"Hastalıkların Belirtileri" Kategorisi

Soğuk Algınlığı Nasıl Geçer: Soğuk Algınlığına Doğal Çözümler

Bitkisel Çözümler kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 72 defa okundu

Soğuk Algınlığı Nasıl Geçer: Soğuk Algınlığına Doğal Çözümler

soğuk algınlığına doğal çözüm

soğuk algınlığına doğal çözümler

Soğuk algınlığına ne iyi gelir?

Ömür boyu en sık görülen hastalık soğuk algınlığıdır. Ulusal Hastalık Enstitüsü’nün açıklamasına göre alerji ve enfeksiyon hastalıkların arasında 200 farklı virüs etkeni ile nezle en yaygın hastalıklar sıralamasında ve en kolay oluşabilen hastalıklar sıralamasında birinci sırada yer almaktadır. Yetişkinler genellikle yılda 2 ile 4 kez soğuk algınlığına yakalanırlar. Çocuklar ise her yıl 6 ile 10 kez soğuk algınlığına yakalanır. Burun ve üst boğaz astar dokusunda soğuk algınlığı virüsleri nedeni ile enfeksiyon oluşması söz konusudur. Soğuk algınlığı belirtileri en çok burun iltihabı ve üst boğaz astarları ile ilgili rahatsızlıklar şeklinde kendini gösterir.

Soğuk algınlığı belirtileri:

– Burun akıntısı

Burun akıntısı soğuk algınlığı geçiren kişilerde en sık görülen belirtilerden biridir. Viral enfeksiyon vücudun bağışıklık sistemi ile savaşır. Bu sırada burundaki mukus hacmi artar. Genellikle ilk birkaç gün için açık renkli ve suyumsu bir akıntı gerçekleşir; daha sonra yavaş yavaş renk daha çok koyulaşır ve sarımsı bir enfeksiyona dönüşebilir.

– Burun tıkanıklığı

Burun astarında şişme, burundan alınan hava akımında tıkanma karakteristik bir soğuk algınlığı belirtisidir. Burun akıntısı neden olan işlemlerin aynısı burun astarının şişmesi ve dolayısıyla burun tıkanıklığına neden olabilir. Bu nedenle, bu iki belirti genellikle birlikte görülmektedir ve çözümü de birlikte sağlanmaktadır. Ortalama olarak, belirtiler iki hafta kadar sürebilmesine rağmen bu iki belirtinin beraber oluşması halinde sonuçlar daha hızlı yaşanabilir.

– Hapşırma

Çoğu insan soğuk algınlığı geçirdiği sırada hapşırma ve kaşıntılı geniz sorunları yaşamaktadır. Nazal solunum yolları ve vücudun bağışıklık sistemi tetikleyicilerinin hastalığa karşı sinirsel olarak verdiği tepkiye hapşırma denir. Bu durum en çok viral olan, yani virüs etkenli olan enfeksiyonel soğuk algınlığı geçiren kişilerde görülür.

– Boğaz gıdıklanması ve boğaz ağrısı

Soğuk algınlığı geçiren kişide oluşan iltihaplı sıvıda genizden akar. Bu akış sürecinde başta boğaz gıdıklanır ancak daha sonrasında akan mukus sıvısının yoğun olması nedeniyle ve boğazın da hastalık yüzünden hassas olması nedeniyle geniz tahriş olabilir. Bu durumda da boğaz gıdıklanması yerini boğaz ağrısına bırakır. Bundan kurtulmak için ya da ağrının şiddetini azaltabilmek için boğazı yumuşatan sıvıların alınması gerekmektedir.

– Baş ağrısı

Soğuk algınlığı hafif de olsa baş ağrısına neden olabilir. Soğuk algınlığı nedeniyle genellikle artan sinüs basıncı, sinüs dokularda şişkinliğe neden olur. Bu şişkinlik de baş ağrısına yol açar. Baş ağrısı genellik burun yolunun temizlenmesinin ardından hafifleyerek yok olur.

– Öksürük

Öksürük her seferinde olmasa da bazen soğuk algınlığı ile beraber oluşabilir. Boğazda ve burun arkasında salgılanan mukus yüzünden oluşur. Yani soğuk algınlığı virüsleri akciğerleri doğrudan etkilemez. Boğazı etkiler ve boğaz bölgelerinde oluşan mukus yüzünden öksürme durumu yaşanır.

– Ateş

Küçük çocuklarda oluşabilecek soğuk algınlığı durumu, düşük dereceli ateşe yol açabilir. Bu ateş genellikle 37 – 39 santigrat derece arasında olmaktadır. Yetişkinlerde genellikle soğuk algınlığı durumunda ateşlenme görülmez.

– Göz seğirmesi

Göz seğirmesi sık sık karşılaşılabilen ve genelde de fark edilmeyecek kadar önemsiz olan bir sorundur. Bu durumun asıl nedeni normalde magnezyum ve potasyum eksikliği olarak nitelendirilir. Ancak doktorlar yine de göz seğirmesini hipermetrop, miyop, astigmat gibi göz kusurlarının habercisi olarak gösterebilir. Bunun dışında göz tansiyonundaki artıştan da kaynaklanabileceği iddia edilmiştir. Ancak bunların yanı sıra soğuk algınlığı geçiren kişilerde de göz seğirmesi gözlenebilir. Çünkü göz seğirmesine neden olan mineral eksikliği soğuk algınlığı sırasında yaşanabilir. Bunun yanı sıra geniz bölgesinin pH derecesi değişecektir ve bu da göz tansiyonunun oynamasına neden olarak dolaylı yoldan gözün seğirmesine neden olabilir.

Soğuk algınlığı için bitkisel çözüm:

İnsanlar binlerce yıldır doğal olan ev ilaçları ile soğuk algınlığı tedavisi uygulayarak bu hastalıktan kurtuluyorlar. Doğal olan bu tedaviler belki hastalığı çok hızlı yok etmezler ancak belirtilerini hızlı bir şekilde yok ederek mevcut bulunan rahatsızlığı ortadan kaldırırlar. Eğer doğal tedavilere rağmen hastalıktan ve belirtilerinden hala kurtulamıyorsanız mutlaka doktorunuza başvurarak genel bir sağlık kontrolünden geçmenizde veya doktorunuzun detaylı bir muayenesinden geçmenizde fayda vardır.

Soğuk algınlığına zencefil:

Soğuk algınlığı için bilinen bir başka bitkisel çözüm ise inflamasyonu azaltmak ve mide kızgınlığı ile mide bulantısının önüne geçebilmek için zencefil kullanılmasıdır. Zencefilli soda olarak bilinen ginger ale, mide pH seviyesini düzenlemek için ve havasız sinüsleri açarak iltihaplı dokunun şişmesini önlemek için idealdir. Zencefil, önlediği bu durumlar ile birlikte getirisi olan öksürük ve hapşırığında dolaylı yoldan önüne geçmiş olur. Ancak günümüzde birçok şeyin sahtekârlığı yapıldığı gibi bu maddenin de sahtekârlığı yapılmaktadır. Bu yüzden aldığınızın gerçek zencefilli soda olduğundan emin olmalısınız. Zencefilin lezzeti beğenilmese bile bu durum hastalığı iyileştirerek yararlı etkiler yarattığı gerçeğini değiştirmez. Bu yüzden zencefilli gazoz soğuk algınlığına karşı kullanılabilecek en etkili tedavi yöntemlerinden birisidir.

Soğuk algınlığına tavuk çorbası

Tavuk çorbası, hastalık nedeni ile yorgun ve bitap düşmüş vücuttaki ağrı ve sızıyı yok etmeye yarayan, hücrelerin yenilenme ve kendine gelme süresini kısaltan özellikte bir çorbadır. Anekdot niteliğindeki kanıtlarla, tavuk çorbasının anti-virüs ve anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu kesinleşmiştir. Bu sıcak çorba ile yükselen buharsız ve havasız sinüsleri ve göğüs tıkanıklığı temizleyebilirsiniz. Çorba içine konabilen havuç gibi bazı sebzeler enfeksiyonla mücadelede içerdiği C vitamini ve antioksidanları kullanmaktadır. Bu çorbaya isteğe bağlı olarak tavuk parçaları konabilir. Bunun yanı sıra sarımsaklı veya soğanlı da yapılabilir ancak sarımsak ve soğanın asidik özellikleri C vitamini ve antioksidanların etkilerini biraz düşürüyorlar.

Tuzlu gargara

Soğuk algınlığı geçiren bir kişinin uygulayabileceği bir başka kocakarı ilacının da tuzlu su ile gargara yapmak olduğu söylenebilir. Tuzlu su ağrılı ve kaşıntılı boğazı yatıştırır ve iltihaplı dokuların kuru kalarak üzerindeki mikroplarının ölmesine yardımcı olur. Tuzlu su ya da tuzlu burun spreyi, kurumuş burun duvarlarının yağlanması ve sinüslerin temizlemesi konularında yardımcı olabilir.

Çinko pastilleri

Çinko, sağlıklı bir vücuda sahip olabilmek için önemli bir mineraldir. Özellikleri arasında hücre yenilenmesini hızlandırmak ve vücudun savunma sistemlerini güçlendirmek gibi maddeler yer almaktadır. Çinko ile uygulanan tedavi hem soğuk algınlığından korunmak için yapılabilir hem de soğuk algınlığı geçiren bir kişinin iyileşmesi için yapılabilir. Soğuk algınlığı sırasında sıkça alınan çinko pastilleri, her geçen gün kişinin hissettiği ağrıyı azaltarak ilk baştaki ağrıda çok daha az ağrı çekilmesini sağlar. Ancak bağışıklık sistemi ne kadar güçlendirilse de soğuk algınlığının ilerlemesi aniden ve tamamen durdurulamaz. Ancak çinko alımından sonra bu süreç bir hayli hızlanacağı gibi belirtilerin yok olması da çok kolay olacaktır.

Soğuk algınlığı en hızlı nasıl geçer?

Soğuk algınlığının hızlı geçmesi için ilaç tedavisinin yanı sıra doğal ve bitkisel çözümler de düzenli olarak kullanılmalıdır. Boğazın yumuşaması için sıcak içecekler tüketilmelidir. Grip için bitkisel çözümler kullanıldığında en kısa sürede iyileşme sağlanacaktır. Ancak soğuk algınlığı uzun zamandır devam ediyorsa ya da tekrarlıyorsa ve belirtiler kötüye gidiyorsa mutlaka en kısa zamanda bir doktora gidilmelidir.

Devamını Oku

Depresyon Nasıl Olur: Depresyon Belirtileri

Hastalık Belirtileri kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 77 defa okundu

Depresyon Nasıl Olur: Depresyon Belirtileri

depresyon belirtileri

depresyon belirtileri

Depresyon ciddi ruhsal bir hastalıktır. Bu hastalık günlük yaşamın kalitesini düşüren ve çeşitli etkenler doğrultusunda farklı süreçlerde yaşanabilen ciddi bir sorundur. Depresyon sık sık yinelenebilir ve genellikle epizodik (büyük) depresyon da dahil olmak üzere çeşitli formlarda görülebilir. Majör depresyon son derece zayıflatıcı bir hastalık olup birçok temel iş ve sosyal görevleri yapamayacak durumda olmaya neden olur. Distimi depresyonun farklı bir türü olup majör depresyona göre iki daha uzun sürer ve kişisinin ruhsal durumu bu tür depresyonda çok daha fazla zarar görür.

Depresyon çeşitleri:

Yeni anne olanlarda görülen doğum sonrası depresyon

Mevsimsel duygu / durum bozukluğu (kış ya da yaz sezonunun daha uzun sürmesi halinde kişide oluşan ruhsal bozukluk)

Psikolojik sorunlar nedeni ile oluşan depresyon

Depresyon halinin oluşmasına neden olan birçok etken gözlemlenmektedir.

Depresyon nasıl anlaşılır?

– Hüzün

Ezici anlamdaki umutsuzluk hissi depresyonun önemli bir belirtisidir. Bu his çaresizlik ile birleştiğinde üzüntü kalıcı hale gelir. Bu durum depresyona girilmesinin en büyük etkenlerinden birisidir. Mutsuzluk durumu genellikle kişinin kendine gösterdiği saygının düşüklüğünü ve kötü tanımlanmış suçluluk duygusunu beraberinde getirir. Bu belirtilerden muzdarip bir kişi, kişisel güvenliği için mutlaka bir uzmandan yardım almalıdır. Ayrıca depresif kişilerde intihar düşünceleri ve hatta intihar girişimleri aşırı üzüntü nedeniyle ortaya çıkabilir. Bu mutsuzluk hali, uzun bir süre, yani iki hafta veya daha fazla süre boyunca devam ederse mutlaka doktorunuza başvurmanız gerekmektedir.

– Duygu yoksunluğu

Duygusal bozukluğa yol açan depresif bozukluğun nedeni acı bir kayıp yüzünden olabilir. Başka nedenlerden dolayı da görülebilen depresif bozukluklar duygu yoksunluğuna yol açabilir. Duygu yoksunluğu kişinin çeşitli olaylar karşısında göstermesi gereken duygu hallerini yaşayamamasıdır. Örnek vermek gerekir ise, kişinin başarılı olduğu bir konuda sevinmemesi ya da tehlikeli bir durumda korkamamasıdır. Bu depresyon halinin en tehlikeli ve geri dönüşü en zor olan belirtisidir. Kişiyi intihara sürükleyen bir belirtidir.

– Odak eksikliği

Depresyonun bir diğer belirtisi de odak eksikliğidir. Bu durum günlük yaşam kalitesini düşürmektedir. Gün içerisinde yapılması gereken ve konsantrasyon isteyen işlerin aksamasına neden olur. Sosyal hayatınızı etkilediği gibi iş ve eğitim hayatınızı da etkileyerek yapılması gerekenleri büyü ölçüde engeller. Bu tür durumlarda gerekli görülen tedavi beyin jimnastiği yöntemidir. Bu yöntem beynin çalışmasını sağlayarak eski kıvraklığına ulaşmasını hedefler. Bu hastalara en çok uygun görülen tedavi çapraz bulmaca tedavisidir. Bu tedavide sayı veya harflerin akılda tutulması ön planda olduğu için beyin gelişiminde önemli rol oynar.

– Yorgunluk

Depresyon insanı zihinsel olarak etkilediği kadar fiziksel olarak da etkiler. Depresif belirtileri yoğun olan kişiler, enerji kaybı, halsizlik ve geçmeyen yorgunluk sorunlarından şikayetçi olurlar. Bu durum ciddi bir ruh sağlığı sorunu olduğunun bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Depresif insanlar genellikle hareketsiz aktiviteleri (yatıp televizyon izlemek gibi) hareketli aktivitelere tercih eder. Ne yazık ki, bu belirtiler depresyonun daha da derinleşmesine neden olur. Aslında depresyon halinde egzersiz yaparak serotonin üretmek depresyon belirtilerinin azalmasında etkili olur. Bu yüzden depresyona giren kişiler egzersizden kaçmak ister çünkü depresyon halinde vücuttaki serotonin bastırılır.

– Ağrı

Vücut gibi akıl da depresif bozukluktan olumsuz etkilenir. Depresif insanlar sık sık vücut ağrıları ve en çok da sırt ağrılarından şikayet ederler. Bunların yanı sıra eklem ağrıları, baş ağrısı gibi rahatsızlıklar da gözlemlenmektedir. Akıl hastalıklarına sahip olan kişilerin vücut sağlıklarının da bozulmasına hormon üretiminde yaşanan bozukluklar neden olur. Bu durumda ne kadar masaj yaptırıp ağrı kesici de alsanız vücudunuzun çeşitli kısımlarında ağrılar hissedebilirsiniz. Bu durumun tek çözümü depresyon halinden kurtulmaktır.

– İştah değişiklikleri

İştah değişiklikleri ve iştah kayıpları büyük bir depresyon belirtisi olabilir. Genel olarak, depresif bir kişi ya çok fazla yemek yer ya da yeteri kadar yemek yemez. Anoreksiya Nervoza ve bulimia gibi yeme bozuklukları, depresyon ile birlikte gözlemlenebilir. Depresif kişiler, hızlı bir şekilde kilo alabilir ya da kilo verebilir. Bu gibi durumlarda bir diyetisyenle birlikte doktorunuza başvurarak diyetisyeniniz ve doktorunuzun beraber yaptığı beslenme diyetini uygulamanız gerekmektedir.

– Uyku değişiklikleri

Depresyon geçiren kişilerde iştah değişikliklerine benzer şekilde uyku düzeninde de çeşitli değişiklikler gözlemlenebilir. Bu depresyonu tetikleyen etkene bağlı olarak farklılık göstermektedir. Eğer kişi kendi hatasından dolayı bir depresyon haline girip kendini suçluyor ise bu hatadan kaçmak için çok uyuma durumu yaşayabilir. Ancak bir kişi başka birinin bir davranışı ya da yaptığı bir hata yüzünden depresyona giriyorsa ya da depresyonun etkeni kendisi ile alakalı değilse kişide uykusuzluk görülebilir. Bunun nedeni kişinin depresyona girmesine neden olan sorunu sürekli düşünmesidir. Bu uykusuzluk sorununa genelde uyku hapları ile çözüm bulunmaya çalışılır. Ancak uyku haplarındaki ağır anti-depresyon maddeleri ve uyuşturucu maddeler nedeni ile bu hapları kullanan kişilerin yaşam kaliteleri düşer ve odaklanma sorunu görülür. İş hayatında ve eğitim hayatındaki kişilerde bu odaklanma sorunu geri dönülemeyecek sonuçlara yol açabilir. Bu yüzden uyku sorunundan kurtulmak için uyku hapları kullanmak yerine depresif halden kurtulmak daha sağlık ve kesin bir çözüm olacaktır. Bu yüzden uyku sorunu çeken depresyon hastalarına, sadece uyku sorununu çözmek yerine kökten çözüm olarak depresyon hallerinin önüne geçmeleri gerektiği önerilir.

Depresyon nasıl yenilir?

Depresyon geçiren hastaların yapması gerekenler şu şekilde sıralanabilir:

– Şeker tüketimi tabii ki kişinin moralinin düzelmesinde etkilidir. Bunu çikolata ve kakao ile sağlamak yerine doğal şekerin bol bulunduğu meyvelerden sağlamak çok daha uzun süreli ve etkili biz çözüm olacaktır.

– Alkol almak bilinenin aksine olumsuz bir sonuç yaratır. Depresif bir ruh halini daha çok ağırlaştırdığı kanıtlanmıştır. Bu yüzden alkol alarak ruh sağlığınızı daha çok çıkmaza sokmak yerine moralinizi yükseltecek ve serotonin salgılamanızı sağlayacak egzersizler yapmanız daha doğru bir çözüm olacaktır.

Depresyondan çıkma yolları:

Mutlu şeyler düşünmelisiniz. Son zamanlarda yapılan bir çalışmalardan elde edilen sonuçlara göre mutlu şeyler hayal eden insanlar daha iyimser bir tavır gösterirler. Bu şekilde daha iyimser tavırlar göstermeye başlayan insanlardaki depresif ve kötü etkilerin yok olduğu gözlenmiştir. Bu yüzden stresli olduğunuz zamanlarda insanların ve dolayısıyla da gürültünün olmadığı bir ortamda gözlerinizi kapatmanız önerilir. Gözlerinizi kapattığınız zaman sizi en çok mutlu eden kişi ve durumları düşünebilirsiniz. Bu mutlu olmanızı sağlayacaktır. İstediğiniz bir tatili, bir oyunda yapmak istediklerinizi ya da sevdiğiniz bir kişiyle gezmeyi düşünerek mutlu olabilirsiniz. Tüm bu maddelerin uygulanması halinde vücudunuzda mutluluk hormonu salgılanabilir ve bu şekilde depresyondan kurtulabilirsiniz.

Depresyon nasıl geçer?

Depresyon durumunda stres ve mutsuzluk veren durumlardan uzak durulmalıdır. Beslenme düzeninde sağlıklı gıdalara yer verilmeli ve düzenli olarak egzersiz yapılmalıdır. Egzersiz yapılması kan akışını artırır ve kişinin kendini daha iyi hissetmesini sağlar. Depresyona iyi gelen bitkiler ve depresyona iyi gelen yiyecekler beslenme düzeninde bulunmalıdır.

Depresyondan kurtulmanın yolları arasında bitkisel ve doğal çözümler de vardır. Ancak depresyon şiddetli bir şekilde yaşanıyorsa mutlaka bir doktora gidilmesi önerilir.

Devamını Oku

Yumurtalık Kanseri Nasıl Anlaşılır: Yumurtalık Kanserinin Belirtileri

Hastalık Belirtileri kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 135 defa okundu

Yumurtalık Kanseri Nasıl Anlaşılır: Yumurtalık Kanserinin Belirtileri

yumurtalık kanseri belirtileri

yumurtalık kanseri belirtileri

Yumurtalık kanseri erkeklere oranla kadınlarda daha sık görülür. Kanser belirtileri ilk zamanlar görülmezken hastalığın teşhisinde yanıltıcı durumlar oluşabilir. Çünkü kadınlarda yumurtalık kanserinden ziyade sindirim sistemi ile ilgili sorunlara daha sık rastlanılmaktadır. Sindirim sorunu belirtileri yumurtalık kanseri belirtilerine benzer olduğu için tanı aşamasında zorlanılabilir. Genellikle yumurtalık kanseri teşhisi konmuş hastalarda yumurtalık kanseri evreleri ilerlemiş ve kanserli hücreler yayılmıştır, şiddetli belirtiler görülmektedir. Kanser hücrelerinin daha gelişim aşamasındayken fark edilip tedavi edilmesi gerekmektedir.

Yumurtalık kanseri belirtileri:

– Yumurtalık kanseri karın şişmesi

Karın şişmesi, yumurtalık kanseri olan kadınlarda en sık görülen semptomlardan biridir. Kanser hücreleri lenfatik drenaj tıkanıklığına neden olan sıvı ve asit birikmesine neden olur. Bu durum da karında şişlik oluşmasına sebebiyet verir. Yumurtalık kanserinin son aşamasında yumurtalık kanseri olan kadınların yüzde 50’sinden fazlasında asit nedeniyle karın bölgesinde şişme görülmektedir. Sıvı miktarının artması ile kiloda artış görülebilir. Bu durumda kanser teşhisinin ardından doktor Parasentez adlı bir yöntem ile kanser hücrelerinin yarattığı sıvı birikimini boşaltacaktır. Genellikle, Parasentez hastalık boyunca en az iki kez tekrarlanır.

– Pelvik bölgesinde ve abdominal bölgede ağrı

Yumurtalık kanseri olan kadınlarda geç belirtiler arasında karın bölgesinde oluşan ağrılar bulunmaktadır. Pelvik bölge, karın veya her iki bölgede de ağrı oluşabilir. Ağrının pek çok nedeni olabilir. Karın bölgesinde biriken asit ağrının temel nedenidir. Bazen solid tümör kitle karında elle hissedilebilen parçalar üretebilir. Ağustos 2009’da “Jinekolojik Onkoloji”de yayınlanan bir makaleye göre yumurtalık kanseri olan kadınların yaklaşık yüzde 15’inde elle muayene ile karın bölgesinde yumruları hissetmek mümkün. Yüzde 35’inde ise karında şişlik ve sertlik görülmektedir. Yumurtalık kanseri üreme organlarına ve kalın bağırsağa, pelvis bölgesine uzanabilir. Pelvik bölgede çeşitli organları koruyan yağ tabakasında tümör tutulumu görülmesi yaygındır. Omentumun denilen bu durum ağrının oluşmasını tetikleyebilir.

– Diğer belirtiler nelerdir?

Yumurtalık kanserinin belirtileri geç ortaya çıksa da ağrıdan sonra görülen en yaygın belirtiler iştah kaybı ya da mide bulantısı, yorgunluk, sık idrara çıkma ve kabızlık gibi belirtilerdir. Yumurtalık kanseri hastalarında yemek yemede zorluk ve iştah eksikliği görülmektedir. Yine “Jinekolojik Onkoloji” dergisinde Ağustos 2009’da yayınlanan bir çalışmaya göre yumurtalık kanseri ve anormal vajinal kanaması arasında bir bağlantı olduğu öne sürülmüştür. Yumurtalık kanseri hastalarında nadir de olsa anormal vajinal kanama görülebilmektedir. Yumurtalık kanserinde adet gecikmesi de örülen belirtiler arasındadır.

– Yumurtalık kanseri nasıl anlaşılır?

Yumurtalık kanserinde başarı oranı düşüktür. Çünkü yumurtalık kanseri geç belirti gösterir ve erken teşhis yapılmasını önleyen bu durum hastalığın ilerlemesine neden olur. Özellikle pelvik ve abdominal şişkinlik ile ağrı ve yemek yemede zorluk, iştahsızlık, sık idrara çıkma, kabızlık gibi sindirim sistemi bozuklukları görüldüğünde mutlaka bir doktora görünülmelidir. Karındaki şişlik; gaz ya da bağırsaklardan kaynaklanmıyorsa ve 12’i günü geçmesine rağmen inmediyse acil tıbbi destek almak gerekmektedir.

Yumurtalık kanseri her kanser türü gibi ciddi bir hastalıktır. Hastalığın tedavisinde başarıyı etkileyen temel neden kanserin ilerleme durumudur. Eğer belirtiler görmezden gelinirse ve tedavi başlatılmazsa yumurtalık kanseri ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Kanser hücreleri diğer organlara atlayarak metastaz yapabilir. Bu durumda kanserin durdurulması çok daha zorlaşır. Yumurtalık kanserinden korunmak ve erken teşhis için şişlik durumlarında mutlaka doktora görünülmesi gerekirken 6 ayda bir kadın doğum uzmanına gidilerek muayene olunması gerekmektedir. Özellikle ailesinde kanser olan kişiler yumurtalık kanseri oluşma riski çok daha yüksektir. Bu nedenle ailesinde kanser vakası olanların sık sık check up yaptırmaları yararlı olacaktır.

Yumurtalık kanseri ne kadar yaşar?

Yumurtalık kanseri ileri evre dönemine girdiğinde tedavi çok daha zordur. Diğer kanser türlerinde olduğu gibi yumurtalık kanseri metastazı da tedaviyi zorlaştırır. Belirli bir yaşam süresi verilemez ancak erken teşhisin hastalıktan kurtulma şansını artırdığı unutulmamalıdır.

Devamını Oku

Apandisit Ağrısı Neden Olur: Apandisit Ağrısının Belirtileri

Hastalık Belirtileri kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 60 defa okundu

Apandisit Ağrısı Neden Olur: Apandisit Ağrısının Belirtileri

apandisit ağrısı belirtileri

apandisit ağrısının belirtileri

Apandisit ağrısı nasıl olur?

Apandisit ağrısı apandisitte oluşan bir iltihap sonucu oluşur. Akut ya da kronik olabilir. Apandisit ağrısı genellikle 10 ila 30 yaşlarında ortaya çıkar. Kadınlarda ve erkeklerde aynı oranda risk vardır. Apandisit tedavi edilmediği takdirde ölümcül olabilir. Kolonda parmak şeklinde bir çıkıntı formunda bulunan apandisit organı karnın sağ alt bölgesinde bulunur. Görevinin ne olduğunu günümüzde henüz keşfedilememiştir.

Apandisit ağrısını nasıl anlarız?

Bilim adamları, apandisite bir tıkanıklığın neden olduğunu düşünmektedir. Bu tıkanıklık bazen kısmi olabilir ama genellikle bütünseldir. Bütünsel tıkanıklar cerrahi müdahale gerektirir. Tıkanıklık genellikle apandisit bölgesindeki dışkı birikimi nedeni ile olur. Apandisit ağrılarının diğer nedenleri şunlardır:

– Lenfoid folikül genişlemişse
– Parazit ve solucanlar varsa
– Travma durumunda
– Tümör oluşumlarında

Tıkanıklık bakterilerin içerde çoğalmasına ve iltihap oluşmasına neden olabilir. İltihap ile birlikte basınç artar ve ağrı oluşur. Ayrıca bölgedeki kan damarlarının sıkışması kan akışını durdurarak kangrene neden olabilir. Karın bölgesinde yırtık oluştuğunda acil müdahale gerekmektedir.
Apandisit sonucu peritonit rüptüre oluşabilir. Bu karın duvarlarının dokularında oluşan bir iltihap türüdür. İltihap diğer organlara da sıçrayabilir. Etkilenen organlar arasında genellikle rektum ve kolon bulunmaktadır. Apandisit sızıntısının bulunduğu bölgede virüs oluşumu varsa apse oluşabilir. Oluşan apse hayati tehlikeye neden olur.

Apandisit ağrısı ne tarafta olur: Apandisit ağrısı nereye vurur?

Başlıca apandisit ağrısı belirtileri şunlardır:

– Karnın sağ alt bölgesinde ağrı
– İştah kaybı
– Mide bulantısı
– Kusma
– İshal
– Kabızlık
– Gaz çıkaramama
– Karın şişliği
– Düşük dereceli ateş
– Tuvalete çıktıktan sonra hafifleyen ağrı

Apandisit ağrısı hafif kramplar olarak başlar. Ancak apandisit patlaması denilen yırtık oluşacağı zaman ağrı giderek şiddetlenir. Bağırsak hareketlerinde değişiklikler olur ve idrara çıkmak zorlaşabilir. Eğer bu belirtilerin biri ya da birkaçı varsa acilen tıbbi yardım alınması gerekmektedir. Yırtılma belirtileri ilk 24 saat içinde nadiren görülür. Ancak vakaların yüzde 80’ininde 48 saat sonra şiddetli belirtiler ortaya çıkar ve ağrı dayanılmaz hale gelir. Müdahale edilmediğinde oluşan ölüm riski özellikle bebeklerde ve yaşlılarda daha yüksektir.

Apandisit ağrısı nasıl başlar? Apandisit ağrısı kaç gün sürer?

Apandisit için fiziksel muayene yapılabilir. Muayenede karın hassasiyetine bakılır. Ayrıca perforasyon durumlarında karında şişlik oluşabileceği için tanı koymak kolaylaşır. Fiziksel muayeneye ek olarak idrar tahlili, idrar yolu enfeksiyonu ya da böbrek taşı ekartesi yapılabilir. Pelvik ağrılar da apandisit ağrısına benzeyebileceği için ağrının pelvik bölgedeki sorundan kaynaklanmadığına da emin olunmalıdır. Karında apse ya da oluşabilecek diğer komplikasyonlar için röntgen, ultrason ve CT taraması gibi görüntüleme teknikleri kullanılabilir. Apandisit ağrısı 1 hafta ya da 1 ay sürebilir. Ancak patlama evresine geçtiğinde 30 dakika ila 1 saat arasında belirtiler şiddetlenir ve acil müdahale gerekir.

Apandisit tedavisi nasıl olur?

Apandisit tedavisi değişiklik gösterebilir. Durum acil değilse antibiyotik tedavisi uygulanır ve sıvı diyeti verilir. Ancak çoğu durumda apandisit için ameliyat gereklidir. Ameliyattan önce hastaya antibiyotik verilerel reptüre apse ortadan kaldırılır. Ardından cerrahi müdahale ile apandisit alınır. Ameliyat açık cerrahi müdahale ile de gerçekleştirilebilir. Bu yönteme laparoskopi de denmektedir. Laparoskopi ile iyileşme süresi daha kısadır. Ancak açık cerrahi daha çok apse ya da peritonit durumlarında uygulanır.

Apandisit önlemleri:

Apandisit önlenemeyen bir durumdur. Ancak, beslenme düzeninde yüksek lifli gıdalar tüketen kişilerde apandisit riski daha düşüktür. Apandisit riskini düşürmek için ayrıca bol meyve ve sebze tüketimi de gerekir.

Eğer apandisit belirtileri yaşıyorsanız en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalısınız. Çünkü apandisit ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Acil müdahale gerektiren durumlarda ve özellikle apandisit yırtılması durumlarında hayati tehlike her zaman vardır.

Devamını Oku

Anemi Neden Olur: Aneminin Belirtileri

Hastalık Belirtileri kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 42 defa okundu

Anemi Neden Olur: Aneminin Belirtileri

aneminin belirtileri

aneminin belirtileri

Anemi nasıl anlaşılır?

Kansızlık yaşayan bir kişide kan sıvısının azlığı ve dolaylı olarak alyuvar sayısının azlığı nedeniyle organlara gereken kadar oksijen taşınması zorlaşır. Bu yüzden anemi belirtileri genel olarak belli bir organda değil birçok organda görülebilir. Anemiye neden olan faktörler arasında genetik ve metabolik faktörler vardır. Aneminin hafif ve şiddetli evreleri olabilir. Bu durumda bizim amacımız aneminin şiddetli evrelerini yaşamaya neden olacak etkenlere mahal vermemek olmalıdır.
Aneminin vücut üzerindeki etkileri şu şekilde sıralanabilir:

Anemi belirtileri:

– Kardiyovasküler belirtiler

Başlangıçta kalp atışları artar ve hızlanır. Hatta bir süre sonra sanki kalbin ritim olarak bazı atışları atladığını hissedebilirsiniz. Kalp atış hızı artar ve kalp ara sıra ritim bozukluğu yaşayarak bir çarpmasını atlar. Bu belirtiler sırasında bir aktivitenin içinde yer almanız kalp çarpıntısı veya nefes darlığı yaşamanıza neden olabilir. Daha şiddetli anemik belirtilerde ise direk göğüs kafesinizin daralarak sıkıştığını hissedebilirsiniz ve nefes almada büyük zorluklar yaşabilirsiniz. Bunun gibi şiddetli anemik belirtilerde mutlaka acil bir şekilde doktorunuza başvurmanız gerekmektedir. Zayıf kan dolaşımı genel olarak insanlarda yaygındır. El ve ayaklarda titreme ve ortam sıcaklığının normal olmasına rağmen üşüme belirtileri çok sık görülmektedir. Tanımlamak ve anjin, kalp krizi veya felç gibi daha gelişmiş kardiyovasküler hastalıklar sırasında bu belirtilerin oluşmasını önlemede kardiyovasküler belirtilerin başlangıcının izlenmesi çok önemlidir.

– Fiziksel belirtiler

Yorgunluk ve bitkinlik aneminin en yaygın belirtiler arasında ilk sıralarda sayılmaktadır. Kan ve dokulardaki oksijen eksikliği, doğal enerji üretmek için vücudu zor duruma sokar. Ayakta çalışma sırasında veya herhangi bir şekilde enerji harcarken sık sık baş dönmesi ile karşılaşabilirsiniz. Uzun süreli anemilerde yaşanan dehidratasyon nedeni ile baş ağrısı gözlemlenebilir. Anemi hastalığına yakalanan kişilerde soluk cilt veya kırılgan tırnaklar gözlemlenebilir. Bunun da nedeni oksijen ve demir eksikliğidir. Bu temel gereksinim olan maddelerin belirtileri arasındaki soluk cilt oksijen eksikliği, kırılgan tırnak demir eksikliği nedeni ile oluşur. Demir minerali vücuttaki saç, kıl tırnak gibi keratin içeren maddelerin sertleşmesi ve dayanıklı olmasını sağlayan bir maddedir. Bu yüzden bu maddenin yokluğunda keratinli oluşumlar dayanıksız olur. Oksijensizlik ise kan dolaşımını yavaşlatarak kanın yüze dağılmasının önüne geçer. Bazı insanlarda ise kan akışındaki bozukluk ve dokulardaki oksijen eksikliği nedeniyle cinsel işlev bozukluğu gözlemlenebilir. Cinsel istek eksikliğinin nedeni ile ilişkili olarak yorgunluk da yaygın olarak görülmektedir. Hidrasyon, fasulye gibi demir açısından zengin gıdalar yemek ve hekim tarafından yönetmen olarak demir takviyeleri alarak kendi oksijen doldurmak için vücudunuzun yardımcı olabilir korumak için artan su alımı sağlar.

– Pika

Pika, bir kişide, normalde yenilmeyen maddelerin sürekli olarak yemek istenmesi şeklinde görülür. Arzulanan ve tüketilen maddeler kişinin yaşına göre değişiklik gösterebilir.

Çocuklarda en çok arzulanan maddeler şu şekilde sıralanabilir:

– Tutkal
– Hayvan dışkısı
– Kum
– Böcek
– Yaprak
– Taş

Genç ve yetiksinler en çok arzulanan maddeler ise şu şekilde sıralanabilir:

– Kil
– Çamaşır deterjanı
– Toprak

Pikanın nedeni olarak vücuttaki vitamin veya mineral yetersizlikleri gösterilebilir. Sadece yenmeyen gıdaların tüketilmesi veya bazı yenmeyen gıdaların fiziksel ve kimyasal özellikler nedeni ile tüketilmeleri halinde bağırsak duvarında hasar oluşması veya bağırsak duvarının delinmesi görülebileceği gibi kişide zehirlenme de görülebilir. Bu tip rahatsızlıklar ölüme kadar varabilen ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

– Bilişsel belirtiler

Ortak bilişsel belirtiler, konsantre bozukluğu, iletişim kurma zorluk ve üzüntü ile birlikte depresyon belirtileri içerir. Herhangi bir oryantasyon bozukluğu, ağzı toplayamayarak konuşma veya bilinç kaybı yaşarsanız hemen doktorunuza başvurmanız gerekmektedir.
Anemi, kırmızı kan hücreleri veya bir kişinin kan kaynağındaki yetersiz hemoglobin miktarı ile karakterize olmuştur. Bu durum ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Anemi belirtileri arasında en çok görülen belirtiler sırası ile şu şekildedir:

– Soluk cilt
– Letarji
– Fiziksel zayıflık

Doktorunuzun yapacağı bir test ile anemiye sahip olup olmadığınızı ve sahipseniz de ne düzeyde bir anemiye sahip olduğunuzu öğrenebilirsiniz. En sık rastlanan anemi vücuda giren demir minerali miktarındaki eksiklik nedeni ile oluşan demir eksikliği durumundan dolayı gelişim göstermektedir. Demirin emilimini kolaylaştırmak ve durumu tersine çevirebilmek için demir içeren otlar kullanmak iyileşmenize yardımcı olabilir. Otları anemi tedavisi için kullanmadan önce doktorunuza başvurarak otların size zararlı bir etkisinin olmayacağından emin olmanızda fayda vardır.

Anemiye bitkisel tedavi:

– Sarı dok

Sarı dok isimli şifalı bir bitkinin yardımı ile kandaki demir miktarını hızlı bir şekilde yükseltebilirsiniz. Sarı dok bitkisi demir mineralinin çok kolay bir şekilde emilmesinde vücuda yardımcı olur. Demir eksikliği anemi dışında da birçok hastalığı tetiklediği için alternatif tıp tedavilerinde sıkça kullanılan bir maddedir. Bitkinin kökleri demir açısından bir hayli zengindir. Anemi tedavisi sırasında sarı dok için önerilen kullanım şekli şudur; her sabah ve akşam aç karnına 1000 mg sarı dok tozu bir bardak su ile karıştırılarak içilmelidir. Birçok doktor da bu bitkiyi özellikle anemi hastalarına önermektedir. Ancak yine de almadan önce doktora başvurmanızda fayda vardır.

– Karahindiba

Karahindiba yaprakları diğer kaynaklardan daha fazla demir minerali içermektedir ve demir emilimini arttırıcı özelliği bulunmaktadır. Anemi de demir eksikliğine neden olan bir hastalık olduğundan dolayı karahindiba anemi hastaları için vazgeçilmez bir tedavi yöntemidir. Genelde insanlar demir eksikliğinin çözümü olarak ıspanağı görmektedirler. Anca karahindibanın demir içeriği demir deposu olarak bilinen ıspanaktan bile daha fazladır. Böylesine bir bitki anemi hastaları için idealdir.
Karahindiba tedavisi için önerilen yöntem şu şekilde uygulanmaktadır:
Bir bardak temiz su ile 1 çay kaşığı taze karahindiba suyunu karıştırarak günde iki defa içiniz. Bu işlemi aç karnına yapmanız çok daha etkili olur. Bunun dışında çok daha etkili bir çözüm gerekiyorsa doktorunuzun onaylaması şartı ile sarı dok suyu tedavisi ve karahindiba tedavisini aynı zamanda uygulayarak daha etkili ve kesin çözüm elde edebilirsiniz.

– Yılan otu

Yılan otu, bağırsak duvarındaki sindirimi ve sindirilen besinlerin emilimini kolaylaştıran bir bitkidir. Bu yüzden yılan otunu demir deposu olan bir madde ile beraber doktorunuzun izni ile kullanmanız sonucun çok daha hızlı görülmesini sağlayacaktır. Demir minerali bol olan besinlerin kullanımı sırasında uygulanan yılan otu tedavisi ile besinlerdeki demir mineralinin emilimi çok hızlı bir şekilde gerçekleşir. Emilim sorunları nedeniyle anemi hastalığına yakalanmış olan biri için yılan otu, özellikle kullanılması tavsiye edilen bir bitkidir. Yılan otunun kullanımında önerilen yöntem şu şekildedir: Günde bir kez olmak koşulu ile 10 15 dakika içinde 3 bardak su her bir bardağa 1 çay kaşığı yılan otu tozu karıştırarak içilmelidir.

Anemiye ne iyi gelir?

Anemi için öncelikle beslenme düzenine dikkat edilmelidir. Besin eksiklerini gidermek için anemiye iyi gelen yiyecekler ya da anemiye iyi gelen bitki çayları beslenme düzenine eklenebilir.

Devamını Oku

Beyin Kanseri Nasıl Olur: Beyin Kanseri Belirtileri

Hastalık Belirtileri kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 47 defa okundu

Beyin Kanseri Nasıl Olur: Beyin Kanseri Belirtileri

beyin kanseri türleri

beyin kanseri belirtileri

Beyin kanseri nasıl anlaşılır?

Beyin kanseri beyinde tümör kitlelerini oluşturan hücrelerin büyümesi ile oluşur.  Genellikle (Malign) beyin tümörleri çok hızlı bir şekilde büyümeye eğilimindedir. Bu tümörler vücudun çalışmasını bozabilir ve hayatı tehdit edebilir.

Beyin kanserinin nedenleri:

Beyin kanserinin kesin nedeni bilinmemektedir.

Beyin kanseri türleri nelerdir?

Beyin kanseri beyinde başlar. Bu birincil beyin kanseri olarak adlandırılır. Beyne diğer organlarda bulunan kanserin atlaması durumunda ise metastaz beyin kanseri oluşur. Beyin tümörü türlerinde en sık görülen birincil beyin kanseridir. Ayrıca beyin tümörlerinin türleri ve dereceleri vardır. Tümör tipi tümörün beynin neresinde olduğu temel alınarak adlandırılır. Beyin tümörlerinin bilinen 120’den fazla türü vardır. Ancak, türüne göre adlandırmak için kullanılan bir standart yoktur ve birçok alt tür de bulunmaktadır.

Beyin kanseri riski faktörleri nelerdir?

Beyin kanser riskini artıran faktörler şunlardır:

– İyonizan radyasyona yüksek dozda maruz kalmak

– Ailede beyin tümörü olması

– Vücudun başka bir bölgesinde kanser oluşumu

Gelişmekte olan beyin kanseri ile ilgili olabilecek diğer faktörler şunlardır:

– Artan yaş

– Böcek ilaçları, herbisit ve gübreye maruz kalmak

– Kansere neden kanserojen olarak bilinen maddeler ile çalışmak (Kurşun, plastik, kauçuk, petrol ve bazı tekstil maddeleri)

–  Epstein Barr virüsü enfeksiyonu (mononükleoz)

Beyin kanserinin belirtileri nelerdir?

Beyin kanseri belirtileri, tümörün konumu ve boyutu bağlıdır. Ortak beyin kanseri belirtileri şunlardır:

– Baş ağrısı (genellikle sabahları daha şiddetlenen ağrılar)

– Mide bulantısı

– Kusma

– Koordinasyon eksikliği

– Denge eksikliği

– Yürürken zorluk

– Bellek sorunları

– Düşünmede zorluk

– Konuşma sorunları

– Görme sorunları

– Kişilik değişiklikleri

– Anormal göz hareketleri

– Kas tutulmaları

– Kas seğirmesi

– Uyku hali

– Kollar ve bacaklarda uyuşma ya da karıncalanma

– Nöbetler

Beyin kanseri nasıl ortaya çıkar?

Beyin tümörü belirtileri varsa, doktor teşhis yapmak için aşağıdaki testleri gerçekleştirecektir:

– Tümörün beyni etkileyip etkilemediği anlamak için nörolojik muayene

– Bilgisayarlı Tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme (MRG), Pozitron emisyon tomografisi (PET) gibi görüntüleme yöntemleri

– Lomber ponksiyon (beyin ve omurilik sıvısından küçük bir örnek toplanarak yapılır) ile kanser hücrelerini kontrol etmek

– Biyopsi (cerrahi bir müdahale tümörden bir paça alınır) tümörün kötü huylu olup olmadığını belirlemek için

Beyin kanseri tedavisi nasıl olur?

Beyin kanseri için çeşitli tedaviler vardır. Birincil beyin kanseri için tedavi metastazik beyin tümörleri için uygulanan tedavilerden daha farklıdır.

Cerrahi müdahale

Beyin kanseri için en yaygın tedavi cerrahi tedavidir. Bazen sadece tümörün bir bölümü alınırken bazen tüm tümörlü dokular alınabilir. Bu tümörün beynin hangi bölgesinde bulunduğuna bağlıdır.

İlaç ve diğer tedaviler

Beyin kanseri radyoterapi ve kemoterapi

Kemoterapi ilaçları beyin kanser hücrelerini yok etmek için ve tümörü küçültmek için verilebilir. Kemoterapi ilaçları, oral veya intravenöz olarak uygulanır. Radyasyon tedavisi de kanser hücrelerini yok etmek için tavsiye edilebilir. Bu yöntemde x-ışınları gibi yüksek enerjili dalgalar tümörlü doku bölgelerine uygulanır. Bazen kemoterapi ve radyasyon terapisi aynı anda uygulanabilir. Ama genellikle kemoterapi, radyasyon tedavisinden sonra yapılır.

Biyolojik ilaçlar

Doktor tümörün ve tedavinin yarattığı olumsuz etkileri gidermek için bazı ilaçlar verecektir.

Rehabilitasyon

Rehabilitasyon, fizik tedavi, mesleki terapi gibi yöntemler uygulanabilir.

Beyin kanseri alternatif tedavi

Beyin kanseri tedavisinde alternatif tedaviler ile tedavi desteklenmelidir.

– Sağlıklı beslenme ve besin yerine vitamin ve mineral takviyesi kanser tedavisinde kullanılabilir

– Akupunktur

Beyin kanseri riskini azaltmak için…

– Tarım ilaçları ve böcek ilaçlarından kaçınılmalı

– Kanserojen kimyasallara maruz kalınmamalı

– Sigara içilmemeli

– Radyasyondan kaçınılmalı

Beyin kanseri tedavisinde son gelişmeler oldukça ümit vericidir. Kanser için süren araştırmalar günümüzde yavaş yavaş sonuç vermeye başlamıştır.

Devamını Oku

Kafa Travması Nasıl Olur: Kafa Travması Belirtileri

Beyin ve Sinir Sistemi Hastalıkları kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 80 defa okundu

Kafa Travması Nasıl Olur: Kafa Travması Belirtileri

kafa travması belirtileri

kafa travması belirtileri

Her türlü kafa travması beyini, kafatasını veya kafa derisini yaralayabilir. Bu yaralanma kafa travmasının şiddetine bağlı olarak değişmektedir. Bazı yaralanmalar, kafatası içinde kanamaya neden olabilir. Daha hafif durumlarda ise kafa derisinde yara, kesik ya da çürükler oluşabilir.

Kafa travması çeşitleri:

Kafa travmasına bağlı yaralanmaların dört yaygın türü vardır:

– Kapalı yaralanma

Kapalı bir yaralanma kafatasına zarar verebilir. Ancak beyin dokusuna nüfuz etmez. Morarma ya da beyin şişmesine neden olabilir.

– Açık yaralanma

Açık yaralanma kafatasının üzerinde herhangi bir zarar olması anlamına gelir. Beyin hasarı oluşur. Hasar beyin dokusu içinde kanamaya neden olabilir. Ayrıca kafatası kırıkları oluşabilir veya kemikler beyin dokusu içinde baskıya neden olabilir.

– Beyin sarsıntısı

Beyin sarsıntısı kafaya alınan herhangi bir darbe ile oluşabilir. Oluşan beyin sarsıntısı baş ağrısı ve bilinç kaybına yol açabilir.

– Kafa derisinde oluşan yaralar

Kafa derisi kafatasını koruyan deri parçasıdır. Herhangi bir darbe anında kafa derisinde yaralar oluşabilir ya da doku hasarı görülebilir.

Kafa travması nedenleri?

Travmalar birçok türde kafa travmasına neden olabilir. Kurşun kafatasına nüfuz ederse ya da herhangi bir silah yararı ile kafa travması oluşabilir. İç ya da dış kanama ortaya çıkabilir. Araç kazaları da travmatik kafa travmalarına neden olabilir. Kaza sırasında ön cam ya da direksiyona çarpılması nedeni ile beyin sarsıntısı geçirilebilir. Açık ya da kapalı yaralar görülebilir. Şiddetli sallamak bebeklerde ve küçük çocuklarda da beyin travmasına neden olabilir. Çok sallandığında beyin kafatasına şiddetle vurur. Bunun sonucunda şişlik ve kanama oluşabilir. Bu tarz beyin sarsıntıları çocuklarda ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Ayrıca kafa üzerine düşmek de kafa derisinde ya da beyinde hasar oluşmasına sebebiyet verebilir.

Kafa travması ilk kaç saatte belli olur?

Şiddetine bağlı olarak değişse de ilk 1 ya da 2 saat ila 24 saat arasında kişi kontrol altında tutulmalıdır.

Kafa travmasının belirtileri nelerdir?

Belirtiler, kafa travması türüne göre değişir. Bazı şiddetli belirtiler hemen görünmeyebilir.

Hafif kafa yaralanması belirtileri şunlardır:

– Ayakta durmada veya dengede zorluk yaşama

– Kafa karışıklığı

– Küçük kesik veya çizikler

– Baş ağrısı

– Mide bulantısı

– Geçici hafıza kaybı

– Kulak çınlaması

Şiddetli kafa yaralanmasının belirtileri şunlardır:

– Kafa derisinde kesikler veya yaralanma ve kanama

– Bilinç kaybı

– Anormal göz hareketleri

– Gözleri odaklamada yetersizlik

– Kas kontrolü kaybı

– Nöbetler

– Kusma

Kafa travması sonrası ne yapılır?

Doktor çeşitli görüntüleme yöntemleri ile kafatası ya da diğer beyin hasarını inceler. Kanama varsa önce kanama durdurulur. Görüntüleme yöntemleri şunlardır:

– CT taraması

– MRI

– X-ışını

Kafa yaralanmalarında bazı durumlarda derhal acil bakım gerekir. Şiddetli darbe söz konusu olduğunda kafa travması ilk yardım yapılmalıdır. Baş ve boyun stabilize edilerek hasta yerinden oynatılmamalıdır. Hastanın hareket etmesi omurilik hasarına neden olabilir. Kafa travması nedeniyle beyin kanaması da gerçekleşebilir.

Kafa travmasının tedavisi nasıl yapılır?

Tedavi, kafa travması türüne bağlı olarak değişiklik gösterir. Genel sağlık durumu da tedaviyi etkileyebilir. Kafa yaralanmalarında şu tedavi yöntemleri kullanılmaktadır:

– Kan pıhtılaşmasını ve olası nöbetleri önlemek için ilaç tedavisi

– Beyin kanaması durdurmak için cerrahi müdahale

– Beyin şişmesi ve kafatası basıncını azaltmak için cerrahi müdahale

Beyin hasarı hafif ise, doktor sadece dinlenilmesi gerektiğini söyleyebilir. Ancak, bir aile üyesinin hastanın durumunu bir süre izlemesi gerekir. Ayrıca kafa travmasında ilk müdahale de oldukça önemlidir.

Kafa yaralanmalarında uzun vadede beklenen nedir?

Kafa yaralanması komplikasyonları yaralanmanın şiddetine bağlıdır. Bazı insanlar ciddi beyin yaralanması ile kişilik ve davranış değişiklikleri gibi durumlar yaşayabilirler.

Devamını Oku

Guatr Neden Olur: Guatrın Belirtileri

Endokrin Sistemi Hastalıkları kategorisine 20 Kasım, 2016 tarihinde eklendi, 97 defa okundu

Guatr Neden Olur: Guatrın Belirtileri

guatrın belirtileri ve tedavisi

guatrın belirtileri ve tedavisi

Guatr nasıl anlaşılır?

Tiroid boyunda adem elması altında bulunan bir bezdir. Bu bez gıdaların enerjiye çevrilme süreci de dahil olmak üzere bedensel işlevleri düzenleyen yardımcı hormonları salgılar. Ayrıca, kalp atışı, solunum, sindirim ve ruh hali gibi fonksiyonları da düzenlemektedir. Tiroidin boyutunda bir artış olduğunda bu duruma guatr denir. Guatr herkeste olabilir fakat kadınlarda daha sık görülür.

Guatr çeşitleri ve belirtileri?

Guatrın birçok nedeni ve farklı türleri vardır. Bu türler şunlardır:

– Albüminkolloid guatr (endemik)

Albüminkolloid guatr tiroid hormonlarının üretimi için önemli bir mineral eksikliği yani iyot eksikliği nedeni ile oluşur. Genellikle bu tip guatr iyodun az miktarda bulunduğu bölgelerde yaşayan insanlarda görülür.

– Zehirsiz guatr (düzensiz)

Genellikle bu guatr türü toksik olmayan ve lityum içeren ilaçlar nedeni ile olmaktadır. Lityum, bipolar bozukluk gibi ruh hastalıklarını tedavi etmek için kullanılır.

– Zehirli guatr veya nodüler guatr

Guatr genişledikçe bu bölgede nodüller oluşur. Oluşan nodüller

Genişledikçe guatr bu tür bir veya daha fazla küçük nodüller hipertiroide neden olarak tiroid hormonu üretirler. Bu tür genellikle basit guatrın bir uzantısı olarak oluşur.

Guatr nasıl olur?

Guatrın ana nedeni iyot eksikliğidir. İyot tiroid hormonlarının üretilmesine yardımcı olmak için gereklidir. Guatrın oluşmasına neden olan diğer durumlar şunlardır:

– Graves hastalığı

Bu hastalık, tiroid hormonu normalden daha az üretilir. Tiroid boyutu artarken üretimi düşer.

– Hashimoto hastalığı

Hashimoto hastalığında tiroid yeterli miktarda üretilemez. Düşük tiroid hormonu daha fazla tiroide ihtiyaç duyarken tiroid bezinin şişmesine neden olur.

– Enflamasyon

Bazı insanlarda tiroitte iltihap gelişir ve bu da guatrın ortaya çıkmasına neden olur.

– Nodüller

Katı veya sıvı içeren kistler tiroid bezinin üzerinde oluşur ve şişmeye neden olabilir.

– Tiroid kanseri

Kanserden etkilenen tiroid bezinin bir tarafında şişme oluşabilir. Tiroid kanserinde iyi huylu bir nodül oluşumu yaygın değildir.

– Gebelik

Hamile olmak bazen tiroid bezinin şişmesine neden olabilir.

Guatr kimlerde görülür?

– Tiroid kanseri, nodül ve tiroidi etkileyen diğer sorunlar yaşanan bir aile bireyi

– Beslenme düzeni içerisinde yeterli iyot alınmadığında

– Vücuttaki iyot miktarı azaldığında

– Kadınlarda erkeklerden çok daha fazla guatr riski bulunur

– 40 yaşın üzerinde olmak ve yaşlanma belirtiler tiroid hastalığını tetikleyebilir

– Hamilelik ya da menopoz

– Boyun ya da göğüs alanına uygulanan radyasyon tedavisi

Guatr belirtileri nelerdir?

Guatrın birincil belirtisi olarak boynunda şişlik fark edilir. Nodül varlığı şişlik artabilir. Guatrın diğer belirtileri şunlardır:

– Yutmada güçlük veya nefes almada zorluk

– Öksürük

– Ses kısıklığı

– Kol baş üzerine yükseltildiğinde baş dönmesi

Guatr nasıl teşhis edilir?

Doktor öncelikle boyunda şiş bölgeleri kontrol eder. Ayrıca bazı testler isteyebilir:

– Kan testleri

Kan testleri, hormon düzeylerindeki değişiklikleri ve bir hastalık veya yaralanmaya karşı üretilen antikorlardaki artışı analiz etmek için gereklidir.

– Tiroid taraması

Bu taramalar guatrın durumunu gösterir.

– Ultrason

Boyundan alınan ultrason görüntüleri guatr boyutunun öğrenilmesini ve nodüllerin tespit edilmesini sağlar.

– Biyopsi

Biyopsi tiroid dokusundan küçük örneklerin alınmasıdır. Bu örnekler tanıya yardımcı olması için laboratuvarda incelenir.

Guatr nasıl tedavi edilir?

Guatrın boyutuna ve hastalığın derecesine göre tedavi şekli değişebilir.

Guatr ilacı ve guatr ilaçları

Hipotiroidi veya hipertiroidi varsa tedavi etmek için ilaç kullanılabilir. Bu ilaçlar guatrın boyutunu küçültmeye yardımcı olacaktır. Ayrıca ilaçlar boğazdaki ilaç bir guatr inflamasyonu da azaltacaktır.

Guatr ameliyatı

Guatr çok çabuk büyüdüğünde ya da ilaç tedavisine yanıt vermediğinde ameliyat gerekebilir. Ameliyatla tiroid cerrahi olarak çıkarılır. Guatr ameliyatı sonrası beslenme düzeni için doktora danışılmalıdır.

Devamını Oku

Dudak Kanseri Neden Olur: Dudak Kanserinin Belirtileri

Hastalık Belirtileri kategorisine 20 Kasım, 2016 tarihinde eklendi, 62 defa okundu

Dudak Kanseri Neden Olur: Dudak Kanserinin Belirtileri

dudak kanserinin belirtileri

dudak kanserinin belirtileri

Dudak kanseri nasıl olur?

Dudak kanseri dudaktaki anormal büyümeler şeklinde gözlemlenir. Ağız kanserlerinin en yaygın türü olarak bilinir. Ağız, dil, yanak, sinüsler, dudaklar, boğaz ve sert / yumuşak damakta bulunan sküamoz hücreler evrim geçirerek kontrolsüz ürediklerinde kansere yol açarlar. Bu durum en çok dudaklarda görülür. Dudak kanseri ve diğer ağız kanserleri aslında baş ve boyun kanserlerinin bir türüdür.

Bazı yaşam tarzları kanseri tetikleyici durumlar içermesi nedeni ile çok yanlıştır. Çok alkol alma ve güneşte yanarak bronzlaşma, dudak kanseri gelişmesi riskini arttıran etkenlerdir. Dudak kanseri başlangıcı çok belirti vermediği için genellikle rutin diş muayenesi sırasında dudak kanseri belirtileri dişçi tarafından fark edilir ve kişi hemen doktoruna yönlendirilir.

Dudak kanserlerinin erken teşhisi kanserin tamamen tedavi edilmesinde büyük rol oynamaktadır.

Dudak kanserinin nedenleri nelerdir?

Dudak kanserlerinin başlıca nedeni tütün ürünleri kullanmaktır. Tütün çiğnemek veya tütünü sigara tarafından solunum yoluyla kullanmak ağızdaki mukoz membranların tahriş olmasına neden olur. Bu da tat alma duyusunun bir hayli zayıflaması demektir.

Dudak kanserinin ikinci en yaygın nedeni, aşırı alkol alımıdır.

Dudak kanseri kimlerde olur?

Ağır yaşam tarzı olan kişilerde dudak kanseri olma ihtimali normalden çok daha yüksektir. Ulusal Sağlık Enstitüsüne (NIH) göre, her yıl yaklaşık 3 milyon kişiye dudak kanseri teşhisi konulmaktadır.  Bazı faktörler dudak kanseri riskini arttırır.

Dudak kanseri riskini artıran faktörler şu şekilde sıralanabilir:

– Sigara veya tütün ürünleri (sigara, puro, boru veya çiğneme tütün) kullanma

– Ağır alkol kullanma

– Bronzlaşmak için uzun süre güneşin altında yatmak. Doğal veya yapay olan güneş ışınına uzun süre maruz kalmak

– Beyaz tenli olunması

– Erkek olmak

– İnsanlara cinsel yolla bulaşan Papilloma Virus (HPV) adında bir virüs enfeksiyonu

– 40 yaşından büyük olmak

Ağız kanseri ve dolayısıyla dudak kanserinde en etkili neden tütün kullanımıdır. Bunun yanında bir de alkolü de kullanıyorsanız dudak kanserine yakalanma riskiniz bir hayli fazladır.

Dudak kanseri belirtileri nelerdir?

Dudak kanserinin belirtileri genel olarak şu şekilde sıralanabilir:

– Boğaz ağrısı, lezyon, blister ve ağızda ülser ve yumru oluşumu

– Dudak üzerinde kırmızı veya beyaz bir tabaka oluşması

– Dudakta kanamalı ağrı

– Çene şişmesi

Dudak kanseri bu belirtilerden hiç birini göstermeyebilir. Çok küçük farklılıklar oluşabilir ve anlamayabilirsiniz. Bu durumu genellikle dişçiniz diş kontrolünde fark eder ve sizi doktorunuza yönlendirir.

Dudağınızdaki her yara, kanama ve şişlik dudak kanseri anlamına gelmez. O yüzden belirtiler var ise bunu önce doktorunuza danışarak teşhis ettiriniz.

Dudak kanseri nasıl anlaşılır?

Herhangi bir dudak kanseri belirtisini yaşıyorsanız, doktorunuza başvurmalısınız. Dudak ve ağzınızdaki anormallikler hakkında teşhis konabilmesi için fiziksel muayene yapmak gerekmektedir. Ancak bu muayeneden sonra neyin belirtisi olduğu anlaşılabilir.

Doktorlar genellikle en başta eldivenlerini takarak dokunarak, yani parmaklarıyla bir muayene yaparlar. Buradaki anormallik durumlarını incelerler, etrafında başka bir soruna işaret eden bir şey bulup bulamayacaklarına bakarlar. Daha sonrasında eğer dudak kanseri olabileceği düşünülürse dudağın içinden, yanak çeperinden dudak dışından ölü deri üzerinden örnekler alınarak mikroskobik olarak incelenebilir. Bu incelemenin ardından gerekli görülürse diğer testler de sırayla uygulanabilir. Doktorunuz dudak kanser olduğunuzu doğrularsa, bu kanserin ne kadar ilerlediğini veya vücudun diğer bölümlerine yayılıp yayılmadığını belirlemek için başka testler uygulayabilir.

Bu testler şu şekilde sıralanabilir:

– Bilgisayarlı Tomografik (BT) tarama

– MRI

– Pozitron emisyon tomografisi (PET) tarama

– Göğüs röntgeni

– Tam kan sayımı (CBC)

– Endoskopi (hekimin sorunlu bölgeyi görüntülemesine izin veren bir kesi yoluyla eklenen ince bir alet)

Dudak kanseri tedavisi

Dudak kanseri bir veya birkaç yöntem kullanılarak tedavi edilebilir.

Bu yöntemleri şu şekilde sıralayabiliriz:

– Ameliyat

– Radyoterapi

– Kemoterapi

– Diğer olası seçenekler ise immünoterapi ve gen terapisi gibi araştırmacı tedavilerdir.

Diğer kanserlerde olduğu gibi tedavi aşaması kanserli kitlenin büyüklüğü, tümör ve hastanın genel sağlık durumu ve tümörün türüne göre belirlenir.

Tümör küçük ise, genellikle cerrahi müdahale ile o kitle kesilerek alınır. Dudak kanseri, dudağın yeniden inşasını (kozmetik ve işlevsel olarak) gerektirdiğinden dolayı tüm doku kaldırılmasını içerir.

Dudak kanseri öldürür mü?

Tümör büyükse veya yayılan bir tür ise daha sonraki bir aşamada tümörü küçültmek için radyasyon ve kemoterapi kullanılabilir. Kemoterapi tedavileri vücut boyunca uyuşturucu etkisi içerir ve hücrelerin üremesi sırasında onların yıkımını sağlar. Tabii ki bu işlemde vücuttaki yararlı ve bize ait hücreler de zarar görür ancak kanserli hücrenin de üremesi durur veya yavaşlar. Kemoterapide kanserli hücreler kontrol altına alınabilirse kanserden kurtulma ihtimali bir hayli artar.

Radyasyon tedavisi daha olumlu tedavi sonuçları oluşmasını sağlayabilir ama bu tedaviden önce sigara içen hastaların sigarayı bırakması zorunludur.

Dudak kanseri ölümcül sonuçlara neden olabilir. Bu nedenle erken teşhis önemlidir.

Dudak kanserinin olası komplikasyonlar nelerdir?

Dudak kanserine müdahale edilmezse kanser ağız ve dil gibi diğer alanlara da yayılabilir. Kanser yayılırsa tedavi etmek çok daha zor olur.

Ayrıca, dudak kanserlerinin tedavisinde birçok olumsuz sonuçla karşılaşılabilir. Hastaların dudaklarındaki büyük tümörleri cerrahi operasyon ile almak hastalara ameliyattan sonra çiğneme, yutma ve konuşma sorunları yaşatabilir. Bu tarz sorunlar olduğunda doktorunuzun da tavsiyesiyle bir patolojik yardım alabilir ve konuşma düzeltme eğitimlerine katılabilirsiniz. Yüz tekrar oturuşup kendini düzeltene kadar alacağınız bu yardım kemikler ve yüz tekrar oturuştuğun herhangi estetik bir bozukluğun olmasını engellemektedir.

Kemoterapi ve radyasyon tedavilerinin bazı yan etkileri şunlardır:

– Saç dökülmesi

– Halsizlik ve yorgunluk

– İştah kaybı

– Mide bulantısı

– Kusma

– Ellerde ve ayaklarda uyuşma

– Şiddetli anemi

– Kilo kaybı

– Kuru Cilt

– Boğaz ağrısı

– Tat alamama

– Enfeksiyon riski

– Ağızda iltihabi (mukoz membranlardaki oral mukozit oluşumu)

Dudak kanserinin dudaklara estetik etkisi nedir?

Neyse ki dudak kanserlerinin birçok tedavi yöntemi bulunmaktadır. Bu dudakların tedavilerinin ardından çeşitli lezyon ve enfeksiyonlar oluşabiliyor. Erken tanı yapılabilmesi oluşacak fiziksel sorunların en aza indirgenmesini sağlamaktadır. Dudak kanserlerinin %90’ında tekrar etme görülmez.

Ancak geçmişte dudak kanseri olan hastalarda baş, boyun veya gırtlakta ikinci bir kansere yakalanma şansı artmaktadır. Bu yüzden dudak kanserinin tedavisin ardından rutin bir şekilde doktorunuza kontrole gitmeniz gerekir.

Dudak kanser önlenebilir mi?

Her türlü tütünün kullanımdan ve aşırı alkol alımı kaçınarak bu hastalığa karşı önlem almak mümkündür. Doğal veya yapay güneş ışığına yatarak bronzlaşma işlemi de dudak derisi ince olduğu için en çok dudaklara zarar verir ve dudak kanseri oluşumunu tetikler. Bu durumdan kaçınmanız da dudak kanserine karşı korunmanızı sağlayacak faktörlerden birisidir.

Devamını Oku

Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon Nasıl Anlaşılır: Arteriyel Hipertansiyon Belirtileri

Hastalık Belirtileri kategorisine 20 Kasım, 2016 tarihinde eklendi, 11 defa okundu

Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon Nasıl Anlaşılır: Arteriyel Hipertansiyon Belirtileri

arteriyel hipertansiyon belirtileri

arteriyel hipertansiyon belirtileri

Pulmoner arteriyel hipertansiyon nedir?

Pulmoner arteriyel hipertansiyon (PAH) yüksek tansiyonun nadir bir şeklidir. Kalp ve akciğerler aracılığıyla akış pulmoner arterler içinde oluşur. Dar ve daralmış damarların kalbin yeterli kan pompalamasını önler. Daralma meydana geldiğinde, kalp durumu telafi etmek için daha fazla çalışır. Bu kan basıncını artırırken pulmoner arterler de akış hızı da artar. Durumu kötüleşir ve basınç daha fazla olur. Bu durumda bazı belirtiler ortaya çıkabilir.

Boğumlarda ve arterlerde daralma yeterince şiddetli olduğunda basınç fazlalaşır ve hastalığın oluşması aylar, hatta yıllar sürebilir. Bu nedenle, pulmoner arteriyel hipertansiyon belirtileri fark edilebilir hale gelmeden önce birkaç yıl boyunca sessizde ilerler. Görülen belirtiler de hemen tanımlanabilir değildir. Genellikle yavaş yavaş ortaya çıkan bir hastalık olduğu için giderek kötüleşir ve tanı koyması oldukça zordur.

Pulmoner hipertansiyon belirtileri:

– Nefes darlığı

Pulmoner arteriyel hipertansiyonun ilk belirtilerinden biri nefes darlığıdır. Bu durum genellikle kısa mesafe yürüyüşlerde, merdiven çıkarken ve çok az da olsa yük taşırken ortaya çıkabilir.

– Yorgunluk ve baş dönmesi

Ciğerler düzgün çalışmadığında vücut ve beyin fonksiyonu da etkilenir. Yeterli oksijen alınamaz. Halbuki vücudunuzun tüm görevleri gerçekleştirmesi için oksijene ihtiyacı vardır. Oksijen yeterli olmadığında rutin vücut çalışması devam edemez. Ufak yürüyüşlerden sonra aşırı yorgunluk görülebilir. Ya da beyin ve düşünce fonksiyonları sekteye uğrayabilir. Kişi kendini durup dururken yorgun hisseder. Beyin yeterli oksijeni alamadığında bayılma ve baş dönmesi riski artar.

Pulmoner arteriyel hipertansiyon özellikle nefes darlığı ve yorgunluk gibi ilk belirtilerini gösterir. Birçok kişi pulmoner arteriyel hipertansiyonun belirtilerini fark etmez ve hastalığın ilerlemesine neden olur. Bu durum ciddi sağlık sorunlarına hatta ölümcül sonuçlara neden olabilir.

– Mavi dudaklar ve bacaklarda şişlik

Pulmoner arteriyel hipertansiyon ayak bilekleri ve özellikle bacaklar ve ayaklarda ödem ile şişmeye neden olabilir. Böbreklerin atıkları düzgün boşaltamaması durumunda vücutta şişlikler oluşur. Kalbin oksijen açısından zengin kırmızı kan hücreleri tüm aktiviteler için yakıtın oluşturmak adına vücut içerisinde pompalanır. Kırmızı kan hücrelerinde oksijen miktarı pulmoner arteriyel hipertansiyon nedeniyle yetersiz olduğunda, vücut parçaları ihtiyacı olan oksijeni elde edemez. Düşük oksijen düzeyleri cilt ve dudaklarda mavimsi bir renge neden olabilir. Bu duruma siyanoz da denir.

– Düzensiz kalp atışı ve göğüs ağrısı

Kalp içinde artan basınç kalp kaslarının olması gerekenden daha fazla çalışmasına neden olur. Zaman içerisinde bu kaslar zayıflar. Zayıflayan kalpte ritim düzensizliği görülür. Bu düzensiz kalp atışı kalp çarpıntısına neden olabilir. Ayrıca kalp ve damar içinde kan basıncının artması, göğüs ağrısına veya göğüste basınç hissine neden olabilir. Çok çalışan bir kalpte sıra dışı göğüs ağrıları görülebilir.

Farklı insanlar için farklı belirtiler

Her pulmoner arteriyel hipertansiyon hastasının semptomları farklı olabilir. Tam teşhis için pulmoner hipertansiyon akciğer grafisi testleri gerekmektedir. Bu test sonucunda doktor pulmoner hipertansiyon tanısı koyabilir.

Belirtilerin şiddeti de kişiden kişiye göre farklılık gösterir. Pulmoner arteriyel hipertansiyon ve tedavi seçenekleri de bu doğrultuda değişiklik göstermektedir. Pulmoner arteriyel hipertansiyon tedavisinde kullanılan bir yöntem başka bir hasta için yararlı olmayabilir. Ancak pulmoner arteriyel hipertansiyon hastalarının deneyimlerinin öğrenilmesi tedavi yöntemlerinin geliştirilmesinde yardımcı olacaktır.

Pulmoner hipertansiyon nasıl tedavi edilir: Pulmoner hipertansiyonun tedavisi

Doktor semptomların nedeninin belirlenmesinde yardımcı olacaktır. Bu belirtiler görüldüğünde doktora gitmek için geç kalmak belirtilerin şiddetinin artmasına neden olabilir. Sonuç olarak, pulmoner arteriyel hipertansiyon tüm fiziksel aktiviteleri yaparken kişiyi sınırlandırabilir. Ek belirtiler hastalık ilerledikçe daha olası hale gelir. Eğer herhangi bir belirtiyle karşılaşılıyorsa doktora görünmek için randevu alınmalıdır. Pulmoner hipertansiyonda kullanılan ilaçlar doktor tarafından özel olarak belirlenecektir. Günümüzde bu hastalıktan muzdarip olanlara destek olan pulmoner hipertansiyon derneği gibi dernekler mevcuttur. Bu derneklere üye olunarak hastalık hakkında daha fazla bilgi alınabilir ve yaşam kalitesi artırılabilir. Çok ilerlemiş hastalarda  pulmoner hipertansiyon ameliyatı gerekebilir. 

Devamını Oku

Tiroid Kanseri Nasıl Anlaşılır: Tiroid Kanserinin Belirtileri

Endokrin Sistemi Hastalıkları kategorisine 20 Kasım, 2016 tarihinde eklendi, 203 defa okundu

Tiroid Kanseri Nasıl Anlaşılır: Tiroid Kanserinin Belirtileri

tiroid kanserinin belirtileri

tiroid kanserinin belirtileri

Tiroid kanseri ne kadar tehlikeli?

Tiroid endokrin sisteminin bir parçasıdır. Bu küçük, kelebek şeklindeki bez boğazın her iki yanında da bulunur. Tiroid hormonu tiroksin yapar. Bu madde metabolizma, kan basıncı, kalp hızı, vücut ısısı ve ağırlığı düzenler. Tiroid kanseri endokrin kanserinin en sık görülen tipidir. 2012 yılında birden çok 56,000 yeni vaka tanısı olduğu tahmin edilmekle birlikte tiroid kanseri nedeni ile 1,700’den fazla ölüm öngörülmüştür.

Tiroid kanseri çeşitleri:

Tiroid kanserleri mikroskobik görünüşlerine göre sınıflandırılır. Tiroid kanseri türleri şunlardır:

– Papiller

Papiller tiroid kanseri tiroid kanserinin farklılaşmış bir şeklidir. Tiroid habis ise en yaygın türüdür. Vakaların yüzde 80’ini oluşturur. En sık olarak 40 yaş üstü kadınlarda görülür. Papiller tiroid kanseri diğer türlere oranla daha az tehlikelidir. Daha yavaş yayılır ve tedavi edilebilir.

– Medüller

Medüller tiroid kanseri tiroid kanserinin farklılaşmış başka bir şeklidir. Tüm tiroid kanserlerinin yüzde 5 ila 10’unu oluşturur. Bazı durumlarda medüller tiroid kanseri genetik olarak oluşabilir. Medüller tiroid kanseri tiroid bezi içinde bulunan non-tiroid hücreleri içinde ortaya çıkar. Tiroid kanserinin diğer formlarına göre farklı şekilde değerlendirilir.

– Foliküler

Folliküler tiroid kanseri vakaların yüzde 10’unu oluşturur. Bu tür tiroid kanserinin vücudun diğer bölgelerine yayılma ve nüksetme olasılığı yüksektir. Ayrıca bu tür folliküler bir kanser türüdür.

– Anaplastik

Bu tiroid kanserinin en agresif şeklidir. Nadir görülür ve tedavi etmesi oldukça zordur.

– Tiroid Lenfoma

Bu tiroid kanseri türü de nadir bir türüdür. Tiroid bezi içinde bulunan bağışıklık hücreleri içinde başlar.

Tiroid kanseri kimlerde daha sık görülür?

Tiroid kanseri için risk faktörleri şunlardır:

– Ailede tiroid kanseri öyküsü

– Yaş (tiroid kanseri büyük olasılıkla 40 yaşından sonra ortaya çıkabilir)

– Kadın olmak

– Radyasyona maruz kalmak

Tiroid kanseri belirtileri:

Troid kanseri çok erken evrelerinde herhangi bir belirti göstermeyebilir. Fakat tiroid kanseri ilerledikçe aşağıdaki belirtiler görülebilir:

– Boğazda yumru

– Öksürük

– Ses kısıklığı

– Boğaz ve boyun ağrısı

– Yutma güçlüğü

– Şişmiş lenf düğümleri ve boyun

Bu belirtiler varsa en yakın zamanda bir doktora görünülmelidir.

Tiroid kanseri nasıl teşhis edilir?

Tiroid kanseri fiziksel muayene ve laboratuvar testleri ile teşhis edilebilir. Muayene ile boyunda tiroid bezi içinde küçük ya da büyük bir kitle ortaya çıkarabilir. Lenf düğümleri de genişlemiştir. Tiroid kanserini teşhis için kullanılan laboratuvar testleri şunlardır:

– Tiroid fonksiyon testleri (T4, T3RU, TSH)

– Thyroglobulin – Papiller veya Folliküler kanserler için

– Tiroid ultrasonu

– Tiroid taraması

– Tiroid biyopsisi

– Kanda kalsiyum ve fosfor seviyesi ölçümü

– Kanda kalsitonin düzeyi ölçümü

Tiroid kanseri tedavisi nasıl yapılır?

Kanser tedavisi tiroid kanseri türüne göre değişiklik gösterir. Eğer kanser yayılmış ya da metastaz yapmış ise bu durum tedaviyi de etkiler. Çoğu hastada tiroid bezi cerrahi olarak çıkarılırken tamamı ya da bir bölümü alınabilir. Ayrıca bezin büyüklüğü tiroid hormonu takviyesi ile değiştirilebilir. Diğer tedavi yöntemleri ise şunlardır:

– Radyoaktif iyot

– Dış beam radyasyon terapisi

– Cerrahi yöntemler

– Kemoterapi

Tiroid kanseri uzun vadede nasıl sonuçlara neden olur?

Tiroid kanseri tedavi edildikten sonra genellikle uzun vadede başka bir komplikasyona neden olmaz. Ancak kanser ileriki zamanlarda % 30 oranında tekrar ortaya çıkabilir. Tiroid kanseri ilk tedaviden sonra on yıl içinde tekrarlayabilir. Bu nedenle tedavi sonrasında hasta düzenli olarak takip edilmelidir. Tiroid kanseri ameliyat sonrası beslenme de oldukça önemlidir. Beslenme önerileri için doktora danışılabilir.

Tiroid kanseri tedavi edilmezse ne olur?

Tiroid kanseri tedavi edilmediği takdirde ölümcül sonuçlara neden olabilir. Bu nedenle erken teşhis önemlidir. ve kanser mutlaka tedavi altına alınmalıdır.

Devamını Oku

Kulak İltihabı Nasıl Anlaşılır: Kulak İltihabı Belirtileri

Hastalık Belirtileri kategorisine 20 Kasım, 2016 tarihinde eklendi, 70 defa okundu

Kulak İltihabı Nasıl Anlaşılır: Kulak İltihabı Belirtileri

kulak iltihabı belirtileri

kulak iltihabı belirtileri

Kulak iltihabı nasıl olur?

Kronik kulak enfeksiyonu iyileşen bir kulak enfeksiyonun ilerleyen zamanlarda ara ara tekrarlamasıdır. Bu aynı zamanda tekrarlayan akut otitis media olarak da bilinir. Orta kulak ve kulak zarı arkasındaki alan bu enfeksiyon tarafından etkilenir. Östaki borusu orta kulakta bulunur. Bu organ enfekte olduğunda oluşan sıvı birikimiya ağrı neden olur ve kulak zarına baskı yapar. Tedavi edilmediği takdirde enfeksiyon rüptürü kulak zarı hasarına neden olabilir.

Kulak iltihabının belirtileri:

Kronik kulak enfeksiyonu akut kulak enfeksiyonundan daha hafif semptomlara yol açabilir. Belirtiler bir veya her iki kulağı etkiler. Başlıca belirtiler ise şunlardır:

– Kulak basınç hissi
– Hafif kulak ağrısı
– Kulaklarda yoğun drenaj sıvısı
– Düşük ateş
– İşitme kaybı
– Uyku problemi

Bebeklerde görülen kronik kulan enfeksiyonunda bebek yattığında belirtiler daha da artacaktır. Çünkü kulağa yapılan baskı artar Ayrıca bebeklerde kulakla oynama ya da kulağı çekiştirme gibi belirtiler de görülebilir.

Kulak iltihabı ne zaman geçer?

Kulak iltihabı kendiliğinde geçebilir ancak tekrar etmesi olasıdır. Kulak ağrısı, ateş ve işitme sorunlarını içeren akut kulak enfeksiyonu belirtileri yaşanıyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır. Akut enfeksiyon için tedaviye başlanarak kronik kulak enfeksiyonu önlenebilir. Eğer şu durumlar varsa hemen tıbbi müdahale gerekir:

– Akut kulak enfeksiyonu tanısı antibiyotik tedavisine yanıt vermediğinde
– Akut kulak enfeksiyonu teşhisinin ardından belirtiler çok daha kötüye gidiyorsa
– Yinelenen kulak enfeksiyonları varsa

Kulak iltihabı tedavisi ve ilaçları:

Kronik kulak enfeksiyonları tıbbi tedavi gerektiren durumlardır. Ancak, evde tedaviye destek olacak bazı yöntemler uygulanabilir. Bu yöntemler şunlardır:

– Sıcak veya soğuk bir bez ile ağrılı bölgeye kompres uygulamak
– Uyuşturucu kulak damlası kullanma
– İbuprofen gibi asetaminofen veya nonsteroidal antienflamatuar ilaçlar kullarak ağrıı hafifletmek

İlaç tedavisi

Kronik kulak enfeksiyonu varsa, doktor antibiyotik reçete edecektir. Bu ilaçlar tablet şeklinde alınabilir ya da kulak damları olarak kullanılabilir. Kulak iltihabı antibiyotik tedavisi gerektirir ancak antibiyotik doktora danışılmadan kullanılmamalıdır. Kulak iltihabına iyi gelen antibiyotik ilaçlar diğer antibiyotiklerden daha farklı olabilir.

Kulak iltihabı ameliyatı nasıl olur?

İlaç tedavisine yanıt vermeyen vakalarda cerrahi müdahale de uygulanabilir. İşitme sorunlarının hemen giderilmesi için uygulanan ameliyatlar sayesinde özellikle çocuklarda dil gelişimi sağlığı korunur. Doktor ameliyatla orta kulak ve dış kulak arasına bir tüp ekleyebilir. Kulak tüpleri eklemek, enfeksiyonların sayısı ve belirtilerin şiddetini azaltabilir. Ayrıca iç kulak drenaj sıvısının çıkmasına yardımcı olur. Kulak tüpleri genellikle her iki kulağa yerleştirilir. Bu yönteme ikili myringotomy denir. Bu yöntem ile cerrah, kulak zarı içinde küçük bir delik oluşturur. Sıvıyı dışarı kulaktan vakumlayan küçük bir tüp deliğe eklenir. Tüpler genellikle ameliyattan yaklaşık 6-18 ay sonra kendiliğinden dağılır. Tüplerin düşmemesi durumunda ise cerrahi müdahale ile tüplerin kaldırılması gerekebilir. Enfeksiyon yayılmış diğer sağlık sorunlarında da ameliyat gerekli olabilir. Orta kulakta küçük kemikler vardır. Bu kemiklerin enfekte olması durumunda cerrahi olarak onarmak gerekebilir. Kulak zarı da kronik kulak enfeksiyonu tarafından zarar görebilir. Eğer kulak zarı hasar görmüşse ameliyat ile onarım gerekebilir.

Belirtileri tedavi edilmezse sonuçları nelerdir?

Kronik kulak iltihabı, tedavi edilmediği takdirde, bir takım sorunlara neden olabilir.

Bu komplikasyonlar şunları içerir:

– İşitme kaybı
– Orta kulak kemiklerinde hasar
– Mastoid kemik enfeksiyonu
– Kulak dengesi fonksiyonu zararI
– Kulak zarı üzerinden drenaj
– Tympanosclerosis, kulak dokusu sertleşmesi
– Cholesteatoma, orta kulak kisti
– Yüz felci
– Beyin iltihabı

Kulak iltihabını önlemenin yolları:

– Akut kulak enfeksiyonları tedavi edilmeli.
– Sigara dumanından kaçınılmalı.
– Bebekler için ilk yıl anne sütü alınmalı.
– Düzenli olarak eller yıkanmalı.
– Grip, zatürree ve menenjit için aşı yaptırılmalı.

Kulak iltihabı için bitkisel çözümler kullanılabilir. Ancak kullanılan ilaçlar ile etkileşime girebileceği için mutlaka doktora danışılmalıdır. Özellikle zeytinyağı uygulaması gibi uygulamalar kulaktaki iltihap ve ağrıyı azaltır.

Devamını Oku