirsiniz.

Çoğu insan hayatı boyunca mutlaka en az iki panik atak deneyimi yaşamıştır. Amerikan Psikoloji Derneği (APA) dünyadaki her 75 kişiden birinde panik bozukluğu (APA, 2012) olduğunu bildirmiştir. Daha önceden sık sık panik atak nöbetleri geçiren birinde bu nöbetler korku içerdiği için panik bozukluğu tetikleyen bir faktör haline gelmektedir.

Bu bozukluk belirtileri tamamen ezici ve korkutucu bir hal almış olsa da, yönetilmiş bir tedavi geliştirilmiştir. Tedavi görenlerin belirtileri azalır ve böylece panik bozukluğunun düşmesine neden olduğu hayat kalitenizde artış gözlemlenir.

Panik atak neden olur?

Panik bozukluğu nedenleri açıkça anlaşılır değildir. Araştırmalara göre; bu panik bozukluğu genetik olarak da vücutta görülebilmektedir. Panik bozukluğu da hayatında meydana gelen önemli geçişleri ile ilişkilidir. Evleniyor olmanız, Üniversite terk etmeniz ya da ilk çocuğunuzun doğacağı zaman siz kendinize stres oluşturabilir ve yol panik bozukluğu gelişimi için tüm önemli yaşam geçişleri mevcuttur.

Panik atak kimlerde görülür?

Panik bozukluğu nedenleri açıkça anlaşılır değildir, ancak hastalığı hakkında bilgi verildiği zaman bazı bilgileri birleştirerek panik bozukluk olduğunu anlayabiliniyor. Özellikle kadınlar iki kez ulusal sağlık Enstitüleri göre (NIH, 2012) durumu geliştirmek için adam muhtemel.

Panik atak belirtileri nelerdir?

Panik bozukluğu belirtileri genellikle 25 yaşın altındaki gençlerde ve genç yetişkinlerde görünmeye başlar.

Panik atak, aniden, yani genellikle hiçbir uyarı olmadan başlar ve yoğun bir korku üretir. Bir panik atak atağı geçiren kişi genellikle en az 10-20 dakika kadar tam olarak kendine gelebilmektedir, Ama aşırı durumlarda, belirtiler bir saat sürebilir. Herkes için farklı bir deneyimdir ve belirtiler sık sık değişir.

Panik atak ile ilişkili ortak belirtiler şunlardır:
– Kalp atışı veya çarpıntısı yarış
– Nefes darlığı
-Baş Dönmesi (vertigo)
– Bulantı
– Terleme veya titreme
– Uyuşmuş veya karıncalanmış el veya ayak
– Göğüs ağrısı veya darlık
– Ölebileceğin korkusu.

Panik atak belirtileri genelde belli bir sebebi olmadan gerçekleşecektir. Genellikle, belirtiler, korku veya ortamda mevcut bir tehlike hissederek bulaşması bu saldırıların öngörülenden çok daha fazla edemiyor çünkü önemli ölçüde sizin çalışmasını etkileyebilir. Panik atak olduğunuzda ön önce yavaşlayarak sakin olduğunuzu düşünün. Eğer bu belirtilerden bir ya da bir kaçını yaşıyorsanız bir doktordan yardım almanız gerekebilir. Endişe etmeyin ve sakin olmaya çalışın. Unutmayın stres ve panik hastalığın daha da şiddetli ataklar göstermesine neden olabilir

Panik atak nasıl tedavi edilir?

Panik atak belirtileri yaşıyorsanız, büyük bir olasılıkla acil bir tıbbi bakım merkezini arayacaksınızdır. Panik atakla ilk kez karşılaşan insanların çoğunda çok büyük stres ve panik bozukluğu görülmektedir.

Acil serviste, doktorunuz belirtilerin kalp krizine neden olmadığını görmek için birkaç deneme gerçekleştirir. Benzer belirtiler olduğunda bir Elektrokardiyogram (EKG) ile kalp fonksiyonları kontrol edilir ve bunun dışında için diğer koşulların da ekarte olması için kan testleri de uygulanabilir.

Doktorunuz Ayrıca bir ruh sağlığı muayenesi de gerçekleştirmeli ve belirtileri hakkında sorular sormalıdır. Doktor panik bozukluğu tanısını koymadan önce mutlaka diğer hastalıkların olmadığından emin olmuş olması gerekmektedir.

Panik atağın tedavisi mümkün mü?

Panik bozukluğu nasıl tedavi edilir?

Panik bozukluğunun tedavi edilerek ortadan kaldırılması için öncelikle belirtilerinin oluşmasını engellemekten yola çıkılıyor. Bu nitelikli ve profesyonel bir doktorun yardımı ile ilaç kullanılarak elde edilir. Tedavisi genellikle Bilimsel Davranış Terapisi (CBT) içerir. Bu terapi, düşünceler karşısındaki eylemlerin değiştirilmesinde kullanılır. Böylece panik atakların nedenlerini anlamak ve korkularını yönetmek için kişiye fırsat doğar. Bazı durumlarda bazı kişiler gerekenden çok daha fazla tepki verir ve çok daha fazla korkarlar ya da strese girerler. Bu yüzden de olay sırası veya sonrasında panik atak krizleri yaşarlar. Bu durumun önüne geçebilmesi için nedenlerinin, yani onlara stres yapan, onları korkutan şeylerin bilinç altlarındaki korku nedenleri yok edilerek kişinin olaylar karşısındaki tutum, davranış ve tepkilerinin değişimi sağlanarak panik atak krizinin önüne geçilebilir.
Panik bozukluğu tedavisinde kullanılan ilaçlar selektif serotonin geri alımını sağlayan inhibitörleri (SSRI), antidepresan özlü bir sınıfla birlikte içerir. Panik bozukluğu için reçete çoğunlukla şu maddelerin yoğunluğundan oluşmaktadır:

– fluoksetin
– paroksetin
– sertralin

Bazen panik bozukluğu tedavisinde kullanılan diğer ilaçlar ise şunlardır:

– norepinefrin serotonin geri alımını sağlayan inhibitörler (SNRIs) (başka bir antidepresan sınıfı)
– antiseizure ilaçlar
– benzodiazepinler (sakinleştirici olarak kullanılan) diazepam veya klonazepam gibi ilaçlar
– monoamin oksidaz inhibitörleri (MAOIs), ciddi yan etkilere neden olabilen ve çok nadir kullanılması önerilen bir antidepresan türüdür. Kullanmanızı önermiyoruz.

Bu tedavilerin yanı sıra evde semptomları azaltmak için gerçekleştirebileceğiniz adımlar vardır. Örnekle şunlardır:

– Vücudun düzenli bakımını yapmak
– Düzenli olarak egzersiz yapmak
– Yeterince uyku almak
– Kafein gibi uyarıcılardan kullanımı kaçınmak

Panik bozukluğunun ilerideki durumu nasıl gelişir?

Panik bozukluğu genellikle tedavi etmesi zor olabilen kronik (uzun vadeli) bir durum olur. Bazı insanlar bu bozukluğun tedavisine yanıt vermezler. Ne zaman nerede ve ne sıklıkta olabileceğini bilmediğiniz bu rahatsızlık sık sık başınıza gelebilebilir. Yaşın da önemli olmadığı bilinmektedir. Her yaşta karşılaşabilin bu panik bozukluğu, tedavi edilemez bir hal alabileceği gibi çok kolay tedavi de edilebilir. Panik bozukluğu olan çoğu insan bazı belirtiler ve etkenlerden Rölyef tedavisi ile de kurtulabilir.

Önleme

Panik atak nasıl önlenir?

Panik bozukluğu engellemek mümkün olmayabilir. Ancak, alkol ve kafein gibi uyarıcılar kaçınarak semptomları azaltmak için çalışabilirsiniz. Birçok engelleme yolu denense de etkili olmayabilir. Ama emin olun panik atak siz ve beyninizle alakalıdır. Bazı korkularınızdan kurtulmanızda en etkili ilaç kendinizsinizdir. Tabii ki doktora başvurun fakat emin olun doktor da sizi değil beyninizi değiştirmeye çalışacaktır, dolayısıyla korkularınızdan kurtulmanızı ve kendinizi bu kadar çok sıkmamanızı size öğretmeye çalışacaktır. Kimyasal olan ve yan etkileri bulunan ilaçları kullanmak yerine bu şekilde kendi kendinizi psikolojik olarak rahatlatarak panik bozukluktan kurtulabilmeniz sizin için en sağlıklı yöntem olacaktır. Mutlaka tüm belirtilerinizi doktorunuzla paylaşın ama öncesinde kendinizi dinleyerek kendinize yardım etmeye çalışmayı asla unutmayın. Son zamanlardaki araştırmalara göre de; panik bozukluk ve diğer psikolojik hastalıkların neredeyse tamamına yakını hastanın kendi çabası ve kendi düşünceleri sayesinde yok olmaktadır. Panik atağa bitkisel çözüm önerileri de uygulanabilir. Ancak uygulanmadan önce mutlaka doktora danışılmalıdır.

Devamını Oku

Şizofreni Neden Olur: Şizofreninin Belirtileri

Hastalık Belirtileri kategorisine 9 Mayıs, 2016 tarihinde eklendi, 154 defa okundu

Şizofreni Neden Olur: Şizofreninin Belirtileri

şizofreninin belirtileri

şizofreninin belirtileri

Şizofreni nasıl bir hastalıktır?

Şizofreni psikolojik bir hastalıktır. Halüsinasyonlar ve sanrılar şizofrenik bozuklukların temel özellikleridir. Hastaların bir çoğu öncelikle işitsel halüsinasyonlar yaşayarak diğer insanların duyamadığı birden fazla ses duymaya başlarlar. Sanrılar yaygındır ve genellikle zulüm, denetim ve casusluk gibi halüsinasyon türevleri ortaya çıkar. Sesler psikoz sırasında hastayı etkiler. Bu sesler hasta tarafından casusluk ya da komplo teorileri, ateşli bir inanç, olası hayaller gibi durumlara neden olabilir. Akut şizofreni hastalığı diğer formlardan epizodik doğası gereği ayırt edilir. Diğer formlar akut şizofreni hastalarında sık sık şaşkınlık ve şiddetli duygusal (davranış) belirtiler (acı çekmek gibi) gösterirken her şizofreni hastasında kronik eğilim bulunmaktadır. Halüsinasyonlar ve sanrıların oluşumunu göz önüne alındığında, gerçeklik ve hayal arasındaki farkı ayırt etmek hastalar için zor olabilir.

Şizofreni tanısı için doktor tarafından şizofreni testi yapılması gerekmektedir.

Şizofreni belirtileri nelerdir?

Şizofreninin diğer belirtileri arasında hastanın günlük hayatının etkilenmesi, yeteneklerinin etkilenmesi ve sosyal yaşantısının etkilenmesi gibi belirtiler vardır. Erken başlangıçlı hastalar duygu durumlarında bozukluk yaşa da aşırı titizlik gibi takıntı halleri yaşayabilir. Bazı hastalarda ise şizofreni kendini tuhaf bir şekilde duygusuz ve robotik bir tavır sergileme ile gösterebilir. Başkalarıyla etkileşim en aza inerken daha düz ve duygusuz bir iletişim şekli geliştirilir.Fiziksel semptomlar katatoni ile ilişkili çeşitli davranışlar içerebilir; tekrarlayan duruş pozisyonları, uzun süre aynı pozisyonda kalmak gibi. Şizofreni hastalarında değişken belirtiler görülebilir. Ani ve anlamsız kahkahalar ya da yine ani ve nedeni belli olmayan ağlama ve öfke krizleri oluşabilir. Bu belirtilerin hepsi aynı anda ya da bir kaçı farklı zamanlarda ortaya çıkabilir. Sözel belirtiler arasında saçma konuşmalar veya hiç konuşmama gibi belirtilerin yanı sıra konuşurken cümlenin ortasında susma ve o şekilde kalma şekline belirtiler vardır. Bazı kelimelerin yerine saçma kelimeler kullanma gibi durumlara da rastlanabilir.

Şizofreni nasıl ortaya çıkar?

Şizofreni belirtileri olumlu ya da olumsuz olarak karakterize edilmektedir. Olumlu belirtiler; varsanılar, sanrılar, düzensiz düşünce ve konuşma dahil olmak üzere sağlıklı bireylerde oluşmayan psikotik belirtilerdir. Olumlu belirtiler genellikle ilaç tedavisine yanıt verir ve normale döndürülebilir. Negatif belirtiler ise normal davranışlar ve yanıt eksikliği ile karakterizedir. Bu belirtileri yaşayan hastalar bir şeylerden zevk alma dürtülerini kaybederler. Duygusal ilişkileri ya da sosyal bağlantıları oluşturmada arzı eksikliği, diğer insanlar arasında yetersizlik hissi yaşayabilirler. Negatif belirtiler ilaç tedavisine kolay cevap vermez ve pozitif belirtilere kıyasla tedavi edilmesi daha zor belirtilerdir.
Şizofreniyi belirtiler göre gruplandırma:

Bazen, ruh sağlığı uzmanları hastaları paranoyak, katatonik, hebephrenic gibi kategorilere ayırabilirler. Bu hastalığın baskın karakterize özelliğine bağlı olarak değişebilir. Ancak, çoğu hasta için bu yaklaşım biraz yanıltıcı olabilir. Hastalık durağan bir hastalık değildir. Belirtiler zamanla değişebilir. Bu nedenle hastayı alt kategorilere göre değil de tek bir çatı altında analiz etmek daha doğru olacaktır.

Şizofreni hastaları zarar verir mi?

Genelde şizofreni hastalarının cinayet gibi şiddet konularında daha fazla meyilli olduklarına inanılır. Bu inanış geleneksel anlamda varlığını sürdürse de bu alanda yapılan çalışmalar bu yargıyı yalanlar. Birkaç yıllık verilerin incelemesine dayanan analizler sonucunda akli dengesi yerinde olmayan bireylerde görülen suç oranının, madde bağımlılığı bulunan kişilerde görülen suç oranında çok daha az olduğu ortaya çıkmıştır. Yani aslında şizofreni hastalarında şiddet eğilimi normal bir insanınkinden daha farklı değildir. Şizofren hastaları normal insanlar gibi şiddet konusunda farklılık gösteren davranışlar sergileyebilir.

Şizofreni ve intihar arasında az da olsa bir bağlantı olabileceği araştırılmaktadır. Her şizofreni hastası intihar etmese de vakaların çoğunda intihara teşebbüs görülmektedir.

Şizofreni genetik midir?

Şizofreni genellikle dış etkenler tarafından tetiklenir. Ancak genetik yapısı da vardır. Tek başına genetik nedenler ile oluşmasa da genetik olarak varsa çevresel faktörler nedeni ile ortaya çıkabilir.

Şizofreni geçer mi?

Şizofreni de ilaç tedavisi uygulanır. Bu ilaç tedavileri belirtilerin azalmasına yardımcı olur. Şizofrenide tam bir tedavi maalesef yoktur.

Devamını Oku

Stres Neden Olur: Stresin Yan Etkileri

Kişisel Sağlık Sorunları kategorisine 9 Mayıs, 2016 tarihinde eklendi, 46 defa okundu

Stres Neden Olur: Stresin Yan Etkileri

stresin yan etkileri

stresin yan etkileri

Stres nasıl oluşur?

Stres vücudun bazı dış etkilere karşı verdiği tepkidir. Kişiden kişiye göre değişebilen stres nedenleri beynin kimyasal yapısında bulunan hipotalamik hipofiz adrenal (HPA) sistemini tetikler ve adrenalin, steroid hormonu ve kortizol gibi maddelerin salgılanmasına neden olur. Ayrıca kalp atışlarında hızlanma, artan enerji patlaması, büyük tepkiler ve kan şekeri düşmesi gibi belirtiler de görülebilir. Stres vücudun verdiği doğal bir tepki olsa da vücut sağlığının etkilenmesine neden olabilir. Özellikle kronikleşen stres doğal bir durum değildir. Ciddi sağlık sorunlarına neden olan kronik stres yetişkinlerin yüzde 43’ünde görülmektedir ve olumsuz sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Stres genel olarak kalp hastalıklarını, kanseri, akciğer hastalığını, kazaları, sirozu, karaciğer hastalıklarını ve intihar gibi psikolojik vakaları tetikleyebilir. Stresin günlük olarak yaşanan bir durum mu yoksa kronik olarak gerçekleşen bir durum mu olduğunu anlamak önemlidir. Kronik stres fiziksel ve ruhsal sağlığı etkilerken vücudun bazı bölümlerinde bozukluklara neden olabilir.

– Stresin beyne etkisi

Stres düşünce sürecini ve düşünmeyi engelleyebilir. Mesela yemek için hangi restorana gitme konusunda ya da ne yemek yiyeceğiniz konusunda karar vermekte zorlanabilirsiniz. Bu durum sürekli hale gelmesi stres belirtilerinden biridir.

– Stresin duygusal belirtileri

Kronik stres ile mücadele eden insanlar genellikle kolay alınan, kolay hayal kırıklığına uğrayan ve kolay sinirlenen insanlardır. Stresli insanlarda sık sık ağlama gibi tepkiler görülebilir. Çeşitli duygu durum değişiklikleri görülürken ani gülme ya da ani ağlama gibi durumlar da görülmektedir.

– Stresin dişlere etkisi: Stresten diş ağrır mı?

Tuhaf gelse de stres ağız ve diş sağlığı üzerinde de etkili olabilmektedir. Stres sık sık dişlerin gıcırdatılmasına neden olabilir. Diş gıcırdatma durumu genellikle bilinçsizce ya da uyku sırasında gerçekleşir. Bu durum bu tedavi edilmezse temporomandibular eklem ve çene kemiği ile ilgili sorunlara neden olabilir. Stres aynı zamanda ağız sağlığına daha az dikkat edilmesine neden olabilir. Ayrıca stres altındaki kişilerde ağız hijyeni oldukça düşükken tükürük değişiklikleri ve bozulmuş bağışıklık sisteminin yarattığı diler ve çürükler görülebilir.

– Stresin kalbe zararları

Vücut üzerindeki etkisine baktığımızda stres, kalp sağlığı için tehlikelidir. Kalp atışını hızlandırır, kan damarları daraltır ve kalp ile kan damarlarının gelecekteki stresli olaylar karşısında daha kolay ve daha ciddi tepki verme olasılığını yükseltir. Aynı zamanda stres yüksek kan basıncına neden olurken kan pıhtılarının oluşmasına ve bazı durumlarda felce bile neden olabilmektedir.

– Stresin akciğer sağlığına etkisi

Astım ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) belirtileri genellikle kronik stres zamanlarında kötüleşir.

– Stresin mideye etkisi

Stres mideyi oldukça rahatsız eden bir durumdur. Stres sonucunda midede yanma ve bulantı oluşabilir. Ayrıca kusma ve ishal gibi belirtiler de görülmektedir. Stres gastrointestinal bozukluklar ve gastroözofageal reflü hastalığı (GERD), İrritabl bağırsak sendromu (IBS), ülseratif kolit ve peptik ülser durumlarında belirtilerin artmasına neden olur.

– Stresin cilde zararları

Stres, sedef, egzama, akne ve rosacea gibi daha kötü gibi cilt sorunlarına neden olabilir. Ayrıca uçuğa da neden olmaktadır.

– Stresin saç sağlığına etkisi

Stres sonucunda saçlarda görülen en yaygın rahatsızlık saç dökülmesidir. Ayrıca yoğun şekilde yaşanan stres durumlarında saçlarda beyazlamanın arttığı da görülmektedir.

– Stresin kas sağlığına etkisi

Stres sırt, boyun ve omuzlarda gerginliğe neden olarak kas ağrıları oluşturabilir.

– Stres bağışıklık sistemini nasıl etkiler?

Stresten etkilenen bağışıklık sistemi enfeksiyona daha duyarlı hale gelebilir. Bu durumda ise romatoid artrit ve diyabet gibi kronik hastalıkların oluşmasına neden olabilir.

Devamını Oku

Strese Ne İyi Gelir: Stresten Kurtulmanın Yolları

Kişisel Sağlık Sorunları kategorisine 9 Mayıs, 2016 tarihinde eklendi, 93 defa okundu

Strese Ne İyi Gelir: Stresten Kurtulmanın Yolları

stresten kurtulmanın yolları

stresten kurtulmanın yolları

Stres nasıl atlatılır?

Stresi azaltmak için farklı yöntemler kullanılabilir. Şimdi bunu yapabilmenin en kolay 10 yolunu sizlerle paylaşacağız.

Stres psikolojik ve ruhsal bir tepki halidir. İnsanlar en çok korktuklarında ve endişe ettiklerinde stres yaparlar. Ancak stresin vücuda zararı sanıldığından çok daha fazladır. Ruhsal olarak kendinizi sıktığınız stresli durumlarda aynı zamanda beyniniz de bundan etkilenir ve onun da alıp verdiği sinyallerde bazı bozulmalar gözlemlenir. Sonuç olarak tüm organların çalışması bozulur ve hatta vücut genelinde ciddi rahatsızlıklar yaşanabilir.

Bu durumda stresten kurtulmanın yollarını aramakta fayda var demektir. Yazının devamında stresten kurtulmanın bazı kolay yolları hakkında bazı bilgileri sizinle paylaşacağız.
Aşağıdaki ipuçları sinirlerinizin yatışmasında size yardımcı olacaktır.

Stresi tetikleyen faktörler:

Stresin her zaman var olacağı sabit bir gerçektir. Bu yüzden öncelikle, stresin sağlıksız yan etkilerini ortadan kaldırmak için onu tetikleyen faktörleri tespit etmek gerekmektedir. Aklınıza gelecek her durum stresin faktörü olabilir. Belirlemek için öncelikle tek başınıza kalmanız gerekmektedir. Tek başınıza olduğunuz ve mümkünse çok aydınlık olmayan bir ortam 5 dakika boyunca sessiz bir şekilde uzanın. Daha sonrasında kalkıp o 5 dakika içinde aklınızdan geçen ne var ne yok her şeyi bir kağıda yazın. İşte bu kadar basit. O kağıtta yazanlar sizi strese sokan faktörler bütünüdür. Sizi strese sokan tüm konuları o kağıtta bulabilirsiniz.

Stresten kurtulmak için ne yapmalı?

Stres için nefes egzersizleri:

Düzenli olarak ve sağlık koşullarınıza uygun olarak yaptığınız egzersizler hem sağlık açısından sizi olumlu etkileyeceği gibi aynı zamanda sizi stres faktörlerinizden uzaklaştırabilir. Hastalık kontrol ve Önleme Merkezi (CDC), yetişkinler için 150 dakika egzersiz yapılmasını önerir. Kondisyon etkinliği her gün yapılmalıdır, ancak kas etkinliğinin haftada 2 gün yapılmasında fayda vardır. Egzersiz vücuttaki bazı hormonların üretim hızını arttırıp azalttığı için stresten kurtulmanızda size yardımcı olabilir. Herkeste işe yaramasa da denenmesinde fayda vardır. Stresten kurtulamadığınızı görseniz bile spora devam etmelisiniz. Spor vücudun bütün olarak sağlıklı kalmasını sağlayan en etkili çözüm yollarından birisidir.

Ağlamak

Bazı araştırmalar, stres faktörünün gerçekleşmesinin ardından çığlık atmanızın ve ağlamanızın kendinizi daha iyi hissettirdiğini göstermektedir. Ağlamak strese neden olan hata veya olayı silip temizlemek gibi bir etki yaratır. Ağlama sırasında üretilen endorfin (kendinizi iyi hissettiren hormon), vücudunuzun gerginliği sayesinde ani ve hızlı bir biçimde üretilir. Güney Florida Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada, arkadaşlarının önünde ağlayabilen ve onlarla derdini paylaşabilen insanların sağlık durumlarıyla beraber yaşam sürelerinin de daha uzun olduğu ortaya çıkarıldı. Ayrıca, içinize dert olan bir durum için ağlamanızın tek sebebi henüz olayın şoku ve sıcaklığını atamamış olmanızdır. Ağlayarak bu şoku tek bir kerede üzerinizden atabilirsiniz.

Kusurlu olduğun zaman bu durumu kabullenmek

Günümüzde insanlar, kusurlu oldukları durumların farkında oldukları halde onları kabullenmek yerine onları inkar etmeyi seçerler. Bu durumu gurur meselesi yaparak büyüten kişiler strese girer. Her ne kadar kusurlu olduklarını kabullenmeseler bile onlar da kusurun kendilerinde olduğundan haberi vardır. Bu şekilde rahat olmayıp sürekli kendini savunmaya çalışan kişiler gergin ve dolayısıyla da stresli olur. Öncelikle bundan kurtulmak için mutlaka hatalı olabileceğini kabul etmen gerekmektedir.

Zaman çizelgesi

Zaman herkes için en büyük servettir. Kimse zamanını boşa harcamak istemez. Herhangi bir yerde, herhangi bir şeyi bekleyemeyen kişiler de bu yüzden strese girer. Metroda 5 dakika daha beklemeyi bile kaldıramayan kişiler sürekli hayatlarını dakik yaşamak zorundadırlar. Dakik olmadıkları zaman stres yaparak bir şekilde rahat edemez duruma gelirler. Hayatta ise neredeyse tüm olaylarda bu durum söz konusudur. Tabii ki kimse zamanını boş harcaman istemez, ancak bunu strese çevirmek hiç doğru bir karar değildir.

Her gün çeşitli hareketler ile vücudu dinç tutma

Her gün düzenli olarak yapılan bir yürüyüş ya da hareketli bir şey sayesinde vücudunuz hem dinç kalır hem de stres yapmadan durumu daha rahat atlatabilirsiniz. Çünkü bu hareket içeren eylem sırasında vücut endorfin salgılayarak stresli olmayı engeller.

Her türlü duruma hazır olun

Ne zaman bir durumla karşı karşıya kaldığınızda her seferinde sorunu kafanıza takıyorsanız, stresli kalmaya mahkûmsunuz demektir. Hayatta her türlü duruma karşı hazırlıklı olmanız gerekmektedir. Aklınıza gelmeyen durumlarda veya istediğinizin olamadığı durumlarda, sorunu çözmek için deneyecek bir şey kalmadıysa sorunu kabullenebilmeli ve her türlü doğuracağı sonuca açık olmanız gerekmektedir. Her sonuca açık olmak demek, ne olursa olsun umurumda değil demek değildir. Bir olaydan önce kendinizi tek bir sonuca odaklayarak ille de o sonucun yaşanacağını söylemek, sonuçta o yaşanmadığı zaman moral kaybı ve strese yol açar. Bu durumdan kurtulma için kendinizi bir duruma odaklamamalı, her durumu doğal karşılayabilmelisiniz.

Bir şeyler karalamak

Bazı durumlarda her ne kadar umursamamak istesen de umursamak zorunda kalırsın. Bazen de umursamanızın gerektiği kötü durumlar gerçekleşebilir. Hayattan soğumak ve strese girmek yerine oturarak ne tür çözümler var düşünmek ve bunarı kağıda dökmek belki de en etkili çözümdür. Bir kişi stres yapmasına neden olan sorunları yazarak adeta bir arkadaşına içini dökmüş sayılır. Hem de bu iç dökme bir arkadaşa yapılandan çok daha rahattır. Bu yüzden eğer çoğu şeyde kolayca strese girebiliyorsanız bu tedaviyi uygulamanızı şiddetle tavsiye ederiz

Su içmelisiniz

Su, biyolojik olarak da vücudu düzenleyen ve vücuttaki sorunları onarmada kullanılan bir sıvıdır. Aynı zamanda normal sıcaklıklardaki suyun insanların ferahlamasına da yardım ettiği de bilinmektedir. İstem dışı olarak stres yaptığınız zamanlarda serin bir duş almak ya da bol bol su içip uzanmak gerçekten işe yarayacaktır.

Hayır demesini öğrenin

Önünüze gelen fırsat ve tekliflere evet demek hoşunuza gidebilir. Fakat bu durum her zaman olumlu yönde değildir. Bazı teklifler bizi rahatsız eden teklifler ve düşüncelerdir. Fakat insanlar bu durumlarda “ayıp olmasın” şeklinde düşünerek yine evet demektedir. Mutlaka insanlara hayır diyebilmenin öğrenmesi gerekmektedir. Hayır demek ayıp değildir. Gerektiği zamanda hayır gerektiği zaman evet diyebilmelisiniz. Hayır diyebilmek gerçekten insanın içini rahatlatır.

Stres nasıl engellenir?

Bazı durumlarda ise hangi çözüm yolunu uygularsan uygula mutlaka stres yapmaktadır. Buna genel olarak kaçınılmaz stres denmektedir. Kaçınılmaz stres ile başa çıkmak için gereken bazı ipuçları şunlardır:

Stresi yenmek için ne yapmalı?

– Her gün biraz gülmek gerekir. Bunu yapabilmek için sıkıntı ve sorunlar umursanmamalıdır.

– Eğlenebileceğin ortamda eğlenebilmen gerekiyor. Kendini kasmadan sakin bir şekilde eğlenmenin tadını çıkarmanız gerekiyor.

– Kafein ve şeker uyarıcıları büyük ölçüde kesmek.

– Gevşeme ve meditasyon yapmanız da stresten kurtulmanızda size yardım edecektir.

– Bir arkadaş ya da danışman kişiyle konuşarak içinizi dökmeniz de stresin büyük ölçüde azalmasını sağlar.

– Stresi azaltan bitkiler ve strese iyi gelen besinler tüketilebilir.

Devamını Oku

Hiperaktivitenin Nedenleri: Hiperaktivite Belirtileri

Hastalık Belirtileri kategorisine 9 Mayıs, 2016 tarihinde eklendi, 57 defa okundu

Hiperaktivitenin Nedenleri: Hiperaktivite Belirtileri

hiperaktivite belirtileri

hiperaktivite belirtileri

Hiperaktivite bozukluğu nedir?

Hiperaktivite genellikle fazla hareketli ve enerjik olmak olarak bilinir. Nedenine bağlı olarak, hiperaktivite birçok farklı özelliğe sahip olabilir.

Hiperaktivitenin belirtileri:

– Sürekli hareket
– Saldırgan davranışlar
– Tepkisel davranışlar
– Kolayca avunma

Birçok farklı zihinsel hastalık ve tıbbi durumda hiperaktivite bir semptom olarak gelişebilir. Hiperaktif olan insanlar fazla hareketli olmak ya da konsantrede yetersizlik gibi sorunlarla karşılaşabilirler. Hiperaktivite, okulda ve işte bazı güçlüklere neden olabilir. Arkadaşlar ve aile ile ilişkiler zorlanabilir. Ayrıca bu durumun getirdiği bazı kazalar ve yaralanmalar da görülmektedir. Alkol ve uyuşturucu kullanımı riski de hiperaktif insanlarda diğer insanlara göre daha fazladır. Hiperaktivite tanı konması zor bir hastalık iken yakın çevre tarafından da anlaşılması oldukça zordur. Kişinin öğretmenleri, anne babası, işvereni ve diğer yakın çevresindeki kişiler de bu durumu anlamakta zorlanabilir. Hem hiperaktif kişiler hem de kişinin yakın çevresindekiler sıkıntılı ve endişeli zamanlar geçirebilir. Dikkat eksikliği (DEHB) hiperaktivitede en önemli işaretlerden biridir. Dikkat eksikliği aşırı aktif olan kişilerde ve dikkat çekmek isteyen kişilerde oluşan bir hastalıktır. Bu durum genellikle genç yaşta teşhis edilir. Fakat bazı insanlarda ancak yetişkinlik zamanı ortaya çıkmaktadır. Hiperaktivite tedavi edilebilir.

Hiperaktivite neden olur?

Hiperaktivite fiziksel ve ruhsal bozukluklar nedeni ile oluşabilir. Hiperaktivitenin sebepleri:

– Dikkat eksikliği
– Hipertiroidi (tiroid hormonun çok fazla çalışması)
– Beyin hastalıkları
– Sinir sistemi bozuklukları
– Psikolojik bozukluklar

Hiperaktivite nasıl anlaşılır?

Hiperaktivitenin varlığına dair bir veya daha fazla işaret olabilir. Bu belirtiler hiperaktivenin nedenine bağlıdır. Hiperaktif çocuklar okulda konsantre zorluğu yaşayabilir. Çocuklarda şu davranış tipleri görülebilir:

– Yersiz konuşma
– Söylenmemesi gereken şeyleri ağızdan kaçırma
– Diğer öğrencilere vurma
– Aşırı aktif olmak

Hiperaktivite belirtileri yetişkinler ise aşağıdakileri belirtileri gösterebilir:

– İşe konsantre olmada zorluk
– Kısa dikkat süresi
– İsimleri, numaraları veya bilgileri hatırlamada zorluk

Eğer kişi bu durum hakkında sıkıntı duyuyorsa anksiyete veya depresyon ortaya çıkabilir. Muhtemelen hiperaktivite olan kişilerde hastalığın belirtileri yetişkinlik dönemine kalmadan çocukluk döneminde ortaya çıkmaktadır.

Hiperaktivite nasıl teşhis edilir?

Sizde ya da çocuğunuzda hiperaktivite belirtileri varsa bir doktorla konuşmanız gerekmektedir. Doktor semptomlar hakkında sorular soracaktır. Belirtiler başladıysa bu belirtileri öğrenerek genel sağlık ile ilgili son değişiklikleri ineceler. Doktor tıbbi ya da ruhsal sağlık durumunu anlamak için kullanılan bir ilaç olup olmadığını da öğrenecektir. Tüm bu soruların cevapları doktorun hiperaktivite türünü belirlemesinde yardımcı olacaktır. Ayrıca doktor, hormon seviyelerini kontrol için kan ya da idrar örneği alabilir. Çünkü tiroid hormonu ya da diğer hormonlardaki bir dengesizlik hiperaktiviteye neden olabilir. Eğer doktor hiperaktivitenin ruhsal bir sorundan ileri geldiğini anlarsa tedavinin gerçekleştirilmesi için sizi ruh sağlığı uzmanına sevk edecektir.

Hiperaktivite nasıl tedavi edilir?

Tiroid, beyin ya da sinir sistemini etkileyen bir durumdur ve hiperaktiviteye neden olabilir. Doktor bu tip durumlarda altta yatan sorunu tedavi etmek için ilaç tedavisi uygulayabilir. Hiperaktivite duygusal ve ruhsal bir bozukluk nedeni ile de olabilir. Bu durum ise bir ruh sağlığı uzmanı tarafından değerlendirilecektir. Ruh sağlığı uzmanı semptomlara inceleyerek hastalığın ne seviyede olduğunu analiz eder.

– Terapi

Hiperaktivite tedavisinde kullanılan ortak terapiler şunlardır:

Bilişsel davranışçı terapi – Konuşma terapisi

Bilişsel davranışçı terapide amaç düşünme ve davranış kalıplarını değiştirmektir. Konuşma tedavisinde ise terapistle tartışarak sorunlar çözülmeye çalışılır. Terapi tüm hiperaktivite tedavilerine ek olarak da önerilebilir. Çünkü sorunu çözmek ve hastalığın etkilerini azaltmak için etkili bir yöntemdir.

– Hiperaktivite ilaçları

Terapi yeterli olmadığı zaman ilaç tedavisi uygulanabilir. Bu ilaçların sakinleştirici bir etkisi vardır. Çoğu çocuk ve yetişkinler için reçete edilebilir. Hiperaktivite tedavisinde kullanılan sakinleştirici ilaçlar şunlardır:

– Dexmethylphenidate (Focalin)
– Dextroamphetamine ve amfetamin (Adderall)
– Dextroamphetamine (Dexedrine, Dextrostat)
– lisdeamfetamine (Vyvanse)
– Metifenol (Ritalin)

Bu ilaçların bazıları alışkanlık yapabilir. Doktor ilaç alımı ile birlikte zihinsel sağlık gelişimini izleyecektir. Ayrıca uyarıcı ilaçlar hipreaktivite belirtilerini tetikleyebilir bu nedenle diğer uyarıcılardan da kaçınılmalıdır. Örneğin kafein ve nikotin kaçınılması gereken ve en yaygın olarak kullanılan uyarıcılar arasındadır.

Hiperaktiviteye neden olan olası 7 koşul nedir?

1- Bipolar bozukluk

Bipolar bozukluk zihinsel hastalık olan mania ile gelişen aşırı depresyonun sonucunda oluşur. Bipolar bozukluk manik depresif hastalık veya manik depresyon olarak da adlandırılır. Hiperaktivitenin oluşmasına neden olabilir.

2- Uyku apnesi

Uyku apnesinde kişi uyurken nefes zaman zaman durur. Kişinin nefes almasını önleyen bu durum aynı zamanda tehlikeli bir uyku bozukluğudur. Tedavi edilmezse ciddi sorunlara neden olabilir. Uyku apnesi aynı zamanda hiperaktiviteyi tetikleyebilir.

3- Dikkat eksikliği sorunu

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu gibi yıkıcı davranışlara neden olan ruhsal bir hastalıktır. Dikkat eksikliği olan insanlar zor konsantre olurlar ve muhtemel hiperaktivite vakası yaşayabilirler.

4- Karbon monoksit zehirlenmesi

Karbon monoksit zehirlenmesi acil bir durum olarak kabul edilir. Acil olarak müdahale edilmesi gerekmektedir. Çok fazla karbon monoksit solunduğunda oluşan karbon monoksit zehirlenmesi doku hasarı ve muhtemel ölümlere yol açabilir. Sıkıcı bir baş ağrısı, mide bulantısı, kafa karışıklığı ve dudaklarda morarma ile birlikte deride döküntüler görülebilir. Ayrıca zehirlenme sonrasında hastada hiperaktivite de görülebilir.

5- Fetal alkol Sendromu

Gebelik sırasında alkol içen kadınlar fetal alkol spektrum bozuklukları yaşayan bir bebeğin doğmasına neden olabilirler. Bu bozukluklar başlarda hafif şiddetli belirtiler gösterir. Büyüyen çocukta belirtiler davranışlarda, fiziksel sağlıkta ve öğrenme yetilerinde ortaya çıkabilir.

6- Adrenolökodistrofi

Adrenolökodistrofi (ALD) sinir sistemi ve böbrek üstü bezlerini etkileyen ciddi bir hastalıktır. Adrenolökodistrofi ileriki yaşlarda erken bunama, afazi, görme bozuklukları, deride bronz renkli lekeler ve polinöropati gibi hastalıklara neden olabilir. Ayrıca hiperkativitenin ergenlik çağında gelişmesine de sebebiyet verebilir.

7- Fenilketonüri

Fenilketonüri vücudun fenilalanin maddesini metabolizmadan geçirememesi nedeni ile oluşur. Kalıtsal olan bu hastalık kanda fenilalanin maddesinin birikmesine neden olarak çocuklarda beyin hasarlarına ve zihinsel özürlülüklere neden olabilir. Bu hastalık aynı zamanda hiperaktiviteyi de ortaya çıkarabilir.

Hiperaktivite genellikle çocuklarda küçük yaşlarda belirtiler göstermeye başlar. Eğer çocuğunuzda hiperkativite belirtileri varsa altında yatan nedenleri anlamak için mutlaka bir doktora danışmalısınız. Doktor ilaç tedavisi uygularken aynı zamanda terapi tedavisi de uygulayacaktır. Genellikle anne babalar çocuklarının hiperaktivite ile yaşaması gerektiğini anlayamayabilirler. Çocuğa belirtilerin sıklaştığı dönemlerde destek olmak çok önemlidir. Okulda ya da evde yaptığı hareketlerde saldırgan bir tavır sergilediğinde çocuğa kızmak yerine ılımlı çözümler uygulanmalıdır. Doktor çocuğa nasıl davranılması gerektiği konusunda anne ve babaya da rehber olacaktır.

Devamını Oku

Dikkat Eksikliği Neden Olur: Hiperaktivite Bozukluğu Ve Dikkat Eksikliği

Ruh Sağlığı ve Davranış Bozuklukları kategorisine 9 Mayıs, 2016 tarihinde eklendi, 89 defa okundu

Dikkat Eksikliği Neden Olur: Hiperaktivite Bozukluğu Ve Dikkat Eksikliği

hiperaktivite bozukluğu ve dikkat eksikliği

hiperaktivite bozukluğu ve dikkat eksikliği

Dikkat eksikliği neden kaynaklanır?

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) en yaygın çocukluk hastalıkları arasında üst sıralarda yerini almaktadır. Dikkat eksikliği (DE) ve DEHB olarak bilinen hastalıkların ikisi de aynı belirtileri gösterir fakat tabii ki aynı hastalık değildir.

Hala konuşmalar içerisinde çokça kullanılan DE ve DEHB eskimiş terimlerdir. Tıbbi literatürde son dönemde DE ve DEHB birbirinden farklı olarak ve türlerine ayrılarak tanımlanmıştır. 2013 yılının Mayıs ayında, Amerikan Psikiyatri Birliği teşhis ve istatistik el kitabının ruhsal bozukluklar bölümünün bulunduğu beşinci baskıda (DSM-5), bir kişinin DEHB olup olmadığı hakkında teşhis koyabilmek için gereken ölçütlerin neler olduğunu yayımladı. Genellikle 4-15 yaş arası çocuklarda görülen ve DE’den ayrılması güç olan DEHB, bazı küçük noktaları ile farklılık gösteriyor. Eğer bu durumun varlığından şüphe etmekteyseniz size en yakın bir dahiliyeciye ya da pediyatri uzmanına danışın.

Dikkat eksikliği belirtileri nelerdir?

Herhangi bir çocukta ortaya çıkabilen bu rahatsızlık genelde huzursuz veya sorunlu bir hayata sahip olduğunda baş gösterir. Evde ya da sınıfta dikkat de etseniz bazı çocuklar bu rahatsızlıktan muzdarip olabilir. Bu durumda acilen doktora başvurulması gerekmektedir. DEHB kendini dikkatsizlik, hiperaktivite, dürtüsellik belirtileri ile gösterir. Bu belirtiler bazı kişilerde arada bir görülse de çoğunda kalıcı olarak, yani sürekli bir şekilde gözlemlenir.

DEHB tanısının konabilmesi için bir çocuk DMS-5’te belirtilen gereksinimleri karşılamalıdır:

Dikkat eksikliği teşhisi nasıl konur?

DEHB’nin iyileşme faktörlerinden en etkilisi erken teşhis ve tedaviye erken başlamaktır. İhmal edilmesi durumunda belirtiler ağırlaşır ve kronikleşir. Bu yüzden tüm belirtileri zamanında ve aynı şekilde doktorunuza anlatmanız gerekmektedir.
Tüm belirtiler en az altı ay içinde, hastalığın oluşmaya başladığı çocuğun gelişim düzeyine olumsuz etki etmeye başlar. Örneğin, bu rahatsızlıktan muzdarip bir çocuk okulda gördüğü matematik dersini bir türlü anlamıyor olabilir. Anlaşılması zor bir belirti olsa da derslerdeki başarısızlıkların sebebi bu hastalık olabilir.

DEHB rahatsızlığında en çok görülen belirtiler aşağıdaki gibi sıralanabilir:

– Kolayca dikkat dağılması,
– Günlük aktivitelerde bile unutkanlık yaşamak,
– Okul, iş ve diğer dikkat gerektirecek unsurlar içeren durumlarda dikkat dağınıklığı nedeni ile verimsizlik yaşamak,
– Kişilerin doğrudan kendisiyle konuşan kişileri yok sayarcasına davranması,
– Bir işi yönergelerini takip etmeden, okul veya ev işlerini bitirmek için başarısız bir odak noktası seçerek uygulamak,
– Sevmediği ve uzun dönem ödevi gibi zihinsel çaba gerektiren görevlerdeki dikkat dağınıklığı ve verimsizlik,
– Bu rahatsızlık sırasında zamanla anahtar telefon ve benzeri şeylerin kullanımlarında da verim düşebilir.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu

16 yaşın altındaki çocuklarda hiperaktivite ve dikkat eksikliğinin yaklaşık 5 belirtisi görülürken ; 5 yaşın üzerinde 6 veya 7 belirti görülmektedir. Belirtilerin en az 6 ay süreyle devam etmesi; durumun ciddiyetinin yüksek olduğunun göstergesidir. DSM-5 bir çocukta veya yetişkinde, DEHB hastalığının hiperaktif belirtisi olabilir.
Bu durumda görülebilecek belirtiler şu şekildedir:

– Aşırı derecede konuşkanlık durumu,
– Sürekli hareket halinde bulunmak,
– Bağırmak, çığlık atmak ile birlikte eller ve kolların sürekli hareket halinde bulunması,
– Bir yerde uzun süre oturamamak,
– Uygun olmayan yerlere tırmanmaya çalışmak,
– Sessizce oynayamamak ve gördüğü her aktiviteye katılmayı istemek,
– Bir soru bitmeden başka bir soruya takılmak,

Ek ölçütler

Bilinen dikkatsizlik ve dürtüsellik ölçütleri ile birlikte, bir çocuğun veya yetişkinin aşağıdaki şartlara da uyması gerekir:

– Çeşitli belirtilerin bir kaçının 12 yaşından önce görülmesi,
– Belirtilerin arkadaşların yanında veya diğer okul, ev gibi yerlerdeki faaliyetlerde birden çok kez görülmesi,
– Belirtilerin eğitim hayatı, iş hayatı ve sosyal hayat üzerinde olumsuz etkiler göstererek engeller oluşturması ve dolayısıyla yaşam kalitesini düşürmesi,
– Belirtilerin bir duygu / durum bozukluğu gibi ruhsal bir bozukluk ya da anksiyete bozukluğu gibi durumlardan dolayı oluşmadığının anlaşılmış olması gerekmektedir.

Dikkat eksikliği türleri:

DEHB rahatsızlığının günümüzde üç alt türü vardır ve tıp literatüründe de bu şekilde tanımları yapılmıştır.

Bu üç tür şu şekilde anlatılabilir:

– Dikkatsizlik ağırlıklı türü: Bu türde kişinin dikkatsizliği hat safhadadır. Konuşulan ve yaşananları kolayca unutur ve etrafındaki hiç kimseye ve hiç bir şeye sürekli dikkatsizce davranır. Ancak hiperaktivite ve dürtüsellik bu türde tam olarak gözlemlenmez.
– Hiperaktivite ağırlıklı tür: Hiperaktivite ve dürtüsellik belirtileri çokça bulunur ama dikkatsizlik o kadar da yoğun değildir. Bu tür çoğunlukla “üstün zekalı” çocuklarda da görülen bir rahatsızlık türüdür.
– Kombine tür: Bu tür bir kişinin hem dikkatsizlik hem de hiperaktivite ve dürtüsellik ölçütleri açısından son derece duyarlı ve muzdarip olduğu türdür.
Bu alt türlerin teşhis konabilmesi için genelde 6 ay boyunca görülmesi gerekmektedir. Fakat bu teşhis süresi hasta olan kişinin yaşına göre farklılık göstermektedir.

Yetişkinlerde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu

DEHB olan yetişkin kişilerde genellikle bu bozukluğun çocukluktan beri var olması, ancak bu belirtiler için çok daha sonra doktora başvurularak yetişkin dönemde teşhis konması durumu görülmektedir. Bir durum genellikle aile içerisindeki eş, anne, baba gibi bireylerin belirtileri fark etmesi ve ardından doktora başvurulması ile ortaya çıkar.
DEHB olan yetişkinlerde de yukarıda açıklanan üç türden herhangi bir teşhis edilebilir. Ancak yetişkinlerdeki olgunluk nedeni ile türlerdeki bazı durumların belirti olarak görülme şeklinde farklılıklar gözlemlenebilir. Örneğin, hiperaktif DEHB türüne sahip olan bir yetişkin, belirtisini zıplayarak vermemektedir.

DEHB hastalığının önemi

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan çocuklar okula başladıkları zaman genelde, çok hareketli olmaları ve konsantrasyon sorunları nedeniyle “yaramaz, tembel, haylaz” gibi sıfatlarla ile anılmaktadırlar. Bu yakıştırmalar çocuğun özgüveninin düşmesine ve bunun yanı sıra çocuğun kendisi ile ilgili olumsuz(kötü) duygulara sahip olmasına neden olabilmektedir. Ayrıca çeşitli araştırmaların sonuçlarına göre, DEHB olan bireylerin ilerleyen yaşlarda çok daha fazla depresyon veya kaygı bozuklukları gibi rahatsızlıklar geçirdiği ortaya çıkmıştır. Bu araştırmalar birçok araştırma merkezi tarafından da onaylanarak kabul edilmiştir. Oysa erken teşhis ve uygun tedavi yöntemlerinin kullanılması ile kişi ne özgüven sorunları yaşayacaktır ne de bu durumun getirisi olan bazı ruhsal bozuklukları yaşayacaktır. Düşük benlik algısı olan çocuklar üzerinde terapötik yaklaşımlar içeren tedaviler uygulanarak, bu çocukların daha yüksek özgüvene sahip olmasını sağlanabilir.

DEHB olan çocuklara ne kadar erken teşhis konulursa, çocuğun kendine göre bir eğitimden yararlanma ihtimali de o denli daha fazla olur. Bu hastalığa sahip çocuklarla okul öncesi dönemlerinden itibaren yapılabilecek çalışmalar doğrultusunda şu başarılara ulaşılmıştır:

– Sırasını bekleme
– Yönergeleri dinleme ve izleme
– Karşısındakini dinleme
– Başkaları ile olumlu ilişkiler kurabilme
– Oynadığı oyunların kurallarına uyma gibi beceriler kazandırılabilir.

Devamını Oku