"Cerrahi ve Rehabilitasyon" Kategorisi

Reflü Nasıl Tedavi Edilir: Reflüde Cerrahi Tedavi

Cerrahi ve Rehabilitasyon kategorisine 20 Kasım, 2016 tarihinde eklendi, 6 defa okundu

Reflü Nasıl Tedavi Edilir: Reflüde Cerrahi Tedavi

reflüde cerrahi tedavi

reflüde cerrahi tedavi

Reflü neden olur?

Kronik reflü, mide ekşimesi ve sindirim sistemi ile ilgili diğer işaretler gastroözofageal reflü hastalığı belirtilerine neden olabilir. Reflü belirtileri arasında en sık görülen mide yanmasıdır. Ayrıca midedeki acı asit ağza kadar çıkabilir. Çoğu zaman sadece beslenmeye dikkat ederek ve uyku düzenini değiştirerek reflü hastalığı atlatılır. Fakat bazı durumlarda beslenme düzeninin, yaşam tarzının ve uyku düzeninin değiştirilmesi işe yaramayabilir. Bu durumda reflü tedavisi için antasit ve anti asit ilaçlar ile mide rahatlatılmaya çalışır. Fakat reflü sık sık nüksedebilir. Tüm tedavilere rağmen yanıt alınamıyorsa ameliyat gerekebilir. Reflü ameliyatı genellikle reflüyü önlemek için yemek borusu ile midenin birleştiği yerde bulunan kapacığa müdahale edilir. Doktorlar mide ameliyatını ciddi asit reflü durumlarında önermektedir. Örneğin, mide asidinin kanamaya neden olması veya ülserin yemek borusu iltihabına neden olması durumlarında ameliyat gereklidir. Tedavi edilmediğinde gastroözofageal reflü hastalığı kansere neden olabilir. Ameliyatlar reflü çeşitleri gibi farklılıklar gösterebilir.

Reflü cerrahisi:

– Fundoplikasyon yöntemi

Standart cerrahi tedavide kullanılan fundoplikasyon bir çeşit anti-reflü ameliyatıdır. Reflüde cerrahi tedavi Sıkılaştırıcı ve alt özofagus sfinkteri güçlendirici takviyeleri içerir. Ameliyat ile alt özofagus sfinkter güçlendirilirken reflüyü önlemek için midenin üst kısmından kaydırılır. Fundoplikasyon açık bir ameliyat olarak da gerçekleştirilebilir. Birkaç ufak kesik ile esnek borular sayesinde karından içeri girilir. Endoskop aleti ile mide girişi izlenir ve müdahalede bulunulur.

– Esophyx cerrahi yöntemi

Esophyx cerrahi yöntemi fundoplikasyon yönteminden çok daha farklıdır. Bu cerrahi müdahalede asit üreten mide ve yemek borusu arasında bir bariyer oluşturulur. İşlem sırasında cerrah dokuyu yukarı doğru kaldırarak yeni bir kapakçık oluşturur. Bu kapakçık yedek kapakçık görevi görerek reflü durumunda asidin yukarı çıkmasını engeller.

– Stretta prosedürü

Stretta yöntemi ile yemek borusu üzerinde belirlenmiş olan bölgeye bir aygıt ile müdahale edilir. Bu aygıt çevresinde iğneler bulunduran bir balon formundadır. Balon yemek borusunda sokulduktan sonra şişirilir ve üzerinde bulunan iğneler radyofrekans yoluyla ısı yayar. Bu ısı ile yemek borusunda doku hasarı oluşan bölgeler iyileştirilir. Aynı zamanda yemek borusunda kısmi de olsa daralmaya nede olduğu için reflü belirtilerinde azalma görülür. Bu yöntem başarı oranı yüksek olabilecek vakalarda uygulanmaktadır.

– Bard EndoCinch sistemi

Bu sistem kronik mide ekşimesi tedavisinde uygulanmaktadır. Uygulama sırasında endoskopik bir aygıt kullanılır. Bard EndoCinch sisteminde alt özofagus sfinkter kapakçığı dikilerek kaslar güçlendirilir. Güçlenen kaslar kapakçığın sağlam bir şekilde kapanmasını sağlarken mide asidinin yukarı çıkmasını engeller.

– Linx cerrahi

Cerrahi tip Linx alt özofagus sfinkter güçlenmesine yardımcı olmak için yeni bir aygıt kullanımını gerektirir. Bu yöntem henüz yeni bir yöntem olmakla birlikte küçük manyetik titanyum boncukların kullanıldığı tek yöntemdir. Boncuklar manyetizedir çünkü kapağı kapalı tutmak için konumlandırılmıştır. Mide ve yemek borusu asidinin yukarı çıkmasını önlerken gıdaların mideye girmesine izin verir.

– Enteryx implant

Asit reflü hastaları için kullanılan cerrahi yöntemler arasında en son çıkan yöntem olan implant yöntemi ile endoskopi sırasında bir madde enjekte edilir. Madde süngerimsi bir maddedir ve mide asidini özofagusun dışında tutmak için alt özofagus sfinktera takviye olarak uygulanır.

Gastroözofageal reflü ve asit reflüde kullanılan cerrahi seçenekler kişiden kişiye göre değişmektedir. Hasta beslenme değişikleri ve yaşam tarzı değişikliklerine rağmen şikayetlerine devam ediyorsa son çare olarak reflünün cerrahi tedavisi muhakkak gereklidir. Her hastaya uygun olan yöntemin kullanılması gerekir. Ameliyat bir ömür boyu ilaç kullanmadan hastalıktan kurtulmayı sağlayabilir. Fakat gastroözofageal reflü ve asit reflü hastalarının doktora danışarak en uygun tedavi şeklini uygulamaları tavsiye edilmektedir.

Devamını Oku

Siyah Noktalara Ne İyi Gelir: Siyah Noktalar İçin Doğal Yöntemler

Cerrahi ve Rehabilitasyon kategorisine 14 Mart, 2016 tarihinde eklendi, 8 defa okundu

Siyah Noktalara Ne İyi Gelir: Siyah Noktalar İçin Doğal Yöntemler

siyah noktalar için doğal yöntemler

siyah noktalar için doğal yöntemler

Siyah noktalar neden olur?

Siyah noktalar veya cilt üzerinde oluşan karartılar aşırı salgılanan melaninden kaynaklanıyor olabilir. Güneş, hormon dengesizliği, hamilelik, bazı ilaçlar, vitamin eksiklikleri, uykusuzluk ve çok fazla stres de siyah noktaların artmasına neden olur. Siyah noktalar için piyasada pek çok kozmetik ürün bulunsa da bu ürünler cildin uzun vadede zarar görmesine neden olabilir. Bu ürünler yerine siyah noktalar için bitkisel ve doğal çözümler kullanılabilir.

Siyah noktalar nasıl geçer: Siyah noktalara bitkisel çözüm

1. Siyah noktalara limon suyu

Hızlı ve kolay bir çözüm olan limon suyu yüzdeki siyah noktalar için oldukça etkilidir. Ayrıca ağartıcı özelliği de vardır. Uygulaması da kolaydır.
– Bir pamuk yardımı ile taze limon suyu doğrudan etkilenen cilt alanları üzerinde gezdirilir.
– Kuruduktan sonra ılık su ile cilt yıkanabilir.
– Siyah noktaları gidermek için bu uygulama en az 2 hafta boyunca düzenli olarak yapılmalıdır.
– Hassas bir cilt söz konusu ise doğrudan limon suyu yerine limon suyu su ile seyreltilerek kullanılmalıdır. İçerisine bal da eklenebilir.

2. Ayran

Ayran koyu lekelerden kurtulmak için oldukça etkilidir. Limon suyu gibi ayran da cilt lekelerini gidermede etkidir. Ancak limon gibi yanma hissine neden olmaz.
– 4 çay kaşığı ayrana 2 çay kaşığı taze domates suyu eklenir.
– Siyah noktaların üzerine uygulandıktan sonra 15 dakika bekletilir ve ardından cilt ılık su ile yıkanır.
– Ayran içindeki laktik asit deri pigmentasyonunu azaltır ve cildi aydınlatır. Ayran tek başına da cilde direkt olarak uygulanabilir. Siyah noktalar kadar lekelerin giderilmesini de sağlar. Yaklaşık 10 dakika boyunca yüzde bekletilmesi yeterlidir. Bu uygulama 4 ila 5 hafta boyunca günde iki kez tekrarlanabilir.
– Ayrıca, süt ve balda karıştırılarak kullanılabilir. Cilde uygulandıktan sonra 10 dakika bekletilir ve cilt ılık su ile durulanır.

3. Siyah noktalar için yulaf ezmesi maskesi

Yulaf ezmesi tozu cildin pul pul dökülmesini engellerken aynı zamanda siyah noktalar için yüz maskesi olarak da kullanılabilir. Bu yöntem ile cilt ölü deri hücrelerinden arındırılır.
– Yarım fincan yulaf, 3 ila 4 yemek kaşığı limon suyu ile karıştırılarak bir hamur haline getirilir.
– Cilt bu hamur ile hafif hareketler ile fırçalanır. Ardından ılık su ile cilt temizlenir.
– Maskeyi kaldırmak için sıcak suya batırılmış temiz bir bez kullanılabilir. Bu işlem haftada 1 ya da 2 kez uygulanabilir.

4. Siyah noktalar için badem 

– 8 ila 10 adet badem geceden sütte ıslatılır.
– Kabuğu soyulan bademler sabah ezilerek püre haline getirilir.
– İçerisine bir çay kaşığı sandal ağacı tozu ve yarım tatlı kaşığı bal eklenir.
– Karıştırılarak ince bir hamur haline getirilir. Yüze uygulandıktan sonra 30 dakika boyunca ciltte bırakılır. Ardından cilt ılık su ile yıkanır.

5. Sandal ağacı

Sandal ağacı da siyah noktalar için etkili bir seçenektir.
– Sandal ağacı tozu, gliserin ve gül suyu ile karıştırılarak kalın bir hamur haline getirilir. (Gül suyu yoksa, süt veya bal da kullanılabilir.)
– Kalın hamur etkilenen deri alanlarına uygulanır ve kuruduktan sonra ılık su ile yıkanır.
– Bu yöntem günde bir kez siyah noktalar üzerine uygulanabilir.

6. Siyah noktalar için patates

Patates de siyah noktalar veya koyu lekeler için etkili bir yöntemdir. Patates iki şekilde uygulanabilir:
– Patates dilimleri doğrudan siyah noktalar üzerine uygulanabilir. Cilt üzerinde birkaç dakika bekletilir ve ardından yüz ılık su ile yıkanır.
– Bal ile rendelenmiş patates birleştirilir ve maske şeklinde cilde uygulanır.
– Bu işlem birkaç hafta boyunca düzenli olarak yapılmalıdır.

7. Siyah noktalar aspirin maskesi

Siyah noktalar için aspirin maskesi de kullanılabilir. Bir adet aspirin ezilip toz haline getirilir. Su ile karıştırılarak hamur yapılır. Bu hamur siyah nokta üzerine uygulanır. Ciltte kuruması için bir süre beklenir. Ardından su ile durulanır.

Devamını Oku

Kist Nedir-Kistler Neden Oluşur-Kist Tedavisi

Cerrahi ve Rehabilitasyon kategorisine 30 Aralık, 2011 tarihinde eklendi, 290 defa okundu

Kist Nedir-Kistler Neden Oluşur-Kist Tedavisi

 

Meme Kisti

Meme Kisti

Kist Nedir: Kese biçiminde vücudun değişik dokularında oluşan ve dış ortama karşı bir kabuk ile irtibatını kesmiş biyolojik yapılara verilen isimdir. Kistin içerisinde sıvı, katı veya gaz biçiminde maddeler bulunabilmektedir. Bu maddeler çoğunlukla vücuda yabancı maddeler olup vücut tarafından parçalanamayan veya sindirilemeyen oluşumdadır. Biraz önce de söylediğimiz gibi kistler vücudun her yerinde oluşabilir ve boyutu değişebilir. Bazıları mikroskobik boyutlarda iken nadiren de olsa bir organ boyutundaki büyüklüklere de rastlanabilmektedir. .

Kist kural olarak içerisinde bulunduğu doku veya organın normal bir parçası değildir. Bu nedenle yakınındaki dokudan ayrı bir membran veya zar ile ayrılır. Bu zar çoğunlukla kalın olup kapsül adı verilmtektedir. Şayet kapsülün içindeki kese irin ile dolu ise buna apse adını veriyoruz. Apse haricinde vücuda yabancı bir madde ise bu durumda ise kist oluşumundan bahsedebiliriz.

Kistler Neden Oluşur:

Kist oluşumunda çok değişik etkenler rol oynayabilmektedir. Bunların başlıcaları:
-Tümörler
-Genetik koşullar
-Enfeksiyonlar
-Gelişmekte olan bir embriyonun bir organında veya dokusunda görülen kusurlar
-Hücrelerde ortaya çıkan kusurlar
-Kronik iltihaplar
-Sıvı birikmesine neden olan tıkanıklıklar
-Parazitler ve parazit yumurtaları
-Vücuda giren yabancı cisimlerle yaralanma (en sık görüleni mermi yaralanmalarıdır)
-İyi huylu ve kötü huylu kistler

Çoğu zaman kistler iyi huyludur Ancak, bazı kistler de kötü huylu tümörler olabilir. Buna örnek olarak keratokistler ve dermoid kistler verilebilir.

Kist oluşumunun olası belirti ve semptomları nelerdir?

Belirti ve semptomlar kistin türüne bağlı olarak büyük değişiklik gösterir. Çoğu durumda hasta, vücudunda derinin hemen altında görülen anormal bir yumru neticesinde kistin farkında olur. Memelerde görülen kistler ise göğüslerin el ile muayenesi neticesinde keşfedilmektedirler. Memelerde görülen meme kistleri çoğu zaman acı vericidir.

Beyinde ortaya çıkan kist oluşumlarının en önemli belirtisi ise baş ağrısıdır. Ancak görüldüğü bölgede sinirlere baskı yaptığı için beynin hangi merkezine yakınsa o merkezin işlevlerini olumsuz etkiler.(örneğin bayılma, göz kararması, denge kaybı, bir uzvun kullanılamaması vb.)

, Böbrek veya karaciğer pek çok iç organ kistleri, genellikle ilk aşamalarda herhangi bir belirti vermez ve ancak görüntüleme taraması (MRI tarama, CAT taraması, ultrason) gibi yöntemlerle teşhis edilebilir.

Kist nasıl tedavi edilir?

Kist tedavisi, kistin türü, boyutu, ve neden olduğunu rahatsızlık derecesi gibi çeşitli faktörlere bağlıdır.  Bazı kistler sadece ilaç veya antibiyotik tedavisi ile iyileştirilebilmektedir.  Bazı kistlerin ise cerrahi operasyonla alınması şarttır.

Belirtilere neden olabilecek büyüklükteki kistler ameliyatla alınabilir. Bazen doktorlar, kist boşluğuna bir iğne veya kateter takarak drenaj veya aspirat yapılmasına karar verebilir. Kist, kolay erişilebilir değilse, drenaj veya aspirasyon genellikle doktor, radyolojik görüntüleme yardımı ile hedef bölgeye iğne / kateter aracılığıyla yapılır. Ameliyatla alınan kistten alınan parçalardan elde edilen biyoloik numuneler (biyopsi) kanserli hücrelerin var olup olmadığını belirlemek için mikroskop altında incelenir. Diğer yandan kadınların yaygın şikayetleri arasında olan fibrokistik meme hastalığı ya da polikistik over sendromu durumunda bu rahatsızlığa neden olan tıbbi ihtimaller değerlendirilir.

Kist Çeşitleri

Aşağıda en sık görülen kistlerin bazılarının bir listesini sizlerle paylaşacağız:

Akne kisti: İleri düzeyde sivilce rahatsızlıklarında görülen kistik oluşumlara verilen isimdir

Araknoid Kistler – Araknoid kistler, genellikle yeni doğan bebeklerde görülmektedir.

Baker Kisti (Popliteal Kist, Diz Arkasında Kist): . Hasta diz arkasında bir şişkinlik ve gerginlik hissi yaşar. Baker kisti görülen kişilerin yaptıkları fiziksel aktiviteler sırasında uzun süreli ve gittikçe kötüleşen ağrılar ortaya çıkabilir. Genellikle diz ekleminde ve kıkırdakta görülür. En önemli nedeni artrit hastalığıdır.

Bartolin kisti: Genellikle gebelik sonrası ortaya çıkan ve vajinanın içinde bulunan kanalları tıkanması nedeniyle meydana gelen kistlerdir. Hasta ameliyat ve/veya antibiyotik tedavisi ile bu kistlerden kurtulabilir.

Meme kistleri: Genellikle ağrılı ve drene edilmesi gereken kistlerdir. Yapılan bilimsel çalışmalarda, meme kistlerinin kanseri riskini yükselttiği ortaya çıkmıştır.

Salazyon kisti göz kapağı bezlerinde görülen (meibomian bezleri) ve iltihaplardan dolayı ortaya çıkan göz kistleridir. Bu kistler gözyaşı kanallarını tıkayabilir ve gözyaşı salgısının göze ulaşmasına engel olabilir.

Kolloid kist, beyindeki jelatinimsi maddede oluşan kistlerdir . Çoğu zaman cerrahi yöntemlerle kistin çıkarılması tavsiye edilmektedir.

Diş kistleri – Dişte ve diş kökünde görülen kistlerdir.

Dermoid kist: Ciltte ve özellikle saç foliküllerinde, ter bezlerinde, saç dibinde yağ dokusunda, kemikte ve kıkırdaklarda görüle kistlerdir.

Epididim kist testislerin bağlı damarlarında oluşan bir kist (spermatosel). Bu tür kist Amerikalı erkeklerin% 30 oranında etkilediği tahmin edilmektedir ve genellikle doğurganlık zarar ya da tedavi gerektirmez. Rahatsızlığa neden oluyorsa doktorunuz ameliyat önerebilir.

Ganglion kisti: Ganglion kistleri, el ve bileğinde oluşan ve bazen büyüme gösteren kistlerdir.

Hidatik kist -Karaciğere ve akciğere yerleşen bir tür tenya nedeniyle ortaya çıkan kistlerdir. Tedavisi için cerrahi operasyon ve ilaç tedavisi gerekmektedir. Halk arasında köpek kisti olarak ta adlandırılır.

Over kisti: Genel olarak yumurtalık kistleri diye de bilinir ve bu over kistleri çoğunluğu iyi huyludur. Bazı kadınlarda hamilelik görüntüsü verebilecek kadar büyük olabilir. Yumurtalık kistleri 5cm veya daha az uzunluktaki yumurtalık kistlerinin kadınlarda görülme oranı bir hayli yüksektir.

Pankreas kistleri: Pankreas kistlerinin büyük bir çoğunluğu, psödokist adı verilen ve gerçekte bir kist olmayan sıvı dolu torbacıklardır.

Periapikal kist: Ağız içi ve çene bölgesinde görülen kistler olup dişeti iltihabı ve diş çürümesi nedeniyle ortaya çıkan cerahat birikmelerinden dolayı görülmektedir.

Pilar kist: Kafa derisinde görülen ve içerisinde sebum ve yağ bulunan kistlerdir.

Pilonidal kist – Kıl dönmesi neticesinde görülen ve kuyruk sokumunda sinüs bölgesindeki oluşuma verilen isimdir. Pilonidal kistler içi kıl dolu kistlerdir.

Böbrek kisti İçerisinde kan veya lenf birikebilen böbrek kistleridir. Doğumla birlikte ortaya çıkabildiği gibi zaman içerisinde böbrek kanallarının tıkanıklığı nedeniyle de ortaya çıkabilir. Böbreklerde görülen damar hastalıkları da böbrek kistlerinin nedenleri arasındadır.

Epifiz bezi kisti, beyindeki epifiz bezinde görülen iyi huylu bir kist türüdür. Otopsi kayıtlarına göre, epifiz kistleri oldukça yaygın bir biçimde görülmektedir.

Sebase kisti cilt gözeneklerinde veya saç folikülü içinde oluşan kistlerdir. Baş boyun bölgesi olmak üzere,vücudun her yerinde görülen, cilt ve destek dokusunun iyi huylu bir yağ kisti hastalığıdır.Yağ folikülü kanalı dış ağzının kapanmasıyle, folikülde üretilen yağ dışarı atılamaz ve uzun vadede sebase kist oluşur. En sık yüz cilt üzerinde bulunan, sırt, saçlı deri ve skrotum civarında görülür.

Tarlov kisti beldeki sinir ganglionlarının ( düğümlerinin ) genellikle sağrı veya kuyruk sokumu bölgesindeki sinir kökleri ile birleşme yerinde görülen kistlerdir. Sakral sinir kökü kisti olarak da bilinir. Kistler omurganın dibinde buluur ve beyin omurilik sıvısı ile doludur.

Vokal kord kisti – Ses tellerinde görülen kistlerdir. Ses kısıklığına ve sesin bozulmasına neden olur

Devamını Oku