"Enfeksiyonlar" Kategorisi

Sinüzit Nasıl Geçer: Sinüzite Doğal Tedavi

Bakteriyel ve Vİral Hastalıklar kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 236 defa okundu

Sinüzit Nasıl Geçer: Sinüzite Doğal Tedavi

sinüzite doğal tedavi

sinüzite doğal tedavi

Sinüzite ne iyi gelir?

Sinüzit, bakteriyel veya viral enfeksiyonlar nedeniyle oluşabilir. Genellikle hapşırma, öksürme, yorgunluk, boğaz ağrısı ve baş ağrısı gibi şiddetli alerjik reaksiyonlar sonucu da oluşabilir. Sinüzit tedavisinde sinüslerde biriken mukusu dağıtmak için antibiyotik tedavisi uygulanır. Ancak bazı doğal çözümler sinüzit tedavisinde kullanılabilir.

Sinüzit belirtileri nelerdir?

Sinüs boşluğu duvarları iltihaplandığında mukus üretimi artar. Çoğu sinüs enfeksiyonu, mevsimsel alerjiler veya soğuk algınlığı sonucu oluşur. Kronik sinüs enfeksiyonu ise akut sinüzitin devamlı hale gelmesidir. Başlıca sinüzit belirtileri şunladır:

– Burun tıkanıklığı

Burun tıkanıklığı sinüs boşluğunda aşırı mukus birikmesi nedeni ile olur. Burun tıkanıklığı aslında şişlik ve iltihaplı sinüs membranlar ile aşırı mukus üretiminin birleşimidir. Sinüs enfeksiyonu başlangıç aşamasında sinüs boşluğunda şişme oluşturarak normal hava akımını keser ve bu bölgenin tahriş olmasına neden olur. Burun tıkanıklığı ilk belirtileri, burun akıntısı, tıkalı burun veya sürekli hapşırma şeklinde gelebilir.

– Sinüs basıncı ve ağrı

Sinüs boşluğu şişer ve baş bölgesindeki basınç artar. Bazı durumlarda basınç kulaklarda, dişlerde ve gözlerde hissedilebilir. Genellikle hastada burun arkasında bir şey varmış gibi bir his oluşur. Dişler sıkıldığında bu his artar. Sinüs basıncı ayrıca gözlerin altında veya yanaklar etrafında şişliğe neden olabilir. Eğer hızlı bir şekilde ayağa kalkılırsa ya da yere eğilirse basınç kuvvetlenir ve ağrı artar.

Sinüzite bitkisel çözüm

– Postnasal damla

Postnasal damlada mukus boğazın arka tarafına damlar ve sinüs enfeksiyonun erken bir belirtisi olarak kabul edilebilir. Postnasal damla genellikle alerji veya nezle gibi hastalıklar sonucunda oluşur. Ancak sinüs boşluğunda mukus üretiminin arttığına dair ilk işarettir. Postnasal damla boğaz ağrısı, göğüs tıkanıklığı veya mide ekşimesi durumlarında da ortaya çıkabilir.
Sinüzit için doğal tedaviler

– Burun sulaması uygulaması

Sinüs geçişlerini sulamak için su ve tuz karışımı kullanılır. Bu yöntem sinüzit tedavisinde en sık kullanılan yöntemdir. Burun içi yıkaması için damlalık, yumuşak şişe ya da şırınga kullanılabilir. Bu malzemelerden birinin yardımı ile burun deliğine tuzlu su karışımı sıkılır ve nefes alınarak su burundan içeri çekilir. Daha sonra suyun burun kanallarında dışarı akmasına izin verilir. Bu yöntem sinüsleri temizlerken aynı zamanda gelecekteki üst solunum yolu enfeksiyonlarını önlemek için düzenli olarak yapılabilir.

– Sıvı alımı artırılmalı

Su ve meyve suyu sinüs enfeksiyonları tedavisi için kullanılabilir. Sıvı alımı üç farklı yönden hastalığın tedavisini destekler. Sıvı kaybını önler, mukoz membranların nemli kalmasını sağlar ve balgam ile mukus drenajını teşvik eder. Sinüslerde biriken toksinler; baş ve göğüs tıkanıklığına neden olabilir. Sadece sıvı ve meyve suyu gibi içeceklerin tüketilmesi gerekir. Alkol ve soda içmekten kaçınılmalıdır. Bu içecekler mukoz membranlarda ve özellikle burunda oluşan şişkinliği artırabilir.

– Buhar uygulaması

Buhar teneffüs etmek sinüslerin açılmasını sağlar. Bu nedenle buhar uygulaması sinüzit tedavisinde oldukça etkilidir. Bir kaseye kaynar su konur. Masaya yerleştirilen kasenin üzerine eğilerek yüz bölgesi buhar kısmına getirilir. Yalnız yüzün buhar nedeni ile yanmaması için fazla yaklaşmamak gerekir. Kaseyi ve baş bölgesini kapsayacak şekilde ense kısmına bir havlu konulur. Su buharı teneffüs edilerek içeri çekilir. Buhar uygulaması için sıcak banyo da yapılabilir.

– Sıcak kompres

Ulusal Sağlık Enstitüleri, yüz bölgesi için sıcak kompres uygulamasının günde birkaç kez yapılmasını önerir. Özellikle sinüs enfeksiyonlarına eşlik eden yüz ve baş ağrılarını hafifletmek için etkili bir yöntemdir. Sıcak bir havlu göz, burun ve elmacık kemiği bölgelerine uygulanabilir.

Sinüzite soğan suyu da oldukça faydalı gelmektedir. Soğan suyu buhar uygulaması yapılırken suyun içerisine eklenebilir. Sinüzit için çörek otu yağı da sık kullanılan bitkisel çözümler arasındadır. Ancak sinüzit için doktor tedavisi gerektiği de unutulmamalıdır. Bu nedenle sinüzit için doğal tedavilerin yanı sıra mutlaka bir doktora da görünülmelidir.

Devamını Oku

Çıban Neden Çıkar: Çıbana Bitkisel Çözüm

Cilt Saç ve Tırnak Hastalıkları kategorisine 20 Kasım, 2016 tarihinde eklendi, 73 defa okundu

Çıban Neden Çıkar: Çıbana Bitkisel Çözüm

çıbanın tedavisi

çıbanın tedavisi

Çıban nasıl oluşur?

Çıban, derinin irin ile dolu olduğu bir enfeksiyon halidir. Bu enfeksiyon genellikle cildin derinlerinde oluşur ve kıl köklerinin çukurlarında toplanır. Bu hastalık cilt enfeksiyonları arasında sık görülen bir rahatsızlıktır.
Carbunculosis birden fazla çıbana verilen addır. Bu durum ciltte kalıcı yara izi oluşmasına neden olabilir. Vücudun diğer parçalarına ve diğer insanlara kolayca bulaşabilir.

Çıbanın nedenleri:

Çıban genellikle staphylococcus aureus (stafilokok) bakterilerinin kıl köklerinin birikerek gelişmesi ile çıkar. Genellikle bu bakteriler kir yüzünden veya ölü dokunun havasız kalması yüzünden oluşabilir. Bunlar dışında mikroplu cisimlerle temas halinde de çıktığı gözlemlenmiştir. Bu ölü dokuyu içeren kısımda zararlı madde üremesi çok daha hızlı olmaktadır.
Vücudunuzun nemli olan yerleri özellikle bu konuda hassastır. Bakterilerin gelişmesi için en uygun yerler nemli yerlerdir. Bu alanlarda (özellikle de burun, ağız, kasık, uyluk ve koltukaltı) bakteri üretimi hat safhada olabileceği gibi aynı zamanda çıban dışında diğer bakteriyel cilt hastalıklarının oluşması da gayet mümkündür.

Risk faktörleri

Çıban kimlerde sık görülür?

Çıban çıkarmış olan biri ile yakın temas içinde olmak sizde de çıban çıkma riskini çok yükseltir. Bu durum dışında aşağıdaki faktörler de çıban çıkma riskini arttırır:

– Kötü hijyen
– Diyabet
– Zayıf bir bağışıklık sistemi
– Dermatit
– Böbrek hastalığı
– Karaciğer hastalığı
– Cildi tıraş etme şekli, tıraş bıçağı türü ve cildin nemlilik oranı

Çıban belirtileri:
Çıban diğer cilt sorunlarından kolayca ayırt edilebilmektedir.

En belirgin çıban belirtisi cilt altındaki kırmızı ve tahriş olmuş bir yumru oluşmasıdır. Dokunmamanıza rağmen ağrı çekmenize neden olabilir. Genelde yaklaşık olarak bir mercimek tanesi boyutundadır. İçi çokça irin ile doludur ve üstüne parmağınızı koyduğunuzda içindeki irini hissedersiniz. Çıbanın etrafında şişkinlik görebilirsiniz.
Bunlar dışında aşağıda okuyacağınız belirtilerle de karşılaşabilirsiniz:

– Sürekli kaşınması
– Bedensel ağrı ve yorgunluk
– O bölgede ateş
– O bölgedeki cilt üzerinde kabuk oluşumu veya su toplama

Çıbanın ve içinde biriken irinin oluşumu genelde 1 gün içersinde gerçekleşir ve çıban bu günün sonunda tam bir şekilde olgunlaşmış olabilir.

Çıban nasıl anlaşılır: Çıbanın tanısı nasıl konur?

Doktorlar genellikle çıbanı göz muayenesi ile teşhis edebilir. İrin örnek de laboratuar analiz için alınabilir.
Çıbanın ne zamandan beri var olduğunu bilmek önemlidir. Eğer iki haftadan daha uzun süren bir çıban var ise mutlaka doktorunuza bu durumu söylemelisiniz. Ayrıca belirtilerini ve ortaya çıkışını da detaylı bir şekilde dile getirmelisiniz.
Sıkça çıban çıktığını gözlemlemek diyabet ve benzeri diğer sağlık sorunlarının belirtisi olabilir. Doktorunuzdan idrar tahlili ya da genel sağlık kontrolü yaptırmak için kan tahlili yapmasını isteyebilirsiniz.

Çıban tedavisi:

Çıban için birkaç olası tedavi vardır. Bu rahatsızlık göz ya da omurga üzerinde ise doktora görünmekte fayda vardır. Çünkü buralardaki çıbanlar daha ciddi sorunlara neden olabilir.

Çıban nasıl kurutulur?

Çıban için hangi ilaç kullanılır:

Bazen antibiyotik tedavisine ihtiyaç duyulabilir. Antibiyotiklerin vücuda zararlı olduğu bilinse de bazı durumlardaki çıbanlarda kullanılması zorunludur.
Ağrı kesiciler de gerektiğin zamanlarda kullanılabilir. Normalde reçetesiz olarak alınabilen ağrı kesici ilaçlar yeterlidir.
Anti-bakteriyel sabun kullanımı çok önemlidir. Bu tip mikrop ve bakteri önleyici sabunlar ile bakterilerin yaşama ortamı bozulur ve üreyemedikleri için zaman içinde çıban söner ve irin dağıtılarak çıban yok edilir.

Çıban ameliyatı

Bazı derin veya geniş çıbanlara cerrahi tedavi gerekir. Çıban, bistüri veya iğne ile delinerek içindeki irini alınır. Sonrasında işe derinin kendine gelebilmesinin sağlanacağı maddeler o bölgeye sürülerek oluşan ameliyat yarasının iyileşmesi beklenir. Bu işlem genellikle kritik yerlerde çıkan çıbanlara uygulanır (omurga üzerinden ya da ensede çıkan çıbanlar örnek olarak verilebilir.).
Asla kendiniz çıbanın irinini almaya çalışmamalısınız. Çıbanın içindeki irin vücuda zararlı atık maddeler ve bakteriler içerir. Bu durumda patlattığınızda çıkan irin enfeksiyon kapmanıza neden olabilir. Ayrıca irinin kana karışması da vücut sağlığı için çok zararlı bir durumdur. Bu yüzden asla kendiniz çıbanı patlatmayı denememelisiniz.

Evde yapılması gereken işlemler ve uyulması gereken bakım kuralları

Çektiğiniz acıyı ve enfeksiyon yayılma riskini azaltmak için:

– Temiz ve nemli bir bezi gün içinde birkaç kez yenisiyle değiştirerek çıbanın üzerine yerleştirin. Her bezde yerleştirdikten sonra 15 dakika bekleyin. Bu daha hızlı steriliz olmasına yardımcı olacaktır.
– Cildinizi temiz tutmak için anti-bakteriyel sabun kullanın.
– Ameliyat geçirdiyseniz sargı bezini mutlaka sık sık değiştirin.
– Çıbana dokunduktan sonra ellerini bol sabun ile mutlaka yıkayın.

Çıban için görülebilecek uzun vadeli tepkiler

Bir çıban genellikle medikal tedaviye iyi yanıt verir. Bazı durumlarda ise tıbbi müdahale ile iyileşmesi mümkün olmayabilir. Bu durumlarda mutlaka doktorunuzun sunduğu alternatif çözümdeki adımları harfi harfine izlemelisiniz.
İlk enfeksiyon gelecekte tekrarlayan enfeksiyonların nedeni olabilir. Bu durumda mutlaka doktorunuzdan tıbbi yardım isteyin. Çünkü sık sık tekrar eden çıbanlar daha büyük bir sağlık sorunun belirtisi olabilir.

Çıban nasıl önlenir?

Uygun hijyen koşullarının sağlanması, çıban çıkması riskini oldukça azaltır. Çıban genelde stresten oluşsa da sonuç olarak oluşumunu sağlayan etkenler bakterilerdir. Bu bakterilerin yaşam alanlarının kısıtlanması durumunda çıban oluşumunun önüne geçilebilir. Fakat tabii ki bunun için bir çok hijyen koşulunun mutlaka sağlanmış olması gerekmektedir.

Hijyen koşullarını başlıca söyle sıralayabiliriz:

– Yemeklerden önce ve tuvalet kullanımından sonra eller mutlaka yıkanmalıdır.
– Duş alırken anti-bakteriyel duş jelleri kullanarak bakterilere karşı vücudunuzu koruyabilirsiniz.
– Çıban çıkan kişilerle yakın temastan ne olursa olsun kaçının. Elle temas halinde ise ellerinizi sıcak su ve bol sabunla yıkayın.
– Giysilerinizi, çarşaflarınızı ve havlularınız düzenli olarak sıcak suda yıkayın.

Eğer her şeyi yapmanıza rağmen bu hastalıktan kurtulamıyorsanız mutlaka doktorunuza gözükmelisiniz. Genelde çıbanlar nedensiz çıkıyor ise mutlaka çok daha ciddi sağlık sorunlarının habercileri olarak anılır.

Her hastalıkta olduğu gibi bu hastalıkta da en önemli şeylerden biri doktora başvurmaktır ve sorunların açıkça anlatılmasıdır. Açıkça anlatılan sorunlar sayesinde bu hastalık da çok daha rahat bir şekilde çözüme kavuşabiliyor. Sadece çıban neyse ama bu çıbanın başka ciddi bir sağlık sorununu etkileyip etkilemediği de meçhul olduğu için önceden doktora başvurmakta mutlaka fayda vardır. Eğer bir hastalık varsa onun erken teşhisi belki de hayat bile kurtarabilir.

Devamını Oku

Hepatit C Nasıl Anlaşılır: Hepatit C’nin Belirtileri

Bakteriyel ve Vİral Hastalıklar kategorisine 4 Haziran, 2016 tarihinde eklendi, 88 defa okundu

Hepatit C Nasıl Anlaşılır: Hepatit C’nin Belirtileri

hepatit c hastalığının zararları

hepatit c’nin belirtileri

Hepatit C nasıl oluşur?

Hepatit C, karaciğer iltihabına neden olan viral bir hastalıktır ve etkileri vücudun tamamında hissedilebilir. Hepatit C hasta olan bir başka kişinin kanı ya da o kişiye temas yoluyla geçen bir hastalıktır. Oluşan enfeksiyon karaciğer iltihabına neden olur. Karaciğer ve safra gıda sindirmede yardımcı olurlar ve glikoz ile vitamini depolayarak üretirler. İnflamasyon, bu önemli işlevlerin gerçekleştirildiği karaciğerin görevini zorlaştırır. Zamanla, hepatit C enfeksiyonu, tüm vücudu etkileyebilir.

Deride sararma ve yorgunluk gibi erken belirtiler verebilir. Karaciğerde kronik enfeksiyona (siroza) ve yaralara neden olabilir. Hastalık ilerledikçe cilt sorunları, kan hastalıkları ve ateş gibi belirtiler görülür. Uzun vadede Hepatit C şiddetli karaciğer hasarı, karaciğer kanseri ve karaciğer yetmezliğine yol açabilir. Bu nedenle hepatit C için erken teşhis ve erken tedavi oldukça önemlidir. Ancak erken teşhis durumlarında hastalık tamamen kontrol altına alınabilir.

Hepatit C’nin etkileri:

Hepatit C siroz belirtileri ve sindirim sistemi

Karaciğer ve safra, yağ kırmak için gerekli olan maddeleri üretmekten sorumludurlar. Vücut bu maddeleri safra kesesi içinde saklar ve sonra ince bağırsağa (on iki parmak bağırsağı) yani başlangıç bölümüne gönderir. Hepatit C, karaciğerin safra üretme yeteneğini azaltabilir. Hepatit C hastalığı karnın sağ üst kısmında bazı ağrılar neden olabilmektedir. Bu ağrı mide (asitler) sıvısının birikmesi nedeniyle de olabilir. Sindirim sistemine yansıyan diğer belirtiler bulantı, kusma ve iştah kaybıdır. Ayrıca dışkı soluk veya kil renkli hale gelebilir ve idrar rengi koyulaşabilir.

Merkezi sinir sistemine etkileri

Hepatit C nedeni ile karaciğer kan toksinleri filtreleyemez (hepatit ensefalopati) ve bu durumda merkezi sinir sistemi zarar görebilir. Merkezi sinir sisteminin zarar gördüğüne dair belirtiler, küçük motor becerilerin zayıflaması, tatlı veya küf kokulu nefes dahil uyku bozuklukları gibi belirtilerdir. Gözlerde ve ağızda kuruluk bazen hepatit C ile ilişkili olabilir. Ayrıca hepatit C beyinde toksinlerin birikmesine, düşünce karışıklıklarına, unutkanlığa, konsantrasyon bozukluklarına ve kişilik değişikliklerine neden olabilir. Ağır vakalarda ise komaya neden olabilir.

Dolaşım sistemine etkileri

Karaciğer toksinleri dışarı atarken kanı filtreler. Aynı zamanda sağlıklı kan için gerekli olan proteinleri üretir ve kan pıhtılaşması düzenlemeye yardımcı olur. Kötü işleyen bir karaciğer kan akışı sorunlarına neden olurken karaciğere (portal ven) giden damar basıncı artırılmasına sebebiyet verebilir. Bu da alternatif bir ven bulmak için kan damarlarının zorlanmasına ve hipertansiyona neden olabilir. Kötü işleyen bir karaciğer kandan demir elde etme görevini tamamlayamaz ve bu da anemi ile sonuçlanabilir. Sağlıklı bir karaciğerde enerji depolamak için şeker glikoza dönüştürülür. Hepatit C hastalığında çok fazla şeker üretilir ve bu da kandaki insülin direncini etkileyerek tip 2 diyabet oluşumuna neden olabilir.

Cilt, saç ve tırnaklara etkileri

Kırmızı kan hücrelerinde hemoglobin denilen bir protein molekülü bulunur. Hemoglobin ile oksijen ve demir gövde boyunca hücrelere taşınır. Demir, sağlıklı cilt, tırnaklar, ayak tırnaklarını ve saç hücrelerinin yenilenmesi açısından oldukça önemlidir. Bilirubin hemoglobin ise başka bir önemli maddedir. Karaciğer görevini yapamazsa bilirubin oluşturulamaz ve ciltte, göz aklarında sararmalar görülür.

Hepatit C saç döker mi?

Hepatit C saçların dökülmesine neden olabilir. Bunun nedeni ciltteki oksijeni azaltmasıdır.

Endokrin ve bağışıklık sistemine etkileri

Endokrin sistemi hormonları düzenler. Endokrin sisteminin bir parçası olarak, tiroid bezi hormonları kan dolaşımına sağlar. Hepatit C bazen tiroid dokusunda hasar oluşmasına neden olur ve bağışıklık sistemi de bundan etkilenir. Bu durumda aşırı aktif tiroid (Hipertiroidi), uyku bozuklukları ve kilo kaybına neden olabilir. Underactive tiroid (hipotiroidi) halsizliğe neden olur. Bu etkiler kadınlarda erkeklere oranla çok daha sık görülür.

Hepatit C nasıl bulaşır?

Hepatit C hızlı bulaşan hastalıklardan biridir. Temasla bulaşabileceği gibi cinsel yollar ile de bulaşabilir.

Hepatit C tedavisi nasıl olur?

Hepatit C tedavisi için mutlaka doktora gidilmelidir. İlaç tedavilerinin yanı sıra doktora danışılarak bitkisel ve doğal çözümler de kullanılabilir.

Devamını Oku

Soğuk Algınlığı Nasıl Anlaşılır: Grip Ve Soğuk Algınlığı Belirtileri

Bakteriyel ve Vİral Hastalıklar kategorisine 4 Haziran, 2016 tarihinde eklendi, 130 defa okundu

Soğuk Algınlığı Nasıl Anlaşılır: Grip Ve Soğuk Algınlığı Belirtileri

grip ve soğuk algınlığının belirtileri

grip ve soğuk algınlığının belirtileri

Grip ve soğuk algınlığı farkı:

Tıkalı burun, boğaz kaşıntısı ve baş ağrısı… Mevsimsel grip veya nezlenin belirtileri olarak bunları görmeniz mümkündür. Belirtiler sizdekilerle örtüşüyorsa, doktorunuza başvurarak grip testi yaptırabilirsiniz. Hastalığın ilk başladığı zamanlarda tanıdan emin olmak daha zordur. Ancak grip ve soğuk algınlığı tam olarak aynı şeyler değildir. Şimdi öncelikle ikisinin farkından bahsetmeliyiz.

Soğuk algınlığı nasıl anlaşılır?

Soğuk algınlığının insanlarda görülmesinin birçok ortak sebebi bulunmaktadır. Bu mevsimlik solunum yolu enfeksiyonu her yıl mutlaka doktora uğramanızı sağlayan rahatsızlıkların başında geldiği söylenebilir. Aslında, Ulusal Enstitüsü alerji ve enfeksiyon hastalıkları göre yaklaşık olarak yılda 22 milyon öğrencenin yaklaşık olarak 15 okul günü soğuk algınlığı nedeniyle kaybolur.
Soğuk algınlığı genellikle 10 gün içerisinde iyileşmektedir. Belirtileri 10 15 gün arası bir süre içerisinde yok olmaktadır. Bu yüzden endişelenmeye gerek yoktur fakat yine de daha uzun süren rahatsızlıklarda ve belirtilerin geçmemesi durumunda acilen doktorunuza başvurmalısınız. Ayrıca kalp hastalıkları geçirenlerin de doktorlarına başvurması zorunludur.
Mayo Clinic araştırmalarına göre 100’den fazla farklı virüs, soğuk algınlığına neden olabilir. Ancak, rhinovirus genellikle hapşırık ve burun çekme belirtilerinin insanlarda oluşumuna neden olur ve son derece bulaşıcı (Mayo, 2011) bir virüstür. En çok soğuk algınlığına sonbahar ve kış aylarında, özellikle havanın kuru olduğu zamanlarda rastlanan hastalığa tabii ki yaz aylarında da rastlanabilir.

Hasta biri hapşırdığınızda veya o kişiyle tokalaşıp öpüştüğünüzde bu virüsün size bulaşma ihtimali çok yüksektir. Hasta bir kişi tarafından temas edilen veya üzerine vücut salgısı (tükürük) bırakılan şeylerin kullanılması durumunda da virüsleri size de bulaşacağı için hastalığa yakalanırsınız.
Belirtiler,

Soğuk algınlığının belirtileri:

– Burun akıntısı ya da burun tıkanıklığı
– Boğaz ağrısı
– Hapşırma
– Hafif ateşi (çocuklarda yaygın)
– Öksürük
– Baş ağrısı ya da vücut ağrıları
– Hafif yorgunluk

Soğuk algınlığı nasıl geçer?

Soğuk algınlığı ilk üç gün boyunca bulaşıcıdır. Bu yüzden evde kalabildiğiniz kadar kalıp dinlenmelisiniz. Bunun gibi viral enfeksiyonlarda antibiyotik kullanımı çok da etkili olmayacaktır. Ancak, reçetesiz ilaçlar da (antihistaminikler, dekonjestanlar ve steroid olmayan anti-inflamatuar ilaçlar) burun tıkanıklığını, vücut ağrılarını ve diğer semptomları ortadan kaldırmaz. Yapılması gereken en önemli şeylerden biri bol sıvı tüketmektir. Vücut virüslerle savaşında sudan yararlandığı için vücut çokça su kaybeder. Bu eksikliği mutlaka gidermeli ve bu yüzden de bol su ve sıvı tüketmelisiniz.

Bazı insanlar, çinko, C vitamini veya echinacea gibi doğal soğuk algınlığı ilaçları kullanmaktadır. Bazı şirketlerin yaptığı anketlere ve yapılan araştırmalara göre bu tür ilaçlar az da olsa soğuk algınlığının belirtilerinin yok olmasında yardım etkenleri içinde barındırmaktadır.
Soğuk algınlığının belirtileri genellikle birkaç gün içinde hafiflemelidir. Soğuk algınlığı yaklaşık bir hafta içinde geçmediyse en yakın zamanda mutlaka doktorunuza gözükmelisiniz demektir. Alerji olabilir ya da antibiyotik gerektiren bakteriyel enfeksiyon veya sinüs enfeksiyonu da olabilir. Boğucu öksürük, astım belirtisi de olabilir.
Doktorlar aşının henüz tespit edilmediğini söylemelerinin doğru olmasıyla birlikte, bu hafif ama sinir bozucu rahatsızlığı önlemenin birçok yolu vardır.
Soğuk algınlığı kolayca yayılır, bu yüzden en iyi önleme etkenlerinden uzak durmaktır. Hastalığı geçiren insanların yanından durmamalısınız. Hatta onun mutfakta kullandığı araç ve gereçleri (bardak, çatal, kaşık ve benzeri) asla kullanmamalısınız. Bunun yanı sıra hasta olmayan kişilerle de gerekmedikçe bunları kullanmamanızı öneririz. Kullanım durumunda ise ellerinizi ve ağzınızı iyice durulamalısınız.
Kaçınmak için hijyen çok önemli bir etkendir. Gün içerisinde sık sık ellerinizi sıcak su ve bol sabunla yıkamalı, hatta mümkünse alkol içeren jellerle elinizi temizlemelisiniz. Dış etkenlerden size bulaşabilecek hastalıkları engellemede en iyi yol bu şekilde korunmaktır. Hapşırırken ve öksürürken ellerinizle ağzınızı mutlaka kapatmalı ve hemen ardından ellerinizi sabunla bol bol yıkamalısınız. Bunların yanında bol bol spor yaparak yanında da mutlaka meyve ve sebze tüketmelisiniz.

Grip nasıl olur?

Grip veya nezle olarak bilinen, başka bir solunum hastalığı olan bu rahatsızlığı soğuk algınlığından ayırmak neredeyse imkânsızdır. Soğuk algınlığı gibi bu rahatsızlık da virüslerden tarafından oluşur. Bu, özellikle küçük çocuklarda çok sık görülmektedir. Yetişkin, hamile kadınlar, astımlılar veya kalp hastalığı olan insanlar için yakalanması tehlikeli ve hoş olmayan bir rahatsızlıktır.
Mevsimsel grip genellikle yılın herhangi bir zamanında sizi yakalayabilir. Grip mevsimi genellikle kış aylarında rastlanır. Grip sezonu boyunca soğuk olduğu sürece aynı soğuk algınlığında olduğu gibi kuru hava ve başka benzeri koşullar nedeniyle gribe yakalanma şansınız çok daha yüksektir. Grip de son derece bulaşıcı bir hastalıktır. Soğuk algınlığı gibi temasla bulaşabilen virüsler içermektedir.
Mevsimsel grip influenza A ve influenza B virüsleri tarafından oluşur. Etkin grip virüsü yıldan yıla evrim geçirerek değişir ve her seferinde farklı bir DNA yapısına bürünür. Bu yüzden her sene yeni bir grip aşısı üretimi yapılmaktadır.
Genellikle grip belirtileri soğuk algınlığından daha şiddetli olabilir.

Grip belirtileri:

– Kuru öksürük
– Ateş veya titreme (herkes grip ateşi yükseltebilir)
– Boğaz ağrısı
– Kas ya da vücut ağrıları, baş ağrısı
– Burun akıntısı (solunum güçlüğü)
– Vücut yorgunluğu

Bazı insanlarda kusma ve ishal de gözlemlenebilir, ama bu çocuklarda daha sık görülür.

Grip nasıl geçer?

Çoğu durumda, soğuk algınlığında olduğu gibi bol sıvı tüketimi en iyi grip tedavisi için izlenen yoldur. Semptomlarını kontrol etmek ve daha iyi hissetmek için reçetesiz dekonjestanlar ve ağrı kesiciler Parasetamol ve ibuprofen gibi ilaçları deneyebilirsiniz. Ancak, çocuklara asla aspirin vermeyin. Reye Sendromu olarak adlandırılan sendrom nadir ancak ciddi bir ölüm riskini taşıyabilir. Bu sendrom 18 yaşının altındaki çocuklarda aspirin kullanımıyla ortaya çıkabilir. Bu yüzden aspirin asla 19 yaşının altındaki çocuklarda kullanılmamalıdır. Asıl çözüm çokça kaybedilen suyun geri alımını sağlamak amacıyla bol sıvı tüketmelisiniz.
Doktorunuz grip tedavisi için antiviral ilaçları kullandırabilir, oseltamivir (Tamiflu) veya zanamivir (Relenza) gibi. Bu ilaçlar, grip süresini kısaltmak ve zatürree gibi komplikasyonları önlemek için etkilidir. Ancak etkilerini görebilmek için hastalığın ilk birkaç günü içerisinde almanız gerekmektedir.
Gribin risk oluşturacağı gruplar aşağıda yazmaktadır. Bu grupların grip belirtilerinde doktoruna başvurması gerekmektedir.
– 50 yaşın üzerindeki kişiler
– Hamile kadınlar
– İki yaşın altındaki çocuklar
– Bu HIV/AIDS, steroid tedavisi görenler veya kemoterapi nedeniyle zayıflamış bağışıklık sistemine sahip olan kişiler.
– Kronik akciğer ve kalp hastalıkları sahipleri
– Diyabet, anemi veya böbrek hastalığı gibi metabolik bozukluklar taşıyanlar
– Uzun süreden beri bakım tesislerinde yaşayan insanlar

Grip ve soğuk algınlığı halk arasında aynı hastalık gibi görülse de iki farklı hastalıktır. Soğuk algınlığı ve grip arasındaki farklar belirtilerden anlaşılabilir. Her iki hastalığın da tedavisi benzerdir. İlaç tedavilerinin yanı sıra grip ve soğuk algınlığı için bitkisel çözümler de kullanılabilir. Ancak doktora mutlaka görünülmelidir.

 

Devamını Oku

Hepatit C Nasıl Bulaşır: Hepatit C’nin Belirtileri

Bakteriyel ve Vİral Hastalıklar kategorisine 2 Haziran, 2016 tarihinde eklendi, 123 defa okundu

Hepatit C Nasıl Bulaşır: Hepatit C’nin Belirtileri

hepatit c nin belirtileri

hepatit c nin belirtileri

Hepatit C neden olur?

Kronik hepatit C, hepatit C virüsü (HCV) nedeniyle oluşur. Vücuda giren virüs karaciğerde bir enfeksiyona neden olur. Zaman içinde karaciğerde enfeksiyon izleri oluşur ve bu karaciğerin normal çalışmasını engeller. Bu durum eğer tedavi edilmezse ölümcül olabilir.

Hepatit C çeşitleri nelerdir?

Aslında hepatit C akut ve kronik hepatit C olarak iki türde gerçekleşir. Virüsün bulaştığı ilk zamanlar akut hepatit C olarak tanımlanır. Bu aşama yaklaşık altı ay sürer. Genelde bu dönemde hepatit C hiçbir belirti göstermez. Akut hepatit C grubunun yaklaşık yüzde 85’i kronik hepatit C’dir. Bu yüzde 85’in yüzde 70’inde ise şiddetli karaciğer hasarı yaşanmaktadır. Ayrıca yüzde 20’sinde ise siroz gelişmektedir.

Hepatit C belirtileri nelerdir?

Kronik hepatit C genellikle çoğu insanda erken belirtiler göstermez. Bu nedenle teşhis etmek zordur. Virüs vücuda ilk girdiğinde insanların yaklaşık yüzde 25’inde yorgunluk, kas ağrıları ya da iştah kaybı yaşanır. Çoğu kronik hepatit C hastalığında siroz gelişir ve karaciğer hasarı başlarda fark edilmez. Fakat halsizlik, kilo kaybı ve kanda pıhtılaşma sorunları görülebilir. Sirozda sıvı bazen karın içinde birikir ve ileri düzeydeki siroz hastalarında tüm ciltte gözle görülür bir sararma oluşur.

Hepatit C bulaşıcı mı? Hepatit C bulaşma yolları:

Evet, bulaşıcıdır. Hepatit C çoğunlukla kan yoluyla bulaşır. Özellikle hastanelerde kullanılan virüs bulaşmış iğne ve şırıngalara dikkat edilmelidir. Ayrıca hepatit C damardan uyuşturucu kullanan insanlar arasında daha yaygın olarak görülmektedir. Ayrıca aynı jileti ya da aynı düş fırçasını kullanmak yoluyla da geçebilir. Cinsel ilişki de hepatit C’nin bulaşmasına neden olan faktörler arasındadır.

Hepatit C nasıl teşhis edilir?

Hepatit C enfeksiyonunun onaylamak için tek yol kan testidir. En yaygın olarak kullanılan hepatit C testi HCV antikor testidir. Bu testten olumlu bir sonuç çıktığında hastaya hepatit C virüsü bulaşmış demektir.

Hepatit C nasıl tedavi edilir?

En sık görülen kronik hepatit C tedavisinde interferon ve ribavirin kombinasyonu kullanılır. Bu çift terapi olarak da bilinir. Böylece vücut enfeksiyon ile mücadele edebilirken interferon bağışıklık sistemi de güçlendirilir. Enfeksiyon yavaş yavaş kontrol altına alınır ve hepatit C virüsü öldürülür. Hepatit C virüsünü tamamen ortadan kaldırmak için bir yıl kadar bu ilaçları almak gerekebilir. Çift terapi tedavisinin yan etkileri, bulantı ve kusma, ateş ve titreme, kas ağrıları ve saç dökülmesi gibi etkileri içerir. Bazı insanlarda ciddi depresyon, yüksek kan şekeri ve tiroid sorunları görülebilir.

Hepatit C karaciğer nakli gerektirir mi?

Gastroenteroloji adına yayınlanan bir araştırmaya göre ABD’de tüm karaciğer nakillerinin yüzde 45’i kronik hepatit c hastalarına yapılmaktadır. Yeni bir karaciğer nakledilen insanları yaklaşık yüzde 25’i nakilden sonra siroz geliştirebilir. Yaygın olarak Hepatit C tedavisinde kullanılan ilaçlar interferon, depresyon, grip benzeri belirtiler verebilir ve akyuvar sayısında azalmaya neden olabilir. Ayrıca anemi de görülebilmektedir. İnterferon ve ribavirin gibi bileşenler kullanılan hastalarda ise uykusuzluk ve nefes darlığı gibi yan etkiler yaşanabilir.

Karaciğer korumak için ne yapmalı?

Hepatit C hastalığında karaciğer korumak için yapabilecek en iyi şey erken tanıdır. Tedaviyi erkenden başlatmak, karaciğer yetmezliğini önlemek için önemli bir gelişme yaratır. Ayrıca kronik hepatit C grubu hastalarının alkol kullanmamaları gerekir. Kilolarını kontrol altında tutarak aşırı yağlı besinlerden kaçınmaları gerekir. Hepatit C tedavisinin ardından karaciğer sağlığına kavuşsa da düzenli olarak muayene olunmalı bazı testler yaptırılarak doktor kontrolüne devam edilmelidir.

Devamını Oku

Grip Nasıl Geçer: Gribe Bitkisel Çözüm

Bitkisel Çözümler kategorisine 9 Mayıs, 2016 tarihinde eklendi, 25 defa okundu

Grip Nasıl Geçer: Gribe Bitkisel Çözüm

gribe bitkisel çözüm

gribe bitkisel çözüm

Grip neden olur?

Grip bir enfeksiyon hastalığıdır ve çok yaygın olarak görülür. Grip belirtilerini hafifletmek ve hastalık sürecini kısaltmak için uygulanan ilaç tedavilerinin dışında diğer alternatif yöntemler de denenebilir. Başlıca grip belirtileri şunlardır:

– Burun akıntısı

– Halsizlik

– Ateş

– Titreme

– Baş ve karın ağrısı

– Kuru öksürük

– Boğaz ağrısı

– İştahsızlık

– Hapşırma

– Baş dönmesi

Grip için alternatif çözümler

– Akupunktur ve akubası

Akupunktur ve akubası vücudun doğal bağışıklık sistemini geliştirerek gribi önlemeye yardımcı olur. Bünyeyi kuvvetlendirir. Grip zaten varsa farklı basınç noktalarına uyarıcılar uygulanarak gribin burun tıkanıklığı, baş ağrısı ve kas ve sırt ağrısı gibi belirtileri hafifletilebilir.

– Aromaterapi

Bazı temel yağlar kullanılarak yapılan buhar tedavisine aromaterapi denir. Genellikle okaliptüs, nane ve çay ağacı kullanılır. Buhar inhalasyon tedavisi ile burun tıkanıklığı açılır. Ayrıca boğaz ağrısı tedavisi için de bu yöntem kullanılmaktadır. Boğaz ağrısı için bir damla çay ağacı yağı bir bardak ılık suya eklenerek karıştırılır ve gargara yapılır. Karışım kesinlikle yutulmamalıdır.

– Grip için doğal çözüm

Bazı bitkisel vücuttaki infüzyonu; ateş ve vücut ağrılarını azaltmak için kullanılmaktadır. Civanperçemi ve mürver özellikle titremeye ve diğer grip belirtilerine oldukça faydalıdır. Ekinezya ve altın mühür çiçeği bağışıklık sistemini artırmak için kullanılan bitkisel çözümler arasındadır. Tarçın, kırmızıbiber ve toz zencefil ile yapılan çaylar ise sinüs tıkanıklığı gidermektedir. Grip tedavisinde kullanılan en popüler diğer otlar ve bitkiler şunlardır:

Gribe iyi gelen bitkiler:

  • Nane
  • Biberiye
  • Bal
  • İrlanda yosunu
  • Muz
  • Okaliptüs
  • Papatya
  • Kekik
  • Ihlamur
  • Adaçayı
  • Limon

– Gribe iyi gelen vitamin

Bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek için C vitamini de alınması gereken besinlerdedir. Yetişkinler için günde 2-3 gram C vitamini alınması önerilir. Düzenli alındığında gribi önleyen C vitaminine çinko takviyeleri de eklendiğinde hastalığın oluşması oldukça zorlaşır. Vitamin ve çinko besinlerden alınmasının yanı sıra ek takviyeler şeklinde de tüketilebilir.

– Homeopati

Oscillococcinum adı verilen bir ilaç bazen homeopatik tedavilerde kullanılırken gribi önlemek ve hastalığın belirtilerini azaltmak için de kullanılmaktadır. Bu maddeyi içeren ilaçlar titreme, baş ağrısı ve burun tıkanıklığı gibi görülen grip belirtilerini azaltmaya yardımcı olur.

– Hidroterapi

Sıcak banyo baş ağrısı ve kas ağrısını hafifletmek için en etkili yollardan biridir. Ayrıca sıcak su buharı burun tıkanıklığını da açarak rahat nefes alınmasını sağlayacaktır. Yüksek ateş durumlarında ise soğuk duş yapmak daha etkili olacaktır. Özellikle sinüslerin dolması durumunda buhar uygulaması yaparak burun kanalları açılabilir. Buhar uygulaması için kullanılacak kaynamış suya biraz nane de katılabilir.

– Grip için burun damlası

Sinüslerin yoğun mukusla dolduğu durumlar için sıcak su ve tuz ile burun sulaması yapılabilir. Sıcak su ve tuzdan oluşan karışım bazı eczanelerden temin edilebilir. Burun sulaması için tuzlu suyun buruna damlalık yolu ile sıkılması ve ardından burundan suyun süzülmesi gerekmektedir.

Grip çok ciddi bir sağlık sorunu olmamakla birlikte herkeste görülebilen bir hastalıktır. Genelde en geç 1 hafta içinde atlatılan grip gösterdiği belirtiler ile hastanın hayatını etkileyebilir. Kişiden kişiye bulaşma oranı da düşünüldüğünde hastanın işinden izin alarak evde dinlenmesi daha iyi olacaktır. Grip ilaç tedavisinin yanı sıra doğal ve bitkisel tedavi yöntemleri ile desteklendiğinde kısa sürede atlatılabilir. Gribe iyi gelen besinler mutlaka tüketilmelidir. Fakat eğer grip belirtileri şiddetini artırarak devam ediyorsa ve durum 1 haftadan fazla sürdüyse mutlaka bir doktora başvurulmalıdır. Grip belirtileri başka ciddi bir hastalığın belirtileri ile karıştırılıyor olabilir.

Devamını Oku

Ateş Neden Olur: Ateşlenme Sebepleri

Enfeksiyonlar kategorisine 27 Nisan, 2016 tarihinde eklendi, 706 defa okundu

Ateş Neden Olur: Ateşlenme Sebepleri

ateşlenme sebepleri

ateşlenme sebepleri

Ateş neden yükselir?

Ateşlenme halk arasında hipertermi, yüksek ateş ya da sadece yüksek sıcaklık olarak isimlendirilir. Normalden daha yüksek vücut sıcaklığı olması ateşlenmenin kısa ve net olan açıklamasıdır. Ateşlenmede yaş önemli değildir. Çocuklarda da yetişkinlerde de görülebilen bir hastalıktır. Vücut ısısındaki kısa vadeli bu artış, vücudun yakalandığı hastalığa karşı savunma yaparken ortaya çıkan bir durumdur. Ancak, şiddetli ateş olması acil bir durum olduğunu gösterebilir.

Uzmanların kabul ettiğine göre normal vücut ısısı genellikle 37 santigrat derece olmaktadır. Daha doğrusu 37 santigrat derece vücudun olması gereken normal ısısıdır. Ancak tabii ki bu normal vücut ısısı her kişide küçük oranlarda değişiklik gösterebilir. Fakat bu çok oynamaz, genelde insanların vücut ısıları 36 ile 38 derece arasında değişmektedir. 38 ve üstünde olan ısı bir hastalık olduğunun, yani vücutta bir şeylerin ters gittiğinin bir göstergesidir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün açıklamasına göre ağızdan ölçülen vücut ısısı 37,5 santigrat dereceden fazla çıktığı zamanlarda o kişinin ateşi çıktığı kabul edilir

Gün içerisinde ve yıl içerisinde vücut ısısı değişiklik gösterebilir. Bunun nedeni gün içerisinde ve yıl içerisinde sıcaklık ve iklim değişikliklerinin yaşanmasıdır. Gün içerisindeki sıcaklık değişimi nedeni ile vücut ısısı 3 4 santigrat dereceye kadar aşağıda ya da yukarıda çıkabilir. Ancak yıl bazında, yani mevsimsel olarak bakıldığında arada ortalama alındığında 1 santigrat derece civarında bir değişim gözlemlenmektedir.

Ateşlenme dereceleri ve türleri:

– Subfebril ateş

Vücuttaki ateş 38 dereceyi geçmez. Soğuk algınlığında ateş bu tiptedir.

– Sürekli ateş

Vücut ısısı sürekli olarak yüksektir. Sabah ve akşam ateşleri arasındaki fark olarak 1 santigrat dereceden az bir oynama gözlemlenmektedir.

– Aralıklı ateş

Ateş aralıklı olarak yükselir. Yüksek olan ateş bir süre sonra tekrar düşer ancak daha sonra tekrar yükselir. Ama farklı olarak bu ateşlenme türünde sabah ve akşam ateşleri arasındaki fark daha fazladır. Bu fark çok aşırı fazla ise kişi septik ateş şokuna girebilir. Aralıklı ateşe daha çok apselerde ve milier tüberkülozda rastlanır.

– Kronik ateş

Ateş her gün özellikle sabahları düşer fakat bu düşüşlerde bile normalin üzerindedir.

– Tekrarlayıcı ateş

Ateşli dönemler arasında birkaç gün ateşsiz dönem görülür. Birkaç gün ateşli birkaç gün ateşsiz olarak döngü şeklinde geçen bu ateşlenme türünün görülebileceği en tipik örnek sıtma hastalığıdır.

– Ondülan ateş

Bu ateşlenme türünde vücut ısısı birkaç gün içinde yavaş yavaş yükselir ve daha sonra yine birkaç gün içerisinde yavaş yavaş düşerek normale gelir. Birkaç gün ateş olmaz sonra tekrar aynı şekilde yükselir. Vücut ısısındaki bu dalgalanmalar haftalarca sürebilir. En tipik olarak görüldüğü hastalık Bruselloz hastalığıdır.

– Pel-ebstein tipi ateş

3 ile 10 gün civarı yükselen vücut ısısı birden normale dönerek ve 3 ile 10 gün kadar ateşsiz dönem geçirilir. Bu şekilde birkaç kez arka arkaya aynı olay yaşanabilir. Hodgkin hastalığı ve diğer lenfomalarda bu tip ateşlenme görülme olasılığı bir hayli yüksektir.

– Düzensiz ateş

Hiçbir ateşlenme türüne benzemeyen, zamanı ve derecesi belli olmayan ateş yükselmeleridir. En çok enfeksiyona bağlı gelişen hastalıklarda ve kanser türlerinde rastlanır.

– Tüberküloz ateşi

Tüberküloz genellikle sinsi başlayan ve bu yüzden erken teşhisinin konması neredeyse imkansıza yakın olan bir hastalıktır. Ateş başta çok yüksek değildir ancak hastalık ilerledikçe ateşin derecesi yavaş yavaş yükselir vücut ısınır. Bu durum daha çok akşam üzerileri yükselen vücut ısısına benzer ve bu yüzden de hastayı çok fazla rahatsız etmez. Birçok tüberküloz hastasında gece terlemesi de mevcuttur. Öksürük, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı ve diğer belirtilere bu hastalar çokça rastlanır.

– Zatürre ateşi

Zatürre üst solunum yolları enfeksiyonunun önlem alınmaması ile gelişmiş hali olarak bilinmektedir ve hayati önem taşıyan bir hastalıktır. Solunum yolu enfeksiyonunun hemen sonrasında çok ani olarak şiddetli üşüme ve titreme ile başlayan bu hastalıkta, bir saate yakın süren bir nöbetin ardından vücut ısısı hızla 39-40 dereceye kadar yükselmektedir. Kalp çarpıntısı, soluk sayısında artış, kuru öksürük ve çoğu zaman şiddetli yan ağrısı vardır. Bu hastalıktaki ani artan vücut ısısı şeklinde görülen özel ateşlenme türüne zatürre ateşi denir.

Ateşlenmeye ne iyi gelir: Ateş düşürmek için evde yapılabilecekler

Ateşlenen kişinin evde bakılması ateşin ne kadar ciddi olduğuna bağlıdır. Herhangi bir belirti ile hafif bir ateş gözükmesi, genellikle tıbbi bir müdahale gerektirmez. Hafif ateşler vücuda bolca sıvı alarak ve dinlenerek tedavi edilebilir.

Ateşlenme ile birlikte genelde dehidratasyon, zorlukla uyuma veya kusma gibi rahatsızlık belirtileri gözlemliyoruz. Bu belirtilere karşı evde tedavi uygulanabiliyor

Ateş nasıl düşürülür: Ateş için doğal yöntemler

– Kişinin oda sıcaklığında ve rahat bir şekilde dinleniyor olduğundan emin olun.

– Normal banyo veya ılık su kullanarak süngerle hastanın ateş bölgelerinin silinmesi ve hastanın ferahlatılması gerekmektedir.

– Parasetamol ve ibuprofen almak gerekmektedir. Çocuğunuza uygun dozlarda verildiği ve doktoru da izin verdiği sürece aspirin de kullanılabilir ancak yine de kullanılması asla önerilmez.

– Bolca sıvı tüketilmelidir.

Ateşlenme için ne zaman bir doktora gidilmelidir?

Hafif bir ateş genellikle evde tedavi edilebilir. Ancak, bazı durumlarda kişinin veya çocuğunun en kısa zamanda bir doktora görünmesinde fayda vardır.

Ne zaman gidilmesi gerektiğine dair örnekler şunlardır:

– Bir çocuktan en az 38 santigrat derece rektal alınan sıcaklık durumunda, özellikle bu durum 3 yaşından önceyken yaşanıyorsa sorun var demektir.

– Bir çocuğun vücut ısısı 39 santigrat dereceden daha yüksek ise hemen acil bir şekilde doktora başvurmak gerekmektedir.

– Eğer vücut ısısı 40’a çıktıysa bir çocuk hastalığı, öksürük ya da boğaz gibi diğer belirtiler vardır. Bunların yanı sıra ciddi enfeksiyon belirtilerinin arasında da yüksek ateş bulunmaktadır. Aynı zamanda hasta, bu vücut ısısında havale geçirebilir.

Bir kişi ateşleniyorsa bu bağışıklık sisteminin zayıfladığının bir göstergesidir.

Aynı zamanda hormonal bir tehlike de oluşmaktadır. Hormonların vücut ısısına yakın sıcaklıkta çalışmasında üst düzeyleri bulunmaktadır. Hormonlar genellikle 40 50 derece olduğunda tamamen işini bitirmeden bozulan hormonlardır.

Doktorunuz muhtemelen bir fizik muayene ve tıbbi testler gerçekleştirir. Bu şekilde ateşin nedenini ve tedavinin etkili bir gidişatı olması için izlenecek yolun belirlenmesinde yardımcı olacaktır.

Tehlikeli ateş kaç derecedir?

Havale geçirebileceğiniz 40 ve üstü vücut ısılarından korkmak gerekmektedir. Bu durumda en yakın acil servise gidilmelidir.

Acil olarak nitelendirilebilecek durumlar:

– İnconsolable ağlamak

– Yürümek için yetersizlik

– Nefes alma sorunu

– Şiddetli baş ağrısı

– Ense

– Nöbet

Ateş nasıl önlenir?

Ateşlenmenin önlenmesinin yolu mikrop ve virüslerden kaçınmaktır. Sürekli el losyonunu yanınızda taşıyıp gerektiği durumlarda bu losyon ile ellerinizin dezenfekte etmeniz gerekmektedir.

Devamını Oku

Faranjite Ne İyi Gelir: Faranjit İçin Doğal Yöntemler

Burun ve Boğaz Hastalıkları kategorisine 10 Nisan, 2016 tarihinde eklendi, 2.385 defa okundu

Faranjite Ne İyi Gelir: Faranjit İçin Doğal Yöntemler

faranjit için doğal yöntemler

faranjit için doğal yöntemler

Faranjit neden olur?

Farenjit bir enfeksiyon veya inflamasyon sonucu oluşan bir solunum yolu hastalığıdır. Boğaz ağrısına neden olan farenjit akut ya da kronik olabilir. Normalde farenjit birkaç hafta içinde iyileşir. Ancak durum tekrar ediyorsa ya da daha uzun sürüyorsa kronik farenjitten bahsedilebilir. Farenjit genellikle soğuk algınlığı virüsü gibi viral bir enfeksiyon sonucunda oluşur ya da tekrarlar. Boğazda tahrişe neden olabilir. Soğuk algınlığı veya grip, sigara, sinüs enfeksiyonları, alerji ve kuru hava farenjit oluşmasına neden olan faktörler arasındadır.

Faranjitin belirtileri nelerdir?

Yorgunluk, yutmada zorlanma ve iştah kaybının yanı sıra boğazda kaşıntı, öksürük, hapşırma, burun akıntısı, ateş, baş ağrısı, eklem ağrısı, kas ağrıları, ve şişmiş lenf düğümlerine neden olabilir. Nadir de olsa bademcik iltihabı, kulak enfeksiyonları, sinüs enfeksiyonları farenjiti tetikler. Ancak en sık görülen belirti faranjite bağlı öksürük ve boğaz ağrısıdır. Farenjit vakalarının çoğu ilaç alınmadan kendiliğinde 1 hafta içinde geçer. Ancak hastalığın belirtilerini hafifletmek için bazı doğal ve bitkisel çözümler uygulanabilir.

Faranjit nasıl geçer: Faranjite bitkisel tedavi

1. Faranjit için elma sirkesi

Elma sirkesi asidik içeriği ile antiviral, antibakteriyel ve antifungal özelliklere sahiptir. Ayrıca çeşitli bağışıklık sistemini güçlendirir ve vücudun pH seviyesini dengelemeye yardımcı vitaminler içerir.
– 1 ila 2 yemek kaşığı elma sirkesi bir bardak ılık su içinde karıştırılır. Bal eklenir ve yavaş yavaş yavaş içilir. Günde en az 2 kere tüketilebilir.
– Bir çay kaşığı tuz, bir çorba kaşığı elma sirkesi ve bir bardak ılık su ile gargara yapılabilir. İyice karıştırıldıktan sonra 15 dakika beklenir ve bu şekilde gargara yapılır.

2. Faranjit ve acı biber

Acı biber farenjit için etkili olan başka bir bitkisel çözümdür. Acı biber içinde bulunan capsaicin adlı madde anti inflamatuar, anti viral ve anti bakteriyel ajan olarak hareket eder. Bu madde, ağrı ve şişlikleri azaltarak enfeksiyon ile mücadeleye yardımcı olur.
– Yarım çay kaşığı acı biber 1 bardak sıcak suya eklenerek karıştırılır. İstenirse içerisine bir çorba kaşığı limon suyu da eklenebilir. Bu karışımla günde birkaç kez gargara yapılır.
– Alternatif olarak 1 çay kaşığı acı biber ve biraz bal, limon suyu ve sıcak su ile karıştırılır. Her gün daha iyi hissedene kadar tüketilir.

3. Faranjite tuzlu su gargara

Ilık tuzlu suyla gargara yapmak boğaz ağrısı tedavisi için en etkili yoldur. Tuz, bakteri veya virüsleri öldürerek farenjitin iyileşme sürecine katkıda bulunur.
– 3 çay kaşığı tuz (tercihen deniz tuzu) iki su bardağı ılık su içinde karıştırılır.
– Bu karışım ile gargara yapılır. Kesinlikle yutulmamalıdır.
– İşlem günde birkaç kez tekrarlanabilir.

4. Faranjite bal iyi gelirmi?

Bal farenjit için geleneksel bir çözümdür. Çalışmalar, balın üst solunum yolu enfeksiyonlarında oldukça etkili olduğunu göstermektedir. Bal anti viral, anti fungal ve anti bakteriyel özellikleri nedeniyle enfeksiyonu yatıştırır ve iyileşme sürecini hızlandırır.
– Bal ve elma sirkesi eşit miktarda karıştırılır. Bu karışım dört saatte bir veya ağrı olduğunda tüketilir.
– Alternatif olarak, bir fincan sıcak su içine 1 çay kaşığı bal eklenir. Yarım limon suyu da ilave edilerek iyice karıştırılır. Gün boyunca 2 bardak tüketilebilir.

5. Kaygan karaağaç

Boğaz ağrısı için başka bir geleneksel yol ise kaygan karaağaçtır. Boğazın tahriş olmasını engeller ve ağrıyı azaltmaya yardımcı olur.

– Kaygan karaağacın iç kabuğundaki jelden iki çay kaşığı kadar alınır ve iki bardak kaynar suya eklenir. Kapağı kapatılarak beş dakika demlenmesi beklenir ardından süzülür. Bu çay günde bir kaç kez içilebilir.

Not: Hamile veya emziren kadınların kullanmaması gerekir.

6. Meyan kökü

Meyan kökü de boğaz ağrısı tedavisi için binlerce yıldır kullanılan bir yöntemdir. Bağışıklık uyarıcı özellikleri olduğu bilinmektedir.
– Bir çorba kaşığı ezilmiş meyan kökü bir fincan sıcak su eklenir. Kapağı kapatıldıktan sonra 5 dakika dinlenmeye bırakılır. İçerisine istenirse 1 çay kaşığı limon suyu eklenebilir. Günde birkaç kez tüketilebilir.
– Alternatif olarak, yarım çorba kaşığı meyan kökü tozu ve bal ılık su içinde karıştırılır. Günde bir kez tüketilir.
– Ayrıca meyan kökü şekerleri boğazdaki tahrişi yatıştırdığı için çiğnenerek tüketilebilir.
Not: Bu uygulama diyabet, yüksek tansiyon, adrenal hastalık ve böbrek veya karaciğer fonksiyonları sorunları yaşayan kişilere tavsiye edilmez.

7. Faranjite zencefil iyi gelirmi?

Zencefil, boğazdaki ağrıyı ve şişmeyi azaltmaya yardımcı anti enflamatuar özelliklere sahiptir. Anti bakteriyel özellikleri ile virüs ve bakterileri öldürerek enfeksiyon tedavisinde yardımcı olur.
– Bir çay kaşığı ezilmiş zencefil kökü, bir bardak suya eklenir. Beş dakika kaynatılır. Bir çorba kaşığı bal ve limon suyu eklenerek günde birkaç kez tüketilebilir.
– Ayrıca, günde birkaç kez bir parça taze zencefil kökü de çiğnenebilir.

8. Zerdeçal

Farenjit için etkili olan diğer bir bitkisel çözüm de zerdeçaldır. Zerdeçal, güçlü antiseptik ve anti inflamatuar özelliklere sahiptir.
– Yarım çay kaşığı zerdeçal ve bir fincan sıcak suya eklenir. İçerisine biraz da sofra tuzu eklenir ve bu karışım ile gargara yapılır.
– Yarım çay kaşığı zerdeçal ve bir tutam karabiber tozu bir bardak sıcak süte eklenir. Yavaş yavaş tüketilir. Günde 2 kez içilebilir.

9. Hatmi kökü

Hatmi kökü, boğaz ağrısının yanı sıra farenjit belirtileri tedavisinde de kullanılmaktadır. Boğazdaki tahrişi azaltır.
– Bir çorba kaşığı kurutulmuş hatmi kökü, bir fincan kaynar suya eklenir.
– Kapağı kapatılarak 15 ila 20 dakika dinlenmeye bırakılır.
– Süzdükten sonra biraz bal eklenir.
– Bu karışım günde 2 ya da 3 bardak kadar tüketilebilir.

Not: Bu uygulama diyabetik kişiler ve hamile veya emziren kadınlar için uygun değildir.

10. Faranjit ve sarımsak

Anti inflamatuar, anti viral, anti bakteriyel ve anti fungal özellikleri nedeniyle, sarımsak farenjit için en etkili yöntemler arasındadır. Aktif bileşiği olan allicin, özellikle bakterileri öldürmede çok etkilidir.

– 1 fincan sıcak suya birkaç damla sarımsak yağı eklenir. Bu karışım ile her gün günde 3 ya da 4 kez gargara yapılabilir.
– Alternatif olarak, bir fincan kaynar suya bir çay kaşığı rendelenmiş sarımsak, çeyrek çay kaşığı tarçın ve az miktarda kırmızıbiber eklenir. İki dakika daha kaynatılır ve sonra süzülür. Bu karışım günde 2 kez tüketilebilir.
– Aynı zamanda taze sarımsak da pastil şeklinde emilebilir. Allicin maddesini serbest bırakmak için dişler ile sarımsak ezilebilir.

Faranjiti engellemek için ek ipuçları

– Boğaz tahrişini hafifletmek için tavuk çorbası içilebilir.
– Boğaz nemli tutulmalıdır. Bu nedenle bol bol su tüketilmesi önerilir.
– Boğazı nemlendirmek için pastiller kullanılabilir.
– Sigara dumanından kaçınılmalı ve sigara içiliyorsa bırakılmalıdır.
– Bu doğal ilaçlara rağmen farenjit 1 hafta içinde geçmiyorsa en kısa zamana doktora görünülmelidir.

Devamını Oku

Faranjite Ne İyi Gelir: Faranjit İçin Bitkisel Tedavi

Burun ve Boğaz Hastalıkları kategorisine 10 Nisan, 2016 tarihinde eklendi, 1.668 defa okundu

Faranjite Ne İyi Gelir: Faranjit İçin Bitkisel Tedavi

faranjit için bitkisel tedavi

faranjit için bitkisel tedavi

Faranjit neden olur?

Farenjitin bir türü olarak bilinen streptokoksik farenjit; bademcik ve boğazı etkileyen bir boğaz enfeksiyonudur. Bu hastalığa grup A streptokok bilinen bakteriler neden olur.

Faranjit belirtileri:

Bulaşıcı olan bu hastalığın yaygın belirtileri bademciklerin kızarması, boğaz ağrısı, ateş, yutma güçlüğü, karın ağrısı, iştahsızlık ve kusma, boğaz üzerinde beyaz lekelerdir. Bazen, deride kırmızı lekeler ve deri döküntüleri de görülebilir. Tedavide antibiyotik ilaçlar kullanılır. İlaç tedavisinin yanı sıra doğal çözümler de uygulanabilir.

Faranjit nasıl geçer: Faranjite bitkisel tedavi

1. Faranjit için elma sirkesi

Elma sirkesi boğaz enfeksiyonları için mükemmel bir çözümdür. Anti bakteriyel özellikleri ile enfeksiyonla savaşmak için bağışıklık sistemini güçlendirir ve bakterilerde kurtulmaya yardımcı olur.
– 1 ila 3 çay kaşığı elma sirkesi bir bardak ılık su içinde karıştırılır. Bu karışım ile iki üç gün boyunca, günde birkaç kez gargara yapılır.
– Küçük bir bardak ılık suya bir çorba kaşığı elma sirkesi ve bal eklenir. Karışım iyileşene kadar her gün tüketilebilir.

2. Faranjit ve acı biber

Cayenne acı biberde bulunan bir maddedir. Bu madde inflamasyonu azaltır ve boğazda bulunan bakterilerin ölmesini sağlar. Aynı zamanda anti bakteriyel ve anti enflamatuar özellikleri vardır.
– Çeyrek çay kaşığı kırmızı toz biber, bir çorba kaşığı bal ve üç diş rendelenmiş sarımsak karıştırılır. Bu karışımdan yarım çay kaşığı günde birkaç kez tüketilebilir. Tüketildikten hemen sonra su içilmemelidir.
– Alternatif olarak, çeyrek çay kaşığı acı biber ve bir çorba kaşığı limon suyu, bir bardak sıcak suya eklenir. Bu karışım ile günde birkaç kez gargara yapılır. Düzenli olarak birkaç gün kullanılmalıdır.

Faranjite en hızlı tedavi

3. Faranjit ve sarımsak

Anti enflamatuar ve anti bakteriyel özellikleri nedeniyle, sarımsak farenjit tedavisinde de kullanılmaktadır. Sarımsak yüksek kükürt içeriği ile bağışıklık sisteminin işleyişini ve vücudun enfeksiyonla mücadelesini güçlendirir. Ayrıca, manganez, vitamin B6 ve C içerdiği için genel sağlık açısından da yararlıdır.
– Taze sarımsak yarım dilim karanfil kabuğu içinde şeker gibi emilebilir. En iyi sonuçlar için birkaç gün, günde birkaç kez tekrarlanmalıdır.
– Alternatif olarak, bir bardak su kaynatılır. Suya bir çay kaşığı rendelenmiş sarımsak, çeyrek çay kaşığı tarçın ve biber eklenir. İki dakika daha kaynatılır ve sonra süzülür. Günde iki kez tüketilebilir.

4. Faranjite tuzlu su gargara

Ağrı ve iltihaplanmayı gidermek için tuzlu su karışımından yararlanılabilir. Sıcak su boğaz üzerinde yatıştırıcı bir etkisi gösterirken tuz boğazda bulunan bakterileri yok eder.
– Yarım çay kaşığı tuz bir bardak suya eklenir ve karıştırılır.
– Birkaç saniye bu karışım ile gargara yapılır.
– Bir veya iki gün boyunca düzenli aralıklarla işlem tekrarlanır.

5. Faranjite limon iyi gelirmi?

C vitamini içeren limon boğaz ağrısı ve tahrişi ile mücadelede etkilidir. Bal boğazın nemli tutulmasına yardımcı olurken ağrı ve enflamasyonu giderir.
– Bir çorba kaşığı bal ve limon suyu bir bardak ılık su içinde karıştırılır.
– Karışım yavaş yavaş içilir.
– Birkaç gün düzenli olarak tüketilmelidir.

6. Faranjit tedavisi adaçayı

Anti bakteriyel özellikleri ile adaçayı farenjite neden olan bakterilerin büyümesini engeller. Ayrıca, boğaz ağrısı gibi tahrişe ve inflamasyona neden olan durumları yatıştırır.
– Bir çay kaşığı kurutulmuş adaçayı bir fincan sıcak suya eklenir. Kapağı kapatılır ve 10 dakika dinlenmesi için bekletilir. Farenjiti tamamen iyileştirmek için her gün iki bardak adaçayı içilmelidir.
– Alternatif olarak, bir çay kaşığı tuz ve yarım fincan adaçayı, yarım limon suyu ile karıştırılır. Bu karışım gargara yapmak için kullanılır. Günde 4 kez tekrarlanabilir.
Not: Adaçayı hamile ya da emziren kadınlar tarafından kullanılmamalıdır.

Devamını Oku

Dermatite Ne İyi Gelir: Dermatit İçin Bitkisel Tedavi

Cilt Hastalıkları kategorisine 14 Mart, 2016 tarihinde eklendi, 465 defa okundu

Dermatite Ne İyi Gelir: Dermatit İçin Bitkisel Tedavi

dermatit için bitkisel tedavi

dermatit için bitkisel tedavi

Dermatit neden olur?

Dermatit diğer adıyla deri iltihabı farklı çeşitlerde oluşabilir. Kontakt dermatit, atopik dermatit ve seboreik dermatit deri iltihabı çeşitleridir. Dermatit belirtileri; şişme, kaşıntı, yanma hissi ve kızarıklık gibi belirtileri kapsar. Dermatit ciltte kabarcıklar, kabuklaşmalar ve kızarıklıklara neden olabilir. Dermatitin başlıca nedenleri alerjik reaksiyonlar, belirli çevre koşulları, tahriş edici kimyasallar, toksinler, beslenme eksikliği ve genetik faktörlerdir. İnce ve kuru ciltli kişilerde dermatit daha yaygındır. Dermatit belirtilerini rahatlatmak için ilaç tedavisinin yanı sıra bazı bitkisel ve doğal çözümler de uygulanabilir.

Dermatit nasıl geçer: Dermatite bitkisel çözüm

1. Seboreik dermatit hindistan cevizi yağı tedavisi

Hindistan cevizi yağı mükemmel antimikrobiyal özelliğinin yanı sıra nemlendirici özellikleri de içinde barındırır. Dermatit sorunun üstesinden gelmeye yardımcı olabilir. Kızarıklık ve kuruluk gibi cilt sorunlarının birkaç gün içinde yatıştırılmasını sağlar.
– Yavaşça deriyi yumuşatmak için etkilenen alanlar üzerin sıcak Hindistan cevizi yağı uygulanabilir. En iyi sonucu elde etmek için uygulama günlük olarak yatmadan önce yapılmalıdır.

2. Dermatit yulaf tedavisi

Yulaf banyosu cildi tahriş olmasını engellerken, kaşıntı ve kızarıklık tedavisinde da yardımcı olabilir. Ayrıca cildin nemli tutulmasına yardımcı olur.
– Bir fincan ince toz yulaf ezmesi ılık banyo suyuna karıştırılır.
– Bu banyo suyunda 15 ila 20 dakika beklenir.
– Bu uygulama bir ay boyunca her gün tekrarlanır.

3. Dermatit elma sirkesi tedavisi

Elma sirkesi dermatit tedavisinde kullanılabilecek başka bir etkili maddedir. Ciltte oluşan inflamasyon ve kaşıntıyı rahatlatır.
– Elma sirkesi ve su eşit parçada karıştırılır. Bir pamuk yardımcı ile etkilenen deri alanlarına uygulanır. Yaklaşık 30 dakika bekletildikten sonra nemli bir pamuk yardımı ile cilt temizlenir. Olumlu sonuçlar almak için her gün, bir kaç hafta boyunca işlem tekrarlanmalıdır.
– Başka bir seçenek de iki çay kaşığı elma sirkesinin bir bardak suda karıştırılarak günde 2 kez içilmesidir.

4. Dermatite aloe vera

Aloe vera enflamatuar özellikleri ile dermatit tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Aloe vera cildin pH dengesini korur ve ciltte oluşan tahrişi azaltır. Kaşıntının azaltılmasında da etkilidir. Ayrıca cilde ihtiyacı olan nemi sağlar. Antimikrobiyal özellikleri de vardır.
– Taze aloe vera jeli dermatitten kurtulmak bir kaç ay boyunca her gün cilde doğrudan uygulanabilir.
– Aloe vera suyu da kullanılabilir.

5. E vitamini

E vitamini yağı dermatit için en iyi ve en kolay çözümlerden biridir. Bu yağ cildi beslerken nemlendirir. Aynı zamanda kaşıntı ve iltihabı da azaltır.
– E vitamini yağı cilt üzerine özellikle gece yatmadan önce uygulanmalıdır. E vitamini kapsüllerinin yanı sıra E vitamini krem ve losyonlar da kullanılabilir.
– Ayçiçeği tohumu yağı, buğday tohumu yağı, fıstık ezmesi ve mısır gibi E vitamini açısından zengin gıdalar da bol bol tüketilmelidir. E vitamini egzama gibi cilt hastalıklarında da kullanılmaktadır.

6. Seboreik dermatit bal tedavisi

Bal ciltte oluşan inflamatuvar durumu azaltmaya yardımcı olur ve en sık tercih edilen çözümler arasındadır. Ayrıca antibakteriyel ve antiseptik özellikleri de vardır.
– Eşit parçalarda ham bal, balmumu ve zeytinyağı ile karıştırılır. Karışım hafif ısıtılarak bir merhem haline getirilir. Ardından soğuması beklenir ve cilde uygulanır. Birkaç saat cilt üzerinde bekletilir. Ardından cilt ılık su ile durulanabilir. Ciltte olumlu sonuçlar alınana kadar birkaç hafta boyunca bu her gün uygulanabilir.
– Radyasyona bağlı dermatit ile mücadelede bal oldukça etkili bir yöntemdir.

7. Dermatite papatya çayı

Papatya çiçeği terapötik özellikleri ile etkilenen cilt üzerinde yatıştırıcı bir etki yaratır. Sakinleştirici ve rahatlatıcı bir etki yaratan papatya çayı cilt üzerinde de oldukça etkilidir.
– 2 ila 3 çay kaşığı papatya çiçeği bir bardak sıcak su içinde 10 ila 15 dakika bekletilir. Süzülür ve soğuması beklenir. Soğuduktan sonra 20 dakika cilt üzerinde bekletilir. Sonuçlardan memnun olana kadar her gün birkaç kez uygulanabilir.
– Alternatif olarak, günde birkaç kez papatya kremi kullanılabilir. Papatya uçucu yağı da 5 ila 10 damla kadar banyo suyuna karıştırılabilir. Yaklaşık 20 dakika boyunca bu suda beklenilmelidir.
Not: Bazı kişilerin papatyaya karşı alerjisi olabilir. Bu nedenle dikkatli kullanılmalıdır. Kullanılmadan önce vücudun ufak bir bölümünde teste edilmesi ya da alerji testi yaptırılması önerilir.

8. Dermatite neem yaprağı

Hint leylağı olarak da bilinen neem yaprağı, dermatit sorununu büyük ölçüde tedavi eder. Cildi yatıştırır ve cildin başka enfeksiyonlardan korunmasına yardımcı olur.
– Bir çorba kaşığı neem yaprağı, bir çorba kaşığı susam yağı ve zerdeçal tozu ile karıştırılır. Bir hamur elde edilir ve elde edilen hamur etkilenen cilde uygulanır. Yıkamadan önce birkaç saat önce ciltte bekletilir. Günlük olarak 1 ay boyunca işlem tekrarlanabilir.
– Neem yağı birkaç damla kadar ılık banyo suyuna da eklenebilir. Rahatlama elde edene kadar her gün 20 dakika kadar bu suyun içerisinde durulur.

9. Dermatite zerdeçal

Dermatit tedavisinde kullanılabilecek başka bitkisel yol da zerdeçaldır. Zerdeçal anti enflamatuar ve antiseptik özellikleri nedeniyle cilt sorunlarının yatıştırılmasını sağlar.
– Bir litre kaynar suya yarım çay kaşığı zerdeçal tozu eklenir.
– Karışım iyice kaynatılır.
– Soğuması beklendikten sonra dermatitten etkilenmiş iltihaplı cilt lezyonlarına sürülür. Bu işlem günde birkaç kez tekrarlanabilir.

10. Kaygan karaağaç

Kaygan karaağaç, cildi nemlendirmeye yardım eder ve cilt sağlığını korur. Cilt iltihapları ve cilt sorunları için kaygan karaağaç rahatlıkla kullanılabilir.
– Kaygan karaağaç yaprakları bir hamur elde etmek için ezilir.
– Hamur haline getirildikten sonra etkilenen deri üzerine uygulanır.
– Tamamen kuruyana kadar beklenir. Ardından ılık su ile cilt yıkanır.
– Uygulama gelişme görene kadar her gün üç kez yapılır.
Dermatit genellikle ciddi bir sağlık sorunu değildir ve kolayca doğal yollar ile tedavi edilebilir. Bu doğal çözümler ile dermatitin ve iltihabın neden olduğu ağrı ve kaşıntı gibi belirtiler de azaltılır. Bitkisel çözümler evde kolaylıkla uygulanabilir. Ancak eğer deride oluşan döküntüler giderek artıyorsa ya da vücudun diğer bölgelerine yayılıyorsa mutlaka doktora gidilmelidir. Cilt sorunları çok ciddi sorunlara neden olmasa altında yatan başka ciddi hastalıklar olabilir. Eğer böyle bir durum söz konusu ise yapılan bitkisel çözümler ile geçici çözümler uygulanmış olur. Alttaki hastalık tedavi edilmediği sürece cilt iltihabı belirli zamanlarda tekrar edebilir. Doktora gidildiğinde konulan tanıya göre bir tedavi şekli belirlenir. Ancak tabi ki ilaç tedavileri ile birlikte bitkisel çözümler de uygulanabilir. Bu bitkisel çözümleri uygulamadan önce kullanılan ilaçlar ile herhangi bir etkileşim olmaması için doktora danışmak yararlı olacaktır. Ayrıca bu bitkisel çözümleri uygulayacak kişilerin alerjik reaksiyonlara karşı da dikkatli olmaları gerekmektedir.

Devamını Oku

Uçuk İçin Ne Yapılır: Uçuğa İyi Gelen Doğal Yöntemler

Cilt Saç ve Tırnak Hastalıkları kategorisine 14 Mart, 2016 tarihinde eklendi, 161 defa okundu

Uçuk İçin Ne Yapılır: Uçuğa İyi Gelen Doğal Yöntemler

uçuğa iyi gelen doğal yöntemler

uçuğa iyi gelen doğal yöntemler

Uçuk neden çıkar?

Ateşli kabarcıklar olarak da bilinen uçuk, genellikle dudak, burun ve çene çevresinde çıkan bir tür iltihaplanma örneğidir. Bulaşıcı özelliği de olan bu durum oldukça yaygın bir şekilde görülmektedir. Sorun herpes simpleks virüs-1 (HSV-1) nedeniyle ortaya çıkan, cilt üzerinde özellikle kabarcıklar sıvı toplanarak iltihaplanma görülmesi nedeniyle bulaşıcı özellik taşımaktadır. Ancak bu virüs her zaman uçuk oluşumuna neden olmaz. Bu oluşum için bazı şartların uygun durumda olması gerekmektedir.

Uçuk neden sık çıkar?

– Duygusal stres
– Yorgunluk
– Menstruasyon dönemler (özellikle hormonal değişikliklerim olduğu tüm zamanlar)
– Ateşlenme
– Deri hastalıkları
– Psikolojik travmalar

Tüm bu faktörlerin yanı sıra ve güçlü güneş ışınlarına maruz kalındığında da virüsün aktif olması daha kolaylaşır. Bu yüzden yukarıdaki faktörlerin üzerine bir de güneş ışığına maruz kalındığında uçuk çıkma ihtimali oldukça yükselecektir. Uçuk üzerindeki virüsler temas yolu ile kolayca bulaşabilir. Bu yüzden yayılmamasına ya da başka birine bulaşmamasına dikkat edilmesi gerekmektedir. En sık bulaşma yolu tükürükle bulaşmasıdır. Uçuğa sahip kişinin uçuklu bölgesine temas eden araç ve gereçlerin bir başkası tarafından kullanılması uçuğun %90 ihtimal ile bulaşmasına neden olacaktır.

Uçuk nerelerde çıkar?
– Dudak çevresi
– Dudak içi
– Göz ve çevresi
– Burun ve çevresi
– Genital bölgeler

Uçuğun yaklaşık bir hafta içerisinde geçmesi gerekir. Tedavisi için uygulanabilecek çok etkili bitkisel tedaviler bulunmaktadır. Bu bitkisel tedaviler kişiler için aynı zamanda cilt sağlığı açısından da olumlu etkiler içermektedir.

Uçuğa ne iyi gelir: Uçuğa doğal çözüm

1. Buzla uçuk tedavisi

Buz, uçuğun neden olduğu şişlik, kızarıklık ve ağrı belirtilerinin hafiflemesine yardımcı olur.
– Bir buz küpü temiz bir bez ile sarılır.
– Bu bez 10 15 dakika kadar uçuğun üzerinde tutulur.
– Bu her dört saatte bir bu işlem tekrarlanır.

2. Uçuk tedavisinde sarımsak

Sarımsak, uçuğun tedavisine antibakteriyel, antiviral ve antifungal özellikleri ile yardımcı olur. Bu özellikleri gösteren bazı enzimler içermektedir. Ayrıca, enzimleri sayesinde anti-inflamatuar göstererek ve şişme ve iltihabı azaltır.
– Bir diş sarımsak ikiye bölünür.
– İkiye bölünen sarımsak dişinin bir yarısı uçuğun üzerine sürülür.
– 10 15 dakika kadar bu şekilde beklenir.
– Bu tedavi günde 5 kez tekrarlanır.

Uyarı: Çiğ sarımsak içerisinde bulundurduğu kuvvetli asidik enzimler nedeniyle bu tedavi sırasında yanma hissi oluşturabilir. Bu gayet doğal bir durumdur.

3. Uçuk tedavisi aseton

Duyanlar pek inanmıyor olsa da aseton uçuğun yok edilmesi için gerçekten etkili sonuçlar gösteren bir maddedir. Uçuğun kurumasını sağlayan aseton birçok insan tarafından kullanılmaktadır.
– Bir pamuk topağı aseton ile ıslatılır.
– Islanan pamuk uçuk üzerine konarak 10 dakika kadar beklenir.
– Gün içerisinde bu tedavinin 3 kez uygulanması kısa sürede uçuğun yok olmasını sağlayacaktır.

Not: Aseton ciltte kızarıklık, yanma ve soyulma gibi yan etkilere neden olabilir.

4. Uçuk oksijenli su tedavisi

Hidrojen peroksit, dezenfeksiyon ve kurutma özellikleri ile uçuk tedavisinde kullanılabilecek mükemmel bir tedavidir.
– Bir pamuk topağı ya da pamuk bez %3 hidrojen peroksit çözeltisi içerisinde ıslatılır.
– Sonrasında uçuk 5 dakika kadar silinir ve bölge açı bırakılır.
– Günde 4 5 kez tekrarlanması uçuktan kurtulmak için yeterlidir.

5. Meyan kökü

Bu bitki uçuk oluşumuna neden olan virüsün üremesini engeller. İçerisinde bulundurduğu gliserizin adındaki etkin madde ile antiviral ve anti-enflamatuar özellikler göstermektedir.
– Bir çorba kaşığı su ile yarım çay kaşığı meyan kökü tozu karıştırılır. Bu karışım bir pamuklu çubuk yardımıyla ya da parmak ile uçuğunuzun üzerine sürülür. Bu karışımın uçuk üzerinde birkaç saat beklemesine izin verin. Ancak parmak ile uçuğa tedaviyi uygulanacaksa ellerin temiz olduğundan mutlaka emin olunmalıdır. Tedavi gün içerisinde 2 3 kez uygulanabilir.
– Meyan kökü çayı da etkili olabileceği için tavsiye edilebilir.
Meyan kökü yüksek tansiyon hastalığı, şeker hastalığı ve kalp hastalıklarına sahip olanlar için doktor kontrolü dışında asla tüketilmemelidir.

6. Lizin

Çalışmalar, lizin maddesinin uçuk oluşmasına neden olan virüsleri yok ettiği ve gelişmesini engellediğini kanıtlamıştır. Bu madde virüsün gelişmesini sağlayan aminoasit bozukluklarını giderir ve virüsün yeni rna üretimi yapmasını engeller. Bu sayede uçuk küçülerek yok olur.
– Uçuk sahibi kişilerde uçuğu kontrol altına almak için günlük alınması gereken lizin maddesi 1000-1500 mg kadardır. Günde 3 kerede toplam 1500mg olacak şekilde, yani her seferin 500mg olmak üzere günde üç kez tüketilmesi gerekmektedir.
– Lizin aynı zaman aminoasit tabanlı bir bileşen olduğu için protein zengini olan şu besinlerde bolca bulunmaktadır:
– Et
– Süt
– Yoğurt
– Peynir
– Soya fasulyesi

7. Melisa yağı uçuk tedavisi

Melisa bitkisi içerisindeki bileşenler sayesinde iyileşme sürecini hızlandırır ve rahatsızlık veren belirtileri yatıştırarak enfeksiyonun yayılmasını engeller. Antiviral etkileri ile katkıda bulunan polifenolik bileşikler içermektedir.
– Bir litre sıcak suyun içerisine iki çay kaşığı kurutulmuş melisa otu yapraklarından eklenerek 10 dakika kadar demlenmesi beklenir. Süzülür ve elde edilen melisa otu çayından her gün üç bardak içilir.
– Alternatif olarak, hazır olarak satılan melisa otu yağını uçuk yağının üzerine sürerek de belirtilerin önüne geçilebilir.

8. Süt

Tam yağlı süt uçuğa neden olan virüsün inhibe olmasını sağlayan immünglobulin maddesini içerir. Ayrıca, monocaprin olarak bilinen ve antiviral etkiler gösteren bir maddeyi içerisinde bulunduran süt, karıncalanma hissi ve ağrıyı yatıştırır.
– Bir pamuk topağı soğuk bir süte batırılarak ıslatılır.
– Bu pamukla uçuğun üzeri silinir ve 10 dakika kadar açık bırakılarak kuruması beklenir.
– Günde iki kez bu tedaviyi uygulayın.

9. Ekinezya uçuk tedavisi

Ekinezya bağışıklık sistemini güçlendiren ve antiviral etkileri ile uçuk kurutan bir bitkidir. Ottawa Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışmada ekinezya bitkisinin uçuk oluşumundan sorumlu olan herpes simpleks virüsüne karşı yok edici etkileri olduğu kanıtlanmıştır
– Ekinezya yağı bir pamuk yardımı ile uçuğun üzerine sürülür.
– Alternatif olarak, ekinezya çayı içmek ya da tentür veya kapsül şeklinde tüketmek de uçuk için etkili bir çözüm olacaktır.

Uyarı: Bu bitkinin uzun vadeli kullanımından kaçınılmalıdır. Bu bitki ile uygulanan tedaviler sekiz haftadan daha fazla uygulanmamalıdır. Ayrıca bazı ilaçlar ile etkileşim gösterebileceği için ekinezyanın mutlaka doktor kontrolünde kullanılması gerekmektedir.

10. Çay ağacı yağı uçuk tedavisi

Çay ağacı yağı, uçuğun tedavisinde önemli rol oynayan ve iyileşme süresini kısaltan antiviral özellikler içermektedir.
– Çay ağacı yağı cilt için zararlı etkiler gösterebilir. Bu yüzden bir yemek kaşığı suyun içerisine 3 damla çay ağacı yağı damlatılarak karıştırılır.
– Bir pamuk topağı bu karışımda ıslatılır ve uçuğun üzerine sürülür.
– Alternatif olarak, çay ağacı yağını eşit miktardaki zeytinyağı ve okaliptüs yağı ile karıştırılarak aynı şekilde uçuk üzerine uygulanır. Bu tedaviyi günde 2 ya da 3 kez uygulayabilirsiniz.

Devamını Oku

Ağız Ülserine Ne İyi Gelir: Ağız Ülseri için Bitkisel Çözümler

Ağız ve Diş Hastalıkları kategorisine 14 Mart, 2016 tarihinde eklendi, 98 defa okundu

Ağız Ülserine Ne İyi Gelir: Ağız Ülseri için Bitkisel Çözümler

ağız ülseri bitkisel tedavisi

ağız ülseri bitkisel tedavisi

Ağız yaraları neden çıkar?

Ağız ülseri oldukça yaygın ve rahatsız edici bir sorundur. Bu acı veren açık yaralar, iltihaplı kırmızı kenarlıklarla çevrelenmiş lekeler oluşturur. Yanak içi, dudak, dil ve ağzın diğer bölgelerinde görülebilir.

Ağız ülseri nedenleri:

Kabızlık, kalıtsal faktörler, hormonal değişiklikler, aşırı asitlenme, kaza sonucu yanak ısırılması, stres ve vitamin B kompleks, C vitamini, demir veya diğer besin eksiklikleri gibi faktörler de ağız ülserinin oluşmasına etkilidir.

Ağız yarası ne kadar sürer?

Ağız yaraları genellikle ciddi değildir ve 7 ila 10 gün içinde iyileşme eğilimindedir. Herpetiform ülser daha uzun sürebilir. Büyük ülserler genellikle 10 mm çapında veya daha büyük olabilir. Ağız ülseri için ilaç tedavisinin yanı sıra bitkisel ve doğal çözümler de denenebilir.

Ağız ülseri nasıl geçer: Ağız ülserinin bitkisel tedavisi

1. Meyan kökü

Meyan kökü yatıştırıcı özelliklere sahiptir. Mukoz membranlarda tahrişi önler ve açık lezyonları yatıştırır. Ayrıca anti enflamatuar ve anti mikrobiyal özellikleri de vardır.
– Bir çorba kaşığı ezilmiş meyan kökü iki bardak su içinde iki ya da üç saat ıslatılır.
– Ağız durulamak için günde birkaç kez kullanılır.

2. Hindistan cevizi sütü

Hindistan cevizi sütü ağız ülserinde ağrı giderici ve yatıştırıcı etkisi ile son derece faydalıdır.
– Biraz bal, bir çorba kaşığı Hindistan cevizi sütü ile karıştırılır. Etkilenen bölgeye bu karışım ile masaj yapılır. Bu uygulama günde üç ya da dört kere uygulanabilir.
– Alternatif olarak, ağız taze hindistan cevizi sütü ile çalkalanabilir.

3. Ağız yaralarına tuzlu su

Deniz tuzu ve hidrojen peroksit; anti inflamatuar, antiseptik ve dezenfektan özellikleri nedeni ile ağız ülserinde oldukça etkilidir. Aft ve pamukçuk tedavisinde de kullanılır.
– İki çay kaşığı deniz tuzu ve % 3 hidrojen peroksit bir bardak sıcak suya eklenir. İyice karıştırılır.
– Bu karışım ile ağız çalkalanır.
– İşlem günde 2 kez tekrarlanır. Karışım kesinlikle yutulmamalıdır.

4. Ağız yaralarına kişniş

Kişniş tohumu infüzyonu yatıştırır ve inflamasyonu azaltmaya yardımcı olur.
– Bir çay kaşığı kişniş tohumu bir bardak suda kaynatılır. Kişniş tohumu gerginliğin azaltılmasına katkıda bulunur.
– Karışım ile ağız iyice çalkalanır. Bu işlem günde 3 ya da 4 kez tekrarlanır.

5. Ağız yaraları için karbonat

Karbonat ağız ülseri ve ağız yaralarında en etkili çözümlerden biridir. Ayrıca asitlerin nötralize edilmesine yardımcı olur. İnflamasyonu azaltırken mikrop ve bakterileri yok eder. Ancak karbonat yanma hissine neden olabilir.
– 1 çay kaşığı karbonat biraz su ile karıştırılarak hamur haline getirilir. Elde edilen hamur etkilenen alan üzerine uygulanır. Bu işlem günde birkaç kez tekrarlanır.
– Alternatif olarak, karbonat direkt olarak yaraların üzerine de uygulanabilir.

6. Ağız yarası bal tedavisi

Nemi muhafaza etmeye yardımcı olan bal, iyileşme sürecini hızlandırır. Yaraların hafiflemesini sağlarken aynı zamanda antioksidan ve antimikrobiyal özellikler içerir.
– Pamuklu çubuk yardımı ile bal etkilenen alanların üzerine uygulanır. Bal yerine aynı şekilde gliserin veya E vitamini yağı da kullanılabilir.

7. Aloe vera ağız yaraları tedavisi

Aloe vera jel veya aloe vera suyu etkilenen bölge üzerine uygulandığında ağrı ve acıyı hafifletir. Ayrıca doğal bir antiseptiktir. Antifungal, antibakteriyel ve antiviral özellikleri de vardır.

8. Ağız yarası kereviz tedavisi

Taze kereviz sapı çiğnenebilir. Bu analjezik ve anti enflamatuar özellikleri nedeniyle ağız içindeki yaralarda rahatlama sağlar.
– Folik asit ve vitamin B1, B2, B6, C ve diğer önemli besinleri içeren kereviz ezilerek hamur haline de getirilebilir. Hamur etkilenen alanların üzerine uygulanır. 10 dakika bekletilir ve ağız su ile çalkalanır.

Devamını Oku