"Bitkisel Çözümler" Kategorisi

Zeytin Yaprağının Faydaları (Zeytin Yaprağı Neye İyi Gelir?)

Bitkisel Takviyeler kategorisine 30 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 1.509 defa okundu

Bilim adamları, zeytinyağına sağlık ve yaşamı uzatan faydaları üzerinde son yıllarda oldukça fazla sayıda araştırma yapmaktadır. Zeytin denilince ilk akla gelen bu bitkinin çekirdekli meyvesi ve bu meyveden üretilen zeytin yağıdır. Ancak zeytin yaprağı de en az zeytinyağı kadar mucizevi faydalara sahiptir ve akla gelmeyecek kadar fazla sayıda hastalığa ve sağlık sorununa iyi gelmektedir. Peki zeytin yaprağı neye iyi gelir?

Zeytin yaprağı içerisinde bulunan ve oleuropein olarak bilinen polifenol, kötü kolesterole iyi gelmekte ve tansiyonu düşürmenize, kanseri önlemenize, vücutta şeker ve işlenmiş yiyeceklerin oluşturduğu oksidatif hasarlara karşı korumanıza iyi gelir.¹² Zeytin yaprağında bulunan polifenoller aynı zamanda hafızayı kuvvetlendirmekte ve zihin açıcı etki sağlamaktadır. Zeytin yaprağına acı tadını veren oleuropein aynı zamanda zeytintağının da antioksidan, antienflamatuar ve hastalık mücadele eden iyi özelliklerinin çoğundan sorumludur Tümörlü hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde tümörlü hayvanlara oleuropein verildiğinde tümörler gerilemekte ve hatta bazı hayvanlarda tamamen kaybolmaktadır.

Zeytin ağacı (Olea europaea), yapraklarında olduğu gibi zeytinli meyvede de bol miktarda oleuropein üretir ve özel işleme teknikleri artık oleuropein özü zeytin yaprağından damıtılarak bitkisel gıda takviyelerinde kullanılabilmektedir. Bu da, tüketicilerin aşırı miktarda zeytinyağı tüketmek zorunda kalmadan zeytinyağının en faydalı bileşenlerinden birine erişebileceği anlamına geliyor.

Zeytin yaprağı ekstraktları ve oleuropein bileşenleri, tansiyonu düşürücü etkileri ile ünlüdür ancak en son yapılan araştırmalar sağlığa olan faydalarının ötesinde olduğunu ortaya koymaktadır. Buna ilaveten zeytin yaprağı ekstresinin anti-inflamatuar ve antioksidan özellikleri, ateroskleroz, diyabet, kanser, nörodejeneratif hastalıklar ve hatta artrite karşı bitkisel çözüm sunar.

zeytin yaprağı

zeytin yaprağı ektresi SATIN AL


Zeytin yaprağı: Tansiyona bitkisel çözüm

Hayvanlarda yapılan çalışmalar, zeytin yaprağı ekstraktlarının yüksek tansiyona iyi geldiği ve tansiyon düşürücü bitkisel etki sağladığını göstermektedir. Özellikle tansiyon hastalığı riski taşıyanlar ile bu rahatsızlığa henüz yakalanmış olanlarda zeytin yaprağı özütünün daha etkili olduğu bilinmektedir. Diğer bir ifadeyle zeytin yaprağı özü tansiyonu hem tedavi eder hem de yüksek tansiyon riski taşıyan kişilerde bu rahatsızlığın ortaya çıkmasına mani olur.

Yüksek tansiyon düşmesi ile kalbin sol ventrikülünde basıncın azalması aynı anda gözlemlenmektedir. Bu durum da kalpteki koroner kan damarlarına kan akışının artmasına neden olur. Yani bir yandan tansiyon düşerken bir yandan da vücuda daha fazla kan pompalanmaktadır ki bu oldukça arzu edilen bir etkidir. İnsanlar üzerinde yapılan çalışmalarda zeytin yaprağı ekstraktlarının bu nitelikte tansiyon düşürücü etki oluşturduğu bilinmektedir.

Sınır hipertansiyonu olan (80-89 mmHg üzerinde 120-139 mmHg aralığında kan basıncına sahip) ikizler arasında oldukça ilginç bir çalışma yapılmıştır Bu çalışmada genetik olarak özdeş olan eş yumurta ikizlerinden birisine zeytin yaprağı esktresi takviyesi verilmişken diğeri ise placebo deneği olmuştur. Çalışma sonucunda plasebo alan yani aslında iyileştirici niteliği olmayan maddeleri ilaç sanarak alan denekte hiç bir değişiklik olmamıştır. Ancak günde 1.000 mg zeytin yaprağı özütü takviyesi alan diğer eş yumurta ikizi hastada tansiyon ortalama 11 mmHg sistolik ve 4 mmHg diastolik olarak ölçülmüştür. Bu da halk arasında 11 e 4 denilen düşük tansiyona tekabül etmektedir. Ayrıca bu ikizde kötü kolesterol de  hissedilir düzeyde düşmüştür.

İnsanlar üzerinde yapılan diğer bir tıbbi çalışmada zeytin yaprağı ekstraktı, hipertansiyonu tedavi etmek için kullanılan geleneksel tıbbi ilaçlardan biri olan kaptopril’e karşı ölçülmüştür. Bu çalışmada, 1. evre hipertansiyon (90-99 mmHg üzerinde 140-159 mmHg) olan hastalardan bir kısmına  ya 500 mg zeytin yaprağı özütü günde iki kez veya günde iki kez 12.5 mg kaptopril verildi ve bu miktar daha sonra günde iki kez 25 mg’a artırıldı. 8 haftalık tedaviden sonra her iki grupta da başlangıçtan ortalama kan basıncında (sırasıyla 11.5 ve 13.7 mmHg sistolik; 4.8 ve 6.4 mmHg diastolik) düşme görülürken, iki grup arasında anlamlı fark ortaya çıkmamıştır. Bu  da zeytin yaprağı ekstresinin  bir tansiyon ilacı kadar etkili olduğunu göstermektedir. . Bir başka deyişle, zeytin yaprağı özütü tansiyona iyi gelen bitkiler arasındadır ve kullanımında tansiyon düşürücü etkisi aynen bir reçeteli ilaç kadar olmaktadır. Her ne kadar oleuropein ve kaptopril, farklı etki mekanizmalarına sahip (oleuropein doğal bir kalsiyum kanalı bloke edicidir ve captopril iyi bilinen bir ACE inhibitörüdür) olsalar da, hem oleuropein hem de kaptopril damar duvarlarında gerginliği azaltıcı olarak vaskülatür işlevi görürler.

DİKKAT EDİNİZ

Zeytin yaprağı özütü her ne kadar tansiyon düşürücü  etkisi nedeniyle tansiyon düşürücü ilaçlarla birlikte kullanılacaksa olası yan etkileri için doktor kontrolü ve tavsiyesinde kullanılması gerekmektedir.

Kalp Damar Sağlığına Faydaları

Kan basıncı kalp damar (kardiyovasküler) sağlığının yalnızca bir ölçüsüdür; Damar sağlığı ile kalp sağlığı kişi için eşit derecede önemlidir. Damar çeperlerini hizalayan endotel hücreleri kan akışını ve basıncını korumada önemli bir rol oynamaktadır; Bu hücreler aynı zamanda düz kas hücrelerinin dağılımını düzenlerler ve damarlar yoluyla kan akışını sürdürürler. Endotel disfonksiyonu, arter duvarlarında plaklar biriktiğinde ortaya çıkan damar sertleşmesinin en erken safhalarından biridir (ateroskleroz). Damarlarda biriken plaklar sonunda kan akışını engeller ve kalp krizi veya felci tetikler.

Zeytin yaprağı ekstresi, endotel disfonksiyonuyla oldukça etkili bir şekilde mücadele eder. Zeytinyaprağı özü, kan damarlarını rahatlatmaya yardımcı olan bir sinyal molekülü olan nitrik oksit üretimini arttırırlar. Matriks metalloproteinazlar veya MMP olarak bilinen bir molekül sınıfının üretimini ve aktivitesini düşürürler. Aşırı MMP aktivitesi damar çeperlerinde plak birikimine neden olarak damarları plak hasarına karşı giderek daha savunmasız hale getiriyor. Ayrıca, damar sertliği riski olan kişilerde önemli erken risk faktörlerinden birisi olan kötü kolesterol (LDL)nin damarlarda tıkanıklığa neden olan oksidasyonuna mani olur. Kısacası zeytin yaprağı tam manasıyla bir damar açıcı bitki dir.

Zeytin yapraklarında bulunan polifenol bileşiklerinin, arteryel plakların oluşumunu doğrudan iki şekilde önlediği (dolayısıyla kalp krizi ve inme riskini azaltmaya yardımcı olduğu) bilinmektedir. Birincisi, damarlarda tıkanmaya neden olan bir dizi “yapışma molekülü” üretimini ve aktivitesini düşürürler. Bu maddeler beyaz kan hücrelerine ve trombositlerin arteryal duvarlara yapışmasına neden olur ve erken plak oluşumuna neden olur. İkincisi, trombosit agregasyonunu (birden fazla mekanizma ile topaklanma) azaltırlar; bu da darbelerin, inme veya kalp krizi üretmek için plak alanlarında oluşma riskini azaltırlar. Kısacası kalbe iyi gelen bitkisel özler arasında zeytin yaprağı ekstresi apayrı bir yere sahiptir.

Şeker hastalığına bitkisel çözüm: Zeytinyağı Yaprağı

Kan şekerinin kronik yani süreğen bir biçimde yüksek seyretmesi olarak adlandırabileceğimiz şeker hastalığı, kandaki şekerin oksidasyonu yani yanması neticesinde sadece damarlarda değil, tüm doku ve organlarda doku hasarı, yaşlanma ve iltihaplanma ile kendisini belli eden ciddi bir hastalıktır. Şeker hastalığının tedavisinde iki ana hedefi vardır. Bunlar:

1) kan şekerini normal seviyelere düşürmek,

2) kan şekerinin kanda anormal düzeyde yüksek seyretmesinden kaynaklı kaçınılmaz zararları en aza indirerek oluşan zararı sınırlandırmaktır.

Zeytin yaprağı işte burada şeker hastları üzerinde mucizevi etki göstererek hem kan şekerini düşürme işlevi görüyor hem de zeytin yaprağında bulunan oleuropein sayesinde kandaki yüksek şeker seviyesinden kaynaklanabilecek oksidatif yıkım riskini düşürüyor.

Devamını Oku

Kronik Ağrılar Nasıl Geçer: Kronik Ağrılara Bitkisel Çözüm

Bitkisel Çözümler kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 650 defa okundu

Kronik Ağrılar Nasıl Geçer: Kronik Ağrılara Bitkisel Çözüm

kronik ağrılara bitkisel çözüm

kronik ağrılara bitkisel çözüm

Vücudun herhangi bir bölgesinde oluşan ağrı genellikle akut olarak başlayıp kronik hale gelebilir. Kronik ağrı ile yaşamak sürekli bir ağrı anlamına geldiği için oldukça zordur. Alt sırt ağrıları, artrit, kemik ve eklem ağrıları, fibromiyalji ve kas ağrıları en sık görülen ağrı türleridir. Bu durumlarda reçeteli ya da reçetesiz ağrı kesiciler kullanılabilir. Ancak ağrı kesiciler genellikle olumsuz yan etkilere neden olabilir. Kronik ağrılarda doğal çözümler de uygulanabilir. Ancak özellikle ağrılar için bitkisel tedaviler doktora danışılmadan kullanılmamalıdır.

– Geçmiş

Ağrılar için bitkisel çözümler binlerce yıldır pek çok hastalığın tedavisinde alternatif tedavi olarak kullanılmaktadır. Yunanlılar, Romalılar, Aztekler, Hindular ve Mısırlılar tüm tarih boyunca ilaç olarak bitkileri kullanmışlardır. 19. yüzyılda, bilim adamları aktif maddeleri bitki özlerinden çıkararak ilaç yapımında kullanmaya başlamışlardır. 1839 yılında, salisilik asit ismiyle bir bileşik ağrı hafifletmeye yardımcı olarak kullanılmıştır. Bazı bitkilerde bulunan bu madde özellikle günümüzde aspirinin etkin maddesi olarak kullanılmaktadır.

– Etkileri

Ağrıyı hafifletmeye yarayan bitkiler acı hissini nötralize eder. Bazı bitkiler ise ağrıyı azaltırken aynı zamanda oluşan iltihabı dağıtır ve enfeksiyonların daha hızlı iyileşmesini sağlar. Ayrıca artrit gibi eklem hastalıklarında, kemik ve doku hasarlarında iyileştirici etkisi ile kullanılan bitkiler de vardır.

– Kronik ağrılara bitkisel çözüm

Bitkiler kişiyi ağrı hissine karşı duyarsızlaştırmaya yardımcı olabilir. Bu tür bitkilerin başında acı biber gelmektedir. Özellikle artrit ve eklem ağrılarında işe yarayan acı biber; nöropati durumlarında da etkili olmaktadır. Şeytan pençesi, sırt ve boyun ağrısı, kas gerginliği ve rhematoid artrit ağrılarını hafifletmeye yardımcı olur. Arnica adı verilen başka bir bitki ise travmatik yaralanmalar, şişme, ameliyat sonrası yaraları, burkulma ve kemik aşınmalarına bağlı olarak oluşan ağrıların tedavisinde kullanılmaktadır. Ancak bu otları ağrı kesici olarak kullanmadan önce doktora danışmakta yarar olacaktır. Bazı kişiler bitkilere karşı alerjik reaksiyon gösterebilir. Kullanılan stabil ilaçlar varsa bitkiler bu ilaçlar ile etkileşime geçerek bazı komplikasyonlara neden olabilir.

– Ağrı kesici bitkiler

Ağrı giderici bitkiler genellikle şifa marketlerden ya da aktarlardan temin edilebilir. Bazı otlar organik halleri ile satılırken bazıları kapsül şeklinde de satılmaktadır. Kapsül formundaki takviyelerin genellikle günde 2 doz alınması önerilir. Bazı otlar kullanabileceğiniz tablet veya kapsül formunda iki kez her gün ağız yoluyla gelir. Acı biberdeki yanma hissini veren maddeye yani capsaicin’e sahip bazı bitkiler, topikal merhem olarak ağrılı bölgeye doğrudan uygulanabilir. Arnica gibi bazı otlar da homeopatik olarak alınabilir. Bu tür bitkiler genellikle bitki özü sıvısı ya da ufak tabletler şeklinde satılır.

– Güvenirlik

 Ağrı kesici bitkisel çaylar ve bazı bitkisel takviye ürünleri kalitesiz içeriklere sahip olabilir. Bu nedenle satın alırken daha güvenilir markalar tercih edilmelidir. Bitkisel tedaviler ilaç tedavileri kadar önemlidir. Vücudu her anlamda etkiler. Bu nedenle hangi bitkinin hangi hastalıklarda alındığı bilinmelidir. Yanlış bitkisel tedaviler ciddi komplikasyonlara hatta ölümlere neden olabilir. Örneğin damar tıkanıklığı yaşayan bir hastaya kan pıhtılaştıran bitkisel çözümler verilmemelidir. Ya da hamile kadınlara bebeği ve gelişimini etkileyen adet sökücü bitkisel tedaviler uygulanmamalıdır. Bu tip durumlar düşük yapmak gibi ciddi sorunlar ile sonuçlanabilir.

Bitkisel tedavi yöntemleri pek çok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Ancak bu yöntemleri doktora danışarak kullanmak gerekmektedir. Kişi ilaç kullanıyorsa ağrılar için uygulanan bitkisel tedavi yolları ile etkileşim oluşabilir ya da hastanın farklı bir durumu varsa bu çözümler iyileştirmekten çok hastaya daha da çok zarar verebilir. Bu nedenle, ağrılar için bitkisel çözümler konusunda araştırma yapmak ve bitkisel takviyeleri satın almadan önce ürün seçimi için bir profesyonele danışılması önerilir. Özellikle ağrılar için şifalı bitkiler ve bitkisel takviyeler konusunda dikkatli olunmasında fayda olacaktır.

Devamını Oku

Dolaşım Bozukluğuna Ne İyi Gelir: Dolaşım Bozukluğu Bitkisel Tedavi

Bitkisel Çözümler kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 1.009 defa okundu

Dolaşım Bozukluğuna Ne İyi Gelir: Dolaşım Bozukluğu Bitkisel Tedavi

dolaşım sorunu tedavisi

dolaşım bozukluğu bitkisel tedavi

Dolaşım problemleri kan akımının yavaşlamasına neden olurken oksijen alımının da azalmasına sebebiyet verir. Dolaşım bozukluğu belirtileri yavaş yavaş kendini göstermeye başlar. Kan akışında oluşan yavaşlama arterlerde plak oluşmasına neden olabilir. Bazen zayıf kan dolaşımı, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve kalp hastalığı belirtisi olabilir. İlaç tedavilerinin yanı sıra dolaşım bozukluğu için şifalı bitkiler de kullanılabilir. Doktora danışarak çayları tatlandırmak için bal kullanılabilir. Kullanılan bitkiler ilaçlar ile etkileşime girebileceği için kullanmadan önce mutlaka doktora danışılmalıdır. Hamile ve emziren kadınlarda bitkisel çaylar konusunda titiz davranılmalıdır. Dolaşım bozukluğuna bitkisel çözüm önerileri şunlardır:

Dolaşım bozukluğuna iyi gelen bitkiler

– Zencefil çayı

Zencefil çayı, kan damarlarını rahatlatırken kan dolaşımını artırır. Kasların gevşemesini sağlar. Yapılan araştırmalara göre zencefilin kan damarlarını rahatlatıcı etki gösterirken aynı zamanda kan akışını teşvik edici ve hatta potansiyel olarak ağrı giderici etki yarattığı ortaya çıkmıştır. Bilim adamları, zencefilin kolesterol düzeylerini artırmada ve kalp hastalığı riskini azaltmada potansiyel bir takviye olduğunu söylemektedir. Zencefil normal çay gibi demlenerek tüketilmesinin yanı sıra bitki olarak yemeklere de katılabilir.

– Sarımsak çayı

Sarımsak kan akışını artıran nitrik okside sahiptir. Sarımsak günlük olarak 600 mg tabletler şeklinde alınabilir. 1 hafta düzenli kullanım ile kan akışının hızlanması damarların da rahatlamasını sağlayacaktır. Ancak sarımsak çayı ya da sarımsak takviyesi kullanmadan önce mutlaka doktora danışmak gerekmektedir. Özellikle küçük çocuklarda, emziren ve hamile kadınlarda sarımsak takviyesi kullanımı önerilmez.

– Çin alıç çayı

2011 yılında yayınlanan bir makaleye göre çin alıç bitkisi, dolaşım sorunları ve düşük kan basıncı artırmak için kullanılan bir bitkidir. Ayrıca geleneksel olarak kalp hastalığı tedavisinde de kullanılan alıç çayı genel vücut sağlığı açısında da faydalı bulunmaktadır. Farklı bir makaleye göre kalp hastalığı tedavisinde kullanılan çin alıç bitkisi kullanıldıktan 24 saat içinde kan pıhtısı oluşumunu engellemekte; kan seyreltici etki göstermektedir. Bu nedenle alış bitkisi çayının ameliyatlardan 2 3 gün öncesine kadar içilmesi tavsiye edilmez.

– Gingko Biloba çayı

Ginkgo biloba, beyne giden kan akışını hızlandırmaya yönelik bitkisel bir çözümdür. 2011 yılında yayınlanan bir çalışmada, sağlıklı yaşlı erkek gönüllülere 1 ay boyunca günde 2 kez 60 mg ginkgo biloba özü verilmiştir. Çalışmanın öncesinde ve sonrasında deneklere MRI beyin taraması çekilmiştir. Ay sonunda, beyin taramaları karşılaştırıldığında, beyne giden kan akımında önemli bir artış olduğu görülmüştür. Ginkgo biloba, monoamin oksidaz inhibitörleri, warfarin, nifedipin, alprazolam ve haloperidol gibi çeşitli ilaçlar ile negatif etkileşime girer. Bu nedenle bu tür bileşenlerin bulunduğu ilaçlar ile birlikte tüketilmemelidir.

Kan pıhtısı eritmek için bitkisel çözümler

Kan pıhtılaşması kardiyovasküler bir bozukluktur. Kan pıhtıları pelvik veya bacak damarlarında oluştuğunda pulmoner arterler vasıtasıyla akciğerlere ulaşabilir. Diğer bölgelerde oluşan kan pıhtıları ise beyne gidebilir. Kan akımını engelleyen bir pıhtı kalbe bile ulaşabilir. Bu tip durumlarda ciddi sağlık sorunları ortaya çıkar. Kan pıhtılaşmasını önlemek için alınabilecek ilaçlara ek olarak doğal çözümler de bulunmaktadır. Sarımsak çayı gibi sarımsak da kan pıhtılaşmasını önleyen kan seyreltici bir besindir. Günde 2 ila 4 diş sarımsak tüketilmesi kanın seyreltilmesine yardımcı olabilir. Kedi pençesi otu da kan pıhtılaşmasını önlemektedir. Ayrıca felç ve kalp krizi gibi kan pıhtılaşmasının neden olduğu sağlık sorunlarının da engellenmesini sağlar. Çay şeklinde tüketilebilir. Zencefil plak oluşumundan kaynaklanan damar tıkanıklarına iyi gelmekle birlikte kanın pıhtılaşmaması için de kullanılmaktadır. Her gün zencefil tüketen kişilerde kalp hastalığı hastalıkları da önlenmektedir. Zencefil trombosit toplama veya pıhtılaşmayı önlemek için kullanılırken aynı zamanda genel vücut sağlığı için de faydalıdır.

Dolaşım sorunları çok ciddi hastalıklara ve ciddi sonuçlara neden olabilir. Bu nedenle mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Dolaşım bozukluğu için doğal çözümler de uygulanmalıdır. Kullanılan şifalı bitkiler, damarların rahatlamasını sağlayarak dolaşım bozukluğunda bacak ağrısı gibi belirtilerin etkisini azaltmaya yardımcı olacaktır.

Devamını Oku

Diş Ağrısına Ne İyi Gelir: Diş Ağrısına Karanfil

Ağız ve Diş Hastalıkları kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 135 defa okundu

Diş Ağrısına Ne İyi Gelir: Diş Ağrısına Karanfil

diş ağrısına karanfil

diş ağrısına karanfil

Diş ağrısı için bitkisel çözüm:

Diş ağrısı dayanılmaz zonklamalara neden olabilir. Genelde diş ağrıları için diş doktorlar hızlı çözümler sunar. Fakat diş hekiminden yardım alınamayan durumlarda geçici olarak diş ağrıları ağrı kesiciler ve diş ağrısına doğal çözümler ile giderilebilir. Diş ağrısı için kullanılan en etkili bitkisel çözüm ise karanfildir. Aslında karanfil içeriğindeki eugenol maddesi ile analjezik özelliklere sahiptir ve diş hekimleri tarafında da lokal anestezik olarak kullanılır. Diş hekimlerinin kullandığı anestezik ilaçlar içerisinde genellikle karanfil bulunur. Karanfil yağı da diş ağrılarının tedavisinde kullanılır ancak karanfil bitkisinden daha az etkilidir. Diş ağrısına evde çözüm önerileri şunlardır:

– Diş ağrısı için karanfil

Diş ağrısı için basit bir çözüm olarak birkaç karanfil ağzın içinde ağrı olan dişin üzerine yerleştirilebilir. Ayrıca karanfil çiğnenerek yumuşatılıp ağrı giderici olarak da kullanılabilir. Özellikle azı dişlerinin olduğu bölgede tutulursa tüm ağız içine yayılabilir. Çiğnenerek yumuşatılmış karanfil diş ağrısına etki etmesi için 30 dakika kadar ağızda tutulmalıdır. Diş hekimine gidilemediğinde günde birkaç kez karanfil çiğnenmesi ağrının geçici de olsa yatışmasını sağlayacaktır.

– Diş ağrısı için karanfil nasıl kullanılır?

Diş ağrısını gidermenin bir diğer yolu karanfilin ağrıyan diş üzerinde kırılmasıdır. Bu diş ağrısını yatıştırmaya yardımcı olurken dişe doğrudan temas edilmesini sağlar. Çok şiddetli ağrılarda dişin üzerine temas etmek ağrının artmasına neden olabilir. Bu nedenle karanfilin dişin üzerinde kırmak da ilk başta acı verebilir. Eğer çok şiddetli bir diş ağrısı söz konusu ise bir tülbentin içerisine 3 ya da 4 tane küçük karanfil parçası konabilir. Bu bez kapatılarak masa gibi düz bir zemine konur. Kavanoz altı gibi sert bir cisim yardımı ile tülbentin içindeki karanfil ezilir. Ardından tülbent ağrıyan diş bölgesine yerleştirilir ve tükürük yardımı ile ıslatılır. 30 dakika sonra ağız ılık su ile yıkanabilir. Su kesinlikle çok soğuk ya da çok sıcak olmamalıdır.

Diş ağrısını ne geçirir?

– Karanfil ve acı kırmızı biber

Bu uygulamada karışım ilk birkaç dakika için bir yanma hissine neden olabilir ancak diş ağrılarına kesin çözüm sağlar. Birkaç diş karanfil ezilir ve aynı oranda kırmızı biber tozu eklenir. Üzerine biraz su eklenerek hamur haline getirene kadar karıştırılır. Karışım küçük bir pamuğa yerleştirilir ve rulo haline getirilir. Pamuk rulosu ağrıyan diş üzerine doğrudan yerleştirilir. Bu uygulama diş etlerini ve diş yüzeyini tahriş edebileceği için mutlaka bir pamuk yardımı ile yapılmalıdır.

Diş ağrısı için karanfil yağı

– Diş ağrısı için karanfilin yanı sıra karanfil yağı da kullanılabilir. Bir pamuk yardımı ile ağrıyan dişe uygulanır. Ancak yutulmamalı ve diş etine temas ettirilmemelidir.

– Karanfilin yan etkileri nelerdir?

Karanfil eugenol maddesi içerir. Ve bu maddenin yutulması durumunda toksik oluşabilir. Bu nedenle sadece çiğnenmeli ve kesinlikle yutulmamalıdır. Karanfil uygulamalarının çocuklarda kullanılması önerilmez. Diş ağrısına bir enfeksiyon ya da diş eti iltihabı da neden olabilir. Eğer bu tip bir durum yoksa diş doktoruna gidene kadar karanfil uygulamaları kullanılabilir. Ancak bunun geçici bir çözüm olduğu unutulmamalıdır. Ağrı kısa sürelerle de geçiyor olsa diş ağrısı ertelenmemelidir. En yakın zamanda bir diş doktoruna görünmek gerekir. Ayrıca diş etinde şişlik ve apse gibi oluşumlar varsa; ya da diş ağrısı tüm çeneye yayılıyorsa mutlaka tıbbi müdahale gerekmektedir. Ağız sağlığı tüm vücut sağlığını etkiler. Bu nedenle ağız sağlığına dikkat edilmeli, dişler her gün en az 2 kere fırçalanmalı ve diş ipi kullanılmalıdır. Sık sık diş doktoruna giderek muayene olmak gerekir.

– Diş ağrılarını önlemek için neler yapılmalı?

Diş ağrısını önlemenin tek yolu rutin kontroller için diş hekimine başvurmaktır. Herhangi bir çürük ya da diş eti hastalığı oluştuktan sonra tedavi süreci oldukça zorlu bir süreç olabilir. Bu nedenle rutin bakımlar ila olası ağrılar önlenmelidir.

Diş ağrısını geçiren yöntemler arasında karanfil en etkili olanıdır. Diş ağrısı için karanfil karışımları kullanılarak kısa sürede sonuç alınabilir. Ancak bu tedaviler ağrıyı hafifletir ve tedavi sağlamaz. Bu nedenle diş ağrısı durumunda mutlaka en kısa sürede bir doktora gidilmelidir.

Devamını Oku

Karaciğer Kanseri Neden Olur: Karaciğer Kanserine Bitkisel Çözüm

Bitkisel Çözümler kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 324 defa okundu

Karaciğer Kanseri Neden Olur: Karaciğer Kanserine Bitkisel Çözüm

karaciğer kanserine bitkisel çözüm

karaciğer kanserine bitkisel çözüm

Ne yazık ki karaciğer kanserinin erken belirtileri oldukça azdır ve insanlar sahip oldukları karaciğer kanserini tümör büyüyene ve tedavi etmesi zor hale gelene kadar fark edemeyebilirler. Çünkü karaciğer kanseri evreleri hızlı bir şekilde gerçekleşebilir. Karaciğer kanserinin ileri aşamalarındaki belirtiler ise ayırt edici olmayıp diğer birçok hastalıkta da rastlanabilen belirtilerdir. Karaciğer kanserinde yasama şansı hastalığın teşhis aşamasına göre değişmektedir.

Bu belirtiler şu şekilde sıralanabilir:

– Abdominal şişkinlik ve ağrı
– Sarılık
– Yorgunluk
– Açıklanamayan kilo kaybı
– Mide bulantısı
– İştahsızlık

Karaciğer kanseri belirtileri

Karaciğer kanserinde karın şişliği ve karaciğer kanserinde karında sıvı birikmesi

Karaciğer, vücudun sağ tarafında kaburgaların altında bulunan bir organdır. Abdominalde şişkinlik ve ağrılar, karaciğerdeki şişme ve karın boşluğundaki sıvı birikimi nedenleriyle görülür. Karaciğer kanserinde karın şişmesi en belirgin belirtilerden biridir. Normalde karaciğerle ilgili sorunların hissedilmesi mümkün değildir. Ancak eğer kişi karaciğer kanseri ise karaciğerindeki genişleme ve şişme belirtilerle beraber hissedilebilir. Bu belirtiler ise kanserin son evrelerindeki genişleme nedeniyle olur. Doktorlar sağ kaburga altını el ile muayene ederek karaciğerin genişlediğini hissedebilir. Tümör karaciğer üzerindeki damarlara baskı yaparak karın boşluğunda sıvı birikmesine neden olur. Yüksek basınçta damarlardan ve dokulardan sızan sıvılar karın boşluğunda birikir.

Karaciğer kanserinde sarılık ve karaciğer kanserinde ayakların şişmesi

Bazen karaciğer tümörleri, karaciğerle safra keselerini birbirine bağlayan ve “safra kanalları” olarak adlandırılan bölgede gelişim gösterir. Eğer safra, safra öz sıvısını düzenli olarak tahliye edemez ise kişide cilt bozuklukları görülür. Bu bozukluklar cildin silik ve hafif bir sarı renk alması şeklinde başlar. Sarılık olarak adlandırılan bu durum ileriki zamanlarda gelişerek göz akılarının da sararmasına neden olabilir. Engellenen safra kanalları gereken dışkıları kanallar kapalı olduğu için böbreklere yollayamayınca idrar sorunlarıyla karşı karşıya kalınır. Bu durumda genellikle idrar rengi koyu bir hal alır.

Hormonal değişiklikler nedeniyle oluşan diğer belirtiler

Karaciğer kanseri, kimyasallar ile kan hücreleri ve sonucunda tüm vücudu etkileyen belirtiler düzeyindeki değişikliklere neden olabilir. Tümör oluşumu var ise yaşanan bu değişiklikler sonucuna yapılan bir kan testinde tespit edilebilir. Karaciğer kanseri olan insanlarda kan şekeri düzeylerinde, kandaki kalsiyum seviyelerinde, kolesterol seviyelerinde ve kırmızı kan hücrelerinin sayılarında fazlalık gözlemlenir.

Kandaki bu değişiklikler şu rahatsızlıklara yol açabilir:

– Kabızlık
– Mide bulantısı
– Yorgunluk
– Şiddetli ishal

Karaciğer kanseri risk faktörleri:

Karaciğer enfeksiyonları geçiren, yani hepatit B, hepatit C, siroz ve benzeri karaciğer hastalıklarına sahip olan insanlarda genellikle karaciğer kanserine yakalanma riski daha fazladır. Ayrıca bu kişilerde mevcut hastalık belirtileri ile kanser belirtileri aynı olduğu için erken tanı konması her zaman mümkün değildir. Mevcut hastalığın belirtileri haricinde ateşlenme, önüne geçilemeyen kilo kaybı ve benzeri belirtiler yaşandığında acilen doktorunuza başvurmanız gerekmektedir.

Karaciğer kanseri hücreleri belirli bir tip doğrultusunda mutasyona uğradıktan sonra çok daha hızlı bölünerek büyüme başlar. Karaciğer kanserinin net ve belirli bir nedeni bilinmemektedir. Ama karaciğer kanseri olma ihtimali, karaciğer sirozu ya da viral olarak hepatit B enfeksiyonu varsa yüksektir. Karaciğer kanseri, tütün kullanan kişilerde ve bağımlı olarak sürekli alkol alan kişilerde çok yüksek ihtimalle oluşum göstermektedir. Karaciğer kanserinin teşhisi erken yapıldıysa tedavi sürecinin erken evrelerinde kanser tamamen iyileştirilebilir. Bazen, bazı otlar karaciğer kanseri oluşumunu azaltmada olumlu etkiler göstermiştir. Eski zamanlardan bu yana karaciğer kanseri hastaları için bitkisel ilaçlar kullanılmaktadır. Yine de, her zaman için bitkisel ilaçlardan önce doktorunuza danışmanız gerekmektedir.

Karaciğer kanserinde bitkisel tedavi:

– Amerikan ginsengi

Amerikan ginsengi, bilimsel olarak panax quinquefolium olarak bilinen, Doğu Amerika’da vahşi doğada yetişen çok yıllık bir bitkidir. Ginsenoside ve Gliserizin gibi çeşitli bileşik içeriklerini içinde barındıran Amerikan ginseng kökü, boyut olarak oldukça büyüktür. Maryland Üniversitesi Tıp Merkezine göre Amerikan ginsengi karaciğer kanserindeki tümörlü hücrelerin yok olmasına yardımcı olabilir.

– Sarımsak

Birçok kültürde sarımsak binlerce yıldır geleneksel tıpta ve mutfakta kullanılmaktadır. Bilim adamlarına göre sarımsak, özellikle allicin ve alliin, sülfür içeren bileşikleri sayesinde karaciğer kanseri hücrelerinde güçlü bir inhibe sağlamaktadır. Ancak, bu iddialar henüz tamamı ile kanıtlanmış değildir. İnsanlarda denenmese de hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde olumlu sonuçlar kaydedilmiştir.

– Kimyon

Kimyon, maydanozgil ailesinin bir bitkisinin tohumudur. Hepatoma, malign tümör karaciğer ve metastaz hayvan araştırma modelleri bastırmak için ideal sonuçlar göstermiştir. Ancak Rockefeller Üniversitesi araştırmalarına göre hala net bir sonuca ulaşılamamıştır. Bunun yanı sıra dünyanın diğer araştırma merkezlerinde yapılan deneyler doğrultusunda bu bitkinin tohumları olan kimyondaki apoptosis maddesi karaciğer kanseri tümör hücrelerinin inhibe edilerek azalmasında etkili olabilir. Programlanmış hücre ölümü, hepatoma hücre hatlarının içinde gerçekleşmektedir.
Son yıllardaki beslenme şekli adeta kansere davet çıkarmaktadır. Kansere karşı koruyucu beslenmek günümüz fırsatlarında bir hayli zordur. Ancak karaciğer kanseri varsa, doktorunuz muhtemelen bir tedavi programının yanında beslenme şekli için de belirli yönergeler önerecektir. Doktorunuz ile birlikte, kanserle savaşan etkileri olduğu bilinen gıdaların bulunduğu bir beslenme planı oluşturmanız faydalı olacaktır.

Kanserle savaşan besinler şu şekilde sıralanabilir:

– Narenciyeler

Karaciğer kanseri ile verilen savaşta en önemli madde C vitaminidir.

Karaciğer kanserine iyi gelen meyveler:

– Greyfurt
– Portakal
– Mandalina
– Limon

Hepsi C vitamini ve serbest radikal gruplar içerir. Aynı zamanda bu besinlerde dikkat edilebilecek başka bir özellik de antioksidan özelliğinin yüksek olmasıdır. Ancak aralarında en etkili olan gıda limondur. Güçlü olmasının sebebi ise en yoğun sitrik asit konsantresini kendisinde bulundurmasıdır. Sitrik asidin vücutta oluşturduğu glycolosis maddesi kanser hücrelerini öldürmede yardımcı olacaktır.

Karaciğer kanserine iyi gelecek yiyecekler:

Soğan

Yemeklere lezzet katmada kullanılan soğan, quercetin adı verilen bir polifenol içermesi sayesinde yapılan araştırma sonuçlarına göre karaciğer kanseri hücrelerinin büyümesini yavaşlatmada güçlü bir etkiye sahip olabilir. Cornell Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar ve hayvanlar üzerindeki deneylerin sonuçlarına göre soğanın son derece olumlu etkileri gözlemlenmiştir.

Çay

Yeşil ve siyah çaylar, A.P. John Kanser Enstitüsü tarafından yapılan araştırmalara göre glycolosis maddesi yardımı ile zengin hücresel inhibe yardımı ile kanser hücreleri yok olabilir. Yeşil çay bazı hormonları harekete geçirerek kanser uyarıcı etkilerin tetiklenmesini sağlar. Kanser hücrelerinin çoğalmasının engellenmesine yardımcı besin maddeleri içerir. Brokoli içinde bulunan sulphorane, kanser büyümesini engeller ve aynı zamanda antioksidan görevi de görür. Ancak yeşil çayın çok içilmesi bazı böbrek rahatsızlıklarının başlangıcına neden olabilir.

Zeytin

Tüm bunların dışında zeytin türlerinin de son zamanlarda yapılan araştırmalara göre kanser üzerinde olumlu etkilerine rastlanmıştır. Bilim dünyasını sarsan bir haber şeklinde çıkan araştırma sonuçlarına göre zeytinin içindeki bazı maddeler kanserli hücreleri öldürmese de üremesini engellemektedir. Bu yüzden zeytin tüketimi kanserin gelişerek ileri evrelere gelmesini engelleyebilir.

Karaciğer kanseri nasıl anlaşılır?

Karaciğer kanseri başta belirti göstermeyebilir. Ancak uzun vadede yaşanan şişkinlik, sarılık ve abdominal ağrılar kanser habercisi olabilir. Bu nedenle kronik ağrılar ve şişkinlik durumu söz konusu ise mutlaka bir doktora gidilmelidir.

Karaciğer kanseri öldürürmü, karaciğer kanseri tedavisi mümkün mü?

Karaciğer kanseri diğer kanser türleri gibi ölümcüldür. Erken teşhis ile kurtulma şansı oldukça yüksektir.

Karaciğer kanserinde doktor tedavisinin yanı sıra doğal ve bitkisel çözümler de kullanılabilir. Özellikle karaciğer kanserine faydalı bitkiler ve karaciğer kanserine iyi gelen besinler tüketilmelidir.

Devamını Oku

Yanık Ağrısı Nasıl Geçer: Yanık Ağrısına Doğal Çözüm

Bitkisel Çözümler kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 141 defa okundu

Yanık Ağrısı Nasıl Geçer: Yanık Ağrısına Doğal Çözüm

yanık ağrısı tedavisi

yanık ağrısına doğal çözüm

Birinci derece yanıklar cildin daha çok üst tabakasına zarar verir. Cilt dokusunun zarar görmesi ile ağrı oluşabilir. Özellikle hafif yanıklar ve ağrılar için doğal çözümler uygulanabilir. Ancak yanık ciddi boyutlarda ve derinin alt tabakalarını da etkilemiş durumdaysa mutlaka bir doktora görünülmelidir.

Doğal tedavi için yanık dereceleri bilinmelidir. Çok ciddi yanıklarda mutlaka bir doktora gidilmelidir. Daha küçük yanıklarda ise evde doğal çözümler uygulanabilir.

Yanık ağrısı nasıl giderilir:

– Yanığa soğuk su

Soğuk su yanık oluşan alanın üzerine uygulandığında cildi serinletir ve ağrıyı azaltır. Soğuk su ya da buz uygulaması yaklaşık 5 ya da 10 dakika cilt üzerinde bekletilmelidir. Yanık bölge musluk suyu altında 10 dakika kadar da bekletilebilir.

– Yanık için aloe vera

Aloe vera bitkisi veya jeli ile yapılan kremler basit yanıklar üzerinde yatıştırıcı etki gösterirler. Acıyı hafifletirken yanık bölgenin hızlı iyileşmesini sağlarlar. Aloe veralı kremler yanık bölgeye günde 3 ya da 4 kez uygulanabilir.

– Yanık için ağrı kesici

İbuprofen, aspirin veya acetaminophen küçük yanıklardan kaynaklanan ağrıları azaltmaya yardımcı olur. Bu nedenle yanık tedavisinde kullanılabilir. Ancak 18 yaşın altındaki çocuklar için sadece aspirin kullanılması önerilir.

– Yanığa bitkisel çözüm

Yanık tedavisinde bazı bitkiler de kullanılmaktadır. Köri tozu, hardal ve zerdeçal yanık sonucu oluşan iltihabı azaltır ve ağrıyı giderir. Zencefil kapsülleri de kullanılabilir.

El yanıkları için ne yapılmalı?

El yanığı tedavisi yanığın şiddetine bağlıdır. Eğer belirtiler bazı küçük ağrılar ve tahriş olmuş cilde neden oluyor ise ev tedavileri işe yarayacaktır. Birinci derece yanıklar derinin üst tabakasını etkilerken ikinci derece yanıklar üst katmanla birlikte alt katmanların yanması anlamına gelir. Bu durumda daha şiddetli ağrılar oluşur. Üçüncü veya dördüncü derece yanık durumlarında ise mutlaka hemen acil tıbbi yardım alınmalıdır.

Adım 1

Yanan el hemen soğuk su altında tutulmalıdır. Mümkünse bir kasenin içine buz ve soğuk su konulmalı ve el soğuk suyun içerisinde 30 dakika ya da daha uzun bir süre bekletilmelidir.

Adım 2

Aloe vera jel yanık sırasında oluşan tahrişi azaltmak için kullanılmaktadır. Hastanelerde tıbbi uygulama olarak da kullanılan aloe vera jel yanan bölgeyi ferahlatır ve cildi yatıştırır.

Adım 3

Yetişkinlerde günlük 75-90 mg, çocuklarda ise günlük 15-65 mg vitamin takviyesi alınabilir. Yetişkinlerde B kompleks takviyeleri, iyileşmeye katkı sağlamak amacı ile günde 100 mg kadar alınabilir. Ayrıca kullanılan 100 mg’lık çinko takviyeleri de iyileşme sürecinin kısalmasını sağlar. Ancak çinko takviyesinin çocuklarda kullanılması önerilmez. Çünkü ufak dozlarda kullanılması bile mide bulantısı gibi yan etkilere neden olabilir.

Adım 4

Aynısafa çiçeği yanık tedavisinde kullanılan bitkisel çözümler arasındadır. Aynısafa çiçeği içeren losyonlar yanık tedavisinde en sık kullanılan tedavi yöntemleri arasındadır. Bu bitki aktardan bulunabileceği gibi kozmetik mağazalarında yağ olarak da satılmaktadır.

Adım 5

E vitamini yağı yanık bölgeye yara hafifledikten sonra kullanılabilir. E vitamini cilt bakımında kullanılmasının yanı sıra cilt yenileyici özelliği ile el yanıklarında da kullanılmaktadır.

Uyarılar

Yanık tedavisinde bilinen bazı yöntemler cilde daha çok zarar vermektedir. Örneğin yanık üzerine tere yağ sürülmesi iyileşmenin aksine cildin tahriş olmasına neden olmaktadır. Bu bir yanık enfekte alanı tereyağı ovmak için hikâyeler. Bu tamamen önlemek sadece daha çok tahrişe neden olur. Cilt yanıkları sonrasında su toplaması oluşuyorsa bu kabarcıklar patlatılmalı ve tıbbi bir yardım alınmalıdır.

Yanık için ne yapmalı?

Yanık tedavisinde medikal ve doğal çözümlere ek olarak sıvı alımı da artırılmalıdır. Protein iyileşme sürecine katkıda bulunur. Bu nedenle bol bol yeşil yapraklı meyve ve sebzeler tüketilmelidir. Sıvı sprey formunda C vitamini ilaçları da kullanılabilir.

Devamını Oku

İshal Ve Mide Ağrısına Ne İyi Gelir: Mide Ağrısı İçin Bitkisel Tedavi

Bitkisel Çözümler kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 298 defa okundu

İshal Ve Mide Ağrısına Ne İyi Gelir: Mide Ağrısı İçin Bitkisel Tedavi

mide ağrısına bitkisel tedavi

mide ağrısı için bitkisel tedavi

Mide ağrısı ve ishal çok sık görülen bir sağlık sorunudur. Genellikle besin kaynaklı hastalıklarda ya da viral enfeksiyon sonucunda görülür. Stres sonucu mide etkilendiğinde de ishal ve mide ağrısı oluşabilir. Çoğu durumda, bu durum hızla tedavi edilir. Medikal ilaçlara ek olarak bazı doğal çözümler de ishal tedavisinde kullanılabilir. Bu çözümler ishalin neden olduğu dehidrasyon ve metabolik asidoz gibi komplikasyonların riskini azaltmaya yardımcı olabilir.

– İshal mide ağrısı yaparmı?

Mide yanması, bulantı, kramp ve diğer karın şikayetlerinin hepsi ishal belirtisi olarak görülebilir. Bu gibi belirtiler görüldüğünde alkol, nikotin veya kafein içeren içecekler ile yağlı süt ve süt ürünleri ve yağlı besinler mide rahatsızlıklarının artmasına neden olabilir.

– İshale iyi gelen yiyecekler:

İshal ve mide kramplarına neden olan sindirim sistemi rahatsızlıklarında beslenme düzenine de dikkat edilmelidir. Muz, pirinç, elma püresi ve tost gibi mideyi yormayan besinler tüketilebilir. Ayrıca tuzlu bisküvi, kraker, haşlanmış patates gibi gıdaların yanı sıra yağsız ve yoğun baharat içermeyen çorbalar da tercih edilebilir. Beslenme düzeninde mutlaka yumuşak gıdalara yer verilmeli, ishalle mücadelede lifli besinler tüketilmeye dikkat edilmelidir.

– İshal nasıl geçer?

İshal genellikle kendi kendine birkaç gün içerisinde geçer. Ama bazen reçetesiz ilaçlar sürecin kısalmasına yardımcı olur. Özellikle bizmut subsalicylate veya loperamide içeren ilaçlar kullanılabilir. Bizmut subsalicylate bağırsak sıvılarını dengeler, iltihap oluşumunu, bakteri ve virüs büyümesini engeller. Loperamide bağırsak nedeni ile oluşan ağrıların da azalmasını sağlar. Bu ilaçlar genellikle doktor tarafından ishal, kramp ve karın ağrısı tedavisi için önerilmektedir. Ancak virüs veya gıda zehirlenmesi belirtileri görülen vakalarda loperamide kullanılmaması önerilir.

– İshal için ne yapmalı?

İshal olan insanlarda sıvı kaybı oluşurken vücutta elektrolit, sodyum ve potasyum gibi temel besin maddelerinde eksiklik oluşur. Cilt normal PH değerini kaybedebilir. Bu nedenle sıvı alımı artırılmalıdır. Gün içinde bol bol sıvı alınmalı, en az 8 ya da 9 bardak su içilmelidir. Meyve suları da tüketilebilir. Sıvı kaybının yoğun olduğu durumlarda buz emilebilir. Meyve sularının dışında et suyu, temiz gazlı içecekler ve sporcu içecekleri de tercih edilebilir.

Anti-ishal gıdalar

İshale genelde bir virüs ya da bakteri neden olur. İshal geçene kadar bazı gıdalardan kaçınılmalı ve mide kramplarını hafifleten gıdalar tercih edilmelidir.

İshal belirtilerini önlemek için…

İshal vakalarında ağır ve yağlı gıdalardan kaçınılmalıdır. Özellikle baharatlı yiyecekler tercih edilmemelidir. Ayrıca süt ve diğer süt ürünleri, bakteriyel veya viral bir bağırsak enfeksiyonunu içeriğindeki laktoz sayesinde tetikleyebilir. Şekerli gıdalarda da kaçınılmalıdır. İshal geçtikten sonra normal yemek düzenine dönülebilir.

– İrritabl Bağırsak Sendromu

Bazı ishal vakaları irritabl bağırsak sendromu nedeni ile oluşabilir. İrritabl bağırsak sendromunun belirtileri arasında kronik ishal, kabızlık, karın şişliği ve bazen dışkıda beyaz mukus gibi belirtiler bulunmaktadır. İrritabl bağırsak sendromu varsa, doktor semptomları hafifletmek için daha fazla lifli besinler tüketilmesini tavsiye edebilir. Bu nedenle bol bol taze meyve ve sebze, fasulye ve kepekli tahıllar tüketilmelidir. Yüksek lif almak için meyve suları ile lif içeren besinler bir arada tüketilebilir. İshali oluşturan mide rahatsızlıkları, midenin de tahriş olmasına neden olabilir. Bu nedenle yumuşak yiyecekler yenmeli ve mide hasarı en aza indirgenmelidir. İshal normalde kendi kendine geçen bir rahatsızlıktır. Ancak bazı durumlarda 1 haftadan fazla sürebilir. Uzun süren ishal ve mide ağrısı durumlarında mutlaka en yakın zamanda bir doktora başvurulmalıdır.

Devamını Oku

Boyun Ve Omuz Ağrısı Nasıl Geçer: Boyun Ve Omuz Ağrılarına Bitkisel Çözüm

Bitkisel Çözümler kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 613 defa okundu

Boyun Ve Omuz Ağrısı Nasıl Geçer: Boyun Ve Omuz Ağrılarına Bitkisel Çözüm

boyun ve omuz ağrılarına bitkisel çözüm

boyun ve omuz ağrılarına bitkisel çözüm

Boyun ve omuz ağrısı neden olur?

Boyun ve omuz ağrısı genellikle travmatik yaralanmalar sonucunda veya kemik hastalığı nedeniyle oluşabilir. Ancak temel nedeni kas gerilmeleri ve kas kasılmalarıdır. Bu yumuşak doku yaralanmaları birden çok kas dokusunda aniden ya da yavaş yavaş olabilir. Omuz ve boyun ağrısı için genellikle ağrı kesici oral ilaçlar ve yatıştırıcı kremler kullanılmaktadır. Bu tedavi yöntemlerin yanı sıra omuz ve boyun ağrısı için doğal yöntemler de kullanılabilir.

Boyun ve omuz ağrıları için ne yapılmalı:

– Stresi azaltmak

Omuz ve boyun ağrısında temel kural stresin azaltılmasıdır. Stres kasların gerilmesine neden olarak ağrılara neden olabilir. Ayrıca bol bol dinlenilmeli, hafif egzersizler yapılmalıdır. Duruş pozisyonları da oldukça önemlidir. Yanlış oturma pozisyonları sık sık kas sıkışmalarından kaynaklanan ağrılara neden olabilir. Ağrılar duruş şekilleri servikal bölgedeki sorunlardan da kaynaklanabilir. Özellikle masa başı işler uzun süre aynı pozisyonda oturmayı gerektirir. Bu nedenle oturuş pozisyonu oldukça önemlidir. Ergonomik mobilyalar kullanılmalı, bilgisayar ekranı göz hizasında olmalı ve dik bir şekilde oturulmalıdır. Uzun süre oturulmamalı sık sık ayağa kalkılarak ara verilmelidir.

– Boyun ağrısına hangi ilaç iyi gelir?

İnflamasyonu azaltmak için bazı reçetesiz ilaçlar kullanılabilir. Özellikle naproksen ve ibuprofen, parasetamol ile birlikte steroid olmayan anti-inflamatuar ilaçlar da önerilmektedir. Bu ilaçlar düzenli olarak kronik ağrılar için de kullanılabilir, ama uzun vadeli kullanımlarda yan etkiler görülebilir.

Omuz ağrısına ne yapmalı?

– Omuz ağrısına sıcak iyi gelirmi?

Isı uygulamaları için sıcak duş yapılabilir. Sıcak kasların gevşemesini sağlayacaktır. Ağrıyan bölgeye sıcak su torbaları ya da ısıtmalı jeller yerleştirilebilir. Soğuk kompres için havlu içerisine konarak ağrıyan bölgelere uygulanabilir. Buz yerine dondurulmuş gıda paketleri de kullanılabilir. Soğuk kompres 20 dakika kadar uygulandığında iltihabı azaltmaya yardımcı olacaktır. 10 dakika ara verildikten sonra aynı işlem 20 dakika daha tekrarlanabilir.

– Omuz ağrısı için soğuk kompres

Bazı durumlarda boyun ve omuz ağrılarında kaslarda şişme görülebilir. Şişme durumlarında soğuk kompres uygulanırken şişmenin olmadığı durumlarda sıcak kompres uygulanmalıdır. Buz genellikle akut yaralanmaların tedavisi için kullanılır. Soğuk uygulamalar inflamasyon ve ağrıyı azalttığı için ağrının her döneminde uygulanabilir. Ancak ağrı başladıktan sonra ilk 24 saatte sıcak uygulamalar önerilir. Sonrasındaki 48 saat ve 72 saat arasında ise soğuk kompresler uygulanabilir.

– Boyun ağrısına iyi gelen egzersizler

Omur ve boyun bölgelerinde ağrı olduğunda yapılan ilk yanlış hareketsiz kalmaktır. Hareketsiz kalmak yerine orta şiddetli omuz ağrısı egzersizleri yapılabilir. Bu egzersizler kasların ısınmasını ve çalışmasını sağlarken acıyı azaltmada da yardımcı olur.
Omuz ve boyun ağrıları genellikle ciddi sağlık sorunları değildir. Basit kas sıkışmaları ve kas tutulmaları nedeni ile olur. Bu gibi durumlarda ev tedavileri işe yarayabilir.

– Omuz ağrısı için masaj terapisi

Masaj terapisinde bazı yağlar kullanılmaktadır. Ancak kullanılan yağlardan çok anatomiye dikkat edilmelidir. Masaj terapisinde omuz ve boyun bölgesinde bulunan sinirlere ve aterlere dikkat edilmelidir. Şiddetli ağrı varsa, doktora danışılmadan masaj yaptırılmamalıdır.

Omuz ağrısı için masaj ve etkileri

Masaj ağrıyı azaltmaya yardımcı olurken kas spazmlarını da önler. Hareket etme işlevini kolaylaştırır. Uzmanlar tarafından yapılan masajlar ağrıların giderilmesinde oldukça etkilidir. Özellikle omuz ağrısı için masaj uygulamaları tavsiye edilir.

Boyun ağrısına hangi bölüm bakar?

Boyun ve omuz ağrıları için öncelikle ortopedi bölümüne başvurulmalıdır. Ağrının neden kaynaklandığına göre diğer bölümlere sevk edilebilir.

Omuz ağrısı baş ağrısı yapar mı?

Omuz ağrısı bazı durumlarda baş ağrısını da tetikleyebilir. Bu tip durumlarda ağrı kesici almadan önce mutlaka doktora danışılmalıdır.

Omuz ve boyun ağrıları normalde birkaç hafta içinde geçer. Ancak eğer ağrı uzun süre devam ediyorsa ya da giderek şiddetleniyorsa mutlaka bir doktora görünülmelidir. Ağrı kesiciler işe yaramadığında daha ciddi durumlar olabilir. Bazı ağrılar doku hasarı ya da ciddi yaralanmalar sonucu oluşabilir. Bu gibi durumlarda cerrahi operasyonlara gerek duyulmaktadır.

Devamını Oku

Egzama Nasıl Geçer: Egzamaya Evde Tedavi

Bitkisel Çözümler kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 281 defa okundu

Egzama Nasıl Geçer: Egzamaya Evde Tedavi

egzamaya evde tedavi

egzamaya evde tedavi

Egzama bir deri hastalığıdır. Cilt üzerinde oluşan yaralar şeklinde kendini gösteren egzama hastalığı son derece ciddi bir hastalıktır.

Egzama belirtileri

Ellerde oluşan egzamanın görünümü şiddetine bağlı olarak fiziksel olarak değişiklik gösterebilir. 2 yaşından küçük bir çocuğun elindeki egzama, içi sıvı dolu diken ve baloncuklar şeklindeki yaralar oluşması haliyle gözlemlenebilir. İltihaplı, kırmızı ve kaşıntılı yaralar bir hayli acı hissedilmesine neden olacaktır. Eğer tıbbi olarak müdahale edilmez ise bazı yaraların mevcut yerlerinde yaraların iyileşmesinin ardından kahverengi lekeler kalabilir. Bunun yanı sıra kaşıntılı bölgelerin tırnaklar ile aşırı tırmalamasının sonucu olarak deride kalınlaşma gözlemlenebilir. Tırmalama egzamanın şiddetini arttırır. Zaman geçtikçe tedavi uygulanması ile birlikte egzama yaraları ve döküntülerinin pul pul dökülmesi beklenir.

Egzama neden olur?

Egzamanın oluşum evresi ve bu evrenin oluşum nedeni tam olarak bilinmiyor. Ancak neden olduğu bilinmese de bu deri hastalığı astım hastalığı ve saman nezlesine sahip olan çocuklarda diğer çocuklara nazaran çok daha sık görülmektedir. Tetikleyici hastalıklara dışında aynı zamanda çocuğun ailesindeki üyelerin daha önce egzama hastalığına yakalanıp yakalanmadığı kontrol edilerek genetik faktörler araştırılır.

Bunların dışındaki egzama nedenleri şu şekilde sıralanabilir:

– Aşırı sıcaklık
– Su
– Sabun
– Kuru hava
– Hayvan tüyü
– Yün gibi kaba malzemeler
– Stres

Kuru cilt, egzama belirtileri arasında en sık görülenidir.

Egzamaya doğal çözüm

Egzamanın oluşmasına neden olabilecek inflamasyonlara karşı önlem alabilmek için uygulanabilecek bazı adımlar vardır.

Bu önlemler şu şekilde sıralanabilir:

– Yumuşatıcı özelliği olan kokusuz şampuan ve çamaşır deterjanı kullanmak
– Hava alan giysiler giymek
– Elleri günde en az 3 kez yıkamak
– Her gün en az 1 kere duş almak

Genel olarak egzamanın nedeni sıkıntı ve strese bağlansa da birçok etken egzama oluşmasına uygun ortamı hazırlamaktadır.

Egzama kaşıntısı nasıl geçirilir?

1. Adım

Egzamayı tetikleyebilecek gıdalardan kaçınmak gerekmektedir. Bazı gıdalar vücuda sağladıkları yoğun enerji nedeniyle yağ üretimine neden olur. Ani yağ üretimleri sırasında deri altında biriken yağ tabakaları canlı olan deri tabakasına zarar verir. Bu da deride yara oluşumunu sağlar.

Egzamaya genellikle neden olan maddeler şu şekilde sıralanabilir:
– Süt
– Soya
– Fındık
– Deniz ürünleri
– Buğday ürünleri

Ancak etken olan madde bireyler arasında değişiklik gösterir. Elbise derinin nefes almasını sağlayacak maddeden yapılması gerekmektedir. Pamuk, yün gibi hava geçirmeyene malzemelerden kaçınmalı ve doğal kumaşlar kullanarak vücut havasız bırakılmamalıdır.

2. Adım

Giyecek eşyalar kokulu olmayan ve eşyanın yumuşaklığında deformasyon oluşturmayacak deterjanlar ve yıkayıcılar ile yıkanmalıdır. Kokulu bulaşık deterjanları ile yıkanan ve yumuşaklıkları deforme olan giyecekler kişilerin cildini tahriş ederek egzama oluşumuna uygun ortam hazırlar.

3. Adım

Egzama hastalığı en çok bebeklerde gözlenir. Bu yüzden bebeğinizi günde en az bir kez ılık su ile yıkamanızda fayda vardır. Banyo, cildin nemlenmesini sağladığı için çok önemlidir. Bunun yanı sıra banyo yapmak egzama nedenlerinden biri olan kuruluğun oluşmasını engellemektedir.

4. Adım

Bebekler yıkanırken normal sabun kullanılmamalıdır. Vücudu hassas olan bebekler nemlendirici olan yumuşatılmış şampuanlar ile yıkanmalıdır. Normal sabunlar sertlikleri ile cildin tahriş olmasına neden olabilir. Cildin tahriş olması da egzama oluşmasına uygun ortam anlamına gelmektedir. Doktorlar egzama hastalarına nemlendirici ve yumuşaklık oranı çok yüksek olan özel bebek şampuanlarından vermektedir.

5. Adım

Kabartma tozu veya kolloidal yulaf ezmesini ılık bir banyoya karıştırarak bebeğinizi bu banyoda yıkayın. Bu karışım cildin temizlenirken bir yandan da hidratlaşmasına yardımcı olur. Eğer isterseniz banyoya çok az bebek yağı da ekleyebilirsiniz.

6. Adım

Sabun ve şampuan kalıntıları cildin aşırı derecede tahriş olmasına neden olmaktadır. Bu yüzden bebeklerin cildinin tahriş olmasını ve kurumasını engellemek için şampuan ve sabun kullanımının ardından iyice durulanmalıdırlar.

7. Adım

Banyodan kısa bir süre sonra bebeğinize bebek yağı ile masaj yapmanızda fayda vardır. Bebek yağları içerisinde mineral ve vitamin barındıran özel sıvılardır. Bebeklere bu sıvı ile masaj yapıldığında ciltleri bu yağı emer. Aynı zamanda bu özel yağ sayesinde cilt yumuşar ve egzama gibi cilt hastalıklarının tamamının oluşumu engellenir. Yumuşatıcı şampuanlarla banyo yapan kişilerin gözenekleri açılarak ciltleri hava alır. Bu şekilde cildin canlılığı ve yenilenme hızı artar. Bu da egzama oluşumunu imkânsız kılar.

8. Adım

İçinde bulunduğunuz ortamın sıcaklığını orta düzeylerde ve sabit tutmanız gerekmektedir. Çok sıcak ortamlar ya da çok hızlı sıcaklık değişikliklerin yaşandığı ortamlar egzama oluşumuna uygun ortam hazırlayarak hastalığı teşvik eder. Bu yüzden cildi hassas olan ve iklimi düzensiz olan bölgelerdeki insanlar klima kullanarak ev sıcaklıklarını ortalama bir değere sabitlemelidirler.

9. Adım

Bebeğinizin tahriş olan bölgeleri kaşımasını engellemeniz gerekmektedir. Bebeğiniz genellikle tahriş olan bölgeleri ya da cildin hassas bölgelerini kaşıma eğiliminde olabilir. Bu durum da egzama oluşumunu tetiklemektedir. Bu hastalığa engel olmak için bebeğinizin bu bölgelerini bir bez ya da havlu ile kapalı tutmanız gerekmektedir.

10. Adım

Nemlendirici makineler bebeklerin yatak odalarında kısa uyku sırasında da ve gece uykusu sırasında da çalıştırılmalıdır. Dünya Sağlık Örgütü bebeğin hassas cildinin kurumaması için bu adımı önermektedir. Atmosferik nem oranı düşük olduğunda ve havadaki nem oranı ısıyı arttırdığında kişinin cildi kuru kalır ve sonuç olarak egzama ve benzeri cilt hastalıkları için uygun ortam hazırlanmış olur. Bunun önüne geçmenin en iyi yolu nemlendirici kullanmaktır.

Uyarılar

Her bebekte her yumuşatıcı ve nemlendirici krem yararlı olmaz. Bazı bebeklerin bazı kremlere ya da tüm kremlere karşı alerjisi olabilir. Bu yüzden bir krem kullanmadan önce bebeğin doktoruna mutlaka danışılması gerekmektedir.

Bir çocuk egzama hastalığından muzdarip ise doktoru tarafından köpük banyosu yapması söylenebilir. Köpük banyosu doktorun önerdiği bir banyo sıvısının banyoya ekleyerek köpürtülmesi ile yapılır. Bu banyo cildin sağlıklı bir şekilde yumuşamasını sağlar.
Bunların dışında evde kullanılması gereken bazı temizlik malzemeleri vardır

Bu malzemeler şu şekilde sıralanabilir:

– Kokusuz nemlendirici sabun
– Kokusuz deterjan
– Kabartma tozu veya Kolloidal yulaf ezmesi
– Yumuşatıcı
– Sargı bezi
– Nemlendirici

Egzama en çok çocuklarda görülen bir deri hastalığıdır. Vücudun çeşitli yerlerinde rastlanabilen bu hastalık en sık ellerde görülür. Bu yüzden eller her gün en az 3 kere sabunla yıkanmalıdır. Her hastalıkta olduğu gibi egzamada da erken teşhis çok önemlidir. Belirtilerin görülmesi halinde doktora başvurarak erken tanı sağlanmalıdır. Erken tanı ile çok fazla çekilmeden hastalığın önüne geçilebilir. Egzama için bitkisel çözümler kullanılsa da mutlaka doktor tedavisi gerektiği de unutulmamalıdır.

Devamını Oku

Gut Hastalığına Ne İyi Gelir: Gut Hastalığı İçin Bitkisel Tedavi

Bitkisel Çözümler kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 164 defa okundu

Gut Hastalığına Ne İyi Gelir: Gut Hastalığı İçin Bitkisel Tedavi

dizdeki ağrılara bitkisel çözüm

gut hastalığı için bitkisel tedavi

Artrit ve gut gibi eklem hastalıkları eklemlerde oluşan şiddetli ağrılar ve iltihaplar ile karakterizedir. Bu tip hastalıklarda ilk olarak parmak eklemleri ve diz eklemleri etkilenir ve gut hastalığı belirtileri ilk olarak bu alanlarda ortaya çıkar. Özellikle gut hastalığında ayak ağrısı oluşmaktadır. Gut hastalığı tedavisi için temel hedef, kandaki ürik asidi azaltmak ve eklemlerde birikmesini engellemektir. Ağrı kesicilerin yanı sıra gut hastalığı için doğal çözümler de gut tedavisinde ağrıların azaltılmasında etkili olabilir.

Gut hastalığı bitkisel tedavi

– Vişne

Ekşi kiraz ve vişne suyu inflamasyonu azaltırken diz ağrılarının hafiflemesine yardımcı olur. Kiraz içinde bulunan etkin madde antosiyanin gut ağrıları için oldukça etkilidir. Antosiyanin aynı zamanda kiraza kırmızı rengini veren maddedir. Kiraz kan ve idrarda ürik asidin azalmasını sağlarken hafif alkali bir ortam oluşturmak için potasyum da sağlar. Vişnede de aynı maddeler bulunmaktadır. Bu nedenle gut hastalarına günde 1 bardak kiraz ya da vişne suyu önerilir.

– Siyah fasulye suyu

Yüksek miktarda antosiyaninler siyah fasulye suyunda da bulunmaktadır. Eklemlerdeki inflamasyonu, ağrıyı ve sertliği gidermeye yardımcı olan siyah fasulye aynı zamanda anti enflamatuar özelliklere sahiptir. Fasulye özellikle et suyu ile birlikte tüketilirse kandaki ürik asit miktarını azaltmaya yardımcı olacaktır.

– Elma sirkesi

Elma sirkesi günümüzde eklem ağrıları için kullanılan en popüler bitkisel çözümdür. Özellikleri, gut hastalığına bağlı ağrı ve iltihaplanmaları hafifletmeye yardımcı olmaktadır. Elma sirkesi asidozu azaltır ve ürik asit miktarını hem kanda hem de idrarda düşürür. Elma sirkesi ile su karıştırılarak tüketilebilir. Bu diz ve eklem ağrısı rahatlatmak için kullanılan en etkili yöntemdir. Kompres olarak kullanmak için ise elma sirkesi ve su eşit oranlarda karıştırılır. Bir bez bu karışım ile ıslatılarak ağrılı eklem bölgesi üzerine yerleştirilir. Sıcak olarak uygulanması önerilirken ısının ağrıyı arttırdığı zamanlarda ılık olarak da kullanılabilir. Gün içinde ihtiyaç duydukça işlem tekrarlanabilir.

Gut hastalığı diyet önerileri

Diz vücudun tüm yükünü taşıyan eklemler arasındadır. Bu nedenle dizde gelişen herhangi bir ağrı ya da şişlik durumu yürümeyi imkansız hale getirebilir. Gut hastalığının diz bölgesini etkilemesini önlemek için ilaç tedavisinin yanı sıra beslenme düzenine ve yaşam tarzına da dikkat edilmelidir.
Gut hastalığı genellikle çok sık kırmızı et tüketilmesinden kaynaklanır. Yüksek protein alınması gut hastalığına neden olarak eklem ağrılarının oluşmasının temel nedenidir. Çünkü protein kandaki ürik asit oluşumunu fazlalaştırır. Bu nedenle gut tedavisine ek olarak yüksek proteinli gıdalardan ve özellikle kırmızı etten kaçınılmalıdır.

– Bol bol su tüketilmeli

Su tüketimi gut hastalığı ile mücadelede artırılmalıdır. Su tüketiminin artırılması vücudun ihtiyacı olan nemi almasını sağlar. Ayrıca eklemlerde gut nedeni ile oluşan ağrıların azaltılmasında da yardımcı olur. Kanı seyrelterek ürik asit oranının düşmesini sağlar. Özellikle meyve suyu (vişne suyu) tüketilebilir. Çilek içerdiği su oranı ile gut tedavisine katkıda bulabilecek meyveler arasındadır.

– Anti inflamatuar ilaçlar

Aleve veya Motrin gibi anti inflamatuar ilaçlar vücuttaki ürik asit miktarını azaltmaya yardımcı olabilir. Gut oluşumunun büyümesini engellerken şişliklerinde inmesine katkıda bulunur. Diz ağrıları için kullanılan bu ilaçlar ağrı kesici etki gösterir. Ancak bu ilaçların kullanılırken dikkatli olunmalıdır. Çünkü bazı durumlarda mide kanamasına neden olabilir. Bu nedenle bu tür anti inflamatuar ilaçları kullanmadan önce mutlaka bir doktora danışılması gerekmektedir.
Gut nedeniyle oluşan eklem ağrıları ciddi sağlık sorunlarına neden olmasa da yürümeyi zorlaştıran ve ağrılara neden olarak hayatı etkileyen bir hastalıktır. Bu nedenle mutlaka tedavi edilmelidir. Eğer eklem bölgelerinde ağrı ve şişlikler oluşuyorsa en kısa zamanda tıbbi yardım almakta fayda olacaktır.

Devamını Oku

Ayak Başparmak Ağrısı Nasıl Geçer: Ayak Baş Parmağı Ağrısına Doğal Tedavi

Bitkisel Çözümler kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 414 defa okundu

Ayak Başparmak Ağrısı Nasıl Geçer: Ayak Baş Parmağı Ağrısına Doğal Tedavi

ayak baş parmağı ağrısı tedavisi

ayak baş parmağı ağrısına doğal tedavi

Ayak baş parmağı ağrısına ne iyi gelir?

Ortalama bir yetişkin günde yaklaşık 9,000 adım atar. Ayaklar gün boyunca vücudun ağırlığını taşırken en çok yorulan uzuvlardır. Çoğu insan adım atarken baş parmağına yük bindirerek basar. Yanlış basış pozisyonları ayak baş parmağına daha çok yük binmesine neden olarak; tırnak batması, gut, düz taban, sesamoiditis ve artrit gibi sorunlara neden olabilir. Bu tür hastalıklar ayak baş parmağında ve topuk bölgesinde ağrıya neden olabilir. Baş parmağı ağrısının en yaygın nedeni gut hastalığı ve tırnak batmasıdır.

Ayak baş parmak ağrısının nedenleri

– Şişlikler

Ayak baş parmağında yaralanma sonucu şişlikler oluşabilir. Aşırı basınç ya da kayma şiddetli ağrılara neden olabilir. Ayak parmağındaki şişlikler genelde tırnak batması nedeni ile oluşur. Şişliğe de neden olabilen tırnak batması, oldukça acı veren bir durumdur. Tırnak kenarlarının tırnak yanındaki ete batmasıyla oluşan rahatsızlık bazı durumlarda cerrahi müdahale gerektirebilir.

– Gut hastalığı

Gut, ürik asit kristalleri içinde ortak bir birikim nedeniyle oluşan inflamatuar bir durumdur. Gut genellikle ayak başparmağını etkiler ve şiddetli ağrılara neden olabilir. Ağrı ve şişlik özellikle parmakta bulunan eklem bölgesinde oluşur. Ağırlık taşındığında ya da ayak parmağı zorlandığında ağrı daha da artar. Romatoit bir hastalık olan gut aynı zamanda tedavisi zor bir hastalıktır. Araştırmacılar, gut hastalığına daha çok şu durumlarda rastlanıldığını göstermektedir:

Obezite
Şeker hastalığı
Yüksek kan basıncı
Yüksek kolesterol
Metabolik sendromlar

– Düz taban

Düz taban hastalarında topuk içe ya da dışa kaymış olabilir. Ayak parmakları yere tam temas eder ve ayak tabanında normalde bulunması gereken boşluk yoktur. Ayak tabanına uygulanan kuvvet ayağa baskı uygulanmasına neden olurken baskı ayak baş parmağı üzerine biner. Bu durum ayak tabanında yırtılmalara ve ayak parmağında ağrılara neden olabilir. Düz taban tedavisinde genellikle ortopedik çözümler uygulanır. Ayak formu normal duruş pozisyonuna alıştırılmaya çalışılır.

– Sesamoiditis

Sesamoid kemiğinde tendonlar küçük yuvarlak kemiklere gömülür. Tendonlarda oluşan baskı ağrıya neden olabilir. Ayak başparmağı altın genellikle ayak esnekliğini sağlayan tendonlar 2 sesamoid kemiği vardır. Özellikle dansçıların yaptıkları zorlayıcı hareketler ile bu kemik ve tendonlarda ağrılı inflamasyon gelişebilir. Bazı durumlarda şişlik ya da morarma ortaya çıkabilir.

– Artrit

Ayak ve ayak başparmağı arasında bulunan eklemlerde de artrit gelişebilir. Artrit zaman içinde aşınmaya neden olan bir eklem hastalığıdır. Tekrarlanan gut saldırıları ve şiddetli iltihaplar da artrit hastalığını tetikleyebilir.

Baş parmakta ağrı ve şişlik sık görülen sağlık sorunlarından biridir. Ayak baş parmağındaki ağrılar genellikle ciddi bir sağlık sorunu değildir. Yanlış ayakkabı seçimi, yanlış basış pozisyonları ve basit ayak yaralanmaları çoğu zaman ağrıya neden olabilir. Nadiren de olsa gut ve düz taban gibi rahatsızlıklar için tıbbi yardım gerekebilir. Her hangi bir ayak ağrısı uzun süreden beri devam ediyorsa ya da yürüme sorunları yaratıyorsa doktora görünmekte yarar olacaktır. Doktor ağrının nedenine bağlı olarak farklı tedavi seçenekleri uygulayabilir. Düz taban ve gut hastalığında ortopedik ve beslenme tedavileri uygulanır. Tırnak batması ya da kemik çıkıntısının oluştuğu durumlarda ise önce medikal çözümler uygulanır. Eğer bu çözümler işe yaramazsa cerrahi yöntemler de uygulanabilir. Özellikle tırnak batmasından kaynaklanan ağrıları dindirmek için bazı noktalara dikkat edilmesi gerekir. Baş parmak tırnağı kesilirken düz kesmek yerine oval bir şekilde kesilmeli; köşeler keskin bırakılmamalıdır. Tırnak kenarındaki etler kesilmemelidir. Eğer ağrıyla birlikte tırnak batması oluşan bölgelerde iltihaplanma varsa mutlaka bir doktora başvurulmalıdır. Bu bölgeye uyuşturucu kremler ile birlikte antibiyotik kremlerin uygulanması ağrıyı hafifletmeye yardımcı olacaktır.

Devamını Oku

Soğuk Algınlığı Nasıl Geçer: Soğuk Algınlığına Doğal Çözümler

Bitkisel Çözümler kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 72 defa okundu

Soğuk Algınlığı Nasıl Geçer: Soğuk Algınlığına Doğal Çözümler

soğuk algınlığına doğal çözüm

soğuk algınlığına doğal çözümler

Soğuk algınlığına ne iyi gelir?

Ömür boyu en sık görülen hastalık soğuk algınlığıdır. Ulusal Hastalık Enstitüsü’nün açıklamasına göre alerji ve enfeksiyon hastalıkların arasında 200 farklı virüs etkeni ile nezle en yaygın hastalıklar sıralamasında ve en kolay oluşabilen hastalıklar sıralamasında birinci sırada yer almaktadır. Yetişkinler genellikle yılda 2 ile 4 kez soğuk algınlığına yakalanırlar. Çocuklar ise her yıl 6 ile 10 kez soğuk algınlığına yakalanır. Burun ve üst boğaz astar dokusunda soğuk algınlığı virüsleri nedeni ile enfeksiyon oluşması söz konusudur. Soğuk algınlığı belirtileri en çok burun iltihabı ve üst boğaz astarları ile ilgili rahatsızlıklar şeklinde kendini gösterir.

Soğuk algınlığı belirtileri:

– Burun akıntısı

Burun akıntısı soğuk algınlığı geçiren kişilerde en sık görülen belirtilerden biridir. Viral enfeksiyon vücudun bağışıklık sistemi ile savaşır. Bu sırada burundaki mukus hacmi artar. Genellikle ilk birkaç gün için açık renkli ve suyumsu bir akıntı gerçekleşir; daha sonra yavaş yavaş renk daha çok koyulaşır ve sarımsı bir enfeksiyona dönüşebilir.

– Burun tıkanıklığı

Burun astarında şişme, burundan alınan hava akımında tıkanma karakteristik bir soğuk algınlığı belirtisidir. Burun akıntısı neden olan işlemlerin aynısı burun astarının şişmesi ve dolayısıyla burun tıkanıklığına neden olabilir. Bu nedenle, bu iki belirti genellikle birlikte görülmektedir ve çözümü de birlikte sağlanmaktadır. Ortalama olarak, belirtiler iki hafta kadar sürebilmesine rağmen bu iki belirtinin beraber oluşması halinde sonuçlar daha hızlı yaşanabilir.

– Hapşırma

Çoğu insan soğuk algınlığı geçirdiği sırada hapşırma ve kaşıntılı geniz sorunları yaşamaktadır. Nazal solunum yolları ve vücudun bağışıklık sistemi tetikleyicilerinin hastalığa karşı sinirsel olarak verdiği tepkiye hapşırma denir. Bu durum en çok viral olan, yani virüs etkenli olan enfeksiyonel soğuk algınlığı geçiren kişilerde görülür.

– Boğaz gıdıklanması ve boğaz ağrısı

Soğuk algınlığı geçiren kişide oluşan iltihaplı sıvıda genizden akar. Bu akış sürecinde başta boğaz gıdıklanır ancak daha sonrasında akan mukus sıvısının yoğun olması nedeniyle ve boğazın da hastalık yüzünden hassas olması nedeniyle geniz tahriş olabilir. Bu durumda da boğaz gıdıklanması yerini boğaz ağrısına bırakır. Bundan kurtulmak için ya da ağrının şiddetini azaltabilmek için boğazı yumuşatan sıvıların alınması gerekmektedir.

– Baş ağrısı

Soğuk algınlığı hafif de olsa baş ağrısına neden olabilir. Soğuk algınlığı nedeniyle genellikle artan sinüs basıncı, sinüs dokularda şişkinliğe neden olur. Bu şişkinlik de baş ağrısına yol açar. Baş ağrısı genellik burun yolunun temizlenmesinin ardından hafifleyerek yok olur.

– Öksürük

Öksürük her seferinde olmasa da bazen soğuk algınlığı ile beraber oluşabilir. Boğazda ve burun arkasında salgılanan mukus yüzünden oluşur. Yani soğuk algınlığı virüsleri akciğerleri doğrudan etkilemez. Boğazı etkiler ve boğaz bölgelerinde oluşan mukus yüzünden öksürme durumu yaşanır.

– Ateş

Küçük çocuklarda oluşabilecek soğuk algınlığı durumu, düşük dereceli ateşe yol açabilir. Bu ateş genellikle 37 – 39 santigrat derece arasında olmaktadır. Yetişkinlerde genellikle soğuk algınlığı durumunda ateşlenme görülmez.

– Göz seğirmesi

Göz seğirmesi sık sık karşılaşılabilen ve genelde de fark edilmeyecek kadar önemsiz olan bir sorundur. Bu durumun asıl nedeni normalde magnezyum ve potasyum eksikliği olarak nitelendirilir. Ancak doktorlar yine de göz seğirmesini hipermetrop, miyop, astigmat gibi göz kusurlarının habercisi olarak gösterebilir. Bunun dışında göz tansiyonundaki artıştan da kaynaklanabileceği iddia edilmiştir. Ancak bunların yanı sıra soğuk algınlığı geçiren kişilerde de göz seğirmesi gözlenebilir. Çünkü göz seğirmesine neden olan mineral eksikliği soğuk algınlığı sırasında yaşanabilir. Bunun yanı sıra geniz bölgesinin pH derecesi değişecektir ve bu da göz tansiyonunun oynamasına neden olarak dolaylı yoldan gözün seğirmesine neden olabilir.

Soğuk algınlığı için bitkisel çözüm:

İnsanlar binlerce yıldır doğal olan ev ilaçları ile soğuk algınlığı tedavisi uygulayarak bu hastalıktan kurtuluyorlar. Doğal olan bu tedaviler belki hastalığı çok hızlı yok etmezler ancak belirtilerini hızlı bir şekilde yok ederek mevcut bulunan rahatsızlığı ortadan kaldırırlar. Eğer doğal tedavilere rağmen hastalıktan ve belirtilerinden hala kurtulamıyorsanız mutlaka doktorunuza başvurarak genel bir sağlık kontrolünden geçmenizde veya doktorunuzun detaylı bir muayenesinden geçmenizde fayda vardır.

Soğuk algınlığına zencefil:

Soğuk algınlığı için bilinen bir başka bitkisel çözüm ise inflamasyonu azaltmak ve mide kızgınlığı ile mide bulantısının önüne geçebilmek için zencefil kullanılmasıdır. Zencefilli soda olarak bilinen ginger ale, mide pH seviyesini düzenlemek için ve havasız sinüsleri açarak iltihaplı dokunun şişmesini önlemek için idealdir. Zencefil, önlediği bu durumlar ile birlikte getirisi olan öksürük ve hapşırığında dolaylı yoldan önüne geçmiş olur. Ancak günümüzde birçok şeyin sahtekârlığı yapıldığı gibi bu maddenin de sahtekârlığı yapılmaktadır. Bu yüzden aldığınızın gerçek zencefilli soda olduğundan emin olmalısınız. Zencefilin lezzeti beğenilmese bile bu durum hastalığı iyileştirerek yararlı etkiler yarattığı gerçeğini değiştirmez. Bu yüzden zencefilli gazoz soğuk algınlığına karşı kullanılabilecek en etkili tedavi yöntemlerinden birisidir.

Soğuk algınlığına tavuk çorbası

Tavuk çorbası, hastalık nedeni ile yorgun ve bitap düşmüş vücuttaki ağrı ve sızıyı yok etmeye yarayan, hücrelerin yenilenme ve kendine gelme süresini kısaltan özellikte bir çorbadır. Anekdot niteliğindeki kanıtlarla, tavuk çorbasının anti-virüs ve anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu kesinleşmiştir. Bu sıcak çorba ile yükselen buharsız ve havasız sinüsleri ve göğüs tıkanıklığı temizleyebilirsiniz. Çorba içine konabilen havuç gibi bazı sebzeler enfeksiyonla mücadelede içerdiği C vitamini ve antioksidanları kullanmaktadır. Bu çorbaya isteğe bağlı olarak tavuk parçaları konabilir. Bunun yanı sıra sarımsaklı veya soğanlı da yapılabilir ancak sarımsak ve soğanın asidik özellikleri C vitamini ve antioksidanların etkilerini biraz düşürüyorlar.

Tuzlu gargara

Soğuk algınlığı geçiren bir kişinin uygulayabileceği bir başka kocakarı ilacının da tuzlu su ile gargara yapmak olduğu söylenebilir. Tuzlu su ağrılı ve kaşıntılı boğazı yatıştırır ve iltihaplı dokuların kuru kalarak üzerindeki mikroplarının ölmesine yardımcı olur. Tuzlu su ya da tuzlu burun spreyi, kurumuş burun duvarlarının yağlanması ve sinüslerin temizlemesi konularında yardımcı olabilir.

Çinko pastilleri

Çinko, sağlıklı bir vücuda sahip olabilmek için önemli bir mineraldir. Özellikleri arasında hücre yenilenmesini hızlandırmak ve vücudun savunma sistemlerini güçlendirmek gibi maddeler yer almaktadır. Çinko ile uygulanan tedavi hem soğuk algınlığından korunmak için yapılabilir hem de soğuk algınlığı geçiren bir kişinin iyileşmesi için yapılabilir. Soğuk algınlığı sırasında sıkça alınan çinko pastilleri, her geçen gün kişinin hissettiği ağrıyı azaltarak ilk baştaki ağrıda çok daha az ağrı çekilmesini sağlar. Ancak bağışıklık sistemi ne kadar güçlendirilse de soğuk algınlığının ilerlemesi aniden ve tamamen durdurulamaz. Ancak çinko alımından sonra bu süreç bir hayli hızlanacağı gibi belirtilerin yok olması da çok kolay olacaktır.

Soğuk algınlığı en hızlı nasıl geçer?

Soğuk algınlığının hızlı geçmesi için ilaç tedavisinin yanı sıra doğal ve bitkisel çözümler de düzenli olarak kullanılmalıdır. Boğazın yumuşaması için sıcak içecekler tüketilmelidir. Grip için bitkisel çözümler kullanıldığında en kısa sürede iyileşme sağlanacaktır. Ancak soğuk algınlığı uzun zamandır devam ediyorsa ya da tekrarlıyorsa ve belirtiler kötüye gidiyorsa mutlaka en kısa zamanda bir doktora gidilmelidir.

Devamını Oku