"Bağışıklık Sistemi Hastalıkları" Kategorisi

Gıda Alerjisi Nasıl Geçer: Gıda Alerjisine Doğal Çözüm

Bağışıklık Sistemi Hastalıkları kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 522 defa okundu

Gıda Alerjisi Nasıl Geçer: Gıda Alerjisine Doğal Çözüm

deri döküntüsü bitkisel çözüm

gıda alerjisine doğal çözüm

Gıda alerjisinde ne yapılmalı?

Besin alerjisinin ilk belirtisi olan isilik, başlı başına bir semptomdur. Gıda alerjisinde yaygın olarak ciltte kaşıntılı lezyonlar ve egzama gibi cilt hastalıkları oluşabilir. Gıda alerjileri öncelikle 3 yaşın altındaki çocukları etkilerken nadiren de olsa yetişkinlerde de görülmektedir. Özellikle egzama geçirmiş kişilerde gıda alerjisi daha yaygın görülmektedir. Besinlere karşı oluşan döküntü durumlarında öncelikle doktora danışılması gerekmektedir. Doktor hangi besinin alerjiye neden olduğunu bularak tedaviyi bu doğrultuda yapacaktır. Eğer döküntünün nedeni alerji değilse gıda alerjisi için doğal tedavi yöntemleri de uygulanabilir.

– Besin alerjisine neden olan besinler

Alerjiye neden olan en yaygın besinler yumurta, süt, soya, buğday, balık ve fındık gibi gıdalardır. Alerjik reaksiyon sırasında bağışıklık sistemi bu besinleri yabancı madde olarak algılar ve tepki verir. Virüs ya da mikropla mücadele ediyormuş gibi besinlerin içerisindeki proteinlerle de mücadele eder. Zararlı gördüğü proteinlere karşı savaş veren bağışıklık sistemi antikor üretmeye başlar. Antikorlar kan hücrelerine nüfuz ederek histamin üretilmesini sağlar. Bunun sonucunda deride kırmızı lekeler oluşurken hastada yoğun kaşıntı atakları görüşebilir.

Gıda alerjisi nasıl anlaşılır?

– Kurdeşen

Gıda alerjisi nedeniyle oluşan en yaygın deri döküntüsü kurdeşendir. Dermatoloji Amerikan Akademisine göre kurdeşen vücudun belirli bölgelerinde küçük kümeler halinde ortaya çıkar. Şişlik ve kızarıklığa neden olan kurdeşen cilt yüzeyinde yüksek miktarda histamin üretilmesini sağlar. Döküntü, şiddetli kaşıntıya neden olabilir ve dakikalar içerisinde vücut üzerinde herhangi bir yeren sıçrayabilir. Bazı durumlarda kurdeşen iç mukoza yapısına; ağız, boğaz ve kulaklara yayılabilir. Bu tür durumlarda acilen tıbbi yardım almak gerekir. Döküntülerin iç mukoza yapısına ulaşması engellenmelidir.

– Egzama

Egzama hem çocuklarda hem de yetişkinlerde görülebilen bir deri hastalığıdır. Daha çok kabarcıklar şeklinde görülen lekelerden sıvı sızabilir. Küçük kırmızı diken görüntüsünde olan lekeler kaşıntıya neden olurken lekelerin kaşınması daha sonra ciltte iz kalmasına neden olabilir. Bu izler genelde kalıcı olabilir. Egzama genelde enfeksiyon sonucunda oluşan bir hastalık olsa da gıda alerjisi gibi durumlarda da ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle alerjik reaksiyonlar konusunda dikkatli olmakta ve lekenin yapısını iyi anlamakta fayda olacaktır.

– Gıda alerjisine ne iyi gelir?

Besin alerjisinde en geçerli tedavi yöntemi alerjik reaksiyona neden olan gıdalardan uzak durmaktır. Hangi gıdanın bağışıklık sistemini etkilediği bilinmiyorsa bu gıdayı tespit etmek için bazı gıdaların tüketilmesi durdurularak alerjik reaksiyonlar izlemeye alınabilir. Ayrıca döküntülerin alerjiden kaynaklanıp kaynaklanmadığının anlaşılması için doktora danışarak alerji testi de yaptırılabilir. Eğer besin alerjisi sonucu vücutta lekeler ve lezyonlar oluştuysa özellikle egzama için krem ve losyonlar kullanılabilir. Dermatoloji Amerikan Akademisine göre bu kremlerin içerisinde bulunan kortikosteroid cildin nemlenmesini sağlarken yumuşamasına yardımcı olur. Lezyonların küçülmesine katkıda bulunan ilaçlar kurumuş cildin tekrar canlanmasını sağlar.

Gıda alerjisi ne zaman geçer, gıda alerjisi kaç günde geçer?

Gıda alerjisi ilaç tedavisi ve doğal çözümler uygulanarak en geç 1 hafta içerisinde geçer. Ancak bu süreden daha uzun süredir belirtiler devam ediyorsa mutlaka bir doktora danışılmalıdır.

Gıda alerjisine bitkisel çözüm?

– Özellikle daha önce egzama ve gıda alerjisi yaşamış olan kişiler beslenme konusunda dikkatli olmalıdırlar.
– Tetikleyici ve alerjik reaksiyona neden olan besinler biliniyorsa uzak durulmalıdır.
– Eğer cilt döküntüleri oluşmasına rağmen hangi besine karşı alerji olduğu tespit edilemediyse ilk olarak yumurta, süt, soya, buğday, balık ve fındık gibi gıdalardan kaçınılmalıdır.
– Polen gibi diğer tetikleyicilere karşı olası alerjik reaksiyonlara karşı da temkinli olmak gerekmektedir.
– Stres ve sıkıntılı durumlarda kaçınılmalıdır.
– Deri döküntüleri varsa çok sıcak ya da çok soğuk su ile banyo yapılmamalıdır.
– Alerjik reaksiyonlar ortaya çıktığında daha bol ve pamuklu kıyafetler giyilmelidir.

Devamını Oku

Saman Nezlesi Nasıl Olur: Saman Nezlesinin Belirtileri

Akciğer ve Solunum Yolları Hastalıkları kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 213 defa okundu

Saman Nezlesi Nasıl Olur: Saman Nezlesinin Belirtileri

saman nezlesi tedavisi

saman nezlesi tedavisi

Saman nezlesi nedir nasıl geçer?

Saman nezlesinde öksürük kalıcı ve oldukça yıpratıcı olabilir. Genellikle bu duruma postnasal damla neden olur. Saman nezlesi teşhisinden sonra kullanılan ilaçların da etkisi olabilir. Kalıcı öksürük oldukça rahatsız edici bir durumdur.

Saman nezlesinde öksürük

Saman nezlesinde öksürük temel nedeni genellikle kullanılan postnasal damladır. Hatta postnasal damla sendromu (PNDS) denilen durum kronik öksürüğe neden olabilir. Üst solunum yollarında oluşan yoğun mukus boğaz ve genzi tahriş ederek öksürme refleksine neden olur.

Alerjen kaynaklı öksürük

Boğaz tahrişi ve postnasal damla nedeniyle oluşan öksürüğün yanı sıra alerjenler de öksürüğe neden olabilir. Boğaza kaçan partiküller tetikleyici etki yaratarak boğazda kaşıntı yaratır ve öksürük ortaya çıkar. Astım belirtisi olan kronik öksürük aynı zamanda nefes darlığı gibi belirtilere de neden olabilir.

Saman nezlesi astıma çevirir mi?

Sezon hastalığı olarak bilinen saman nezlesi ilerlerse ya da tedavi edilmezse astıma dönüşebilir. Geçmeyen ya da giderek şiddetlenen öksürük krizleri oluştuğunda mutlaka doktora gidilmelidir.

Tanı

Doktor ilk olarak öksürüğün nedenini araştıracaktır. Nedenleri elemek için reflü ve saman nezlesi gibi hastalıkların tetkikleri yapılır. Öksürük sorunu yaşayan insanlara genellikle tanı koymak oldukça zordur. Boğazda oluşan mukusun ve kuru öksürüğün nedeni eğer postnasal damla ise saman nezlesinden kaynaklanan öksürükten söz edilebilir. Astım genellikle hırıltı veya akciğerlerde bir ıslık sesi sesine neden olduğu için saman nezlesinden farklı belirtiler gösterir. Doktor gerekli gördüğünde balgam ve mukus rengine bakmak için örnek isteyebilir. Eğer bir enfeksiyon ya da viral bir hastalık varsa mukus rengi genellikle sarı ya da yeşil sümüksü bir yapıdadır.

Saman nezlesi belirtileri

Öksürük atakları yaşamak oldukça rahatsız edici olabilir. Öksürük vücudun zayıf kalmasına neden olabilir. Ayrıca öksürüğe neden olan çeşitli ikincil komplikasyonlar vardır. Kronik öksürük geceleri ortaya çıkma eğilimindedir çünkü uyku eksikliği, yorgunluk ve sinirlilik gibi bir durumlar öksürüğü tetikler. Gece öksürüğü genelde uykudan uyanılmasına neden olabilir. Bu nedenle gün içinde sık sık uykusuzluk çekilebilir. Öksürük kaburgalarda çatlak ya da kırığa neden olabilirken aynı zamanda baş ağrısına da sebebiyet verebilir. Eğer kaburgada kırık oluştuysa kaburganın iyileşmesi zaman alabilir ve acı verebilir. Aşırı öksürük yorgunluk, nefes darlığı ve baş dönmesi gibi durumlara neden olabilir. Bazı hastalarda idrar kaçırma ve gün boyunca terleme gibi belirtiler de görülebilir.

Saman nezlesi tedavisi

Soğuk algınlığı ve diğer hastalıklarda öksürüğü gidermek için bazı tıbbi ilaçlar kullanılmaktadır. Fakat bu ilaçlar genellikle saman nezlesinden kaynaklanan öksürüğü durdurmaz. Bazı doktorlar öksürük için suppressants içeren ilaçlar reçete etse de bu ilaçların da etkisi tartışılmaktadır. Amerikan Koleji göğüs hekimleri (ACCP) tarafından yayımlanan bir çalışmada öksürüğe karşı verilen ve suppressants ile expectorants içeren ilaçların öksürüğü gidermede etkili olmadığı söylenmektedir. Fakat saman nezlesinden kaynaklanan öksürük için dekonjestanlar (Mucinex, Sudafed) ve antihistaminikler (Benadryl, Nymphomax) en etkili iki tedavi seçeneğidir. Eğer hasta nazal sprey formunda ilaçlar kullanacaksa bu ilaçlar bağımlılık yapabilir ve uzun süre kullanımı burun içerisinde deformitelere neden olabilir. Bu nedenle kısa süreli kullanım için önerilir. Saman nezlesi nedeni ile oluşan bir öksürük varsa antihistaminikler ve dekonjestanlar kısa vadeli rahatlama sağlayabilir.

Saman nezlesi çok ciddi bir sağlık sorunu değildir. Fakat belirtileri günlük hayatı etkileyebilir. Bu durumda eğer alınan ilaçlar işe yaramıyorsa ya da öksürük giderek şiddetleniyorsa mutlaka bir doktora gidilmelidir. Saman nezlesi kronik hale gelince astıma dönüşebilir. Erken tedavi ile hızlı bir şekilde iyileşme sağlanmalıdır.

Saman nezlesine ne iyi gelir?

 Saman nezlesi için ilaç tedavilerinin yanı sıra doğal çözümler de uygulanabilir. Saman nezlesi ilaçları için ise mutlaka bir doktora danışılmalıdır. Burun kanallarının açılması için buhar uygulaması da yapılabilir. Saman nezlesine iyi gelen bitkiler kullanılabilir. Özellikle okaliptüs yağı buhar uygulamasında kullanıldığında oldukça etkili olacaktır.

Saman nezlesi ne kadar sürer?

Saman nezlesi genellikle sezonluktur. Ancak kronikleştiğinde astıma dönüşebilir. Bu nedenle kontrol altına alınması ve tedavi edilmesi için en kısa zamanda bir sağlık kuruluşuna gidilmelidir.

Devamını Oku

Ms Hastalığı Neden Olur: Ms Hastalığına Bitkisel Tedavi

Bağışıklık Sistemi Hastalıkları kategorisine 20 Kasım, 2016 tarihinde eklendi, 138 defa okundu

Ms Hastalığı Neden Olur: Ms Hastalığına Bitkisel Tedavi

ms hastalığının tedavisi

ms hastalığının tedavisi

Ms hastalığı nasıl seyreder?

Ms hastalığı bir çeşit sinir hastalığıdır. Oldukça ciddi bir hastalıktır ve ms hastalığı belirtileri aniden ortaya çıksa da hızlı ilerler. Multipl skleroz (MS) günümüzde uygulanan kesin bir tedavisi yoktur. Ancak, tıbbi araştırmalar bazı ilaçların MS semptomlarını ve hastalığın nüksetmesini önlediğini ortaya koymaktadır. Kullanılan bazı ilaçlar MS hastalığının sürecini yavaşlatırken aynı zamanda hastanın yaşam kalitesini de artırır. Ancak kullanılan ilaçların bazı yan etkileri bulunmaktadır.

Ms hastalığı ilaçlarının yan etkileri:

– Tysabri (natalizumab) içeren ilaçlar kan, beyin ve omurilik içinde seyahat ederek bağışıklık hücrelerini engelleyecek biçimde tasarlanmıştır. Araştırmalar, natalizumabın sayısının azaltılmasının MS şiddetinin artmasına neden olduğunu göstermektedir. Fakat bu bileşen progresif multifokal leukoencephalopathy (PML) denilen ve son derece nadir görülen ama ölümcül bir beyin enfeksiyonunun risk oranını yükseltmektedir. Bu bileşene sahip ilaçların diğer basit yan etkileri arasında ise baş ağrısı, yorgunluk, eklem ağrısı ve alerjik reaksiyonlar gibi etkiler bulunur.
– Tecfidera (Dimetil fumarat) bağışıklık hücrelerini kısıtlayan ve vücudun sinir sistemine saldırmasını engellemeyen güçlü bir ilaçtır. Bu bileşene sahip ilaçlar bir anti-oksidan etkisi gösterir ve beyin ile omurganın MS hastalığından daha fazla zarar görmesini engeller. Bileşenin diğer basit yan etkileri baş ağrısı, kızarıklık ve mide bulantısı içerir gibi belirtileri içerir.
– Aubagio (teriflunomid), günde bir kez oral tablet şeklinde alınarak vücudun bağışıklık hücrelerinin merkezi sinir sistemine saldırmasını engeller. Bu ilaç ayrıca MS hastalığının belirtileri azaltırken ishal, mide bulantısı, saç dökülmesi ve karaciğerde yan etkilere neden olabilir.
– Avonex (interferon beta-1a), uyuşturucu bir ilaç olmakla birlikte interferon ailesinin bir üyesi olarak MS hastalığının ilerlemesini yavaşlatır, beyin lezyonlarının boyutunu ve sayısını azaltır. Ayrıca hastalık nüksettiğinde şiddetini de azaltır. Fakat bu bileşenin bulunduğu ilaçlar grip benzeri belirtilere (baş ağrısı, titreme, ateş) neden olabilir. Diğer yan etkileri ise karaciğer hasarı, nöbetler ve enjeksiyon yerinde reaksiyonlardır.
– Betaseron ve Extavia (interferon beta-1b) avonex ile aynı yan etkileri gösterir.
– Rebif (interferon beta-1a) de avonex ile çok benzer özelliklere sahiptir. Diğer interferon uyuşturucular gibi rebif de enjeksiyon hastalarında grip benzeri belirtilere özellikle ateş, bulantı ve baş ağrısı gibi yan etkilere neden olabilir.
– Copaxone (glatiramer asetat) vücudun bağışıklık sistemini korur sinirlerdeki miyelin maddesini yok engeller. Bu ilaç günde 1 kez alınır ve MS belirtilerinin sıklığını azaltır. Yan etkileri arasına enjeksiyon yerinde reaksiyonlar, kalp çarpıntısı, göğüs ağrısı ve kızarıklık gibi belirtiler vardır.
– Gilenya (fingolimod) oral olarak alınan ilaçlarda bulunur. Her gün tablet şeklinde alınırken bağışıklık hücrelerini ve lenf düğümlerini, miyelin saldırılarını önler. Yaygın yan etkileri arasında enjeksiyon, izleyen zamanlarda kardiyak olaylar (örneğin kalp çarpıntısı) ve toksisite göz sorunları görülebilir.
– Novantrone (mitoxantrone) bağışıklık hücrelerinde bulunan miyelin maddesini bastırır. Bununla birlikte hastalık sonucu oluşan sakatlıklar yavaşlar ve MS hastalığının nüks etme sıklığı azalır. Mitoxantrone’in birkaç ciddi yan etkileri vardır. Bu yan etkiler arasında kalp hasarı ve muhtemel lösemi kanseri etkiler bulunmaktadır.
Tedavide gecikilmemelidir.

Ms tedavisi için ilaç tedavisinin yanı sıra doğal çözümler de kullanılabilir. Ms hastalığı bitkisel çözüm yolları ile bir nebze de olsa kontrol altına alınmaktadır. Ms hastalığı çuha çiçeği gibi bitkiler ile belirtileri azaltılabilen bir hastalıktır. Ayrıca beslenme düzenine de dikkat edilmelidir. Ms hastalığına iyi gelen yiyecekler mutlaka beslenme düzenine eklenmelidir. Alternatif olarak ms hastalığında sülük tedavisi de uygulanan yöntemler arasındadır. Ancak mutlaka doktora danışılmalıdır.

MS hastalığı ile mücadele etmek için mutlaka doktora başvurarak tedavi olunmalıdır. MS tedavisinde kullanılan ilaçlar hastalığın gelişme sürecini uzatırken doktor farklı ilaç kombinasyonları oluşturarak hasta için en etkili tedavi yöntemini oluşturabilir. MS hastalığı bazı sakatlıklara neden olmadan tedaviye başlanmalıdır. MS hastalığında erken teşhis yapıldığında yüksek oranda ilk yıl hastalığın üstesinden gelinebilir. Bu nedenle erken teşhis ve erken tedavi oldukça önemlidir. Erken tedavi vücudun sinir sistemi hasarını azaltırken sakatlık riskini ortadan kaldırabilir ve daha kaliteli, sağlıklı bir hayat sürülmesini sağlayabilir. Ayrıca ms hastalığı tedavisinde son gelişmeler oldukça umut vericidir.

Devamını Oku

Alerjik Reaksiyona Ne İyi Gelir: Alerjik Reaksiyonlara Doğal Çözüm

Bağışıklık Sistemi Hastalıkları kategorisine 20 Kasım, 2016 tarihinde eklendi, 168 defa okundu

Alerjik Reaksiyona Ne İyi Gelir: Alerjik Reaksiyonlara Doğal Çözüm

alerjik reaksiyonların tedavisi

alerjik reaksiyonlara doğal çözüm

Alerjik reaksiyon nedir?

Görevi, kişiyi hasta yapabilen yabancı maddelerden korumak olan bağışıklık sisteminizin vücudu tehlikede gördüğü durumlarda gösterdiği bir çeşit tepkidir. Bu tepkiyi antikor oluşturarak yapar.
Bağışıklık sistemimiz birçok durumda dışarıdan gelen maddeyi iç organlara zararlı bularak vücudu koruma altına almak ister ve bu yüzden alerjik reaksiyon gösterir. En yaygın alerjenler şunlardır:

– Arı sokması (arının kendi özsıvısı)
– Polen
– Hayvan tüyü

Bunların dışında gıdasal alerjenler de bulunmaktadır. Bunlara örnek vermek gerekirse de şu şekilde bir sıralama yapabiliriz:

– Yer fıstığı
– Süt
– Buğday ürünleri
– Kabuklu deniz ürünleri
– Çilek

Bağışıklık sistemi ile gelen bu tepki, cilt tahrişi, göz sulanması veya hapşırma gibi hafif semptomlara yol açabilir. Ayrıca anafilaksi, solunum yetmezliği ve kalp krizi gibi ciddi ve hayati durumlara da neden olduğu nadir de olsa gözlemlenmiştir.

Alerjik reaksiyon belirtileri:

Belirtiler vücudun yabancı maddelere karşı hassasiyetine bağlıdır ve bu yüzden kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Alerjik reaksiyonlar, kurdeşen döküntüleri ve diğer cilt tahrişlerinin oluşumuna neden olabilir. Bazı gıda alerjilerinde ise ishal, şişkinlik ve diğer sindirim sorunları baş gösterebilir. Diğer bazı alerjilerde ise ciltte kabarıklık, nefes alma güçlüğü ve göz ile burun sulanması belirtileri de mevcuttur.
Anafilaksi en ciddi alerjik reaksiyon belirtisidir. Bu acil bir durum olduğunun göstergesi olacaktır.

Anaflaksi nasıl anlaşılır: Anafilaksi belirtileri şunlardır:

– Baş dönmesi
– Mide bulantısı
– Zayıf nabız

Bu reaksiyon en açık ve net olarak şu şekilde anlatılabilir: solunum yolları şişmesi ile oluşan hayati risk taşıyan belirtidir. Solunum yollarındaki şişlikler nefes almayı engelleyebilir. Tedavi edilmemiş anafilaksi, bilinç kaybı, solunum durması ve kalp krizine yol açabilir.

Alerjik reaksiyonun neden olduğu hafif belirtilerin tedavi edilmesi:

Hafif belirtili alerjik reaksiyonların tedavileri evde güvenli bir şekilde yapılabilir. Reçetesiz antihistaminikler ve dekonjestanlar, tıkanıklık ve nefes alma sorunlarının en kolay çözümleri olarak kullanılabilir. Bu ilaçlar genellikle göz damlaları ve burun spreyleri şeklindedir ve sorunlu bölgeye yakın temasta bulunduğu için, sıkıldığı an sorunun önüne geçilebilmektedir.

Alerjik reaksiyon kızarıklık kaşıntı ve şişlik gibi belirtilere neden olur. Bu belirtiler, buz ve kortikosteroid içeren kremlerin kullanımı ile azaltılabilir. Ağrı azaltmada parasetamol de etkili olacaktır. Bu madde genelde ağrı kesici hapların çoğunda bulunmaktadır.

Tüm bunlara rağmen belirtileriniz azalmaz ya da azalsa bile zamanla tamamen sona ermezse mutlaka doktorunuza görünmeniz gerekir. Doktorunuz bu durumda daha güçlü ve reçeteli ilaçlar ile sorunun önüne geçmeyi başarabilecektir.

Anafilaksi için adrenalin çözümü:

Anafilaksi, yaşamı tehdit eden bir durumdur. Hemen 112’yi aramak gerekir. Acil durum personeli bu durumda genellikle hemen epinefrin (adrenalin) enjekte eder. Bir doz adrenalin ne kadar çabuk verilirse hayatta kalma şansı o kadar artar.

Daha önce anafilaksi yaşadıysanız, doktorunuzun önerdiği acil durum ilacını mutlaka yanınızda taşımalısınız. Doktor tarafından önerilen bu ilaç, epinefrin içeren bir ilaç olacaktır. Bu ilacın tek bir dozunu oto enjektör makineleri ile baldırınızdan yaparak vücudunuza alabilirsiniz. İlacı uzun süre kullanmadıysanız mutlaka son kullanma tarihine dikkat ederek gerekirse yenisi ile değiştirmeyi unutmayın. Aile ve yakın arkadaşlarınızı acil durumlarda hangi ilacın nasıl verildiği konusunda bilgilendirmelisiniz.

Anafilaksi ilk yardım:

Anafilaksi bilinç kaybı, solunum yetmezliği ve kalp krizi oluşumuna neden olabilir. Bu durumlarda mutlaka acil bir şekilde 112’yi aramanız gerekmektedir. Ardından kişinin solunum ve dolaşım sistemlerini kontrol ettirmelisiniz. Bazı durumlarda CPR veya suni teneffüs yapılması gerekebilir.

Kişi sakin kalmaya çalışmalıdır. Nefes almakta güçlük çeken kişi daha önceden doktorundan onay alarak kullandığı oral ilaçları kullanmalıdır. Ayrıca anafilaksi geçiren insanların başının altına bir yastık konmasında fayda vardır.

Zehirli bitkiler:

ABD’deki Philadelphia Çocuk Hastalıkları Sağlık Merkezi, dünyadaki çocuk sayısının yaklaşık yüzde 70’inin zehirli sarmaşık, zehirli meşe ve zehirli sumak gibi ürünlere maruz kalmanın ardından alerjik bir reaksiyon gösterdiğini gözlemlemiştir. Belirtileri hafif kızarıklık, kabarcık ve kaşıntıdır.
Bu tür zehirli bitkilere temas halinde en çok kaşıntı belirtisi görülür. Bol sabun ve soğuk su ile etkilenen alan yıkanmalıdır. Kolloidal yulaf ürünleri veya hidrokortizon kremler de cildi yatıştırır.

Antihistaminikler, kaşıntı ve inflamasyonu azaltmak için çare olarak görülebilir. Belirtiler şiddetli ise, doktorunuz daha güçlü ve reçeteli olarak oral steroid kullanmanızı önerebilir.

Böcek ısırması:

Çoğumuz, böcek sokması için küçük tepkiler vermekteyiz. Yalnız bu durumda bazen çok daha büyük tepkiler verilmesi gerekebilir. Çünkü bazı böcekler ısırdığı zaman deri altına zehirli maddelerini bırakır. Bu bölgeleri mutlaka bol su ve sabunla iyice yıkamak gerekir. Buz da şişliği azaltmak için kullanılabilir. Ağrıların önüne geçmek için ise reçetesiz asetaminofenler kullanılabilir.

Denizanası çarpması:

Denizanası çarpması gayet keyifli bir şekilde geçirmeyi planladığınız günlerinizden birini berbat edebilir. Denizanası çarpması etkilenen alandaki derinin şişmesine, ağrımasına ve o alanda kaşıntı yaşanmasına neden olabilir.
Denizanası çarpması özellikle yazın herkesin başına gelebilir. Etkilenen bölge deniz suyunda ya da sirkede 30 dakika boyunca bekletilir ve yıkanır. Bu, zehrin nötralize olmasını sağlar. Buz, cildi yatıştırır ve ağrıyı azaltır. Hidrokortizon krem ve antihistaminikşer ise şişliği azaltmak için kullanılabilir.

İlk yardım:

Alerjik reaksiyona ilk yardım tedavisinde bulunmak için önce reaktif eden maddeyi yani alerjiye neden olan maddeyi bilmek gerekmektedir.

Anaflaksi nasıl önlenir?

– Evin içindeki ürünleri ve malzemeleri mutlaka kontrol edin. Birçok cismin kokusu cildinizin tahriş olmasına neden olabilir. Bu yüzden evinize alacağınız eşyalar konusunda seçici olmanız gerekebilir.
– Gıdaların etiketlerini dikkatle okuduğunuzdan emin olun. Ambalajlı gıdalar genellikle hiç ummadığınız ve sizde alerjik reaksiyon oluşturacak maddeleri içerebilir.
– Alerjik reaksiyonların oluşması durumunda acil tedavi edilmesinde fayda vardır. Bunu reçetesiz olarak temin edebileceğiniz antihistaminikler ve ağrı kesiciler ile sağlayabilirsiniz.
– Anafilaksi oluşması durumunda acil epinefrin gerekir. Bu yüzden hemen reçete için doktorunuza danışmalısınız. Anafilaksi her zaman için çok aciliyet içeren bir durumdur. Anafilaksi riskleri her zaman tıbbi testler ile takip edilmelidir.

Her şeyden önemlisi her hastalıkta olduğu gibi bu hastalıkta yakalanmamak için önce önlem almak şarttır. Alerjik reaksiyon için yapmanız gereken tek şey şudur: bir doktora giderek alerji testi yaptırmak ve nelere alerjik durum gösterip nelere göstermediğinizi belirlemektir. Bu sayede alerjik reaktiflerin ne olduğunu bilebilir ve bu reaktiflerden sosyal ve günlük yaşamda uzak durabilirsiniz. Tüm bunlar için öncelikle olması gereken düzenli doktor kontrolü, genel kontrol ve tüm kan tahlillerinin yapılmasıdır. Bu işlemleri belirli zaman aralıkları ile düzenli olarak yaptırdığınızda alerjik reaksiyonlar da dahil diğer tüm hastalıkların kontrolü yapılmış olmaktadır.

Devamını Oku

Multiple Skleroz Nasıl Anlaşılır: Multiple Sklerozun Belirtileri

Bağışıklık Sistemi Hastalıkları kategorisine 20 Kasım, 2016 tarihinde eklendi, 63 defa okundu

Multiple Skleroz Nasıl Anlaşılır: Multiple Sklerozun Belirtileri

multiple sklerozun belirtileri

multiple sklerozun belirtileri

Ms hastalığı nasıl ortaya çıkar?

MS hastalığının belirtilerinin doktor tarafından değerlendirmesi ve hastalığın ne kadar zaman içerisinde şiddetini artırdığını anlamak hastalığın tanısında çok önemlidir. MS olarak bilinen multipl skleroz hastalığı vücudun savunma sisteminin sinir hücrelerini çevreleyen miyelin kılıfını (yağlı bir maddedir) yabancı bir madde olarak görerek yok etmeye çalışması nedeniyle oluşur. Bu saldırı sonucunda halsizlik gibi belirtiler görülebilir. Vücudun miyelin ile mücadelesi ile oluşan iltihap bazen sinir sistemine zarar verir ve skar dokusunda kalıcı hasara neden olarak ve sakatlığa sebebiyet verebilir. MS hastalığının bazı belirtileri vardır. Bu belirtiler arasında bulanık görme, baş dönmesi, karıncalanma ve uyuşma, tüm vücutta veya kısmi felç, konuşma güçlükleri, işitme kaybı, körlük, yorgunluk, depresyon, eliminasyon sorunları veya bellek ve biliş zorlukları gibi belirtiler bulunmaktadır. MS hastalığı öngörülemez bir hastalıktır. Ms belirtileri kişiden kişiye göre değişebilir. Ayrıca, bazı durumlarda önemli belirtiler tamamen yok olabilir ve bir nüksetme esnasında ms hastalığı belirtileri tekrar ortaya çıkabilir.

Ms hastalığı nasıl başlar?

MS belirtilerini anlamak için ve diğer sinir sistemi bozuklukları ekarte etmek için doktorlar genellikle diğer nörolojik testleri de uygularlar. Bu testler refleksleri, duyumları, vücut hareketlerini, vizyon ve göz hareketlerini kontrol eder. MS tanısını koymadan önce doktorlar 5 tür test yaparlar. Bu testler şunlardır:

Nörolojik muayene: Doktor öncelikle hastanın tıbbi geçmişi konusunda bilgi ister. Ardından hastanın biliş, duygusal ipuçları, dil işlevi ve denge, koordinasyon, vizyon ve diğer duyuları gibi fiziksel yeteneklerini değerlendirmek için çeşitli testler yapar. Doktorlar çoğunlukla MS ile ilişkili fiziksel engeli ölçmek için EDSS kullanır. Bir dizi soru sorarak hastanın MS spektrumda tam olarak nerede olduğunu değerlendirilir.
Serebral sıvı analizi: Lomber ponksiyonda omurilik sıvısı, beyin-omurilik sıvısı (bos) örneği toplanarak bazı testlere tabi tutulur. Bu testler, multipl skleroz tanısını onaylamak ve MS’i, benzer hastalıklar içinde değerlendirmek üzere yapılır. Doktor bunun için oligokonal bantları isteyebilir. Oligokonal ile merkezi sinir sisteminde güçlü bir gösterge olan MS iltihabı aranır.
MRI tarama: Manyetik rezonans görüntüleme ile beyin lezyonları tespit edilir
Uyarılmış potansiyel (EP) testi: Bu test ile uyarılan sinir sisteminin verdiği elektriksel yanıtlar kaydedilir. MS saldırılarına karşı oluşan kalıcı hasarlar ve nörolojik tepki süreleri tespit edilebilir.
Kan testi: Her ne kadar kan testi ile MS tanısı yapılamasa da bu test kollajen vasküler hastalıklar, kalıtsal hastalıklar ve HIV gibi benzer hastalıkların teşhisinde kullanılabilir. Bu tip hastalıkların oluşumu ise MS hastalığını tetikler.

Ms hastalığı teşhisi nasıl konur?

MS hastalığı tanı koymak konusunda zorlayıcı bir hastalıktır. Doktor merkezi sinir sistemi, beyin, omurilik ve görme sinirleri de dahil olmak üzere tüm sinir sistemini analiz eder. MRI ve VEP gibi tanılama araçları kullanmak için belirli yönergeler vardır.

Ms hastalığının çeşitleri ve ilerleme

Ulusal Multiple Skleroz Derneği hastalığın dört ayrı türde gerçekleştiğini söylemektedir. MS hastalığında görülen hafif, orta ve şiddetli belirtilere sahip türler şunlardır:

– Relaps havaleleri MS (RRMS)
– Başlangıç Progresif MS (PPMS)
– Orta şiddetli Progresif MS (SPMS)
– MS (PRMS) Progressive Relaps

Ms hastalığı nasıl bir hastalıktır?

Bazı MS hastalarında da trombositopeni diye bilinen bir durum ortaya çıkabilir. İdiopatik trombositopenik purpura (ITP) sonuçları anormal derecede düşük seviyede olan trombositler ile otoimmün bir kanama bozukluğuna neden olabilir. Bu durum özel kan hücreleri eksikliğine neden olarak aşırı kanamaya neden olabilir.

Devamını Oku

Hiv Virüsü Nasıl Bulaşır: Hiv Virüsünün Belirtileri

Bağışıklık Sistemi Hastalıkları kategorisine 20 Kasım, 2016 tarihinde eklendi, 41 defa okundu

Hiv Virüsü Nasıl Bulaşır: Hiv Virüsünün Belirtileri

hıv virüsü etkileri

hıv virüsü etkileri

Hiv virüsünün ilk belirtileri:

AIDS hastalığına neden olan HIV virüsü bağışıklık sistemini zayıflatır ve enfekte olmuş kişilerde kanser dahil olmak üzere bir çok hastalığa yakalanma riski artar. Ayrıca HIV enfeksiyonu tedavisinde kullanılan antiretroviral ilaçlar da anormal yağ dağılımına, anormal lipid ve glukoz metabolizmasının oluşmasına ve kemik kaybı gibi ciddi sağlık komplikasyonlarına neden olabilir. HIV yani AIDS’in neden olduğu komplikasyonlar ve enfeksiyonlar şunlardır:

Hiv belirtileri:

– Tüberküloz

HIV enfeksiyonu ile ilgili olarak tüberküloz en yaygın fırsatçı enfeksiyonlardan biridir. Sağlıklı bağışıklık sistemi olan insanlar için verem daha düşük bir ihtimalken AIDS hastalarında risk çok daha fazladır. Tüberküloz hava ile bulaşabilir ve akciğerler ile merkezi sistemi etiler. Tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

– Salmonellozis

Salmonellozis genellikle besin zehirlenmesi olarak bilinmektedir. Kirli su ve yiyecekler nedeni ile oluşur. Belirtileri arasında ishal, ateş, karın ağrısı, kusma ve titreme gibi belirtiler bulunmaktadır. Normalde insanlar bu enfeksiyonu daha kolay yenebilirken AIDS hastaları gıda zehirlenmesi yaşadıklarında tedavi sürecinde sıkıntı yaşanabilir. Çünkü bağışıklık sistemi çalışmaz ve dışarıdan müdahale gerekir.

– Sitomegalo virüsü (CMV)

Sitomegalo virüsü (CMV), tükürük, kan, idrar, meni ve anne sütü ile bulaşan bir herpes virüsü türüdür. Sağlıklı bir insan, sitomegalo virüsünü daha kolay atlatabilir. Fakat zayıf bağışıklık sistemine neden olan HIV enfeksiyonu hastalarında virüs sonucu gözlerde, sindirim sisteminde, akciğerde ya da diğer organlarda hasar oluşabilir. HIV enfeksiyonu bulunan kişilerde bu virüs körlüğe bile neden olabilir.

– Kandidiyaz

Mantar olarak da biline kandidiyaz ağız ve boğazda veya vajinada görülen bir enfeksiyondur. İnflamasyon ve kalın beyaz lekelere neden olan kandidiyaz müköz membranlar üzerinde daha sık görülür. Bu enfeksiyon kan içinde bulunduğu için HIV enfeksiyonu yaşayan insanlarda oldukça tehlikeli olabilir.

– Toksoplazmoz

Bu paraziter enfeksiyon genellikle su ve et ile kişiye geçer. Sağlıklı bir bağışıklık sistemine sahip kişilerde hastalık önlenebilir. Fakat bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde toksoplazmoz beyin kusurlarına, körlüğe ve merkezi sinir sisteminde ciddi hasarlara neden olabilir.

AIDS hastalarından en sık görülen kanser çeşitleri nelerdir?

HIV hastası olan kişilerde bağışıklık sistemi çöktüğü için bazı kanserlerin oluşması daha olasıdır. Bu nedenle AIDS olan insanların bağışıklık sistemleri iyi izlenmeli ve olası kanser belirtileri iyi analiz edilmelidir. Kanserin erken belirtileri keşfetmek ve tedaviye hemen başlamak hastaların ölümcül sonuçlarla karşılaşmamasını sağlayabilir. AIDS ile ilgili en yaygın kanser türleri şunlardır:

– Kaposi sarkomu HIV ile enfekte kişilerde en sık rastlanan kanser türüdür. Bu kanser çeşidi deride ve ağızda pembe, kırmızı ya da mor lezyonlara neden olabilir. Kan damarlarının içinde tümör oluşumları görülürken aynı zamanda bu tümörler sindirim sistemi ya da akciğerler üzerine de sıçrayabilir. Bu kanser türünün HHV-8 olarak bilinen bir virüs nedeniyle olduğu düşünülmektedir.

– Lenfoma

Beyaz kan hücrelerinde oluşan bu kanser türü genellikle şişliklere neden olur. Virüs bulaşmış kişilerde boyun, koltuk altı ya da kasıklardaki lenf bezlerinde şişlikler ortaya çıkar.

Hiv virüsünün etkileri:

HIV virüsü bağışıklık sisteminin çökmesine neden olduğu için ciddi ölçüde kilo kaybına neden olabilir. Ayrıca ishal ve ateş de zayıflığa eşlik edebilir.

Nörolojik komplikasyonlar nelerdir?

HIV enfeksiyonu kafa karışıklığı, unutkanlık, depresyon, anksiyete ve yürüyüş sorunlarına neden olabilir ve sinir hücrelerine ciddi derecede zarar verebilir. HIV hastalarında demans ve zihinsel işlev yitimi gibi hastalıklar da daha sık görülür.

Hiv bulaşıcı mı?

Hiv virüsü son derece bulaşıcıdır.

Hiv virüsü nasıl ortaya çıkar?

Hiv virüsünün tanılanması için hiv testi yapılması gerekmektedir.

Hiv virüsü öldürür mü?

Hiv virüsü diğer adıyla aids ölümcül bir hastalıktır. Her hastalıkta olduğu gibi erken teşhis çok önemlidir.

Devamını Oku

Alerji Neden Olur: Alerjinin Belirtileri

Bağışıklık Sistemi Hastalıkları kategorisine 2 Haziran, 2016 tarihinde eklendi, 119 defa okundu

Alerji Neden Olur: Alerjinin Belirtileri

alerjinin belirtileri

alerjinin belirtileri

Alerji nasıl olur?

Alerji genellikle ciddi bir hastalık değildir. Sadece vücudun ve bağışıklık sistemin yabancı bir maddeye ya da maddelere karşı verdiği yanıttır. Bazı gıdalar, polen ya da evde beslenen hayvan tüyü gibi vücudun tepki vermesini tetikleyen bu yabancı maddelere alerjen denir. Bağışıklık sisteminin görevi enfeksiyon ve diğer zararlı patojenler ile mücadele ederek vücudun sağlıklı olmasını sağlamaktır. Bir tetikleyici vücuda girdiğinde bağışıklık sistemi cevap verir ve alerjik reaksiyonlar ortaya çıkar. Bu alerjik reaksiyonlar arasında iltihap, hapşırma gibi bazı belirtiler bulunmaktadır. Alerji yaygın görülen bir durum olmakla birlikte can sıkıcı belirtiler gösterebilir. Normalde bağışıklık sistemi dışarıdan tetikleyici maddelerden etkilenmez. Fakat alerjisi olan insanlarda pek çok madde bağışıklık sistemini dış istilacılara karşı harekete geçirirken, bu maddeleri vücut için bir tehdit olarak görür. Alerji reaksiyonları önlemek için pek çok tedavi yöntemi bulunmaktadır.

Alerji nedenleri ve alerji çeşitleri

Alerji normalde zararsız olan yabancı maddelerin vücuda girmesi ya da cilde temas etmesi ile oluşur. Günümüzde hala alerjiye neden olan etkenler ve vücudun bu şekilde bir tepkiyi neden verdiği tam olarak anlaşılamamaktadır. Bazı durumlarda alerjik reaksiyonların yalnızca genel bir duyarlılık olduğu bazı durumlarda ise genetikle ilgisi olduğu düşünülmektedir. Fakat alerji, genetik ile aileden geçer diye kesin bir yargıya varamayız. Mesela annenizin kabuklu deniz ürünlerine alerjisi varsa bu ille de sizde de olacağı anlamına gelmez.

Alerjiyi ne tetikler: Alerjenler listesi:

– Hayvansal tetikleyiciler: Evde beslenen hayvan tüyü, toz ve mite atıkları, hamamböceği gibi.
– İlaçlar: Penisilin, “sülfamid” uyuşturucu gibi maddeler.
– Gıdalar: En çok buğday, fındık, süt, kabuklu deniz ürünleri ve yumurta gibi besinler.
– Böcek sokması: Arı, eşek arıları, sivrisinek gibi hayvan ısırıkları.
– Kapalı alanlar: Kapalı alanda yapılan sporlar
– Polenler: Çimen, otlar ve ağaçların yanı sıra reçine bitkilerden salgılanan polenler.
– Diğer maddeler: Bakır ve lateks (ACAAI) gibi metaller.

Mevsimsel Alerjiler arasında saman nezlesi en yaygın alerji türüdür. Saman nezlesi bitkiler tarafından genellikle baharda ortaya çıkan polenlerden kaynaklanır. Burunda kaşıntı, sulu gözler, burun akıntısı ve öksürük gibi belirtiler göstermektedir.

Alerji belirtileri nelerdir?

Gıda alerjilerinde görülen belirtiler:

– Ciltte şişme
– Kurdeşen döküntüleri
– Mide bulantısı
– Yorgunluk

Besin alerjisi tanısı biraz zaman alabilir. Çünkü belirtileri tam olarak anlaşılmasını geciktirir. Eğer yemek yedikten sonra belirtiler şiddetleniyorsa gıda alerjisinden söz edilebilir. Her insan farklı besinlere alerjik reaksiyonlar gösterebileceği için böyle bir durumla karşılaştığınızda bir doktora başvurmanızda fayda olacaktır.

Saman nezlesi belirtileri:

– Soğuk algınlığı belirtilerine benzer belirtiler
– Burun tıkanıklığı ve burun akıntısı
-Gözlerde şişme

Saman nezlesi çoğu zaman evde uygulanan bitkisel çözümlerle geçer. Fakat belirtiler hayatınızı etkileyecek şekilde şiddetliyse bir doktora görünmenizde fayda olacaktır.
Şiddetli alerji anafilaksiye neden olabilir. Anafilakside alerji belirtilerine ek olarak baş dönmesi ve bilinç kaybının yanı sıra zor nefes alma gibi belirtiler de görülebilir. Özellikle şüpheli bir alerjen ile temas ettikten sonra bu belirtilerle karşılaşıyorsanız ve giderek şiddetleniyorsa derhal tıbbi yardım isteyin.

Alerji teşhisi nasıl konur?

Alerji tanısın konması için birkaç yol vardır. İlk olarak, doktorunuz semptomlar hakkında sorular soracak ve fiziksel muayene yapacaktır. Genelde doktorlar ilk olarak belirtilerin ortaya çıkmasından önce ne yediğinizi sorarlar. Mesela ellerinizde kızarıklıklar varsa doktorunuz size son zamanlarda lateks eldiven giyip giymediğinizi sorabilir. Gıda alerjilerinde genellikle tanı bir sıralama ile konur. Doktorunuz bazı gıdaları beslenme düzeninizden çıkarmanızı ister. Eğer alerji belirtileri devam ediyorsa çıkardığı besinleri ekleyerek başka besinleri yememenizi ister. Alerjiye neden olan gıda bulunduğunda gıda alerjisi tanısı konulmuş olur. Doktorunuz ayrıca alerji testleri de uygulayabilir. Alerji testi alerjenlerin kullanıldığı bir tür cilt testidir. Bu test sırasında cilde potansiyel alerjenler içeren küçük iğneler yapılır. Cildin reaksiyon vermesine dayalı olan alerji testinde eğer vücut alerjene karşı kırmızı ve iltihaplı bir tepki verirse bu alerjik reaksiyon belirtisi olarak adlandırılır.

Alerji nasıl tedavi edilir?

Alerji için en iyi tedavi her türlü tetikleyicilerden ve reaksiyona neden olan maddelerden kaçınmaktır. Fakat alerji türüne göre tedavi yöntemleri de değişebilir.
İlaç tedavisi
Saman nezlesi ve mevsimsel alerjilere karşı bazı ilaçlar kullanılmaktadır. Açık alana çıkmamak gibi bir kural hayat boyu uygulanamayacağı için hastalara genellikle antihistaminikler içeren ilaçlar verilir. Bu madde belirtileri kontrol etmede yardımcı olur. Alerjinin şiddetine bağlı olarak ilaçlar da değişiklik göstermektedir.

Alerji ilaçları içerisinde hangi maddeler vardır?

– Antihistaminikler
– Kortikosteroidler
– Cromolyn sodyum
– Dekonjestanlar
– Leukotriene değiştiriciler
– İmmünoterapi

Alerji ilaçları arasından en yaygın olarak kullanılan madde immünoterapidir. Bu ilaç bazı alerjenler özleri ile çeşitli enjeksiyonları içerir. Alerjik reaksiyona neden olan bu maddeye vücut alıştırılarak alerjinin tedavi edilmesi amaçlanır. Immünoterapi alerji belirtilerini tamamen yok etmese de daha hafif reaksiyonların oluşmasını sağlar.
Tehlikeli alerjik reaksiyon durumları için;
Genellikle acil bir alerjik reaksiyon durumunda adrenalin uygulanmaktadır. Bu acil müdahale daha çok hayati tehlike yaratan alerjik reaksiyonlarda tıbbi olarak kullanılan bir yöntemdir.
Alerji tedavisi için pek çok doğal tedaviler yöntemi bulunmaktadır. Pazarlanan tüm takviyeleri denemeden önce doktorunuza danışmanız gerekir. Çünkü bazı doğal ya da bitkisel tedaviyi oluşturan çözümler de alerjenler içerebilir.

Alerji nasıl önlenir?

Alerjiyi önlemenin bir yolu yoktur, ancak belirtilerin ortaya çıkmasını önlemek için birkaç yol vardır. Alerji belirtilerini önlemek için en iyi yol alerjiyi tetikleyen alerjenler kaçınmaktır. Kaçınma, gıda alerjenleri tedavisinde en etkili yoldur. Gıdaları eleme yöntemi ile neye alerjiniz olduğunu bularak o besinden kaçınabilirsiniz. Ayrıca yediğiniz gıdaların içeriklerini kontrol ederek alerjik reaksiyonlara neden olabilecek besinleri tüketmeyebilirsiniz. Mevsimsel alerjilerin belirtilerini en aza indirgemek için uygun hava filtreleri ile evinizin havasını temizleyebilir, evde bulunan miteların üremesini azaltmak için yatak ve çarşaf temizliğine özen gösterebilirsiniz. Toz alerjisi için ise sık sık evinizi temizleyerek kirli havadan uzak durmanız gerekir. Alerji testi yaptırırsanız hangi tetikleyiciye karşı alerjiniz olduğunu bilebilir ve bu maddelerden kaçınabilirsiniz.

Alerji reaksiyonları bazen oldukça rahatsız edici olabilir. Sürekli kaşıntı, burun akması, hapşırmak ve öksürmek sıkıntı verici bir durumdur. Bu durumda en iyi çözüm öncelikle bir doktora başvurmak olacaktır. Alerjinin neye karşı geliştiğini anlamak oldukça önemli bir noktadır. Neye karşı alerjik reaksiyonların ortaya çıktığı anlaşıldığında tedavi de kolaylaşacaktır. Eğer alerji belirtileri denediğiniz tüm doğal yöntemlere rağmen artarak devam ediyorsa en yakın zamanda tıbbi bir yardım almanız gerekmektedir.

Devamını Oku

Çocuklarda Alerji: Alerji İçin Doğal Yöntemler

Bağışıklık Sistemi Hastalıkları kategorisine 9 Mayıs, 2016 tarihinde eklendi, 271 defa okundu

Çocuklarda Alerji: Alerji İçin Doğal Yöntemler

alerji için doğal yöntemler

alerji için doğal yöntemler

Alerji nasıl oluşur?

Alerji farklı tetikleyicilere karşı vücudun oluşturduğu belirtileri içerir. Çocuklarda da alerji belirtilerine rastlanabilir. Özellikle polen alerjisi çocuklarda çok sık görülen bir alerji türüdür. Çocuklarda da aşırı duyarlı bir bağışıklık sistemi olduğunda bir tetikleme maddesine (allerjenlere) karşı vücut kendini korur. Histamin vücutta serbest kalarak alerji belirtilerine yani döküntülere ya da kaşıntıya, gözlerin sulanmasına neden olabilir.

Alerjiyi önlemenin yolları:

En etkili önleme alerjiyi tetikleyen maddelerden ve durumlardan uzak durmaktır. Bunun için çocuğunuzun hangi maddelere, gıdalara ya da tetikleyicilere karşı alerji belirtileri gösterdiğini anlamalısınız. Örneğin, bir çocuğun alerji belirtileri göstermesi astımı belirtilerini tetikleyebilir. Çocukta ağzında şişlikler, göz kapaklarında ya da genital bölgede anjiyo ödem adı verilen daha derin bir sorunlar görülebilir. Alerji belirtileri boğazı etkilerse ve boğazda şişlikler oluşursa durum ölümcül hale gelebilir. Böyle ağır vakalarda hemen doktor müdahalesi gerekmektedir. Eğer çocuğunuzda hafif alerji belirtileri varsa çocuğunuzun gündelik hayatı kesintiye uğrayabilir.

Alerji belirtileri nelerdir?

Çocuğunuzda alerji varsa ciltte şişlikler, kırmızılıklar, kaşıntı, pullanma veya biraz dökülme görülebilir. Bu dermatit genellikle zehirli sarmaşık gibi bir alerjen madde tarafından gerçekleşir. Çocukların bazılarında lateks balonlar, oyuncaklar ya da nikelden yapılmış takılar da bu deri döküntülerinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Kurdeşen, sık sık kaşınan ve ciltte hafif pütürler oluşturan bir durumdur. Saman nezlesi, kedi tüyü, böcek sokması ve bazı ilaçların yan etkileri kurdeşenin oluşmasına neden olabilir.

Bebeklere alerji yapan gıdalar:

Gıda alerjisi deri döküntülerine neden olmanın yanı sıra çocuklarda şaşkın ve algılamada zorlanmaya ya da ağızda karıncalanma hissine neden olabilir. Bu belirtilerin dışında ishal ya da mide ve bağırsak sıkıntılarına da neden olabilir. Gıda alerjileri hırıltı veya nefes darlığı gibi belirtilerle solunum yollarını da etkileyebilir. Eğer çocuğunuzda bu tür belirtiler görürseniz birkaç saat önce ne yediğini düşünerek alerjiye neden olan besini bulabilirsiniz.

Bebeklerde solunum alerjisi:

Çocuğunuzun bağışıklık sistemini ağaçlar, çimenler ve otlar etkileyebilir. Aynı zamanda evcil hayvan tüyü, toz akarları ve polen de tetikleyiciler arasındadır. Bu tetikleyicilerin yarattığı alerji de gıda alerjisi gibi ağızda kaşıntı ve karıncalanma hissine neden olur. Fakat solunarak alınan alerjenler daha çok sinüsleri ve gözleri etkiler. Genelde en sık görülen belirtiler hapşırma, burun akıntısı, gözlerde sulanma ve burun tıkanıklığıdır. Nefes almak da zorlaşabilir.

Cilt alerjisi bitkisel tedavi

Aloe vera jel ya da kremler kaşıntıyı önleyen losyonlar arasında bulunurken aynı zamanda cildin yatıştırılmasını da sağlar. Tahriş olmuş bölgeleri sıcak su ve yumuşak bir sabunla yıkamak da etkili olabilir. Kurdeşen için ise sıcak su yerine soğuk ve ıslak bir bez ile bölgeyi silmek yeterli olacaktır. Bazı bölgelerde buzlu su ya da soğuk süt de kullanılabilir. Dilerseniz kaşıntıyı ve tahrişi önlemek için banyo suyuna biraz kabartma tozu da ekleyebilirsiniz.

Gıda alerjisi bitkisel tedavisi

Gıda alerjileri için garantili tek yol alerjiye neden olan gıdalardan kaçınmaktır. Eğer çocuğunuzda alerjiye neden olan besin henüz belirlenemediyse bunun için birkaç test yapılması gerekir. Çocuklarda gıda alerjisinin oluşmasına neden olan besinler genelde fıstık, süt, buğday, yumurta ve fındık ağacı gibi besinlerdir. Bu besinleri teker teker beslenme düzeninden çıkararak hangi besine karşı alerjisi olduğunu anlayabilirsiniz. Gıda alerjisi ile birlikte ishal de görülüyorsa bol bol su içilmeli, muz, pirinç, elma püresi ve tost tüketilmelidir.

Solunum alerjileri için doğal ilaçlar

Solunuma bağlı alerji çeşitleri için bulunulan ortamların havalandırılması oldukça önemlidir. Bazı ilaçlar ile saman nezlesi engellenebilirken; burun veya göz tahrişi yatıştırılabilir.

Devamını Oku

Alerjik Astım Neden Olur: Alerjik Astımın Belirtileri

Akciğer ve Solunum Yolları Hastalıkları kategorisine 9 Mayıs, 2016 tarihinde eklendi, 105 defa okundu

Alerjik Astım Neden Olur: Alerjik Astımın Belirtileri

alerjik astımın belirtileri

alerjik astımın belirtileri

Alerjik astım nasıl olur?

Alerjik astım alerjenlerin astım belirtilerini tetiklemesi sonucunda oluşur. Alerjik astım olan insanlar genellikle polen gibi bir alerjenlere maruz kaldıklarında alerjik reaksiyonlar yaşarlar. Astım hastalarının yarısından fazlasında alerjik astım vardır ve genellikle bu durum tedavi edilebilir.

Alerjik astımın nedenleri:

Bağışıklık sistemi vücudu zararlı maddelere karşı korur. Bazı insanlarda alerjen denilen maddeler bağışıklık sistemi tarafından tehdit olarak algılanır. Vücut kendini korumak için bazı tepkiler geliştirir. Bu tepkiler alerjik belirtiler olarak ortaya çıkar. En sık görülen alerjik belirtiler arasında şişlik ve kaşıntı vardır. Fakat bazı insanlarda daha ciddi belirtiler; mesela solunum problemleri de görülebilir. Bu da alerjik astımın varlığına işarettir. Alerjik astımı tetikleyen şeyler:

– Polen
– Evde beslenen hayvan tüyü
– Toz

Hamamböceği, süt, balık, kabuklu deniz ürünleri, yumurta, yer fıstığı ve fındık ağacı gibi tetikleyiciler de bazen alerjik astıma neden olabilir. Ancak bu maddelere olan hassasiyet genel olarak çok sık görülmez.

Alerjik astım belirtileri nelerdir?

Alerjik astım belirtileri normal astım semptomları ile aynıdır. Bu belirtiler şunlardır:

– Hırıltı
– Öksürük
– Göğüs sızlaması
– Hızlı solunum
– Nefes darlığı

Saman nezlesi ya da alerjiden söz edildiğinde astım sırasında şu belirtiler de görülebilir:

– Kaşıntılı cilt
– Döküntü
– Cildin kuruyarak pul pul olması
– Burun akıntısı
– Gözlerde kaşıntı
– Göz sulanması

Alerjenlerden herhangi birinin yutulması halinde görülen belirtiler ise şunlardır:

– Yüzde ve dilde şişme
– Boğaz, ağız ve dudakların şişmesi
– Ağızda lekelenme
– Anafilaksi (şiddetli alerjik reaksiyon)

Alerjik astım teşhisi nasıl konulur?

Deri örnek testleri alerji tanısı için yaygın olarak kullanılır. Doktor cilde az miktarda alerjen içeren bir iğne uygular. 20 dakika sonra cildin verdiği tepki ve kırmızılıkların durumu analiz edilir. Bu analiz sonucunda hastaya alerjik astım teşhisi konabilir. Ayrıca tanıyı kuvvetlendirmek için bazı testler de yapılabilir:

– Spirometri: Nefesi ve hava miktarını ölçer. Bu test, ciğerlerin bronşiyal tüplerinde oluşan daralmayı da analiz etmeye olanak sağlar.
– Hava basıncı: Akciğer fonksiyonlarını ölçmeye yarayan basit bir testtir.

Alerjik astım nasıl tedavi edilir?

Alerjik astım tedavisinde tedavi şekli hem astım hem de alerji tedavilerini içerebilir. Genellikle doktor astım tedavisi için sprey önerir. Bu spreyler astım belirtilerini engellerken bir diğer yandan alerjik reaksiyonlar da şiddetine göre tedavi sürecine alınır. Kaşıntı gibi klasik alerji belirtileri ile başa çıkmak için bir antihistamin gerekebilir.

Alerjik astım tehlikelimidir?

Alerjik astım hastalarında ciddi komplikasyonlar olabilir. Anafilaksi olarak da biline şiddetli alerjik reaksiyonlar hayatı zorlaştırabilir. Ciddi belirtiler şunlardır:

– Ağız ve yüz şişliği
– Yutma güçlüğü
– Anksiyete
– Kafa karışıklığı
– Şiddetli öksürük
– İshal
– Bayılma
– Burun tıkanıklığı

Tedavi edilmeyen anafilaksi hayati tehlikelere neden olabilir. Anormal kalp hızı, zayıflık, düşük tansiyon, hızlı nabız ve kalp krizi gibi sorunlar ortaya çıkabilir.

Alerjik astım nasıl önlenir?

Alerjik astım atakları her zaman önlenebilir değildir. Ancak atakların sıklığını engellemek için bazı noktalara dikkat edilebilir.

– Evde oluşan tozlara karşı düzenli olarak HEPA filtreli vakumlu temizleyiciler kullanılmalıdır. Bu ortamdaki alerjenlerin sayısını azaltmayı sağlar.
– Pencere ve kapılar kapalı tutulmalıdır. Ancak bu şekilde polenlerin içeri girmesi engellenebilir.
– Klima ya da fan kullanılmamalıdır. Kullanılması halinde alerji belirtileri tetiklenebilir.
– Gerekirse hava temizleyiciler kullanılmalıdır.
– Yerler sık sık temizlenmeli, toz oluşumları engellenmelidir.

Devamını Oku

Alerji Neden Olur: Alerjiye Neden Olan Besinler

Bağışıklık Sistemi Hastalıkları kategorisine 10 Nisan, 2016 tarihinde eklendi, 473 defa okundu

Alerji Neden Olur: Alerjiye Neden Olan Besinler

alerjiye neden olan besinler

alerjiye neden olan besinler

Alerji neden olur?

Saman nezlesi ya da diğer polen reaksiyonlarının sonucunda özellikle alerjiden şikayetçi olan insanlarda bazı bitkisel ilaçlara karşı alerjik reaksiyonlar oluşabilir. Bu nedenle sağlam bir bilgiye sahip olmadan bitkisel çözümleri kullanmamak gerekir. Alerjiye neden olan bitkiler şunlardır:

Alerjiye neden olan gıdalar:

– Papatya çayı alerji yaparmı?

Papatya en iyi sakinleştirici etkisi ile stres, ürtiker sorunlar ya da kaşıntı gibi cilt reaksiyonlarında kullanılmaktadır. Papatya, topikal losyon olarak ya da çay şeklinde kullanılabilir. Ancak, papatya polenlere alerjisi olan kişiler tarafından kesinlikle kullanılmamalıdır.

– Ekinezya alerji yaparmı

Papatya benzeri reaksiyonlara neden olan ekinezya polen ve çiçeklere karşı alerjisi olan kişilerde alerji belirtilerini tetikleyebilir. Ekinezya genellikle boğaz enfeksiyonları, soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklarda kullanılır. Ancak ekinezyanın yutulması özellikle polen alerjisi olan kişilerle belirtilerin kötüleşmesine neden olur. Ayrıca deri döküntülerine, mide ekşimesine neden olabilir.

– Karahindiba alerjisi

Papatya ailesinden olan karahindiba alerjik bünyelerde reaksiyonlara neden olabilir. Özellikle lateks alerjisi olan insanlarda alerjik reaksiyonların kuvvetlenmesine neden olur. Bitkisel sıvı ya da kapsül formları da tercih edilmemelidir. Nefes darlığı ve anafilaksi gibi hayati şok tepkilere neden olabilir.

– Alerjik gıdalar

Bazen, bitkisel kaynakların yanı sıra bazı gıdalar da alerjiye neden olabilir. Besin alerjilerinde belirtiler genellikle kaşıntı ve kızarıklık gibi belirtilerdir. Elma ve kirazın yanı sıra fındık, kavun veya ay çekirdeği de alerjik reaksiyonlara neden olabilir.

Alerjiyi tetikleyen besinler:

Bazı gıdalar polen alerjisine benzer belirtilere neden olabilir. Astımı tetikleyen bu belirtiler burun tıkanıklığı, hapşırma veya boğaz ağrısı gibi belirtilerdir.

– Muz alerji yaparmı?

Ham muz tüketmek alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Genel belirtiler dudak veya dilin şişmesi ile ağız, damak veya boğaz tahrişi gibi belirtilerdir. Bu tür belirtiler genellikle sadece anti-inducing meyve veya sebzelerin tüketilmesi ile oluşur. Alerjik reaksiyonlar yaşamamak için bu türde meyve ve sebzelerin tüketilmemesi gerekir. Ham muz yemek yerine pişmiş ya da işlenmiş muzlu besinler tüketilebilir. Ayrıca muz yerine diğer meyveler de tercih edilebilir.

– Kavun alerji yaparmı?

Kavun da alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Kavun ve karpuz özellikle ağız ve boğaz dokusunun tahriş olmasına neden olabilir. Genellikle bu alanlarda kaşıntı hissedilir. Bazı vakalarda ağız ve boğaz içerisinde deri döküntüsü ya da kabarcıklar da oluşabilir. Mide tahrişi, kramp, kusma veya ishal gibi belirtilere de sık rastlanır. Bu nedenle eğer alerjiden şikayet ediliyorsa bu besinleri tüketmeden önce besin alerjisi testleri yaptırılabilir.

– Kabak alerjisi ve salatalık alerjisi

Bazı kişilerde kabak ya da salatalık da alerjiye neden olabilir. Bu sebzeler çiğ tüketildiğinde sık sık alerjik reaksiyonlara neden olmaktadır. Genellikle boğazda tahriş görülürken dudak, ağız, damak veya boğazda kaşıntı da olabilir. Yemeden önce besinleri ezmek alerji belirtilerinin oluşmasını engelleyebilir. Ancak alerjik belirtiler her defasında oluşuyorsa bu besinlerin tüketilmemesi önerilir.

– Ayçekirdeği alerjisi ve bal alerjisi

Ayçiçeği tohumu ya da bal alerjik reaksiyonları tetikleyebilir. İçerisindeki polen artıkları nedeni ile astım belirtilerini şiddetlendirirken şok gibi etkiler de yaratabilir.
Bitkisel çözümler birçok hastalığın tedavisinde alternatif tedavi olarak kullanılmaktadır. Ancak bu bitkilerin olası yan etkileri göz önünde bulundurulmalıdır. Bitkisel tedaviler kullanılmadan önce mutlaka alerji testleri yapılmalı; yan etkileri konusunda doktora danışılmalıdır. Bazı besinler de alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Eğer kişide polen alerjisi ya da başka bir alerji türü varsa mutlaka diğer tetikleyicilere karşı da dikkatli olunmalıdır. Hastalıklar için kullanılan bitkisel tedaviler iyice araştırılarak uygulanmalıdır.

Devamını Oku

Alerji Nasıl Geçer: Alerjiye Doğal Çözümler

Bağışıklık Sistemi Hastalıkları kategorisine 4 Nisan, 2016 tarihinde eklendi, 1.031 defa okundu

Alerji Nasıl Geçer: Alerjiye Doğal Çözümler

alerjiye doğal çözümler

alerjiye doğal çözümler

Alerji nedenleri ve tedavisi:

Mevsim değişikliği ile oluşan alerjiler de kronik alerjiler de bazı tetikleyiciler ve tahriş edici alerjenler nedeni ile oluşur. Alerji genel olarak burun akıntısı, öksürük, boğazda kaşıntı, gözlerde kaşıntı ve deri döküntüleri belirtiler gösterir. Alerji belirtileri ve yan etkilerini hafifletmek için doğal ve bitkisel çözümler uygulanabilir.

Alerjiye ne iyi gelir: Alerji için doğal çözümler

1. Alerjiye tuzlu su

Üst solunum yolu belirtilerini hafifletmek için tuzlu su kullanılabilir. Özellikle alerjik rinit belirtilerinin iyileşmesine yardımcı olur.
– Bir çay kaşığı tuz daha önce kaynatılmış bir litre suya eklenir. Üzerine 1 çay kaşığı da karbonat eklenir. Soğuması beklenir.
– Soğuduktan sonra boş bir burun damlası şişesine konulur ve burun deliklerine uygulanır.
– Belirtilerin hafiflemesi için gün içinde birkaç kez tekrarlanabilir. Ancak çok sık uygulanması burun içini tahriş edebilir.

2. Alerji için nane

Nane esansiyel yağı içinde decongestant barındırır ve bu sayede alerji belirtilerini hafifletir. Nane aynı zamanda anti inflamatuar, anti oksidan ve anti bakteriyel özelliklere sahiptir.
– Naneli çay yapmak için bir çorba kaşığı kuru nane, beş dakikalığına bir fincan kaynar suya bırakılır. Soğuması beklenir ve içmeden önce bir tatlı kaşığı bal eklenir. Günde iki ya da üç bardak naneli çay tüketilebilir.
– Alternatif olarak, 5 ila 10 dakika sıcak nane çayından çıkan buhar teneffüs edilebilir. Bu mukus üretimini azaltırken boğazı temizler.

3. Alerji buhar tedavisi

Buhar çeşitli alerji belirtilerini hafifletir. Doku yenilemeyi sağlarken aynı zamanda olası tahrişi hafifletir.
– 1 tencere su kaynatılır. Kaynar su büyük bir kaseye dökülür. 3 ila 4 damla okaliptüs esansı, nane essentialoil, biberiye esansiyel yağı veya çay ağacı esansiyel yağı eklenir.
– Başın arka bölümüne kaseyi de kapsayacak şekilde bir havlu yerleştirilir. Buhar solunarak 5 ila 10 dakika bu şekilde nefes alınır.
– Bu işlem günde 3 kez tekrarlanabilir.

Not: Yüz bölgesinin buhar nedeniyle yanmaması için dikkatli olunmalıdır.

4. Alerjiye elma sirkesi

Elma sirkesi alerji için asırlık bir çözümdür. Antibiyotik ve antihistaminik özellikleri nedeniyle, elma sirkesi alerjik reaksiyonların tedavisinde yaygın olarak kullanılır. Hapşırma, burun tıkanıklığı, kaşıntı, baş ağrısı ve öksürük gibi belirtileri ortadan kaldırır.
– Bir çorba kaşığı filtre uygulanmamış, organik elma sirkesi bir bardak suya eklenir. Bir çorba kaşığı taze sıkılmış limon suyu ve yarım yemek kaşığı ham bal da eklenir.
– Akut alerji belirtileri rahatlamayana kadar günde 3 kez tüketilir.

5. Alerjiye ısırgan otu

Isırgan yaprağı mevsim alerjilerinin yanı sıra kronik alerji tedavisinde de etkili olabilir. Doğal antihistaminik olan ısırgan yaprağı vücutta histamin üretir ve bu nedenle çeşitli alerji belirtilerini hafifletir.
– Bir çorba kaşığı kurutulmuş ısırgan yaprağı, bir fincana konur. Üzerine kaynar su dökülür ve beş dakika dinlendirilir. Belirtiler hafifleyene kadar günde 2 ya da 3 kez tüketilebilir.
– Isırgan otu yanı sıra doktor onayı ile ısırgan otu kapsülleri de kullanılabilir.

6. Alerjiye sarımsak

Sarımsak, alerjiyi önleyen doğal bir antibiyotiktir. Kelimenin tam anlamıyla anti viral etki gösterir ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.
– İki ya da üç çiğ sarımsak dişi bir hafta boyunca her gün tüketilir.

7. Alerjiye limon iyi gelirmi?

Limon doğal antihistaminiktir ve C vitamini ile antioksidanlar içerir.
– Özellikle mevsimsel alerjide bahar mevsiminde önce her sabah limon suyu tüketilmelidir.
– Alternatif olarak, bir bardak sıcak suya yarım fincan limon suyu eklenebilir. İstenirse tat vermesi için 1 çorba kaşığı bal ve 1 çay kaşığı acı biber eklenebilir.

Devamını Oku

Hiv Ve Aids Arasındaki Fark Nedir

Bağışıklık Sistemi Hastalıkları kategorisine 24 Ocak, 2016 tarihinde eklendi, 356 defa okundu

Hiv Ve Aids Arasındaki Fark Nedir

aids ve hiv arasındaki fark

aids ve hiv arasındaki fark

Hiv taşıyıcılığı nedir?

Bazen “HIV” ve “AIDS” terimleri birbirlerinin yerine kullanıldığını görebiliriz. Ancak, bu iki kısaltma şeklinde bahsedilen terimler birbirleri ile ilişkili de olsa farklı koşullar ve sonuçlar doğurduğu için farklı durumları nitelemektedirler. HIV de AIDS de sonradan edinilmiş bağışıklık yetmezliği sendromu olarak nitelendirilmektedir. Ancak biri hastalığın kendisi, diğeri ise hastalığa neden olan virüs ve virüsün insan vücudunda bulunup bulunmadığını ifade eden bir terimdir. Bir kişi HIV pozitif olsa da AIDS olmayabilir. HIV pozitif olması kişinin AIDS virüsü taşıdığını gösterir. Ancak HIV pozitif olmak, yani AIDS virüsü taşımak kişinin kesinlikle AIDS hastalığına yakalandığı anlamına gelmez. Bazı kişilerin vücudu hastalığı geçirmeye uygun olmadığı için sadece taşıyıcı özellik gösterir. Bu kişiler cinsel yolla ve kan yoluyla bu hastalığı başkalarına bulaştırabilir ancak kendisi hastalığa yakalanmaz.
Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin yaptığı araştırmalara göre 1 milyon insanda ortalama olarak 492 bin kişide test sonuçları HIV pozitif çıkmıştır. Bu da aşağı yukarı her 2 kişiden birinin HIV pozitif olduğu anlamına gelmektedir. Ancak AIDS hastası olan kişi sayısı bir hayli azdır. AIDS olanlarla HIV pozitif olanlar arasındaki bu büyük farkın nedeni ise HIV virüsünün vücut uygun olmadıkça hastalığa dönüşmemesidir.

Aids nasıl başladı: Aids tedavisi var mı?

AIDS Sağlık Vakfı raporlarına göre ilk AIDS hastalığı 1980’lerin başında Amerika’da tanınmaya başladı. Ulusal Sağlık Enstitüleri göre 1982 yılında uzmanlar tarafından nadir pnömoni formları taşıyan, kaposi sarkomu içerebilen ve değişik bir kanser türü olma ihtimali taşıyan ölümcül bir hastalık olarak kayıtlara geçirildi. AIDS aynı zamanda sinsi hastalıklar arasına da eklendi. Çünkü çok belirgin olmayan enfeksiyonlar vücudu sararak kişi anlamadan vücudun bağışıklık sistemini çökertir. 1982 yılının Temmuz ayında söz konusu hastalığa bağışıklık yetersizliği sendromu adı verildi. 1984 tarihinde hastalığın virüsü büyük önlemler alınarak çeşitli ülkelerin işinde en iyi olan araştırmacılarına dağıtılarak incelenmeye başlandı. 3 yıl süren incelemenin ardından 1987 yılında virüse bağışıklık sistemi çökerten anlamındaki bir kısaltma isim olan HIV ismi verildi. Bir tedavi bulunabilmesi için çok çaba sarf edildi. Yıllarca uğraşılmış da olsa kesin iyileşmeyi sağlayacak bir tedavi bulunamadı.

Hiv nasıl anlaşılır: Hiv nasıl bulaşır?

AIDS Sağlık Vakfı göre HIV tanısı zordur. İlk belirtileri kişide yıllardır herhangi bir enfeksiyon belirtisi göstermeden bulaşmış olabilir. Korunmasız seks nedeni ile kolayca bulaşabilir. HIV vücudun bağışıklık sistemini işgal eder ve birkaç ay içerisinde bazı belirtiler ortaya çıkmaya başlar. Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesinde yapılan araştırmalara göre HIV enfeksiyonu ateş, ishal ve pamukçuk, dil ve ağız mantarı gibi belirtiler gösterebilir.

Aids nasıl başlar?

HIV virüsü çoğalarak ilerledikçe hastaların Aids belirtileri ve hastalık etkileri de ilerleyecektir. HIV virüsünün tam anlamı ile AIDS hastalığını oluşturması belki de seneler alabilir. Ya da seneler sonra bu hastalık yine de oluşum gösteremeyebilir. Ayrıca AIDS hastalığı oluşum gösterdiğinde dahi belirtileri seneler sonra gözlemlenecektir. Çünkü seneler içerisinde yavaş yavaş bağışıklık sisteminin çökmesine neden olur. Bu yüzden HIV testi belirli aralıklar ile yapılmadığı sürece AIDS hastalığının fark edilmesi imkânsızdır. AIDS Sağlık Vakfına göre HIV pozitif olan kişilerde hastalık oluşumu var ise bu hastalık etkili belirtilerini 15 yıl sonrasında göstermektedir. AIDS tanısı yapılabilecek bir hasta belirli bir CDC ölçüt kümesini geçirilmelidir. AIDS tanısında en önemli belirti; çok sayıda düşük CD4 T hücreye rastlanması ve bu hücrelerin de yönlerinde sapmalar görülmesidir. HIV ve AIDS hastalığı tanılarının ortak yönleri, bulundukları kişinin bağışıklık sistemi hücrelerin üzerinde oluşturduğu olumsuz etkidir. Yapılan ölçütlerle kişinin vücudunun HIV adlı virüsün çoğalmasına uygun olup olmadığını, yani AIDS oluşumunun gözlenip gözlenemeyeceğini belirlemek açısından bir hayli önemlidir.

Hiv akut dönemi: Hiv akut belirtiler

Akut enfeksiyon, HIV enfeksiyonunda sonra 2-4 hafta içinde ortaya çıkan AIDS enfeksiyonudur. ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bölümü tarafından sağlanan kaynak raporlara göre bu enfeksiyon AIDS hastalığının başlangıcı olarak kabul edilir. Akut Enfeksiyon belirtileri normalden biraz daha ağır olan bir grip belirtileri olarak nitelendirilebilir. Vücut akut enfeksiyon aşamasındayken virüs çok hızlı bir şekilde üremektedir. Bu virüsler bağışık sistemi hücrelerinin etkisiz kılınmasına neden olduğundan dolayı akut enfeksiyon gelişimi yavaş yavaş bağışıklık sisteminin çökmesine neden olur, yani AIDS hastalığının oluşum evresidir. En sonunda CD4 T virüsleri bağışıklık sistemini ele geçirerek etkisiz hale getirecektir. Bu da kişinin ölmesine neden olabilir.

Hiv erken teşhis

Klinik gecikme süresi, HIV enfeksiyonunun bir sonraki aşaması olan birkaç yıldır kişinin ne tür belirtiler geçirdiğinin araştırılması ve tedavinin gecikme süresinin hesaplanması evresidir. Thebody.com sitesindeki uzmanlar, pozitif bir HIV/AIDS kaynağının, genellikle yakın akrabalarında ya da arkadaşlarında AIDS olmasa da HIV virüsüne rastlanacağından emindirler.
AIDS hastalığına neden olan HIV virüsünün barındığı yer normal lenf düğümleri de olabilir. Bu aşamada sekiz yıl veya daha uzun bir süre boyunca devam eden bir AIDS hastalığı olduğu anlaşılır.

Aids evreleri nelerdir?

Aids ilk evre: Aids ilk belirtileri:

Erken dönemdeki AIDS hastalarında, vücudun bağışıklık sistemi az da olsa zayıflar. Bu yüzden bu hastaların viral, bakteriyel ve fungal enfeksiyonlara karşı duyarlılığı diğer insanlara göre daha fazladır.

Aids erken belirtileri:

– Cilt döküntüleri
– Yorgunluk,
– Gece terlemeleri
– Hafif kilo kaybı
– Cilt ve tırnakta mantar enfeksiyonları

Tüm bunların yanı sıra, Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar (NIAID) Ulusal Enstitüsü, baş ağrısı ve yorgunluğu da erken aşamadaki AIDS hastalarında görülen yaygın belirtiler arasında saymaktadır.

Aids hastalığında orta evre

AIDS hastalığının orta aşamasında enfeksiyonların şiddetinin arttığı gözlemlenmektedir. Kişi zahmetli ve acılı mantar enfeksiyonlarına yakalanabilir; ağızda pamukçuk ve tahriş nedeniyle oluşan beyaz veya sarı renkteki filmsel mantarlar vücudun çeşitli bölgelerinde oluşum gösterebilir. Bu enfeksiyonlarla en çok genital bölgelerde karşılaşabilirsiniz. Orta evre kendini en çok ağız ve genital uçuk olarak göstermektedir.

Aids son evresi

Son aşama AIDS hastalarında enfeksiyonlarla enfekte olmuş kişinin sürekli olarak hasta olduğu gözlemlenmektedir. Son evre AIDS hastaları bağışıklık sistemleri bir hayli zayıflamış olduğundan dolayı çok kolay hastalanırlar. Yapılan araştırmaların sonucuna göre ileri AIDS sahibi hastalarda gözlemlenebilecek enfeksiyonlar şu şekilde sıralanabilir:
– Mycobacterium avium karmaşık hastalığı (mantar etkenli oluşur)
– Carinii pnömoni (bakteri etkenli oluşur)
– Sitomegalovirüs (virüs etkenli oluşur)

Devamını Oku