"Kan Kalp ve Dolaşım Sistemi Hastalıkları" Kategorisi

Dolaşım Bozukluğuna Ne İyi Gelir: Dolaşım Bozukluğu Bitkisel Tedavi

Bitkisel Çözümler kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 2.407 defa okundu

Dolaşım Bozukluğuna Ne İyi Gelir: Dolaşım Bozukluğu Bitkisel Tedavi

dolaşım sorunu tedavisi

dolaşım bozukluğu bitkisel tedavi

Dolaşım problemleri kan akımının yavaşlamasına neden olurken oksijen alımının da azalmasına sebebiyet verir. Dolaşım bozukluğu belirtileri yavaş yavaş kendini göstermeye başlar. Kan akışında oluşan yavaşlama arterlerde plak oluşmasına neden olabilir. Bazen zayıf kan dolaşımı, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve kalp hastalığı belirtisi olabilir. İlaç tedavilerinin yanı sıra dolaşım bozukluğu için şifalı bitkiler de kullanılabilir. Doktora danışarak çayları tatlandırmak için bal kullanılabilir. Kullanılan bitkiler ilaçlar ile etkileşime girebileceği için kullanmadan önce mutlaka doktora danışılmalıdır. Hamile ve emziren kadınlarda bitkisel çaylar konusunda titiz davranılmalıdır. Dolaşım bozukluğuna bitkisel çözüm önerileri şunlardır:

Dolaşım bozukluğuna iyi gelen bitkiler

– Zencefil çayı

Zencefil çayı, kan damarlarını rahatlatırken kan dolaşımını artırır. Kasların gevşemesini sağlar. Yapılan araştırmalara göre zencefilin kan damarlarını rahatlatıcı etki gösterirken aynı zamanda kan akışını teşvik edici ve hatta potansiyel olarak ağrı giderici etki yarattığı ortaya çıkmıştır. Bilim adamları, zencefilin kolesterol düzeylerini artırmada ve kalp hastalığı riskini azaltmada potansiyel bir takviye olduğunu söylemektedir. Zencefil normal çay gibi demlenerek tüketilmesinin yanı sıra bitki olarak yemeklere de katılabilir.

– Sarımsak çayı

Sarımsak kan akışını artıran nitrik okside sahiptir. Sarımsak günlük olarak 600 mg tabletler şeklinde alınabilir. 1 hafta düzenli kullanım ile kan akışının hızlanması damarların da rahatlamasını sağlayacaktır. Ancak sarımsak çayı ya da sarımsak takviyesi kullanmadan önce mutlaka doktora danışmak gerekmektedir. Özellikle küçük çocuklarda, emziren ve hamile kadınlarda sarımsak takviyesi kullanımı önerilmez.

– Çin alıç çayı

2011 yılında yayınlanan bir makaleye göre çin alıç bitkisi, dolaşım sorunları ve düşük kan basıncı artırmak için kullanılan bir bitkidir. Ayrıca geleneksel olarak kalp hastalığı tedavisinde de kullanılan alıç çayı genel vücut sağlığı açısında da faydalı bulunmaktadır. Farklı bir makaleye göre kalp hastalığı tedavisinde kullanılan çin alıç bitkisi kullanıldıktan 24 saat içinde kan pıhtısı oluşumunu engellemekte; kan seyreltici etki göstermektedir. Bu nedenle alış bitkisi çayının ameliyatlardan 2 3 gün öncesine kadar içilmesi tavsiye edilmez.

– Gingko Biloba çayı

Ginkgo biloba, beyne giden kan akışını hızlandırmaya yönelik bitkisel bir çözümdür. 2011 yılında yayınlanan bir çalışmada, sağlıklı yaşlı erkek gönüllülere 1 ay boyunca günde 2 kez 60 mg ginkgo biloba özü verilmiştir. Çalışmanın öncesinde ve sonrasında deneklere MRI beyin taraması çekilmiştir. Ay sonunda, beyin taramaları karşılaştırıldığında, beyne giden kan akımında önemli bir artış olduğu görülmüştür. Ginkgo biloba, monoamin oksidaz inhibitörleri, warfarin, nifedipin, alprazolam ve haloperidol gibi çeşitli ilaçlar ile negatif etkileşime girer. Bu nedenle bu tür bileşenlerin bulunduğu ilaçlar ile birlikte tüketilmemelidir.

Kan pıhtısı eritmek için bitkisel çözümler

Kan pıhtılaşması kardiyovasküler bir bozukluktur. Kan pıhtıları pelvik veya bacak damarlarında oluştuğunda pulmoner arterler vasıtasıyla akciğerlere ulaşabilir. Diğer bölgelerde oluşan kan pıhtıları ise beyne gidebilir. Kan akımını engelleyen bir pıhtı kalbe bile ulaşabilir. Bu tip durumlarda ciddi sağlık sorunları ortaya çıkar. Kan pıhtılaşmasını önlemek için alınabilecek ilaçlara ek olarak doğal çözümler de bulunmaktadır. Sarımsak çayı gibi sarımsak da kan pıhtılaşmasını önleyen kan seyreltici bir besindir. Günde 2 ila 4 diş sarımsak tüketilmesi kanın seyreltilmesine yardımcı olabilir. Kedi pençesi otu da kan pıhtılaşmasını önlemektedir. Ayrıca felç ve kalp krizi gibi kan pıhtılaşmasının neden olduğu sağlık sorunlarının da engellenmesini sağlar. Çay şeklinde tüketilebilir. Zencefil plak oluşumundan kaynaklanan damar tıkanıklarına iyi gelmekle birlikte kanın pıhtılaşmaması için de kullanılmaktadır. Her gün zencefil tüketen kişilerde kalp hastalığı hastalıkları da önlenmektedir. Zencefil trombosit toplama veya pıhtılaşmayı önlemek için kullanılırken aynı zamanda genel vücut sağlığı için de faydalıdır.

Dolaşım sorunları çok ciddi hastalıklara ve ciddi sonuçlara neden olabilir. Bu nedenle mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Dolaşım bozukluğu için doğal çözümler de uygulanmalıdır. Kullanılan şifalı bitkiler, damarların rahatlamasını sağlayarak dolaşım bozukluğunda bacak ağrısı gibi belirtilerin etkisini azaltmaya yardımcı olacaktır.

Devamını Oku

Yüksek Tansiyon Nasıl Düşer: Yüksek Tansiyona Doğal Çözüm

Kan Kalp ve Dolaşım Sistemi Hastalıkları kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 97 defa okundu

Yüksek Tansiyon Nasıl Düşer: Yüksek Tansiyona Doğal Çözüm

yüksek tansiyona çözüm

yüksek tansiyona doğal çözüm

Yüksük tansiyon nasıl düşürülür?

Hipertansiyon ve yüksek kan basıncı bazı belirtiler göstererek uzun vadede ciddi hastalıklara hatta ölüme yol açabilir. Sessiz ve belirtisiz de ilerlediği için tehlikeli hastalıklar aniden oluşabilir. Kronik hipertansiyon, kalp krizi, felç, anevrizma ve böbrek yetmezliği gibi hastalıklara neden olabilir. Hipertansiyonun nedenleri arasında genellikle beslenme düzeni, genetik faktörler, stres ve yaşam tarzı gibi faktörler bulunmaktadır. Doğru yaşam tarzı değişikleri ve tedaviler ile hipertansiyon yönetilebilen bir sağlık sorunudur. yüksek tansiyon için bitkisel tedavi yöntemleri de uygulanabilir. Ancak bitkiler kullanılmadan önce doktora danışmakta fayda olacaktır.

Yüksek tansiyon için bitkisel çözümler

– Çarkıfelek bitkisi

Passiflora incarnata yani çarkıfelek, antioksidan flavonoidler içerir. Antioksidanlar zararlı olabilecek serbest radikallerin nötralize edilmesinde oldukça faydalıdır. Ayrıca kalp ve damar hastalıklarını önlemeye de yardımcı olur. Çarkıfelek, düz kasları rahatlatır ve koroner arterlerin genişlemesini sağlayan harmane alkaloidler içerir. Avrupa’da çarkıfelek bitkisi içeriğindeki pharmaceutically maddesi nedeni ile kalp çarpıntısı ve taşikardi tedavisinde kullanılır. Çarkıfelek yatıştırıcı özelliklere sahiptir ve çay şeklinde tüketilmesi stres ve anksiyete gibi ruhsal durumlarda da etkili olur. Çarkıfelek çayı için 1 bardak kaynar su içerisinde 150 ml kurutulmuş çarkıfelek yaprağı 10 ya da 15 dakika boyunca demlenmelidir. Hafif bir tatlandırıcı olarak bal eklenebilir. Eğer kan sulandırıcılar, antidepresanlar, yatıştırıcılar ya da sakinleştiriciler kullanılıyorsa çarkıfelek bitkisi tüketilmemelidir.

– Alıç meyvesi

Alıç meyvesi (Crateagus oxycanthus), flavonoidler ve cyanogenic glikosidler açısından zengin bir bitkidir. Antioksidan etkilerinin yanı sıra içerisinde bulunan bu maddeler ile kan damarlarının açılmasını sağlar ve dolaşımı artırır. Ayrıca kan basıncını da düzenler. Alıç meyvesi idrar söktürücü etkisi ile kan hacmi azaltır ve dolaşım sistemi üzerindeki yükü de azaltır. Kolesterol seviyesini düşürmede yardımcıdır. Kalp kaslarının da kuvvetlenmesini sağlar. Alıç meyvesi toz (kapsül) veya tentür formda alınabilir. Önerilen doz 2 ila 8 hafta için, günde 900 mg – 160 mg arasındadır. Konjestif kalp yetmezliği yaşayan insanlarda bu doz 3’e bölünerek kullanılır. Alıç meyvesi istenirse sekiz haftadan daha uzun süre alınabilir, ancak en az 4 ila 8 hafta düzenli olarak kullanılmalıdır.

– Bach çiçeği

Hipertansiyon fiziksel rahatsızlar oluşmasına neden olsa da duygusal ve psikolojik etkiler de yaratabilir. Hipertansiyon, damarlardaki kan oranının kısıtlanmasına neden olur ve kan basıncında artışa neden olur. Bu nedenle kaslarda gerginliğe, damarlarda sertleşmeye ve kan damarları içinde plak oluşmasına neden olabilir. Bach çiçeği hipertansiyon vakalarında oldukça etkilidir. Kandaki aşırı basıncın yatışmasını sağlarken aynı zamanda gerginlik, stres ve anksiyete gibi vücutta oluşabilecek duygusal ve psikolojik sorunları çözmede yardımcı olur. Kasıkotu da tansiyona iyi gelen bitkiler arasındadır. Bu bitkiler sinir sistemini rahatlatırken aynı zamanda rahatlama sağlar.

Yüksek tansiyon hastası ne yemeli?

Taze sebze ve meyveler beslenme düzeninde mutlaka bulunmalıdır. Yağlı ve kızartma besinlerden de uzak durulması gerektiği unutulmamalıdır.

Hipertansiyon ve yüksek tansiyon ilk zamanlarında ciddi belirtiler göstermese de ilerleyen zamanlarda ciddi sağlık sorunlarına ve hatta ölümlere neden olabilir. Felç ve kalp krizi gibi sağlık sorunları da oluşabilir. Bu nedenle mutlaka tedavi edilmelidir. Belirtiler görülmeye başlandığında mutlaka bir doktora görünülmesi gerekir. Yüksek tansiyon söz konusu ise doktor hemen gerekli tedavilere başlayacaktır. Medikal tedavilere ek olarak doğal çözümler de uygulanabilir. Ancak bu çözümler uygulanmadan önce doktora danışılmalıdır. Bazı kişilerin bazı bitkilere alerjisi olabilir. Bu nedenle bitkisel çözümler uygulanırken dikkatli olunmalıdır. Ailede hipertansiyon vakası varsa muayene olmak faydalı olacaktır. Çünkü yüksek tansiyon rahatsızlığı genetik olarak da geçebilir. Ancak temel neden genellikle beslenme şeklidir. Bu nedenle doktorun verdiği beslenme tavsiyelerine mutlaka uymak gerekir. Hipertansiyonda kullanılan ilaçlar doktorun verdiği şekilde aksatmadan kullanılmalıdır. Hipertansiyona iyi gelen yiyecekler mutlaka beslenme düzenine eklenmelidir. Yüksek tansiyon için bitkisel çaylar da kullanılabilir. Ancak tüm doğal tedaviler uygulanmadan önce mutlaka bir doktora danışılmalıdır. Bazı bitkiler kullanılan ilaçlar ile etkileşime girebilir.

Devamını Oku

Venöz Ülser Neden Olur: Venöz Yetmezliği Belirtileri

Bitkisel Çözümler kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 47 defa okundu

Venöz Ülser Neden Olur: Venöz Yetmezliği Belirtileri

bacaklarda venöz yetmezliği tedavisi

venöz yetmezliği belirtileri

Venöz bacak ülseri, staz ülseri veya varisli ülser, olarak da bilinir. Bu hastalıkta bacaklarda kan akımı yetersizliği ile damarlarda yaralar oluşabilir. Venöz bacak ülseri genellikle hipertansiyon ve damar yetmezliği gibi durumlarda oluşur. Venöz yetmezliği belirtileri arasında en sık görülen belirti ağrılardır. Venöz bacak ülseri oldukça ağrılı bir hastalıktır. Tedavi edilmez ise açık yaralara neden olabilir. Medikal tedavilere ek olarak bitkisel çözümler de uygulanabilir. Ancak venöz bacak ülseri ağrısı için bitkisel tedavi yöntemlerine başlamadan önce sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

– Venöz yetmezliği bitkisel tedavi

Bitkiler venöz bacak ülseri ağrılarını gidermek için anti inflamatuar ağrı giderici olarak kullanılabilir. Aynı zamanda tahriş olan ve hasar alan dokuları da yatıştırırlar. Venöz ülser yara bakımı için bitkisel çözümler şunlardır:

– Cadı fındığı

Cadı fındığı yani hamamelis virginiana pek çok hastalık için bitkisel çözüm olarak kullanılmaktadır. Bu bitkinin yaprakları ve ağaç kabukları ishal, dişeti iltihabı, yara, venöz bozuklukları, kanama, cilt sorunları ve boğaz ağrısı gibi sağlık sorunlarının tedavisinde kullanılmaktadır. Zengin, antienflamatuarlar içeren cadı fındığı kanı seyreltir. Ayrıca içerisinde antiseptik tanenler bulunur. Cadı fındığının bacak ülserlerinde topikal olarak uygulanması önerilir. Dokuların sıkılaşmasını sağlarken ağrıyı ve ağrı enflamasyonu azaltır. Eğer cilt tahriş olursa kullanmayı bırakmak gerekmektedir.

– Karakafes bitkisi

Karakafes bitkisi olarak bilinen symphytum officinale uzun yıllar bacak ülseri için kullanılmaktadır. Karakafes bitkisinin genellikle köksapları ve yaprakları kullanılır. Karakafes içerisinde bulunan allantoin maddesi ile cildin kendini yenilenmesine yardımcı olur. Ayrıca bir anti-inflamatuar olan rosmarinic asit içerir ve bu asitle birlikte ağrının azalmasına yardımcı olur. Karakafes bitkisi çay şeklinde demlenip iltihaplı bacak ülserleri üzerine uygulanmalıdır. Kesinlikle içilmemelidir.

– Gotu Kola

Gotu kola olarak bilinen centella asiatica; Afrika, Asya ve Kuzey Amerika’nın tropik bölgelerinde bulunan bit ot türüdür. Bu bitki yaralar, yanıklar, venöz yetmezlik ve cilt ülserleri için en etkili bitkisel çözümler arasındadır. Ticari olarak satılan krem ve merhem formları da bulunmaktadır. Gotu kola antibiyotik etkisi gösterdiği için ağrı ve enflamasyonu giderici bir madde olarak kullanılmaktadır. Ayrıca gotu kola içeren merhemler cildin kolajen ihtiyacını karşılayarak hasar görmüş dokuların yenilenmesini sağlamaktadır. Ancak anti-enflamatuar ve antimikrobiyal etkisi olan bu bitkinin bazı yan etkileri olabilir. Fazla kullanıldığı takdirde mide ekşimesi, uyuşukluk ya da mide bulantısı gibi yan etkilere neden olabilmektedir.

– Venöz yetmezliği bitkisel tedavisi

Adım 1

Ülser yaralarında yüzey kirli tutulmamalıdır. Enfeksiyon her gün birkaç kez ılık tuzlu su ile silinmelidir.

Adım 2

Herhangi bir enfeksiyon belirtisi yani şişlik, kızarıklık, sıcaklık veya ateş gibi belirtiler varsa oral antibiyotik alınabilir. Topikal antibiyotik merhemler de kullanılabilir. Çok fazla antibiyotik kullanmak alerjik reaksiyonları tetikleyebilir.

Adım 3

Eğer yaralı cilt bölgeleri kuruyorsa haftada iki kez derinlemesine pansuman yapmak gerekir. Kıyafetler de sık sık değiştirilmelidir.

Adım 4

Bacaklarda ülser yaralarına bağlı şişme varsa bol giysiler giyilmemelidir. Kronik venöz ülserleri hastalarının yüzde 70’i en çok 12 hafta içinde sıkılaştırma tedavisine başlanmalıdır.

Adım 5

Eğer venöz bacak ülseri ilaç tedavisine yanıt vermezse cerrahi müdahale gerekebilir. Herhangi bir enfeksiyon varsa ya da kan damarlarında bir bozukluk varsa ameliyat ile bu sorunlar giderilecektir.

Adım 6

Dengeli bir beslenme programı ile protein, demir, çinko ve C vitamini açısından zengin gıdalar tüketilmelidir. Uyku düzenine dikkat edilmelidir. Sağlıklı beslenme ve düzenli uykunun da tedavide etkisi büyüktür.

İhtiyacınız olacak şeyler
– Tuzlu çözüm
– Steril pansumanlar
– Sıkıştırma tedavisi

Devamını Oku

Kolesterol Neden Yükselir: Yüksek Kolesterol Belirtileri

Hastalık Belirtileri kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 99 defa okundu

Kolesterol Neden Yükselir: Yüksek Kolesterol Belirtileri

yüksek kolesterol belirtileri

yüksek kolesterol belirtileri

Yüksek kolesterol nasıl anlaşılır?

Yüksek kolesterol vücutta bazı etkiler yaratır. En yaygın belirti yorgunluk ve halsizliktir. Damarlarda biriken maddeler plak oluşturarak arterlerin duvarlarında tıkanıklığa neden olabilir. Bu da koroner kalp hastalığı, CHD ve mikrovasküler koroner hastalığı gibi hastalıklara sebebiyet verebilir. Yüksek kolesterol sonucunda doğrudan olmasa da yarattığı etkiler nedeni ile yorgunluk hissedilebilir.

Yüksek kolesterolün belirtileri nelerdir?

– Ateroskleroz

Ateroskleroz, arter duvarlarında plak birikimi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Ateroskleroz için en önemli risk faktörü yüksek kolesteroldür. Plak gibi maddeler kanda bulunan kolesterol ve yağ maddelerinin ya da kalsiyum gibi maddelerin birbirine yapışması ile oluşur. Bu birikintiler kalbin kan akışını yavaşlatırken vücudun diğer bölgelerinde bulunan damar duvarlarının da daralmasına neden olabilir. Bu hastalık koroner kalp hastalığına neden olabilir aynı zamanda mikrovasküler hastalığı da tetikleyebilir. Kalp hastalıklarının neredeyse tümü yorgunluk hissine neden olur.

– Mikrovasküler koroner hastalığı

Mikrovasküler hastalığında arterlerde koroner kalp hastalığında oluşan birikimden daha az bir plak oluşur. Plaktan kaynaklanan damar tıkanıkları daha azdır. Kadınlar menopoz sırasında östrojen hormonunda düşüş yaşarlar. Bu düşüş nedeni ile hastalık erkeklere oranla kadınlarda daha sık görülmektedir. Mikrovasküler hastalığında kalp krizi riski artar, ancak belirtiler biraz daha farklıdır. Ayrıca bu hastalıkta kalp daha hızlı çalışmak zorunda kaldığı için daha çabuk yorulma gibi belirtiler de ortaya çıkabilir.

– Kolesterol testleri

Tıbbi olarak lipid profili olarak bilinen, kolesterol testi Amerikan Kalp Derneği göre 20 yaşında yapılmaya başlamalıdır. Bu testin her beş yılda bir tekrarlanması gerekir. Bu test kalp hastalığına yakalanma riskini belirlemek için de kullanılabilir. Kolesterol düzeyleri çok yüksek sonuçlar gösterdiğinde doktor tedaviye erkenken başlayarak CHD ve cmd gibi kardiyovasküler komplikasyonları önlemeye yardımcı olabilir.

– Sağlıklı kolesterol düzeyleri

Sağlıklı kolesterol seviyesi kolesterol türüne göre değişir. Düşük yoğunluklu lipoprotein LDL, 129 mg/dl veya daha az olmalıdır. En iyi seviye 100 mg/dl olarak kabul edilir. LDL kolesterol iyi kolesterol olarak da bilinmektedir. Yüksek yoğunluklu lipoprotein, yani kötü kolesterol olarak bilinen HDL, daha düşük seviyelerde olmalıdır. En normal düzey 60 mg/dl veya daha büyük olmalıdır. Total kolesterol 200 mg/dl seviyesinden daha yüksek olmamalıdır. Değerler 200 mg’dan daha yüksek olduğunda yüksek kolesterolden bahsedilebilir.

– Yüksek kolesterol nasıl düşürülür?

Yüksek kolesterol tedavisinde beslenme düzenine dikkat edilmelidir. İlaç tedavisinin yanı sıra yüksek yağlı aperatifler, patates cipsi ve kurabiye gibi yüksek kolesterollü besinler tüketilmemelidir. Bunlar yerine yüksek kolesterole iyi gelen yiyecekler; taze meyve ve sebze tüketilebilir. Doymuş yağlar, kırmızı et, tam yağlı süt ve yumurta gibi hayvansal ürünlerden kaçınılmalıdır. Bu besinler yerine kümes hayvanları, balık, yağsız süt ürünleri tercih edilebilir. Yüksek kolesterol için diyet listesi hazırlanması önerilir. Beslenme düzenine destek olmak için egzersiz de yapılmalıdır. Haftanın bir günü 30 dakika kadar hafif egzersizler yapılabilir. Bu egzersizler kolesterol seviyesinin düşmesine yardımcı olacaktır. Fazla kiloya sahip olmak kolesterolü artıran bir başka nedendir. Bu nedenle fazla kiloların verilmesi için diyet uygulamaları da yapılabilir. Eğer beslenme düzenin planlanmasına ve yapılan egzersizlere rağmen kolesterol seviyesi dengelenmiyorsa doktor kolesterol ilaçları tavsiye edebilir.

Yüksek kolesterol için limon sarımsak karışımı en sık kullanılan bitkisel çözümler arasındadır. Ayrıca kolesterol için elma sirkesi de önerilir. Her gün 1 bardak suyun içerisinde bir ya da 2 çay kaşığı elma sirkesi eklenerek tüketilebilir. Ancak bu çözümler uygulanmadan önce doktora danışılması gerekir.

Yüksek kolesterol belirtileri görüldüğünde mutlaka bir doktora görünmek gerekir. Çünkü kolesterol seviyelerinin yüksek olması kalp sorunları başta olmak üzere pek çok sağlık sorununa neden olabilir. Hastalığın erken teşhisi ile uygulanan tedavi yöntemleri sayesinde kalp sorunları da oluşmadan engellenebilir. Çok çabuk yorulma ve halsizlik gibi durumlar birlikte eğer nefes darlığı ve damar tıkanıklığı gibi sağlık sorunları da yaşanıyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır.

Devamını Oku

Anemi Neden Olur: Aneminin Belirtileri

Hastalık Belirtileri kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 75 defa okundu

Anemi Neden Olur: Aneminin Belirtileri

aneminin belirtileri

aneminin belirtileri

Anemi nasıl anlaşılır?

Kansızlık yaşayan bir kişide kan sıvısının azlığı ve dolaylı olarak alyuvar sayısının azlığı nedeniyle organlara gereken kadar oksijen taşınması zorlaşır. Bu yüzden anemi belirtileri genel olarak belli bir organda değil birçok organda görülebilir. Anemiye neden olan faktörler arasında genetik ve metabolik faktörler vardır. Aneminin hafif ve şiddetli evreleri olabilir. Bu durumda bizim amacımız aneminin şiddetli evrelerini yaşamaya neden olacak etkenlere mahal vermemek olmalıdır.
Aneminin vücut üzerindeki etkileri şu şekilde sıralanabilir:

Anemi belirtileri:

– Kardiyovasküler belirtiler

Başlangıçta kalp atışları artar ve hızlanır. Hatta bir süre sonra sanki kalbin ritim olarak bazı atışları atladığını hissedebilirsiniz. Kalp atış hızı artar ve kalp ara sıra ritim bozukluğu yaşayarak bir çarpmasını atlar. Bu belirtiler sırasında bir aktivitenin içinde yer almanız kalp çarpıntısı veya nefes darlığı yaşamanıza neden olabilir. Daha şiddetli anemik belirtilerde ise direk göğüs kafesinizin daralarak sıkıştığını hissedebilirsiniz ve nefes almada büyük zorluklar yaşabilirsiniz. Bunun gibi şiddetli anemik belirtilerde mutlaka acil bir şekilde doktorunuza başvurmanız gerekmektedir. Zayıf kan dolaşımı genel olarak insanlarda yaygındır. El ve ayaklarda titreme ve ortam sıcaklığının normal olmasına rağmen üşüme belirtileri çok sık görülmektedir. Tanımlamak ve anjin, kalp krizi veya felç gibi daha gelişmiş kardiyovasküler hastalıklar sırasında bu belirtilerin oluşmasını önlemede kardiyovasküler belirtilerin başlangıcının izlenmesi çok önemlidir.

– Fiziksel belirtiler

Yorgunluk ve bitkinlik aneminin en yaygın belirtiler arasında ilk sıralarda sayılmaktadır. Kan ve dokulardaki oksijen eksikliği, doğal enerji üretmek için vücudu zor duruma sokar. Ayakta çalışma sırasında veya herhangi bir şekilde enerji harcarken sık sık baş dönmesi ile karşılaşabilirsiniz. Uzun süreli anemilerde yaşanan dehidratasyon nedeni ile baş ağrısı gözlemlenebilir. Anemi hastalığına yakalanan kişilerde soluk cilt veya kırılgan tırnaklar gözlemlenebilir. Bunun da nedeni oksijen ve demir eksikliğidir. Bu temel gereksinim olan maddelerin belirtileri arasındaki soluk cilt oksijen eksikliği, kırılgan tırnak demir eksikliği nedeni ile oluşur. Demir minerali vücuttaki saç, kıl tırnak gibi keratin içeren maddelerin sertleşmesi ve dayanıklı olmasını sağlayan bir maddedir. Bu yüzden bu maddenin yokluğunda keratinli oluşumlar dayanıksız olur. Oksijensizlik ise kan dolaşımını yavaşlatarak kanın yüze dağılmasının önüne geçer. Bazı insanlarda ise kan akışındaki bozukluk ve dokulardaki oksijen eksikliği nedeniyle cinsel işlev bozukluğu gözlemlenebilir. Cinsel istek eksikliğinin nedeni ile ilişkili olarak yorgunluk da yaygın olarak görülmektedir. Hidrasyon, fasulye gibi demir açısından zengin gıdalar yemek ve hekim tarafından yönetmen olarak demir takviyeleri alarak kendi oksijen doldurmak için vücudunuzun yardımcı olabilir korumak için artan su alımı sağlar.

– Pika

Pika, bir kişide, normalde yenilmeyen maddelerin sürekli olarak yemek istenmesi şeklinde görülür. Arzulanan ve tüketilen maddeler kişinin yaşına göre değişiklik gösterebilir.

Çocuklarda en çok arzulanan maddeler şu şekilde sıralanabilir:

– Tutkal
– Hayvan dışkısı
– Kum
– Böcek
– Yaprak
– Taş

Genç ve yetiksinler en çok arzulanan maddeler ise şu şekilde sıralanabilir:

– Kil
– Çamaşır deterjanı
– Toprak

Pikanın nedeni olarak vücuttaki vitamin veya mineral yetersizlikleri gösterilebilir. Sadece yenmeyen gıdaların tüketilmesi veya bazı yenmeyen gıdaların fiziksel ve kimyasal özellikler nedeni ile tüketilmeleri halinde bağırsak duvarında hasar oluşması veya bağırsak duvarının delinmesi görülebileceği gibi kişide zehirlenme de görülebilir. Bu tip rahatsızlıklar ölüme kadar varabilen ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

– Bilişsel belirtiler

Ortak bilişsel belirtiler, konsantre bozukluğu, iletişim kurma zorluk ve üzüntü ile birlikte depresyon belirtileri içerir. Herhangi bir oryantasyon bozukluğu, ağzı toplayamayarak konuşma veya bilinç kaybı yaşarsanız hemen doktorunuza başvurmanız gerekmektedir.
Anemi, kırmızı kan hücreleri veya bir kişinin kan kaynağındaki yetersiz hemoglobin miktarı ile karakterize olmuştur. Bu durum ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Anemi belirtileri arasında en çok görülen belirtiler sırası ile şu şekildedir:

– Soluk cilt
– Letarji
– Fiziksel zayıflık

Doktorunuzun yapacağı bir test ile anemiye sahip olup olmadığınızı ve sahipseniz de ne düzeyde bir anemiye sahip olduğunuzu öğrenebilirsiniz. En sık rastlanan anemi vücuda giren demir minerali miktarındaki eksiklik nedeni ile oluşan demir eksikliği durumundan dolayı gelişim göstermektedir. Demirin emilimini kolaylaştırmak ve durumu tersine çevirebilmek için demir içeren otlar kullanmak iyileşmenize yardımcı olabilir. Otları anemi tedavisi için kullanmadan önce doktorunuza başvurarak otların size zararlı bir etkisinin olmayacağından emin olmanızda fayda vardır.

Anemiye bitkisel tedavi:

– Sarı dok

Sarı dok isimli şifalı bir bitkinin yardımı ile kandaki demir miktarını hızlı bir şekilde yükseltebilirsiniz. Sarı dok bitkisi demir mineralinin çok kolay bir şekilde emilmesinde vücuda yardımcı olur. Demir eksikliği anemi dışında da birçok hastalığı tetiklediği için alternatif tıp tedavilerinde sıkça kullanılan bir maddedir. Bitkinin kökleri demir açısından bir hayli zengindir. Anemi tedavisi sırasında sarı dok için önerilen kullanım şekli şudur; her sabah ve akşam aç karnına 1000 mg sarı dok tozu bir bardak su ile karıştırılarak içilmelidir. Birçok doktor da bu bitkiyi özellikle anemi hastalarına önermektedir. Ancak yine de almadan önce doktora başvurmanızda fayda vardır.

– Karahindiba

Karahindiba yaprakları diğer kaynaklardan daha fazla demir minerali içermektedir ve demir emilimini arttırıcı özelliği bulunmaktadır. Anemi de demir eksikliğine neden olan bir hastalık olduğundan dolayı karahindiba anemi hastaları için vazgeçilmez bir tedavi yöntemidir. Genelde insanlar demir eksikliğinin çözümü olarak ıspanağı görmektedirler. Anca karahindibanın demir içeriği demir deposu olarak bilinen ıspanaktan bile daha fazladır. Böylesine bir bitki anemi hastaları için idealdir.
Karahindiba tedavisi için önerilen yöntem şu şekilde uygulanmaktadır:
Bir bardak temiz su ile 1 çay kaşığı taze karahindiba suyunu karıştırarak günde iki defa içiniz. Bu işlemi aç karnına yapmanız çok daha etkili olur. Bunun dışında çok daha etkili bir çözüm gerekiyorsa doktorunuzun onaylaması şartı ile sarı dok suyu tedavisi ve karahindiba tedavisini aynı zamanda uygulayarak daha etkili ve kesin çözüm elde edebilirsiniz.

– Yılan otu

Yılan otu, bağırsak duvarındaki sindirimi ve sindirilen besinlerin emilimini kolaylaştıran bir bitkidir. Bu yüzden yılan otunu demir deposu olan bir madde ile beraber doktorunuzun izni ile kullanmanız sonucun çok daha hızlı görülmesini sağlayacaktır. Demir minerali bol olan besinlerin kullanımı sırasında uygulanan yılan otu tedavisi ile besinlerdeki demir mineralinin emilimi çok hızlı bir şekilde gerçekleşir. Emilim sorunları nedeniyle anemi hastalığına yakalanmış olan biri için yılan otu, özellikle kullanılması tavsiye edilen bir bitkidir. Yılan otunun kullanımında önerilen yöntem şu şekildedir: Günde bir kez olmak koşulu ile 10 15 dakika içinde 3 bardak su her bir bardağa 1 çay kaşığı yılan otu tozu karıştırarak içilmelidir.

Anemiye ne iyi gelir?

Anemi için öncelikle beslenme düzenine dikkat edilmelidir. Besin eksiklerini gidermek için anemiye iyi gelen yiyecekler ya da anemiye iyi gelen bitki çayları beslenme düzenine eklenebilir.

Devamını Oku

Göz Altında Morluk Neden Olur: Göz Altı Morluklarının Nedenleri

Cilt Saç ve Tırnak Hastalıkları kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 270 defa okundu

Göz Altında Morluk Neden Olur: Göz Altı Morluklarının Nedenleri

göz altı morlukları tedavi yöntemleri

göz altı morlukları tedavi yöntemleri

Göz altı morlukları neden olur?

Göz altı morarması ve çökmesi pek çok neden ile oluşabilir. Deri altında kılcal damarlar (küçük kan damarları) çatladığında ya da sızıntı yaptığında göz altında lekeler oluşabilir. Genellikle oluşan göz altı morlukları bir travma ya da özellikle burun bölgesine alınan darbeler soncunda oluşur. Alınan darbeye göre oluşan morarmalar önce sararır sonra iki hafta içinde yavaş yavaş eski haline döner. Açıklanamayan morarmalar aile içi şiddet ya da şiddet belirtisi olabilir. Şu durumlara dikkat edilmelidir:

– Burun kırılması

– Beyin sarsıntısı

– Dang humması

– Epidural hematom

– Kafa yaralanması

– Subdural hematom

– Sarsılmış bebek sendromu

– Kafatası kırığı

– Hemophila A

Göz altı morlukları tedavisi:

Küçük bir yaralanma nedeniyle göz altılarında oluşan morarmalar buz ve ağrı kesici ilaçlar ile tedavi edilebilir. Morarma, şişlik ve ağrı duyulan bölgelere ilk 24 saat içinde 20 dakika soğuk kompres uygulanmalıdır. 24 saat ile 72 saat arasında ise sıcak kompres uygulanabilir. Tıbbi tedavi için fiziksel muayenenin ardından kırık şüphesi olunan durumlarda CT tarayıcıları ve yüz ya da kafa röntgeni çekilebilir. Gözün kendisinde bir yaralanma varsa hasta göz doktoruna sevk edilir. Kafa yaralanması şüphesi olduğu durumlarda ise beyin cerrahından yardım alınacaktır. Yüz kırıkları olduğunda kulak burun boğaz uzmanı yardımcı olabilir. Eğer göz altı morlukları ile birlikte yüzde ciddi yaralar varsa hastayla estetik cerrah ilgilenebilir.

Eğer göz morarması ile birlikte şu belirtiler varsa acil tıbbi yardım istenmesi gerekmektedir:

– Kırıklar

– Kırık dişler

– Baş ağrısı

– Görme kaybı

– Bilinç kaybı

– Burundan kan ya da berrak bir sıvı gelmesi

– Göz yüzeyinde kan

– Göz kapaklarında aşırı şişme

– Bulanık görme veya görüş açısında daralma

– Gözlerde kızarma

– Davranış değişiklikleri: unutkanlık, uyuşukluk

– Bulantı, kusma veya baş dönmesi

– Yürüyüş değişiklikleri veya yürümede zorluk

Göz morarmasının nedenleri:

1- Burun kırılması

Bu durum acil bir durum olarak kabul edilir. Acil tıbbi müdahale yapılması gerekir. Burunda herhangi bir çatlama, kırılma ya da kayma olduğunda kıkırdak da bundan etkilenebilir. Genelde burun çevresinde şişme ve göz altında morluk oluşur.

2- Beyin sarsıntısı

Acil kabul edilen sağlık durumlarından biridir. Acil tıbbi müdahale gerektirir. Beyin sarsıntısı hafif travmatik beyin hasarına neden olabilir. Beyin sarsıntısı beyin fonksiyonlarını etkiler ve çok şiddetli semptomlara yol açabilir. Genellikle hastada göz altında morarma oluşur.

3- Kafa yaralanması

Acil bir durum olan kafa yaralanması kafatasında, beyinde ya da sadece kafa derisinde olabilir. Bazı durumlarda yüzde şişme ve göz altında morluklar ortaya çıkabilir.

4- Faktör V eksikliği

Faktör V eksikliği çok nadir olarak görülen kanda pıhtılaşma bozukluğudur. Kanın yavaş ve uzun sürede pıhtılaşması burun kanamaları ve göz altında morarmalar gibi belirtiler gösterebilir.

5- Von Willebrand hastalığı

Von Willebrand hastalığı, von willebrand faktörünün yani kan pıhtısı yardımcı olan bir maddenin eksikliği nedeni ile oluşur. Bir çeşit kanama bozukluğudur. Burun kanamaları, kolay zedelenmeler ve göz morarmalarına neden olabilir.

6- Hemofili A

Hemofili A (faktör VIII eksikliği) kan pıhtılaşma bozukluğu hemofili denilen en yaygın şeklidir. Uzun süreli kanama, kireçlenmiş eklemler ve açıklanamayan çürükler görülebilir.

7- Subdural hematom

Subdural hematom genellikle bir kafa travması nedeni ile beyin yüzeyinin altında kan birikimi ile oluşan ve ölümcül olan bir durumdur. Kafatası içine kan birikir. Bu birikim beyne basınç yaparak baş ağrısına, nöbetlere, konuşmada zorluğa ve göz morarmalarına neden olabilir. Acil müdahale edilmesi gerekir.

8- Epidural hematom

Epidural hematom; kafatası ve beyin koruyucu zar arasında kan birikmesi ile oluşur. Bu durum genellikle kafatası travmaları ve yaralanmaları ile ortaya çıkar. Soncunda beyin hasarı ve ölüm riski oluşabilir.

9- Sarsılmış bebek Sendromu

Sarsılmış bebek sendromu, şiddetle bebeğin sallanması ile oluşur. Bu durum bebekte ciddi komplikasyonlara neden olabilir.

10- Faktör II eksikliği

Faktör II eksikliği de çok nadir bir kan pıhtılaşma bozukluğudur. Kanın pıhtılaşmasını sağlayan protrombin proteini eksikliği ile oluşur. Ağır vakalarda, açıklanamayan morarma, kanayan diş eti ve burun kanamaları görülebilir.

11- Kafatası kırıkları

Kafatası kırıkları çok ciddi durumlardır. Tedavi edilmediğinde öldürücü olabilir. Kafatasında bulunan herhangi bir kemik kırıldığında beyin dokusuna zarar verebilir. Beyne baskı yapan kemik kanamaya da neden olabilir. Genelde kafatası kırıklarının nedeni alınan darbelerdir. Ve kırığın en önemli belirtileri arasında göz bölgesinde oluşan morarmalar vardır.

12- Ebola virüsü ve hastalık

Ebola virüsü ciddi sağlık sorunlarına neden olur bu nedenle acil müdahale gerekmektedir. Ebola hastalığı ya da ebola kanamalı ateşi ölümcül hastalıktır. Göz bölgesinde morarmaya neden olabilir.

13- Noel hastalığı (hemofili B)

Noel hemofili B veya faktör IX hemofili olarak da bilinen bu durum nadir olarak görülen genetik bir bozukluktur. Kan pıhtılaşmasında sorun olan bu hastalık göz altında yoğun morarmalara sebebiyet verebilir.

14- Faktör X eksikliği

Faktör X eksikliği, Stuart Prower faktör eksikliği olarak da bilinir. Yeterli faktör X üretilmediğinde kanda X proteini üretilmez ve kan pıhtılaşması daha yavaş olur.

15- Dang humması

Dang humması bir çeşit sivrisinek tarafından yayılır. Bu hastalığa dört dang virüsü neden olur. Virüs vücuda girdikten sonra bazı belirtiler ortaya çıkabilir. Sarı hummaya da neden olabilen bu hastalık göz bölgesinden morarmaya neden olabilir.

16- Faktör VII eksikliği

Faktör VII eksikliği bir kan pıhtılaşması bozukluğudur. Özellikle ameliyat ya da yaralanmaların ardından uzun süre kanamaya neden olur. Göz altında kılcal damarlarda herhangi bir sızıntı ya da çatlama olduğunda kanama durmaz ve kan göz altında derinin içinde toplanır. Zaman geçtikçe kırmızı görüntü yerini morarmalara bırakır.

17- Burun kanamaları

Burun kanamaları çok yaygın olarak görülebilen durumlardır. Bazı durumlarda ciddi tıbbi sağlık sorunları nedeni ile oluşabilir. Eğer burun kanaması sık sık oluyorsa ya da 20 dakikadan fazla sürüyorsa mutlaka doktora gitmek gerekir. Ayrıca burun kanamalarının ardından göz altında morluklar oluşabilir. Oluşan morluklar genellikle 1 hafta içinde geçer.

18- Göz için acil durumlar

Göze yabancı bir cisim girmesi, göz içi yaralanmaları ve kimyasal yanıklar ciddi durumlardır. Acil tıbbi müdahale gerektirebilir. Gözle ilgili durumlarda şişme, kızarıklık ya da göz altında morarma gibi durumlar görülebilir.

Göz altı morlukları nasıl geçer?

Göz altı morlukları için doğal ve bitkisel çözüm önerileri de uygulanabilir. Soğuk kompres ve soğuk çay uygulamaları oldukça etkili olacaktır. Göz morarmasına patates de oldukça etkili gelmektedir.

Göz morarması kaç günde geçer?

Genellikle göz morarması en fazla 1 hafta sürer. Eğer göz altında morarma bir nedene bağlı değilse ve giderek artıyorsa ya da 1 haftadan fazla sürdüyse mutlaka bir sağlık kuruluşuna giderek muayene olunmalıdır. Bazı durumlarda göz morarmalarının altında başka ciddi hastalıkların olabileceği unutulmamalıdır.

Devamını Oku

Aritmi Nasıl Anlaşılır: Kalp Ritmi Bozukluğunun Belirtileri

Kan Kalp ve Dolaşım Sistemi Hastalıkları kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 87 defa okundu

Aritmi Nasıl Anlaşılır: Kalp Ritmi Bozukluğunun Belirtileri

kalp ritmi bozuklukları

kalp ritmi bozukluğunun belirtileri

Kalp ritmi bozukluğu nasıl anlaşılır:

Kendi kalp atış ritminizi hissedebilirsiniz. Rutin bir şekilde sürekli atmaktadır. Fakat bazı kişilerde bu rutin durum bozulabilir. Yani kalbin atışındaki ritim yok olabilir. Bu durum ise karmaşık bir yapıya sahip olan kalpte olumsuz etkiler oluşmasına neden olur. Bir anlık kalp sıkışmasının yanı sıra, geç pompalama ya erken pompalama ile anlık bayılmalar bile görülebilir.

Bu durum Latince “arrythmia” şeklinde tanınır. Tüm aritmiler, hayatı tehdit eden veya sağlık komplikasyonlarına neden olan cinsten değildir. Bu yüzden teşhis konduğunda korkmaya gerek yok. Ancak, tabii ki de güvende olabilmeniz için acilen doktorunuza gözükmeniz gerekmektedir.

Kalp ritim bozukluğu çeşitleri:

Anormal kalp ritminde en yaygın bulunan türler şunlardır:

Taşikardi

Taşikardi teşhisi konulan kişinin kalbi hızlı atmaktadır. Örneğin, yetişkinlerde dakikada 60 – 100 kez normal bir kalp atıyorken taşikardi sahiplerinde sayı 120’lerin üstüne çıkmaktadır. Taşikardi üç alt tür vardır:

– Supraventriküler taşikardi (Kalbin üst kulakçık ve kapakçık odalarında)

– Ventriküler taşikardi (ventriküller)

– Sinüs taşikardisi, heyecanlanınca ortaya çıkan ama sonrasında hızlı bir şekilde de geçen heyecan taşikardisidir.

Atriyal fibrilasyon (AF)

Bu düzensiz kalp atışları, kalbin üst odalarına oluşur. Bu türü en yaygın görülen ritim bozukluğu türüdür. Vücudunuzda istem dışı gelişen büyük elektrik dalgalanmaları ve kontrol dışı titreme atriyal fibrilasyon oluşmasına neden olur. AF olan bir kişinin kalbi kriz sırasında dakikada 200 kere bile atabilir.

Atriyal Flutter (AFL)

Atriyal flutter genellikle sağ atriyum içerisinde ortaya çıkar, ancak nadir de olsa sol atriyum içerisinde de görülebilir. Durum hızlanan ve hızla yayılan elektrik impkusllarınd

Bradikardi

Hızlı kalp çarpmansın yani sıra yavaş kalp çarpması da vardır ve aritminin bu türü çok daha tehlikelidir. Bradikardi, genellikle atria ventrikül içinde seyahat elektrik sinyallerin bozukluk göstermesi haline oluşur.

Ventriküler fibrilasyon (VF)

Bu tür bir anormal ritme sahip olan kalbin durma riski çok daha fazladır ve kalp krizine neden olabilir. Ventrikülde biriken kan vücut dışına pompalanır. Bu işlem beyin ve kalpte gerçekleştirilir. Eğer VF için hemen tedaviye başlanmazsa maalesef ölüme neden olabilecek ciddi sonuçlar doğurmaktadır.

Prematüre kasılmaları

Kalpteki en prematüre kasılmalar bilek ya da göğüs kontrolü ile belirlenebilir. Dinlenen çarpma hızı çok zayıftır ve duymakta bir hayli zorluk çekilir.

Prematüre kasılmalar normalin dışında ekstra vuruş (çift vuruş) ve erken vuruşlar içerir. Yani kalbin normal çalışmadığı varsayılırsa, tek bir vuruş yapması gereken yerde iki kere sık vuruş yapması ekstra vuruş, vuruş yapması gereken zamandan önce vuruş yapması da erken vuruş olarak adlandırılır. Tüm alt ve üst kalp odacıkları içinde oluşabilir.

Aritmi neden olur?

Anormal bir kalp atışı, yüksek tansiyon gibi rahatsızlıklar bir dizi nedenden ötürü olabilir. Bu nedenler şu şekilde sıralanabilir:

– Koroner kalp hastalığı

Bu ciddi kalp sorunu, koroner arterlerin kolesterol ve diğer yoğun maddeler tarafından tıkanması ve çeper daraltılması durumunda oluşur.

– İlaçların etkisi

Bazı ilaçlar ve sıvılar kalp hızını değiştirici etkiler gösterir. Kafein, amfetamin (beyin uyarıcı ilaçlardaki ana madde) ve yüksek kan basıncı azaltmak için kullanılan beta blokerler bu ilaçlara örnek olarak verilebilir. Bunun yanı sıra günümüzde çoğunluğun içtiği ve aslında çok zararlı olan enerji içecekleri de içerdikleri bazı maddeler ile kalp atış hızını arttırır. Bu durum hayati risk taşır. Bu yüzden enerji içecekleri asla kullanılmamalıdır.

Diğer nedenler:

Bazı başka faktörler de kalp ritmi değişikliklerine neden olabilir.

Bu faktörler şu şekilde sıralanabilir:

– Kalp kası hastalıkları veya kalp yaralanması sonrasında kalp kasında oluşabilecek değişiklikler (Kalp kasının belirli bir yüzdesinin çalışması durumu)

– Açık kalp ameliyatından sonraki kalbin gençleşmesi nedeni ile ritim değişikliği

– Düşük potasyum ve diğer elektrolit maddelerin kalp kaslarını etkilemesi

– Doğuşta olabilecek veya sonradan oluşabilecek kalp anormallikleri

– Kalp kasını etkileyebilecek diğer sağlık koşulları

Kişide anormal kalp ritminin oluşmasına neden olabilecek faktörler nelerdir?

Ritim bozukluğuna neden olan faktörler şu şekilde sıralanabilir:

– Sigara

– Önceden yaşanmış bir kalp rahatsızlığı veya aileden genetik olarak geçebilecek kalp rahatsızlıkları

– Diyabet

– Stres

– Fazla kilolu olmak

– Spor yapmamak (egzersiz yapmadan yaşamak).

– Yüksek yağlı, kolesterol miktarı çok olan sağlıksız gıdalar ile beslenme.

– Yüksek tansiyon, şeker hastalığı veya diğer sağlık sorunlarına sahip olmak

– Aritmiyi tetikleyen yiyecekler

– Aritmiyi tetikleyen ilaçlar

Aritmi belirtileri nelerdir?

Kişide anormal kalp ritmi varsa bunu bazı belirtilerin yardımı ile anlayabilir. Erken teşhis kalp hastalıklarında önemli olduğundan dolayı bu belirtiler varsa mutlaka doktorunuza başvurun.

Belirtiler şu şekilde sıralanabilir:

– Baş dönmesi veya baş dönmesi hissine kapılma

– Nefes darlığı çekme

– Düzensiz nabız veya kalp çarpıntısı gibi ritimsel bozukluklar

– Göğüste (göğüs kafesinin ortasında) ağrı veya sızı

– Cildin soluk bir hal alması

– Sıkça ter boşalması

Anormal kalp ritminin teşhisi:

Doktorlar kalp ritminin anormal olup olmadığını belirlemek ve anormalse de bu anormalitenin nedenini belirlemek için fiziksel muayene yapacaktır. Steteskop, kulağa takılarak kulaklık görevi görmesi sayesinde kalbin sesini dinlemek için kullanılabilir. Ayrıca EKG makinesi ile de kalbinizin elektriksel hareketi incelenerek kalp ritminin nasıl olduğu gözlemlenir.

Anormal kalp ritmi teşhisi için kullanılan diğer araçları şunlardır:

– Ekokardiyogram: Çok fazla duyulmamış olan bu yöntem bir kalp sesi yankısı ile uygulanır. Bu testte ses dalgaları kalp resimlerini çekmeye yardımcı olur ve ritim bozukluğu ses dalgalarının düzensizliği ile belirlenebilir.

– Holter monitör: Bu monitör hastaya verilerek 24 saat boyunca çıkarılmaması istenir. Bir modem büyüklüğünde olan bu monitör 24 saat boyunca hastaya bağlı kalır ve bu şekilde doktor monitörü inceleyerek hastanın 24 saatlik kalp hareketini kontrol etmiş olur.

– Egzersiz testi: Bu test doktorunuzun kontrolünde, kalbiniz ritmini okuyan bir alete bağlıyken yürüyüş bandında yürümeniz ve koşmanız ile yapılır. Bu uygulama en çok sporcuların genel sağlık kontrollerinde kullanılan bir testtir.

Aritmi nasıl düzelir: Aritmi tedavisi

Anormal kalp ritminin tedavisi hastalığın etkenine bağlı olarak şekillenir. İradenize sahip çıkarak veya uzmanlardan yardım alarak sigarayı bırakmanız şarttır.

Davranış değişiklikleri ve belirtilerin kendinizde görülmesi durumunda mutlaka doktora gitmeniz gerekmektedir.

Kalp ritim bozukluğu nasıl tedavi edilir?

İlaç tedavisinin yanı sıra doktorlar gerekli gördükçe kalp pili implantını da bu anormalliği düzeltmek için kullanabilir. Bu ameliyat her ne kadar basit dense kalple ilgili olduğu için tehlike içermektedir. Bu yüzden ameliyat olmamak için öncesinde kalp hastalıkları oluşturacak etkenlerden kaçınmak çok daha faydalı olacaktır. Sigara içerek yaşam kalitenizi düşürmeyin. Ayrıca aritmi tedavisinde kullanılan ilaçlar kesinlikle doktorun verdiği şekilde ve doktor reçetesi ile kullanılmalıdır.

Devamını Oku

Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon Nasıl Anlaşılır: Arteriyel Hipertansiyon Belirtileri

Hastalık Belirtileri kategorisine 20 Kasım, 2016 tarihinde eklendi, 33 defa okundu

Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon Nasıl Anlaşılır: Arteriyel Hipertansiyon Belirtileri

arteriyel hipertansiyon belirtileri

arteriyel hipertansiyon belirtileri

Pulmoner arteriyel hipertansiyon nedir?

Pulmoner arteriyel hipertansiyon (PAH) yüksek tansiyonun nadir bir şeklidir. Kalp ve akciğerler aracılığıyla akış pulmoner arterler içinde oluşur. Dar ve daralmış damarların kalbin yeterli kan pompalamasını önler. Daralma meydana geldiğinde, kalp durumu telafi etmek için daha fazla çalışır. Bu kan basıncını artırırken pulmoner arterler de akış hızı da artar. Durumu kötüleşir ve basınç daha fazla olur. Bu durumda bazı belirtiler ortaya çıkabilir.

Boğumlarda ve arterlerde daralma yeterince şiddetli olduğunda basınç fazlalaşır ve hastalığın oluşması aylar, hatta yıllar sürebilir. Bu nedenle, pulmoner arteriyel hipertansiyon belirtileri fark edilebilir hale gelmeden önce birkaç yıl boyunca sessizde ilerler. Görülen belirtiler de hemen tanımlanabilir değildir. Genellikle yavaş yavaş ortaya çıkan bir hastalık olduğu için giderek kötüleşir ve tanı koyması oldukça zordur.

Pulmoner hipertansiyon belirtileri:

– Nefes darlığı

Pulmoner arteriyel hipertansiyonun ilk belirtilerinden biri nefes darlığıdır. Bu durum genellikle kısa mesafe yürüyüşlerde, merdiven çıkarken ve çok az da olsa yük taşırken ortaya çıkabilir.

– Yorgunluk ve baş dönmesi

Ciğerler düzgün çalışmadığında vücut ve beyin fonksiyonu da etkilenir. Yeterli oksijen alınamaz. Halbuki vücudunuzun tüm görevleri gerçekleştirmesi için oksijene ihtiyacı vardır. Oksijen yeterli olmadığında rutin vücut çalışması devam edemez. Ufak yürüyüşlerden sonra aşırı yorgunluk görülebilir. Ya da beyin ve düşünce fonksiyonları sekteye uğrayabilir. Kişi kendini durup dururken yorgun hisseder. Beyin yeterli oksijeni alamadığında bayılma ve baş dönmesi riski artar.

Pulmoner arteriyel hipertansiyon özellikle nefes darlığı ve yorgunluk gibi ilk belirtilerini gösterir. Birçok kişi pulmoner arteriyel hipertansiyonun belirtilerini fark etmez ve hastalığın ilerlemesine neden olur. Bu durum ciddi sağlık sorunlarına hatta ölümcül sonuçlara neden olabilir.

– Mavi dudaklar ve bacaklarda şişlik

Pulmoner arteriyel hipertansiyon ayak bilekleri ve özellikle bacaklar ve ayaklarda ödem ile şişmeye neden olabilir. Böbreklerin atıkları düzgün boşaltamaması durumunda vücutta şişlikler oluşur. Kalbin oksijen açısından zengin kırmızı kan hücreleri tüm aktiviteler için yakıtın oluşturmak adına vücut içerisinde pompalanır. Kırmızı kan hücrelerinde oksijen miktarı pulmoner arteriyel hipertansiyon nedeniyle yetersiz olduğunda, vücut parçaları ihtiyacı olan oksijeni elde edemez. Düşük oksijen düzeyleri cilt ve dudaklarda mavimsi bir renge neden olabilir. Bu duruma siyanoz da denir.

– Düzensiz kalp atışı ve göğüs ağrısı

Kalp içinde artan basınç kalp kaslarının olması gerekenden daha fazla çalışmasına neden olur. Zaman içerisinde bu kaslar zayıflar. Zayıflayan kalpte ritim düzensizliği görülür. Bu düzensiz kalp atışı kalp çarpıntısına neden olabilir. Ayrıca kalp ve damar içinde kan basıncının artması, göğüs ağrısına veya göğüste basınç hissine neden olabilir. Çok çalışan bir kalpte sıra dışı göğüs ağrıları görülebilir.

Farklı insanlar için farklı belirtiler

Her pulmoner arteriyel hipertansiyon hastasının semptomları farklı olabilir. Tam teşhis için pulmoner hipertansiyon akciğer grafisi testleri gerekmektedir. Bu test sonucunda doktor pulmoner hipertansiyon tanısı koyabilir.

Belirtilerin şiddeti de kişiden kişiye göre farklılık gösterir. Pulmoner arteriyel hipertansiyon ve tedavi seçenekleri de bu doğrultuda değişiklik göstermektedir. Pulmoner arteriyel hipertansiyon tedavisinde kullanılan bir yöntem başka bir hasta için yararlı olmayabilir. Ancak pulmoner arteriyel hipertansiyon hastalarının deneyimlerinin öğrenilmesi tedavi yöntemlerinin geliştirilmesinde yardımcı olacaktır.

Pulmoner hipertansiyon nasıl tedavi edilir: Pulmoner hipertansiyonun tedavisi

Doktor semptomların nedeninin belirlenmesinde yardımcı olacaktır. Bu belirtiler görüldüğünde doktora gitmek için geç kalmak belirtilerin şiddetinin artmasına neden olabilir. Sonuç olarak, pulmoner arteriyel hipertansiyon tüm fiziksel aktiviteleri yaparken kişiyi sınırlandırabilir. Ek belirtiler hastalık ilerledikçe daha olası hale gelir. Eğer herhangi bir belirtiyle karşılaşılıyorsa doktora görünmek için randevu alınmalıdır. Pulmoner hipertansiyonda kullanılan ilaçlar doktor tarafından özel olarak belirlenecektir. Günümüzde bu hastalıktan muzdarip olanlara destek olan pulmoner hipertansiyon derneği gibi dernekler mevcuttur. Bu derneklere üye olunarak hastalık hakkında daha fazla bilgi alınabilir ve yaşam kalitesi artırılabilir. Çok ilerlemiş hastalarda  pulmoner hipertansiyon ameliyatı gerekebilir. 

Devamını Oku

Yüksek Kolesterole Ne İyi Gelir: Yüksek Kolesterol İçin Bitkisel Çözümler

Bitkisel Çözümler kategorisine 20 Kasım, 2016 tarihinde eklendi, 13 defa okundu

Yüksek Kolesterole Ne İyi Gelir: Yüksek Kolesterol İçin Bitkisel Çözümler

yüksek kolesterol için bitkisel çözümler

yüksek kolesterol için bitkisel çözümler

Yüksek kolesterol nasıl düşürülür?

Yüksek kolesterol kalp hastalığını tehdit edebilir. Kalp hastalıklarını ve yüksek kontrolü önlemek için tıbbi tedavilerin yanı sıra doğal tedavi yolları da denenebilir. Fakat herhangi bir alternatif bitkisel çözümü denemeden önce emin olmak için doktorunuzla konuşmanız gerekmektedir. Bazı alternatif tedaviler kalp yetmezliği ilaçlarının etki düzeyini düşürebilir ve kalp hastalıkları için risk oluşturabilir.

Yüksek kolesterole bitkisel çözüm

– Geven otu

Geven otu geleneksel Çin tıbbında bağışıklık sistemini desteklemek için kullanılan bir bitkidir. Anti bakteriyel ve anti-enflamatuar özellikleri vardır. Bu bitki vücudun çeşitli streslere karşı korunmasında yardımcı olan bir adaptogen olarak kabul edilir. Yapılan çalışmalarda kalp sağlığını geliştirmek için kullanılabileceğini göstermiştir. Maryland Üniversitesi Tıp merkezine göre (UMMC), Çin’deki son araştırmalar geven otunun kalp hastalığı olan kişilerde belirtileri azaltmaya yardımcı olduğunu ortaya koyarken aynı zamanda bu bitkinin antioksidan olarak hareket ederek kalp fonksiyonlarını normale döndürdüğü görülmüştür.

– Alıç bitkisi

Alıç bitkisinin meyveleri, yaprakları ve çiçekleri Roma İmparatorluğu’ndan beri kalp sorunları için kullanılmaktadır. Çalışmalar, bitkinin kalp yetmezliğinin daha hafif formları için etkili bir tedavi olduğunu gösterirken göğüs ağrısı gibi kalp hastalıklarını hafiflettiğini ortaya koymaktadır.

– Keten tohumu

Keten tohumu ve keten tohumu yağı yüksek seviyede alındığında içeriğindeki alfa-linolenik asit (ALA) ile kalp hastalığı için yardımcı olan bitkisel bir çözümdür. Ayrıca keten tohumu omega 3 yağ asidi de içerir. Keten tohumu daha düşük kan basıncı oluştururken “kötü” kolesterol düzeyleri ve kalp krizi riskini azaltmaktadır.

– Omega 3 yağ asitleri

Yüksek kolesterole iyi gelen yiyecekler arasında balık ve balık yağları vardır. Bu besinlerde omega 3 yağ asidi bulunmaktadır. Bazı çalışmalar, omega 3 yağ asitlerinin kalp hastalıklarını önlemediğini ve kalp krizi ile felç riskini azalttığını ortaya koymaktadır. Ayrıca omega 3 yağ asitleri önceden kalp hastalığı olmayan kişilerde ani kardiyak ölüm insidansını azaltmaktadır. Haftada bir ya da iki porsiyon balık omega 3 yağ asitlerinin yeterli miktarsa alınmasını sağlayarak kalp krizi riskini önemli miktarlarda düşürmektedir. Kalp hastalığı olan kişiler, omega-3 yağ asidi takviyesi alarak veya omega 3 içeren besinleri yani ceviz, kanola yağı ve soya fasulyesi gibi besinleri tüketerek risklerden korunabilirler. Kolesterol için ceviz de önerilen besinler arasındadır.

– Sarımsak kolesterolü düşürür mü?

Sarımsak düşük kan basıncına yardımcı olurken kandaki kolesterol seviyesini azaltır ve ateroskleroz ilerlemeyi yavaşlatır. Bazı çalışmalar sarımsak takviyelerinin alınmasının kandaki kolesterol seviyesini düşürdüğünü göstermektedir. Sarımsak ile ilgili yapılan çalışmalarda 1 ya da 3 aylık gibi kısa süreler dahilinde olumlu sonuçlar alındığı gözlemlenmiştir.

Kolesterolü düşürmek için ne yapılır?

Yüksek kolesterol seviyesini normal seviyelere düşürmek için bu adımları izlemenin yanı sıra hayatınızda da bazı noktalara dikkat etmeniz gerekir. Doktorunuzla konuşarak size uygun bir diyet programı oluşturabilir; kolesterolünüzü artıracak besinlerden kaçınabilirsiniz. Ayrıca fazla kilolarınız varsa bu kilolardan da kurtulmalısınız. Genel olarak sağlıklı bir yaşam şeklini benimserken sigarayı da bırakmalısınız. Sigara içerisindeki nikotin ile kolesterol seviyesinin artmasına neden olabilir. Bu nedenle en yakın zamanda sigarayı bırakmalı ve sigara içilen ortamlardan uzak durmalısınız. Yüksek kolesterolü düşürmek için en az beslenme düzeni kadar fiziksel aktiviteler de önemlidir. Fazla yorucu olmayan hafif egzersizler yaparak vücut sağlığınızı korumaya yardımcı olabilirsiniz. Bu aynı zamanda kalp sağlığını da korumanızı sağlayacaktır. Yüksek kolesterol ile kalp hastalıkları çoğunlukla bağlantılıdır. Bu nedenle kalp hastalıklarına yakalanmak istemiyorsanız hayatınızda bu değişiklikleri yapmalısınız. Eğer ailenizde kalp hastası olan bireyler varsa yüksek kolesterol konusunda çok daha dikkatli olmalısınız. Hayatınızı tehdit eden alışkanlıklardan kurtulmalısınız. Ayrıca kolesterole iyi gelen bitkiler mutlaka beslenme düzenine eklenmelidir. Kolesterolü yükselten besinler; yağlı ve kızartma besinlerden ise uzak durulmalıdır.

Devamını Oku

Pernisiyöz Anemi Nasıl Anlaşılır: Pernisiyöz Aneminin Belirtileri

Hastalık Belirtileri kategorisine 20 Kasım, 2016 tarihinde eklendi, 70 defa okundu

Pernisiyöz Anemi Nasıl Anlaşılır: Pernisiyöz Aneminin Belirtileri

pernisiyöz aneminin belirtileri

pernisiyöz aneminin belirtileri

Pernisiyöz anemi nedir?

Pernisiyöz anemi, vücutta yeterli sağlıklı kırmızı kan hücrelerinin üretilemediği otoimmün bir hastalıktır. Pernisiyöz anemiye neden olan parazit gibi etkenler de vardır. Vücudun B 12 vitamini ve kırmızı kan hücreleri oluşturmak için gerekli intrinsic faktörü adı verilen bir proteine ihtiyacı vardır. B 12 vitamini ya da cobalamin belirli gıdalar ve bazı ilaçlarda bulunur. Çoğu durumda pernisiyöz anemi, vücudun bağışıklık sisteminin saldırılarına maruz kalarak karındaki mukozal hücreleri yok eder. Ayrıca B 12 vitamini absorbe edilemez. B 12 vitamini eksikliği büyük boyutlarda macrocytes denilen küçük bir dizi üretir. Büyük boyutlarından dolayı bu hücreler kemik iliği ve kan dolaşımına giremez. Kanda oksijen taşınmasının önüne geçen bu durum yorgunluk ve halsizlik gibi belirtilere neden olabilir. Pernisiyöz anemi tedavi edilmediğinde B 12 vitamini eksikliği ciddi bir hal alır ve nörolojik sorunlar, kronik anemi ve mide kanseri gibi daha ciddi komplikasyonlara yol açabilir.

Pernisiyöz anemi neden olur?

Pernisiyöz anemi makrositer anemi türüdür ve bazen megaloblastik anemi nedeniyle büyük boy kırmızı kan hücreleri üretilir. Anemi, kanda normal kırmızı kan hücrelerinin düşük olduğu tıbbi durumdur.

Pernisiyöz aneminin nedenleri:

– Uzun süre kullanılan belirli ilaçlar ve antibiyotikler (metotreksat, azathioprine vs.)
– Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH)
– Folat eksikliği ya da malabsorbsiyon
B 12 vitamini eksikliğinin diğer nedenleri genellikle pernisiyöz anemi ile karıştırılır.

Pernisiyöz anemi belirtileri nelerdir?

Pernisiyöz anemi anlaşılması zor onlar bir hastalıktır. Çünkü belirtileri diğer bir çok hastalıkta da görülmektedir. Başlıca belirtileri şunlardır:

– Zayıflık
– Baş ağrısı
– Göğüs ağrısı
– Kilo kaybı

Pernisiyöz anemi nadir durumlarda hastalarda nörolojik belirtiler oluşturabilir:

– Dengesiz yürüyüş
– Spastisite (sertlik ve kaslarda gerginlik)
– Periferik nöropati (kol ve bacaklardaki sinirlerde zarar)
– Omurilikte ilerleyici lezyon
– Hafıza kaybı

Pernisiyöz anemi migren gibi kronik ağrılara neden olabilir.

Pernisiyöz anemi nasıl teşhis edilir?

Pernisiyöz anemi tanısı koymak için birkaç farklı test gerekmektedir:

– Tam kan sayımı (CBC) testi
– B 12 vitamini eksikliği testi
– Kanda oksijen oranı testi
– Mide hasarı kanıtı
– CBC miktarını ölçer
– Hemoglobin testi (kan taşımak için oksijene bağlı proteinler)

B 12 vitamini düzeyleri bir kan testi ile değerlendirilir. Düşük düzeyler bir eksikliği gösterir. Bu da pernisiyöz anemi tanısını koyma konusunda deliller sunar. Hasar mide duvarlarına yapılan biyopsi ile kolayca teşhis edilir. Biyopsi ile karından hücre örneği kaldırır. Hücreler mikroskobik ortamda incelenir. Sağlıklı bir bağışıklık sistemi, bakteri ya da virüslerden korunmak için antikor üretir. Pernisiyöz anemi gibi otoimmün bir hastalıkta vücut yeterli sayıda antikora sahip olamaz.

Pernisiyöz anemi tedavisi nasıl yapılır?

Tedavi pernisiyöz anemi hastaları için iki aşamalı bir işlemdir:

İlk olarak B 12 vitamini eksikliği ve demir eksikliği tedavisi uygulanır. Daha sonra ise asıl pernisiyöz anemi tedavisi başlar:

– B 12 vitamini enjeksiyonları zaman içinde yavaş yavaş azaltılır.
– Demir eksikliği düzenli kan testleri ile takip edilir.
– Serum cobalamin ve ferritin düzeyleri ölçmek için CBC testleri yapılır.
– Replasman tedavileri izlemek için kan testleri yapılır.

Pernisiyöz anemi hastalığının uzun vadeli hasar belirtileri şunlardır:

– Mide hastalıkları
– Yutmada güçlük
– Kilo kaybı
– Demir eksikliği

Pernisiyöz anemi hastalığında ömür boyu gözetim gerekir ve ciddi bir hastalıktır. Eğer tedavi edilmezse mide kanserine bile yol açabilir. Düzenli olarak biyopsi ve testler ile kontrol edilmelidir.

Devamını Oku

Kolesterol Seviyesi Ne Kadar Olmalı: Kolesterol Neden Yükselir

Kan Kalp ve Dolaşım Sistemi Hastalıkları kategorisine 16 Ekim, 2016 tarihinde eklendi, 29 defa okundu

Kolesterol Seviyesi Ne Kadar Olmalı: Kolesterol Neden Yükselir

kolesterol neden yükselir

kolesterol neden yükselir

Kolesterol seviyesi kaç olmalı?

İyi kolesterol HDL olarak da bilinen bir kolesterol türüdür. Aslında iki tür kolesterol vardır. Diğer kolesterol türü olan LDL kötü kolesterol olarak da bilinir. Kolesterol düzeyleri birbirine bağlıdır. İyi kolesterol yüksekse kötü kolesterol düşer ve yüksek kolesterolden bahsedilemez. Önemli olan kötü kolesterolün çıkmamasıdır. Kötü kolesterol kan damarlarını tıkayan balmumu bir madde gibidir. Arterleri tıkaması halinde kalp krizine neden olabilir. İyi kolesterol ise damar tıkanması gibi durumlara neden olmaz. İyi kolesterol kanı dışarı süpürme ve karaciğer, adrenal, yumurtalıklar ve testislerin dolaşımından sorumludur. Düşük kolesterol seviyesi yani LDL kolesterolün düşük olması kalp krizi ya da kalp hastalığı riskini düşürür; damar sertleşmesi ve damar tıkanıklığının önüne geçer. Ayrıca araştırmalar düşük HDL düzeyinin hafıza kaybını ve demans riskini artırdığını ortaya koymuştur.

Sağlıklı bir insanda kanın yüzde 30’u iyi kolesterolden oluşur. Amerikan Kalp Derneği, 60 mg/dL’dan yüksek HDL düzeyinin olması gerektiğini söylüyor. Aynı zamanda HDL düzeyinin erkeklerde yüzde 40’tan az kadınlarda ise yüzde 50’den az olması tehlikeli kabul edilir.

İyi kolesterol nasıl yükselir?

İyi kolesterol birçok şekilde yükseltilebilir:

– Alkol alımının sınırlandırılması
– Kalori alımının azaltılması
– Trans yağ asidi ve kolesterolü yüksek gıdalar kaçınmak
– Kilo kaybetmek
– Sigarayı bırakmak
– Egzersiz
– Çözünebilir lif ve omega 3 yağ asitlerini beslenme düzenine eklemek

Kolesterol neden yükselir?

Vücudun doğal olarak zaten kolesterol üretir ve kolesterolü gıdalardan sağlar. Çoğunlukla kolesterolü yükselten beslenme şeklidir. Fakat kimi durumlarda yüksek kolesterol genetik de olabilmektedir. Aşağıdaki faktörler, yüksek kolesterolün oluşmasına neden olabilir:

Kolesterol nasıl düşer?

– Beslenme düzeni

Ne yediğiniz kolesterol seviyesinde önemli rol oynar. Trans gıdalar tüketmek doymuş yağ oranı yüksek gıdalar tüketmek kötü kolesterolü artırır. Yüksek düzeyde “kötü” LDL kolesterolü genellikle; doymuş yağ oranı fazla olan kırmızı et, süt ürünleri, çikolata ve işlenmiş besinler, kakao yağı, palm yağı ya da hindistan cevizi yağı besinlerden alınır. Sadece et ve süt gibi hayvansal kaynaklardan yapılan gıdalardan oluşan beslenme düzeni kolesterol seviyesinin artmasına neden olur. Ayrıca fazla kilolar da trigliserid seviyesini yükseltebilir.

– Obezite

Obezite yüksek kolesterol için başlı başına bir risk faktörüdür. Yüksek vücut kitle indeksine (VKİ) sahip kişilerde; “iyi kolesterol” HDL düzeyi düşük ve “kötü kolesterol” LDL düzeyi yüksektir. Ayrıca trigliserit düzeyleri kilolu insanlarda çok daha fazla yüksektir.

– Sigara

Sigara içmek damar duvarlarında kolesterol birikmesini artırarak plak oluşmasına neden olur. Damarlarda oluşan plaklar ise damar tıkanıklığına neden olur. Ayrıca sigara içmek iyi kolesterol seviyesini de düşürür. Araştırmalar, kişinin sigara içmesinin kötü kolesterol seviyesini ortalama 4 mg/dL kadar artırdığını göstermektedir.

– Hareketsizlik

Fiziksel olarak hareketsiz olmak kolesterolün yükselmesine neden olabilir. Bu nedenle fiziksel aktiviteler yaparak vücudun dinamiğini korumak gerekir. Haftada en az 3 gün günde 30 dakika hafif egzersizler yapılabilir. Egzersiz yapılmadan önce doktora danışmak yararlı olacaktır.

– Aile öyküsü

Yüksek kolesterol aileden geçebilir. Ailede yüksek kolesterole sahip kişiler varsa diğer aile üyelerinde de kolesterol sorunu görülebilir. Yüksek kolesterol özellikle aile içerisinde bulunan kilolu kişilerde daha sık oluşur. Ailede kolesterol sorunu olan varsa beslenme konusunda daha dikkatli olunması gerekir. Ayrıca yüksek kolesterolün aileden gelmesi sonucunda karaciğerde de genetik bir anormallik oluşabilir.
Yüksek kolesterolün zararları oldukça fazladır. Ciddi rahatsızlıklara neden olabilir. Bu nedenle eğer kolesterol seviyeleri yüksek ise tedavi olunması gerekir. Kolesterole iyi gelen yiyecekler ve kolesterole iyi gelen bitkiler düzenli olarak tüketilebilir.

Devamını Oku

Venöz Yetmezlik Neden Olur: Venöz Yetmezliğin Belirtileri

Kan Kalp ve Dolaşım Sistemi Hastalıkları kategorisine 16 Ekim, 2016 tarihinde eklendi, 94 defa okundu

Venöz Yetmezlik Neden Olur: Venöz Yetmezliğin Belirtileri

venöz yetmezlik ülseri

venöz yetmezliğin belirtileri

Bölüm 1 / 7: Genel bakış
Venöz yetmezlik nedir?

Stasis dermatit, bacak damarlarında kan havuzu oluşmasına neden olan bir tür cilt iltihabıdır. Bacak damarlarındaki kan havuzuna “Venöz Yetmezlik” veya “Venöz Staz” denir.

Bacağın alt kısmındaki deride venöz yetmezlikle ilişkili enflamasyon oluşur. Başlıca semptomları kaşıntı, kabuklanma, hiperpigmentasyon ve bazen ülse oluşumudur (staz ülserleri). Tedavisi kronik venöz yetmezliği yönündedir. Bu yüksek basınç bacaktaki kılcal damarlarda hasara neden olur. Zamanla kılcal damarlar, protein fibrinojen sızıntıları yüzünden zarar görür ve bu durum doku hasarı oluşur. Vücudumuz fibrinojeni fibrine dönüştürerek kullanır. Fibrin birikimi hücrelerin ölmesine neden olur. Bu durumda ise ciltte ölü doku artacağı gibi oksijen miktarı da azalacaktır. Bu inflamatuar süreç, cildinizin görünümünün değişmesine neden olur.
Stasis dermatit ciddi bir rahatsızlıktır ve diğer ciddi hastalıkların oluşumuna yol açabilir. Aynı zamanda bu hastalık kronik olabilir. 50 yaşın üzerindeki kişilerde ortaya çıkma olasılığı daha yüksektir. Bu yaş grubundaki insanların yaklaşık yüzde 6 ile 7’sinde stasis dermatite rastlanılmaktadır. 70 yaş üzerindeki araştırmalarda bu oranın yüzde 20 civarına yükseldiğini gözlemleyebiliriz. Kadınlar erkeklerden daha fazla oranda stasis dermatit riski taşımaktadır. Bunun nedeni kesin olarak bilinmese de tahminler hamileliğin hastalığın oluşumu üzerinde etkili olduğu yönündedir.

Bölüm 2 / 7: Neden olur?
Venöz yetmezliği nedenleri:

Bacak damarlarında kanın akış yönü tek yönlüdür ve hızlıca akarak kan dolaşımını sağlar. Kalbin zamanla güçsüzleşmesiyle pompalanan kanın basıncı ve hızı azalır. Bu durumda kan damarlarda birikir ve burada bir kan havuzu oluşur. Bu duruma “Venöz Staz” denir. Venöz Staz stasis dermatit oluşumuna yol açar. Varis ve konjestif kalp yetmezliğinin ise bacakta şişme ve staz dermatite neden olduğu bilinmektedir.
Yaş ile ilgili olmayan stasis dermatit yaygın nedenleri şunlardır:

– Derin Ven Trombozu (DVT bacak damarlarında kan pıhtısı oluşumu)
– Travma

Bölüm 3 / 7: Belirtileri nelerdir?
Venöz yetmezlik belirtileri:

Stasis dermatitis belirtileri cilt kaşıntısı, kabuklanma, hiperpigmentasyon ve bazen ülser oluşumudur (staz ülserleri).
Venöz Stazın aşağıdaki gibi belirtileri de görülebilir:
– Bacaklarda şişlik
– Baldırlarda ağrı ve hassasiyet
– Donukluk ve hissizlik ile adım atmada zorluk
Stasis dermatitin erken dönemlerinde bacaklarda cilt ince görünebilir. Cildiniz çok fazla kaşınabilir. Sert bir şekilde kaşımak çatlak oluşumuna neden olabilir. Çatlak oluşumu ile bacağınızın dışarı bir tür fibrinik sıvı attığını görebilirsiniz. Gün geçtikçe cildinizin durumu kötüleşebilir. Cildinizi koyu kahverengi bir renge bürünür ve bacağınızın çeşitli yerlerinde yumrular görünebilir. Son aşamasında ise cilt derin yarıklarla ayrılır ve ülser (boğaz) formları oluşur. Stasis dermatit ile oluşan ülserler en çok ayak bileğinin iç tarafında oluşurlar.

Bölüm 4 / 7: Ne zaman tıbbi yardıma başvurulmalıdır?
Venöz yetmezliği tehlikelimidir?

Bacak şişlik veya stasis dermatit belirtileri gözlemlediğinizde doktorunuzu aramalısınız. Daha ileri durumlarda acil olarak hastaneye gitmeniz de gerekebilir.

Acil olarak hastaneye gitmenizi gerektiren belirtiler şunlardır:

– Ağrı
– Kızarıklık
– Açık yaralar veya ülser
– İrin oluşumları

Bölüm 5 / 7: Tanı
Venöz yetmezlik nasıl teşhis edilir?

Stasis dermatit çoğunlukla bacaktaki cilt bozuklukları ile teşhis edilir. Doktorunuz Venöz Doppler teşhisinde bulunabilir. Buna bir test ile karar verilir. Bacakların kan akışını denetlemek için ses dalgalarının kullanıldığı bu noninvaziv ultrason testi ile venözler teşhis edilebilir.

Statis dermatit için ev ilaçları:

Staz dermatit tedavisi evde kendi kendinize yapabileceğiniz birkaç işlem vardır:
– Uzun süre ayakta durmak ve oturmaktan kaçının
– Otururken ayaklarınızı yere yatay şekilde uzatın
– Kompresyon çorapları giyin

Cilt bozulmaları için kullanmanız gereken krem ve merhemleri mutlaka doktorunuza danışın. Çünkü bazı kremler kılcal damarların genişliğini etkileyerek hastalığınızın daha kötüye gitmesine neden olabilir.

Aşağıdaki ürünleri kullanarak kaçınmanız gerekir:

– Lanolin
– Calamine ve cildinizin kuru tutan diğer losyonlar
– Topikal antibiyotik görevi gören merhem ve paromisinler
– Benzokain ve diğer uyuşturucu maddeleri

Doktorunuz ıslak pansuman uygulamanızı söyleyebilir. Bu durum biraz ters gibi gözükse de cildin bozulmasını engellemek için etkili rol oynar. Bunun dışında doktorunuz oral antibiyotik veya topikal steroid kremler ve merhemler de kullanmanızı isteyebilir ve bunları reçeteli olarak size sunabilir. Bu ilaçlar, konjestif kalp yetmezliği kontrolü ve bacak şişmesi için de kullanılır. Tüm bunların dışında eğer hastalığınız çok ilerlemiş ise doktorunuz tarafından varis ameliyatı da önerilebilir.

Bölüm 6 / 7: Komplikasyonlar
Venöz yetmezliği nasıl tedavi edilir?

Belirlenemeyen veya belirlense de tedavi edilmeyen staz dermatit ileride neden olabileceği durumlar şunlardır:

– Kronik bacak ülseri
– Kemik enfeksiyonu (osteomyelit)
– Bakteriyel deri enfeksiyonları
– Kalıcı yara izi

Venöz yetmezliği tedavi yöntemleri:

Bunların oluşumu ile çok daha ileri safhada tedaviler gerekecektir. Bu ileri safha tedavilerin neredeyse tamamı cerrahi müdahale içermektedir. Bu durumda bir dizi ameliyattan geçebilirsiniz. Bu yüzden mutlaka belirtiler ilk görüldüğü zamanlarda doktora başvurun. Doktora başvurduğunuz takdirde erken teşhis sayesinde cerrahi müdahale uygulanmadan ilaç ve diğer bazı bitkisel yöntemlerle hastalığın ve belirtilerinin önüne geçilebilir. Venöz yetmezliği lazer tedavisi gibi yöntemler ile de tedavi edilebilir.

Bölüm 7 / 7: Önlem
Stasis Dermatite karşı nasıl önlem alınabilir?

Periferik ödem oluşumu yaşandığında, yani bacakta şişme ya da ayak bilekleri ve ayaklarda şişme görüldüğünde bu stasis dermatitin bir başlangıç belirtisi olabilir. Doktorunuzun vereceği ilaç ve kremleri kullanarak bu hastalığa karşı önleminizi alabilirsiniz.
Sadece bu hastalık için değil, tüm hastalıklar için erken teşhis çok önemlidir. Erken teşhis ile hastalık ya başlamadan önlenir ya da başlasa bile çok hafifken geçmesi sağlanır.

Erken teşhis:

Sözü edilen hastalığın; eğer viral bir hastalıksa virüsleri, bakteriyel bir hastalıksa bakterileri henüz güçlenmediği yeni üreme evresinde teşhis edilmesi demektir.

Bu yüzden güçlenmeyen bakteriler / virüsler kolayca yok edilebilir ya da en azından üremesi engellenebilir. Bu durumda hasta, hastalığı geçmese bile belirtilerini çok hafif yaşar.

Erken teşhis içinse en önemli nokta doktora gitmekten üşenmemek ya da korkmamaktır. Bazı rahatsızlıklar yaşadığı halde doktora gitmeyen kişiler o hastalığın çok daha zor atlatıyor, hatta belki atlatamıyor bile. Bazı “bir şeyim yok benim” dediğiniz durumlar çok ciddi hatta ölümcül hastalıkların habercisi olabiliyor. Bu tip durumlarda teşhis ve tedavi ne kadar gecikirse alınacak hasar ve paralelinde ölüm riski o kadar çok artıyor. Lütfen kendinizde gördüğünüz değişiklikleri ve hissettiğiniz rahatsızlıkları ertelemenden doktorunuzla paylaşın ve bunun dışında en az 6 ayda bir doktorunuza giderek genel bir kontrolden geçin. Bu şekilde başınıza gelebilecek hastalık ihtimallerinin bir adım önünde olarak hayata devam edebilirsiniz.

Devamını Oku