"Hastalıklar" Kategorisi

Zeytin Yaprağının Faydaları (Zeytin Yaprağı Neye İyi Gelir?)

Bitkisel Takviyeler kategorisine 30 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 3.218 defa okundu

Bilim adamları, zeytinyağına sağlık ve yaşamı uzatan faydaları üzerinde son yıllarda oldukça fazla sayıda araştırma yapmaktadır. Zeytin denilince ilk akla gelen bu bitkinin çekirdekli meyvesi ve bu meyveden üretilen zeytin yağıdır. Ancak zeytin yaprağı de en az zeytinyağı kadar mucizevi faydalara sahiptir ve akla gelmeyecek kadar fazla sayıda hastalığa ve sağlık sorununa iyi gelmektedir. Peki zeytin yaprağı neye iyi gelir?

Zeytin yaprağı içerisinde bulunan ve oleuropein olarak bilinen polifenol, kötü kolesterole iyi gelmekte ve tansiyonu düşürmenize, kanseri önlemenize, vücutta şeker ve işlenmiş yiyeceklerin oluşturduğu oksidatif hasarlara karşı korumanıza iyi gelir.¹² Zeytin yaprağında bulunan polifenoller aynı zamanda hafızayı kuvvetlendirmekte ve zihin açıcı etki sağlamaktadır. Zeytin yaprağına acı tadını veren oleuropein aynı zamanda zeytintağının da antioksidan, antienflamatuar ve hastalık mücadele eden iyi özelliklerinin çoğundan sorumludur Tümörlü hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde tümörlü hayvanlara oleuropein verildiğinde tümörler gerilemekte ve hatta bazı hayvanlarda tamamen kaybolmaktadır.

Zeytin ağacı (Olea europaea), yapraklarında olduğu gibi zeytinli meyvede de bol miktarda oleuropein üretir ve özel işleme teknikleri artık oleuropein özü zeytin yaprağından damıtılarak bitkisel gıda takviyelerinde kullanılabilmektedir. Bu da, tüketicilerin aşırı miktarda zeytinyağı tüketmek zorunda kalmadan zeytinyağının en faydalı bileşenlerinden birine erişebileceği anlamına geliyor.

Zeytin yaprağı ekstraktları ve oleuropein bileşenleri, tansiyonu düşürücü etkileri ile ünlüdür ancak en son yapılan araştırmalar sağlığa olan faydalarının ötesinde olduğunu ortaya koymaktadır. Buna ilaveten zeytin yaprağı ekstresinin anti-inflamatuar ve antioksidan özellikleri, ateroskleroz, diyabet, kanser, nörodejeneratif hastalıklar ve hatta artrite karşı bitkisel çözüm sunar.

zeytin yaprağı

zeytin yaprağı ektresi SATIN AL


Zeytin yaprağı: Tansiyona bitkisel çözüm

Hayvanlarda yapılan çalışmalar, zeytin yaprağı ekstraktlarının yüksek tansiyona iyi geldiği ve tansiyon düşürücü bitkisel etki sağladığını göstermektedir. Özellikle tansiyon hastalığı riski taşıyanlar ile bu rahatsızlığa henüz yakalanmış olanlarda zeytin yaprağı özütünün daha etkili olduğu bilinmektedir. Diğer bir ifadeyle zeytin yaprağı özü tansiyonu hem tedavi eder hem de yüksek tansiyon riski taşıyan kişilerde bu rahatsızlığın ortaya çıkmasına mani olur.

Yüksek tansiyon düşmesi ile kalbin sol ventrikülünde basıncın azalması aynı anda gözlemlenmektedir. Bu durum da kalpteki koroner kan damarlarına kan akışının artmasına neden olur. Yani bir yandan tansiyon düşerken bir yandan da vücuda daha fazla kan pompalanmaktadır ki bu oldukça arzu edilen bir etkidir. İnsanlar üzerinde yapılan çalışmalarda zeytin yaprağı ekstraktlarının bu nitelikte tansiyon düşürücü etki oluşturduğu bilinmektedir.

Sınır hipertansiyonu olan (80-89 mmHg üzerinde 120-139 mmHg aralığında kan basıncına sahip) ikizler arasında oldukça ilginç bir çalışma yapılmıştır Bu çalışmada genetik olarak özdeş olan eş yumurta ikizlerinden birisine zeytin yaprağı esktresi takviyesi verilmişken diğeri ise placebo deneği olmuştur. Çalışma sonucunda plasebo alan yani aslında iyileştirici niteliği olmayan maddeleri ilaç sanarak alan denekte hiç bir değişiklik olmamıştır. Ancak günde 1.000 mg zeytin yaprağı özütü takviyesi alan diğer eş yumurta ikizi hastada tansiyon ortalama 11 mmHg sistolik ve 4 mmHg diastolik olarak ölçülmüştür. Bu da halk arasında 11 e 4 denilen düşük tansiyona tekabül etmektedir. Ayrıca bu ikizde kötü kolesterol de  hissedilir düzeyde düşmüştür.

İnsanlar üzerinde yapılan diğer bir tıbbi çalışmada zeytin yaprağı ekstraktı, hipertansiyonu tedavi etmek için kullanılan geleneksel tıbbi ilaçlardan biri olan kaptopril’e karşı ölçülmüştür. Bu çalışmada, 1. evre hipertansiyon (90-99 mmHg üzerinde 140-159 mmHg) olan hastalardan bir kısmına  ya 500 mg zeytin yaprağı özütü günde iki kez veya günde iki kez 12.5 mg kaptopril verildi ve bu miktar daha sonra günde iki kez 25 mg’a artırıldı. 8 haftalık tedaviden sonra her iki grupta da başlangıçtan ortalama kan basıncında (sırasıyla 11.5 ve 13.7 mmHg sistolik; 4.8 ve 6.4 mmHg diastolik) düşme görülürken, iki grup arasında anlamlı fark ortaya çıkmamıştır. Bu  da zeytin yaprağı ekstresinin  bir tansiyon ilacı kadar etkili olduğunu göstermektedir. . Bir başka deyişle, zeytin yaprağı özütü tansiyona iyi gelen bitkiler arasındadır ve kullanımında tansiyon düşürücü etkisi aynen bir reçeteli ilaç kadar olmaktadır. Her ne kadar oleuropein ve kaptopril, farklı etki mekanizmalarına sahip (oleuropein doğal bir kalsiyum kanalı bloke edicidir ve captopril iyi bilinen bir ACE inhibitörüdür) olsalar da, hem oleuropein hem de kaptopril damar duvarlarında gerginliği azaltıcı olarak vaskülatür işlevi görürler.

DİKKAT EDİNİZ

Zeytin yaprağı özütü her ne kadar tansiyon düşürücü  etkisi nedeniyle tansiyon düşürücü ilaçlarla birlikte kullanılacaksa olası yan etkileri için doktor kontrolü ve tavsiyesinde kullanılması gerekmektedir.

Kalp Damar Sağlığına Faydaları

Kan basıncı kalp damar (kardiyovasküler) sağlığının yalnızca bir ölçüsüdür; Damar sağlığı ile kalp sağlığı kişi için eşit derecede önemlidir. Damar çeperlerini hizalayan endotel hücreleri kan akışını ve basıncını korumada önemli bir rol oynamaktadır; Bu hücreler aynı zamanda düz kas hücrelerinin dağılımını düzenlerler ve damarlar yoluyla kan akışını sürdürürler. Endotel disfonksiyonu, arter duvarlarında plaklar biriktiğinde ortaya çıkan damar sertleşmesinin en erken safhalarından biridir (ateroskleroz). Damarlarda biriken plaklar sonunda kan akışını engeller ve kalp krizi veya felci tetikler.

Zeytin yaprağı ekstresi, endotel disfonksiyonuyla oldukça etkili bir şekilde mücadele eder. Zeytinyaprağı özü, kan damarlarını rahatlatmaya yardımcı olan bir sinyal molekülü olan nitrik oksit üretimini arttırırlar. Matriks metalloproteinazlar veya MMP olarak bilinen bir molekül sınıfının üretimini ve aktivitesini düşürürler. Aşırı MMP aktivitesi damar çeperlerinde plak birikimine neden olarak damarları plak hasarına karşı giderek daha savunmasız hale getiriyor. Ayrıca, damar sertliği riski olan kişilerde önemli erken risk faktörlerinden birisi olan kötü kolesterol (LDL)nin damarlarda tıkanıklığa neden olan oksidasyonuna mani olur. Kısacası zeytin yaprağı tam manasıyla bir damar açıcı bitki dir.

Zeytin yapraklarında bulunan polifenol bileşiklerinin, arteryel plakların oluşumunu doğrudan iki şekilde önlediği (dolayısıyla kalp krizi ve inme riskini azaltmaya yardımcı olduğu) bilinmektedir. Birincisi, damarlarda tıkanmaya neden olan bir dizi “yapışma molekülü” üretimini ve aktivitesini düşürürler. Bu maddeler beyaz kan hücrelerine ve trombositlerin arteryal duvarlara yapışmasına neden olur ve erken plak oluşumuna neden olur. İkincisi, trombosit agregasyonunu (birden fazla mekanizma ile topaklanma) azaltırlar; bu da darbelerin, inme veya kalp krizi üretmek için plak alanlarında oluşma riskini azaltırlar. Kısacası kalbe iyi gelen bitkisel özler arasında zeytin yaprağı ekstresi apayrı bir yere sahiptir.

Şeker hastalığına bitkisel çözüm: Zeytinyağı Yaprağı

Kan şekerinin kronik yani süreğen bir biçimde yüksek seyretmesi olarak adlandırabileceğimiz şeker hastalığı, kandaki şekerin oksidasyonu yani yanması neticesinde sadece damarlarda değil, tüm doku ve organlarda doku hasarı, yaşlanma ve iltihaplanma ile kendisini belli eden ciddi bir hastalıktır. Şeker hastalığının tedavisinde iki ana hedefi vardır. Bunlar:

1) kan şekerini normal seviyelere düşürmek,

2) kan şekerinin kanda anormal düzeyde yüksek seyretmesinden kaynaklı kaçınılmaz zararları en aza indirerek oluşan zararı sınırlandırmaktır.

Zeytin yaprağı işte burada şeker hastları üzerinde mucizevi etki göstererek hem kan şekerini düşürme işlevi görüyor hem de zeytin yaprağında bulunan oleuropein sayesinde kandaki yüksek şeker seviyesinden kaynaklanabilecek oksidatif yıkım riskini düşürüyor.

Devamını Oku

Kronik Ağrılar Nasıl Geçer: Kronik Ağrılara Bitkisel Çözüm

Bitkisel Çözümler kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 1.407 defa okundu

Kronik Ağrılar Nasıl Geçer: Kronik Ağrılara Bitkisel Çözüm

kronik ağrılara bitkisel çözüm

kronik ağrılara bitkisel çözüm

Vücudun herhangi bir bölgesinde oluşan ağrı genellikle akut olarak başlayıp kronik hale gelebilir. Kronik ağrı ile yaşamak sürekli bir ağrı anlamına geldiği için oldukça zordur. Alt sırt ağrıları, artrit, kemik ve eklem ağrıları, fibromiyalji ve kas ağrıları en sık görülen ağrı türleridir. Bu durumlarda reçeteli ya da reçetesiz ağrı kesiciler kullanılabilir. Ancak ağrı kesiciler genellikle olumsuz yan etkilere neden olabilir. Kronik ağrılarda doğal çözümler de uygulanabilir. Ancak özellikle ağrılar için bitkisel tedaviler doktora danışılmadan kullanılmamalıdır.

– Geçmiş

Ağrılar için bitkisel çözümler binlerce yıldır pek çok hastalığın tedavisinde alternatif tedavi olarak kullanılmaktadır. Yunanlılar, Romalılar, Aztekler, Hindular ve Mısırlılar tüm tarih boyunca ilaç olarak bitkileri kullanmışlardır. 19. yüzyılda, bilim adamları aktif maddeleri bitki özlerinden çıkararak ilaç yapımında kullanmaya başlamışlardır. 1839 yılında, salisilik asit ismiyle bir bileşik ağrı hafifletmeye yardımcı olarak kullanılmıştır. Bazı bitkilerde bulunan bu madde özellikle günümüzde aspirinin etkin maddesi olarak kullanılmaktadır.

– Etkileri

Ağrıyı hafifletmeye yarayan bitkiler acı hissini nötralize eder. Bazı bitkiler ise ağrıyı azaltırken aynı zamanda oluşan iltihabı dağıtır ve enfeksiyonların daha hızlı iyileşmesini sağlar. Ayrıca artrit gibi eklem hastalıklarında, kemik ve doku hasarlarında iyileştirici etkisi ile kullanılan bitkiler de vardır.

– Kronik ağrılara bitkisel çözüm

Bitkiler kişiyi ağrı hissine karşı duyarsızlaştırmaya yardımcı olabilir. Bu tür bitkilerin başında acı biber gelmektedir. Özellikle artrit ve eklem ağrılarında işe yarayan acı biber; nöropati durumlarında da etkili olmaktadır. Şeytan pençesi, sırt ve boyun ağrısı, kas gerginliği ve rhematoid artrit ağrılarını hafifletmeye yardımcı olur. Arnica adı verilen başka bir bitki ise travmatik yaralanmalar, şişme, ameliyat sonrası yaraları, burkulma ve kemik aşınmalarına bağlı olarak oluşan ağrıların tedavisinde kullanılmaktadır. Ancak bu otları ağrı kesici olarak kullanmadan önce doktora danışmakta yarar olacaktır. Bazı kişiler bitkilere karşı alerjik reaksiyon gösterebilir. Kullanılan stabil ilaçlar varsa bitkiler bu ilaçlar ile etkileşime geçerek bazı komplikasyonlara neden olabilir.

– Ağrı kesici bitkiler

Ağrı giderici bitkiler genellikle şifa marketlerden ya da aktarlardan temin edilebilir. Bazı otlar organik halleri ile satılırken bazıları kapsül şeklinde de satılmaktadır. Kapsül formundaki takviyelerin genellikle günde 2 doz alınması önerilir. Bazı otlar kullanabileceğiniz tablet veya kapsül formunda iki kez her gün ağız yoluyla gelir. Acı biberdeki yanma hissini veren maddeye yani capsaicin’e sahip bazı bitkiler, topikal merhem olarak ağrılı bölgeye doğrudan uygulanabilir. Arnica gibi bazı otlar da homeopatik olarak alınabilir. Bu tür bitkiler genellikle bitki özü sıvısı ya da ufak tabletler şeklinde satılır.

– Güvenirlik

 Ağrı kesici bitkisel çaylar ve bazı bitkisel takviye ürünleri kalitesiz içeriklere sahip olabilir. Bu nedenle satın alırken daha güvenilir markalar tercih edilmelidir. Bitkisel tedaviler ilaç tedavileri kadar önemlidir. Vücudu her anlamda etkiler. Bu nedenle hangi bitkinin hangi hastalıklarda alındığı bilinmelidir. Yanlış bitkisel tedaviler ciddi komplikasyonlara hatta ölümlere neden olabilir. Örneğin damar tıkanıklığı yaşayan bir hastaya kan pıhtılaştıran bitkisel çözümler verilmemelidir. Ya da hamile kadınlara bebeği ve gelişimini etkileyen adet sökücü bitkisel tedaviler uygulanmamalıdır. Bu tip durumlar düşük yapmak gibi ciddi sorunlar ile sonuçlanabilir.

Bitkisel tedavi yöntemleri pek çok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Ancak bu yöntemleri doktora danışarak kullanmak gerekmektedir. Kişi ilaç kullanıyorsa ağrılar için uygulanan bitkisel tedavi yolları ile etkileşim oluşabilir ya da hastanın farklı bir durumu varsa bu çözümler iyileştirmekten çok hastaya daha da çok zarar verebilir. Bu nedenle, ağrılar için bitkisel çözümler konusunda araştırma yapmak ve bitkisel takviyeleri satın almadan önce ürün seçimi için bir profesyonele danışılması önerilir. Özellikle ağrılar için şifalı bitkiler ve bitkisel takviyeler konusunda dikkatli olunmasında fayda olacaktır.

Devamını Oku

Dolaşım Bozukluğuna Ne İyi Gelir: Dolaşım Bozukluğu Bitkisel Tedavi

Bitkisel Çözümler kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 2.418 defa okundu

Dolaşım Bozukluğuna Ne İyi Gelir: Dolaşım Bozukluğu Bitkisel Tedavi

dolaşım sorunu tedavisi

dolaşım bozukluğu bitkisel tedavi

Dolaşım problemleri kan akımının yavaşlamasına neden olurken oksijen alımının da azalmasına sebebiyet verir. Dolaşım bozukluğu belirtileri yavaş yavaş kendini göstermeye başlar. Kan akışında oluşan yavaşlama arterlerde plak oluşmasına neden olabilir. Bazen zayıf kan dolaşımı, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve kalp hastalığı belirtisi olabilir. İlaç tedavilerinin yanı sıra dolaşım bozukluğu için şifalı bitkiler de kullanılabilir. Doktora danışarak çayları tatlandırmak için bal kullanılabilir. Kullanılan bitkiler ilaçlar ile etkileşime girebileceği için kullanmadan önce mutlaka doktora danışılmalıdır. Hamile ve emziren kadınlarda bitkisel çaylar konusunda titiz davranılmalıdır. Dolaşım bozukluğuna bitkisel çözüm önerileri şunlardır:

Dolaşım bozukluğuna iyi gelen bitkiler

– Zencefil çayı

Zencefil çayı, kan damarlarını rahatlatırken kan dolaşımını artırır. Kasların gevşemesini sağlar. Yapılan araştırmalara göre zencefilin kan damarlarını rahatlatıcı etki gösterirken aynı zamanda kan akışını teşvik edici ve hatta potansiyel olarak ağrı giderici etki yarattığı ortaya çıkmıştır. Bilim adamları, zencefilin kolesterol düzeylerini artırmada ve kalp hastalığı riskini azaltmada potansiyel bir takviye olduğunu söylemektedir. Zencefil normal çay gibi demlenerek tüketilmesinin yanı sıra bitki olarak yemeklere de katılabilir.

– Sarımsak çayı

Sarımsak kan akışını artıran nitrik okside sahiptir. Sarımsak günlük olarak 600 mg tabletler şeklinde alınabilir. 1 hafta düzenli kullanım ile kan akışının hızlanması damarların da rahatlamasını sağlayacaktır. Ancak sarımsak çayı ya da sarımsak takviyesi kullanmadan önce mutlaka doktora danışmak gerekmektedir. Özellikle küçük çocuklarda, emziren ve hamile kadınlarda sarımsak takviyesi kullanımı önerilmez.

– Çin alıç çayı

2011 yılında yayınlanan bir makaleye göre çin alıç bitkisi, dolaşım sorunları ve düşük kan basıncı artırmak için kullanılan bir bitkidir. Ayrıca geleneksel olarak kalp hastalığı tedavisinde de kullanılan alıç çayı genel vücut sağlığı açısında da faydalı bulunmaktadır. Farklı bir makaleye göre kalp hastalığı tedavisinde kullanılan çin alıç bitkisi kullanıldıktan 24 saat içinde kan pıhtısı oluşumunu engellemekte; kan seyreltici etki göstermektedir. Bu nedenle alış bitkisi çayının ameliyatlardan 2 3 gün öncesine kadar içilmesi tavsiye edilmez.

– Gingko Biloba çayı

Ginkgo biloba, beyne giden kan akışını hızlandırmaya yönelik bitkisel bir çözümdür. 2011 yılında yayınlanan bir çalışmada, sağlıklı yaşlı erkek gönüllülere 1 ay boyunca günde 2 kez 60 mg ginkgo biloba özü verilmiştir. Çalışmanın öncesinde ve sonrasında deneklere MRI beyin taraması çekilmiştir. Ay sonunda, beyin taramaları karşılaştırıldığında, beyne giden kan akımında önemli bir artış olduğu görülmüştür. Ginkgo biloba, monoamin oksidaz inhibitörleri, warfarin, nifedipin, alprazolam ve haloperidol gibi çeşitli ilaçlar ile negatif etkileşime girer. Bu nedenle bu tür bileşenlerin bulunduğu ilaçlar ile birlikte tüketilmemelidir.

Kan pıhtısı eritmek için bitkisel çözümler

Kan pıhtılaşması kardiyovasküler bir bozukluktur. Kan pıhtıları pelvik veya bacak damarlarında oluştuğunda pulmoner arterler vasıtasıyla akciğerlere ulaşabilir. Diğer bölgelerde oluşan kan pıhtıları ise beyne gidebilir. Kan akımını engelleyen bir pıhtı kalbe bile ulaşabilir. Bu tip durumlarda ciddi sağlık sorunları ortaya çıkar. Kan pıhtılaşmasını önlemek için alınabilecek ilaçlara ek olarak doğal çözümler de bulunmaktadır. Sarımsak çayı gibi sarımsak da kan pıhtılaşmasını önleyen kan seyreltici bir besindir. Günde 2 ila 4 diş sarımsak tüketilmesi kanın seyreltilmesine yardımcı olabilir. Kedi pençesi otu da kan pıhtılaşmasını önlemektedir. Ayrıca felç ve kalp krizi gibi kan pıhtılaşmasının neden olduğu sağlık sorunlarının da engellenmesini sağlar. Çay şeklinde tüketilebilir. Zencefil plak oluşumundan kaynaklanan damar tıkanıklarına iyi gelmekle birlikte kanın pıhtılaşmaması için de kullanılmaktadır. Her gün zencefil tüketen kişilerde kalp hastalığı hastalıkları da önlenmektedir. Zencefil trombosit toplama veya pıhtılaşmayı önlemek için kullanılırken aynı zamanda genel vücut sağlığı için de faydalıdır.

Dolaşım sorunları çok ciddi hastalıklara ve ciddi sonuçlara neden olabilir. Bu nedenle mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Dolaşım bozukluğu için doğal çözümler de uygulanmalıdır. Kullanılan şifalı bitkiler, damarların rahatlamasını sağlayarak dolaşım bozukluğunda bacak ağrısı gibi belirtilerin etkisini azaltmaya yardımcı olacaktır.

Devamını Oku

Sinüs Tıkanıklığına Ne İyi Gelir: Sinüs Tıkanıklığı İçin Bitkisel Çözüm

Burun ve Boğaz Hastalıkları kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 301 defa okundu

Sinüs Tıkanıklığına Ne İyi Gelir: Sinüs Tıkanıklığı İçin Bitkisel Çözüm

sinüs tıkanıklığı tedavisi

sinüs tıkanıklığı için bitkisel çözüm

Soğuk algınlığı gibi solunum yolları hastalıklarında ve alerjik reaksiyonlarda sinüslerde mukus birikir. Burun ve göz kemiklerinin arkasında bulunan sinüslere dolan mukusla birlikte bir baskı hissedilebilir. Sinüslerin dolması bazı durumlarda baş ağrısı da oluşabilir. Tahriş edici ve bulaşıcı organizmalar sinüslerde kabarmaya neden olabilir. İlaç tedavisinin yanı sıra sinüsleri boşaltmak için doğal yöntemler de kullanılabilir. Sinüs tıkanıklığına doğal çözüm önerileri ve sinüs tıkanıklığı için doğal tedaviler şunlardır:

Sinüs tıkanıklığı nasıl açılır?

– Okaliptüs yağı ile sinüs temizleme

Okaliptüs buhar uygulamalarında kullanılabilir. Nemlendirici etki gösteren okaliptüs sinüslerde biriken mukusun dağılmasına yardımcı olur. Maryland Üniversitesi Tıp Merkezine göre günde 200 mg okaliptüs yağı inflamasyon ve sinüzit belirtilerini azaltmada yardımcı olabilir. İnflamasyon sinüslerde burun salgılarının akışını engeller. Ayrıca kalın bir mukus tabakası biriktiyse iltihaplanma da olabilir. Okaliptüs balgam söktürücü özelliklere de sahiptir.

– Sinüs temizleme işlemi için yaban turpu

Yaban turpu yemeklerde kullanılan bir besindir. Ancak sinüs boşluklarını temizlemeye yardımcı olduğu için bitkisel çözüm olarak da kullanılmaktadır. Yaban turpu kökü sinüzit için et etkili yöntemlerden biridir. Çeyrek tatlı kaşığı taze rendelenmiş yaban turpu alınması sinüslerin boşalmasını sağlamaktadır. Sinüsleri temizleyen yaban turpu aynı zamanda oluşan enfeksiyonu da tedavi eder. Ancak tüketilmeden önce doktora danışılmalıdır.

– Sinüslerin temizlenmesi kırmızıbiber

Kırmızıbiber mukus çözülmesine yardımcı olan özelliklere sahiptir. Sinüslerde şişmeyi azaltan kırmızıbiber mukusun da çözülmesini sağlar.

– Sinüsleri boşaltmak için deniz üzümü

Deniz üzümü Asya kültüründe kullanılan yerel bir bitkidir ve geleneksel Çin tıbbında kullanılmaktadır. Solunum fonksiyonlarına yardımcı olan deniz üzümü nefes yollarını da açar. Mukus sinüslerde kan damarlarına baskı yapar. Bu baskının da azalmasına yardımcı olan deniz üzümü şişliği azaltır ve o bölgedeki kan damarlarının rahatlamasını sağlar. Sinüslerde şişlik indiğinde burun tıkanıklığı ve sinüslerdeki tıkanıklık da azalmaktadır.

– Sıvı İçeceklerin tüketimi

Bol sıvı içmek mukus salgılarının incelmesini sağlar ve tıkanıkları giderir. Hidrasyon eksikliği mukus kalınlaşmasına neden olarak enfeksiyon riskini yükseltir. Bu nedenle vücut sıvısız bırakılmamalı her gün en az 8 ila 9 bardak su tüketilmelidir. Suyun yanı sıra meyve suları ve bitki çayları da sinüslerin açılmasına yardımcı olabilir.

– Sinüslerin açılması için nem düzeyi artırılmalıdır

Nemli ortamlarda bulunmaya özen gösterilmelidir. Kuru hava burun tıkanıklığını artırarak sinüslerin daha da dolmasına neden olabilir. Sinüs boşluğunda biriken mukus nemli ortamlarda daha akışkan hale gelir ve burun tıkanıklığı ortadan kalkar. Buhar uygulaması da yapılabilir. Buhar uygulaması için kaynar su bir kaba konur. Masanın üzerine yerleştirilen kabın üzerine eğildikten sonra kabı da kapsayacak şekilde ense bölgesine bir havlu konulur. Bu şekilde kaynar sudan çıkan buhar teneffüs edilir. İşlem günde birkaç kez uygulanabilir.

– Sinüsleri boşaltmak için tuzlu su

Burun spreyleri burun akıntısını giderirken sinüslerin açılmasını da sağlar. Tuzlu damla yeni doğan bebeklerde ve çocuklarda da kullanılabilir. Çocuklar için genellikle her burun deliğine 2 ya da 3 damla önerilir. Yetişkinlerde ise işlem günde birkaç kez tekrarlanabilir. Burun damlaları aynı zamanda enfeksiyonun yayılmasını da önler. Ancak her kullanımdan sonra sabunlu ve sıcak su ile şişenin ucu temizlenmelidir. Serum fizyolojik burun spreyi tek bir kişi tarafından kullanılmalı; başkası tarafından kullanılmamalıdır.

Sinüsler nasıl açılır?

Sinüs drenajı allerjen veya toz akarları tarafından da oluşabilir. Bu nedenle evde tahriş edici toz akarlarında korunmak için hepa filtreli temizleyiciler kullanılabilir. Bu temizleme yöntemleri tahriş edici sinüs enfeksiyonu semptomlarının azalmasını sağlar. Hava kanalları ve havalandırmalar düzenli olarak temizlenmelidir. Hayvan tüylerinden ve polenlerden de kaçınılması gerekmektedir. Sinüs drenajı için alerjiyi tetikleyici faktörlerden uzak durulmalıdır.
Sinüsleri boşaltmak için doğal yöntemler evde uygulanabilir. Ancak sinüsleri açmak için bitkisel çözüm kullanılmadan önce alerjik reaksiyonlar göz önünde bulundurulmalıdır.

Devamını Oku

Karaciğer Kanseri Neden Olur: Karaciğer Kanserine Bitkisel Çözüm

Bitkisel Çözümler kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 874 defa okundu

Karaciğer Kanseri Neden Olur: Karaciğer Kanserine Bitkisel Çözüm

karaciğer kanserine bitkisel çözüm

karaciğer kanserine bitkisel çözüm

Ne yazık ki karaciğer kanserinin erken belirtileri oldukça azdır ve insanlar sahip oldukları karaciğer kanserini tümör büyüyene ve tedavi etmesi zor hale gelene kadar fark edemeyebilirler. Çünkü karaciğer kanseri evreleri hızlı bir şekilde gerçekleşebilir. Karaciğer kanserinin ileri aşamalarındaki belirtiler ise ayırt edici olmayıp diğer birçok hastalıkta da rastlanabilen belirtilerdir. Karaciğer kanserinde yasama şansı hastalığın teşhis aşamasına göre değişmektedir.

Bu belirtiler şu şekilde sıralanabilir:

– Abdominal şişkinlik ve ağrı
– Sarılık
– Yorgunluk
– Açıklanamayan kilo kaybı
– Mide bulantısı
– İştahsızlık

Karaciğer kanseri belirtileri

Karaciğer kanserinde karın şişliği ve karaciğer kanserinde karında sıvı birikmesi

Karaciğer, vücudun sağ tarafında kaburgaların altında bulunan bir organdır. Abdominalde şişkinlik ve ağrılar, karaciğerdeki şişme ve karın boşluğundaki sıvı birikimi nedenleriyle görülür. Karaciğer kanserinde karın şişmesi en belirgin belirtilerden biridir. Normalde karaciğerle ilgili sorunların hissedilmesi mümkün değildir. Ancak eğer kişi karaciğer kanseri ise karaciğerindeki genişleme ve şişme belirtilerle beraber hissedilebilir. Bu belirtiler ise kanserin son evrelerindeki genişleme nedeniyle olur. Doktorlar sağ kaburga altını el ile muayene ederek karaciğerin genişlediğini hissedebilir. Tümör karaciğer üzerindeki damarlara baskı yaparak karın boşluğunda sıvı birikmesine neden olur. Yüksek basınçta damarlardan ve dokulardan sızan sıvılar karın boşluğunda birikir.

Karaciğer kanserinde sarılık ve karaciğer kanserinde ayakların şişmesi

Bazen karaciğer tümörleri, karaciğerle safra keselerini birbirine bağlayan ve “safra kanalları” olarak adlandırılan bölgede gelişim gösterir. Eğer safra, safra öz sıvısını düzenli olarak tahliye edemez ise kişide cilt bozuklukları görülür. Bu bozukluklar cildin silik ve hafif bir sarı renk alması şeklinde başlar. Sarılık olarak adlandırılan bu durum ileriki zamanlarda gelişerek göz akılarının da sararmasına neden olabilir. Engellenen safra kanalları gereken dışkıları kanallar kapalı olduğu için böbreklere yollayamayınca idrar sorunlarıyla karşı karşıya kalınır. Bu durumda genellikle idrar rengi koyu bir hal alır.

Hormonal değişiklikler nedeniyle oluşan diğer belirtiler

Karaciğer kanseri, kimyasallar ile kan hücreleri ve sonucunda tüm vücudu etkileyen belirtiler düzeyindeki değişikliklere neden olabilir. Tümör oluşumu var ise yaşanan bu değişiklikler sonucuna yapılan bir kan testinde tespit edilebilir. Karaciğer kanseri olan insanlarda kan şekeri düzeylerinde, kandaki kalsiyum seviyelerinde, kolesterol seviyelerinde ve kırmızı kan hücrelerinin sayılarında fazlalık gözlemlenir.

Kandaki bu değişiklikler şu rahatsızlıklara yol açabilir:

– Kabızlık
– Mide bulantısı
– Yorgunluk
– Şiddetli ishal

Karaciğer kanseri risk faktörleri:

Karaciğer enfeksiyonları geçiren, yani hepatit B, hepatit C, siroz ve benzeri karaciğer hastalıklarına sahip olan insanlarda genellikle karaciğer kanserine yakalanma riski daha fazladır. Ayrıca bu kişilerde mevcut hastalık belirtileri ile kanser belirtileri aynı olduğu için erken tanı konması her zaman mümkün değildir. Mevcut hastalığın belirtileri haricinde ateşlenme, önüne geçilemeyen kilo kaybı ve benzeri belirtiler yaşandığında acilen doktorunuza başvurmanız gerekmektedir.

Karaciğer kanseri hücreleri belirli bir tip doğrultusunda mutasyona uğradıktan sonra çok daha hızlı bölünerek büyüme başlar. Karaciğer kanserinin net ve belirli bir nedeni bilinmemektedir. Ama karaciğer kanseri olma ihtimali, karaciğer sirozu ya da viral olarak hepatit B enfeksiyonu varsa yüksektir. Karaciğer kanseri, tütün kullanan kişilerde ve bağımlı olarak sürekli alkol alan kişilerde çok yüksek ihtimalle oluşum göstermektedir. Karaciğer kanserinin teşhisi erken yapıldıysa tedavi sürecinin erken evrelerinde kanser tamamen iyileştirilebilir. Bazen, bazı otlar karaciğer kanseri oluşumunu azaltmada olumlu etkiler göstermiştir. Eski zamanlardan bu yana karaciğer kanseri hastaları için bitkisel ilaçlar kullanılmaktadır. Yine de, her zaman için bitkisel ilaçlardan önce doktorunuza danışmanız gerekmektedir.

Karaciğer kanserinde bitkisel tedavi:

– Amerikan ginsengi

Amerikan ginsengi, bilimsel olarak panax quinquefolium olarak bilinen, Doğu Amerika’da vahşi doğada yetişen çok yıllık bir bitkidir. Ginsenoside ve Gliserizin gibi çeşitli bileşik içeriklerini içinde barındıran Amerikan ginseng kökü, boyut olarak oldukça büyüktür. Maryland Üniversitesi Tıp Merkezine göre Amerikan ginsengi karaciğer kanserindeki tümörlü hücrelerin yok olmasına yardımcı olabilir.

– Sarımsak

Birçok kültürde sarımsak binlerce yıldır geleneksel tıpta ve mutfakta kullanılmaktadır. Bilim adamlarına göre sarımsak, özellikle allicin ve alliin, sülfür içeren bileşikleri sayesinde karaciğer kanseri hücrelerinde güçlü bir inhibe sağlamaktadır. Ancak, bu iddialar henüz tamamı ile kanıtlanmış değildir. İnsanlarda denenmese de hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde olumlu sonuçlar kaydedilmiştir.

– Kimyon

Kimyon, maydanozgil ailesinin bir bitkisinin tohumudur. Hepatoma, malign tümör karaciğer ve metastaz hayvan araştırma modelleri bastırmak için ideal sonuçlar göstermiştir. Ancak Rockefeller Üniversitesi araştırmalarına göre hala net bir sonuca ulaşılamamıştır. Bunun yanı sıra dünyanın diğer araştırma merkezlerinde yapılan deneyler doğrultusunda bu bitkinin tohumları olan kimyondaki apoptosis maddesi karaciğer kanseri tümör hücrelerinin inhibe edilerek azalmasında etkili olabilir. Programlanmış hücre ölümü, hepatoma hücre hatlarının içinde gerçekleşmektedir.
Son yıllardaki beslenme şekli adeta kansere davet çıkarmaktadır. Kansere karşı koruyucu beslenmek günümüz fırsatlarında bir hayli zordur. Ancak karaciğer kanseri varsa, doktorunuz muhtemelen bir tedavi programının yanında beslenme şekli için de belirli yönergeler önerecektir. Doktorunuz ile birlikte, kanserle savaşan etkileri olduğu bilinen gıdaların bulunduğu bir beslenme planı oluşturmanız faydalı olacaktır.

Kanserle savaşan besinler şu şekilde sıralanabilir:

– Narenciyeler

Karaciğer kanseri ile verilen savaşta en önemli madde C vitaminidir.

Karaciğer kanserine iyi gelen meyveler:

– Greyfurt
– Portakal
– Mandalina
– Limon

Hepsi C vitamini ve serbest radikal gruplar içerir. Aynı zamanda bu besinlerde dikkat edilebilecek başka bir özellik de antioksidan özelliğinin yüksek olmasıdır. Ancak aralarında en etkili olan gıda limondur. Güçlü olmasının sebebi ise en yoğun sitrik asit konsantresini kendisinde bulundurmasıdır. Sitrik asidin vücutta oluşturduğu glycolosis maddesi kanser hücrelerini öldürmede yardımcı olacaktır.

Karaciğer kanserine iyi gelecek yiyecekler:

Soğan

Yemeklere lezzet katmada kullanılan soğan, quercetin adı verilen bir polifenol içermesi sayesinde yapılan araştırma sonuçlarına göre karaciğer kanseri hücrelerinin büyümesini yavaşlatmada güçlü bir etkiye sahip olabilir. Cornell Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar ve hayvanlar üzerindeki deneylerin sonuçlarına göre soğanın son derece olumlu etkileri gözlemlenmiştir.

Çay

Yeşil ve siyah çaylar, A.P. John Kanser Enstitüsü tarafından yapılan araştırmalara göre glycolosis maddesi yardımı ile zengin hücresel inhibe yardımı ile kanser hücreleri yok olabilir. Yeşil çay bazı hormonları harekete geçirerek kanser uyarıcı etkilerin tetiklenmesini sağlar. Kanser hücrelerinin çoğalmasının engellenmesine yardımcı besin maddeleri içerir. Brokoli içinde bulunan sulphorane, kanser büyümesini engeller ve aynı zamanda antioksidan görevi de görür. Ancak yeşil çayın çok içilmesi bazı böbrek rahatsızlıklarının başlangıcına neden olabilir.

Zeytin

Tüm bunların dışında zeytin türlerinin de son zamanlarda yapılan araştırmalara göre kanser üzerinde olumlu etkilerine rastlanmıştır. Bilim dünyasını sarsan bir haber şeklinde çıkan araştırma sonuçlarına göre zeytinin içindeki bazı maddeler kanserli hücreleri öldürmese de üremesini engellemektedir. Bu yüzden zeytin tüketimi kanserin gelişerek ileri evrelere gelmesini engelleyebilir.

Karaciğer kanseri nasıl anlaşılır?

Karaciğer kanseri başta belirti göstermeyebilir. Ancak uzun vadede yaşanan şişkinlik, sarılık ve abdominal ağrılar kanser habercisi olabilir. Bu nedenle kronik ağrılar ve şişkinlik durumu söz konusu ise mutlaka bir doktora gidilmelidir.

Karaciğer kanseri öldürürmü, karaciğer kanseri tedavisi mümkün mü?

Karaciğer kanseri diğer kanser türleri gibi ölümcüldür. Erken teşhis ile kurtulma şansı oldukça yüksektir.

Karaciğer kanserinde doktor tedavisinin yanı sıra doğal ve bitkisel çözümler de kullanılabilir. Özellikle karaciğer kanserine faydalı bitkiler ve karaciğer kanserine iyi gelen besinler tüketilmelidir.

Devamını Oku

Yanık Ağrısı Nasıl Geçer: Yanık Ağrısına Doğal Çözüm

Bitkisel Çözümler kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 348 defa okundu

Yanık Ağrısı Nasıl Geçer: Yanık Ağrısına Doğal Çözüm

yanık ağrısı tedavisi

yanık ağrısına doğal çözüm

Birinci derece yanıklar cildin daha çok üst tabakasına zarar verir. Cilt dokusunun zarar görmesi ile ağrı oluşabilir. Özellikle hafif yanıklar ve ağrılar için doğal çözümler uygulanabilir. Ancak yanık ciddi boyutlarda ve derinin alt tabakalarını da etkilemiş durumdaysa mutlaka bir doktora görünülmelidir.

Doğal tedavi için yanık dereceleri bilinmelidir. Çok ciddi yanıklarda mutlaka bir doktora gidilmelidir. Daha küçük yanıklarda ise evde doğal çözümler uygulanabilir.

Yanık ağrısı nasıl giderilir:

– Yanığa soğuk su

Soğuk su yanık oluşan alanın üzerine uygulandığında cildi serinletir ve ağrıyı azaltır. Soğuk su ya da buz uygulaması yaklaşık 5 ya da 10 dakika cilt üzerinde bekletilmelidir. Yanık bölge musluk suyu altında 10 dakika kadar da bekletilebilir.

– Yanık için aloe vera

Aloe vera bitkisi veya jeli ile yapılan kremler basit yanıklar üzerinde yatıştırıcı etki gösterirler. Acıyı hafifletirken yanık bölgenin hızlı iyileşmesini sağlarlar. Aloe veralı kremler yanık bölgeye günde 3 ya da 4 kez uygulanabilir.

– Yanık için ağrı kesici

İbuprofen, aspirin veya acetaminophen küçük yanıklardan kaynaklanan ağrıları azaltmaya yardımcı olur. Bu nedenle yanık tedavisinde kullanılabilir. Ancak 18 yaşın altındaki çocuklar için sadece aspirin kullanılması önerilir.

– Yanığa bitkisel çözüm

Yanık tedavisinde bazı bitkiler de kullanılmaktadır. Köri tozu, hardal ve zerdeçal yanık sonucu oluşan iltihabı azaltır ve ağrıyı giderir. Zencefil kapsülleri de kullanılabilir.

El yanıkları için ne yapılmalı?

El yanığı tedavisi yanığın şiddetine bağlıdır. Eğer belirtiler bazı küçük ağrılar ve tahriş olmuş cilde neden oluyor ise ev tedavileri işe yarayacaktır. Birinci derece yanıklar derinin üst tabakasını etkilerken ikinci derece yanıklar üst katmanla birlikte alt katmanların yanması anlamına gelir. Bu durumda daha şiddetli ağrılar oluşur. Üçüncü veya dördüncü derece yanık durumlarında ise mutlaka hemen acil tıbbi yardım alınmalıdır.

Adım 1

Yanan el hemen soğuk su altında tutulmalıdır. Mümkünse bir kasenin içine buz ve soğuk su konulmalı ve el soğuk suyun içerisinde 30 dakika ya da daha uzun bir süre bekletilmelidir.

Adım 2

Aloe vera jel yanık sırasında oluşan tahrişi azaltmak için kullanılmaktadır. Hastanelerde tıbbi uygulama olarak da kullanılan aloe vera jel yanan bölgeyi ferahlatır ve cildi yatıştırır.

Adım 3

Yetişkinlerde günlük 75-90 mg, çocuklarda ise günlük 15-65 mg vitamin takviyesi alınabilir. Yetişkinlerde B kompleks takviyeleri, iyileşmeye katkı sağlamak amacı ile günde 100 mg kadar alınabilir. Ayrıca kullanılan 100 mg’lık çinko takviyeleri de iyileşme sürecinin kısalmasını sağlar. Ancak çinko takviyesinin çocuklarda kullanılması önerilmez. Çünkü ufak dozlarda kullanılması bile mide bulantısı gibi yan etkilere neden olabilir.

Adım 4

Aynısafa çiçeği yanık tedavisinde kullanılan bitkisel çözümler arasındadır. Aynısafa çiçeği içeren losyonlar yanık tedavisinde en sık kullanılan tedavi yöntemleri arasındadır. Bu bitki aktardan bulunabileceği gibi kozmetik mağazalarında yağ olarak da satılmaktadır.

Adım 5

E vitamini yağı yanık bölgeye yara hafifledikten sonra kullanılabilir. E vitamini cilt bakımında kullanılmasının yanı sıra cilt yenileyici özelliği ile el yanıklarında da kullanılmaktadır.

Uyarılar

Yanık tedavisinde bilinen bazı yöntemler cilde daha çok zarar vermektedir. Örneğin yanık üzerine tere yağ sürülmesi iyileşmenin aksine cildin tahriş olmasına neden olmaktadır. Bu bir yanık enfekte alanı tereyağı ovmak için hikâyeler. Bu tamamen önlemek sadece daha çok tahrişe neden olur. Cilt yanıkları sonrasında su toplaması oluşuyorsa bu kabarcıklar patlatılmalı ve tıbbi bir yardım alınmalıdır.

Yanık için ne yapmalı?

Yanık tedavisinde medikal ve doğal çözümlere ek olarak sıvı alımı da artırılmalıdır. Protein iyileşme sürecine katkıda bulunur. Bu nedenle bol bol yeşil yapraklı meyve ve sebzeler tüketilmelidir. Sıvı sprey formunda C vitamini ilaçları da kullanılabilir.

Devamını Oku

Kemik Kisti Neden Olur: Kemik Kistinin Belirtileri

Hastalık Belirtileri kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 631 defa okundu

Kemik Kisti Neden Olur: Kemik Kistinin Belirtileri

kemik kisti tedavisi

kemik kistinin belirtileri

Kemik kisti nasıl anlaşılır?

Yapılan araştırmalara göre kemik kistlerinin kemik sıvısından kaynaklandığı ve bu oluşumun fibröz doku üzerinde geliştiği bilinmektedir. Özellikle 5 ila 15 yaşındaki çocuklarda, femur ya da pazı kemiği gibi uzun kemiklerde görülmektedir. Yetişkinlerde ise daha çok yassı kemiklerde; kafatası, çene, pelvis, kürek kemiği ve topuk üzerinde ortaya çıkmaktadır. Kemikte kistik lezyon oluşması bazı faktörler nedeni ile oluşur.

Kemik kisti neden oluşur?

– Travma

Boston Çocuk Hastanesi’nin teorisine göre kemik kistlerinin gelişimi travmalara bağlı olabilmektedir. Geçirilen travmalar kemik sıvısının gelişerek kese şeklini alma riskini artırmaktadır.

– Toplardamar tıkanıklığı

Başka çalışmaya göre ise toplardamar tıkanıklıkları da kemik kistlerine neden olmaktadır. Tıkanıklık sonucu kemik üzerine baskı oluşur. Bu baskıyla birlikte kemik içerisindeki sıvı oluşumu artar ve bu durum ilerlediğinde kemik kisti oluşabilir.

Kemik kisti belirtileri nelerdir?

Kemik kisti, kemik dokusu içinde içi sıvı dolu bir kesenin oluşması olarak adlandırılabilir. Bir çeşit kemik tümörüdür. Genellikle kemik kistleri ilk başlarda hiçbir belirti göstermez. Ancak ilerleyen zamanlarda bazı belirtiler ortaya çıkabilir.

– Kemik kisti ağrısı

Aneurysmal kemik kisti ağrıya neden olabilir. Ağrı hissi oluştuğunda genellikle kemik kisti kemik dokusuna yerleşmiştir. Fiziksel aktiviteler esnasında ağrı artar ve şiddetlenir. Başlangıç zamanlarında ağrı daha hafifi ya da orta düzeyde olabilir. kemik kistinin büyümesi ile birlikte ağrı giderek şiddetlenir ve hareketleri kısıtlayabilir.

– Şişme

Şişme bir aneurysmal kemik kisti belirtisi olarak ortaya çıkabilir. Kemik kistinden etkilenen dokular ve cilt bölgelerinde iltihaplanma görülebilir. Kabarıklık ve geniş şişlikler de oluşabilir. Şişme nedeni ile fiziksel aktiviteler zorlaşabilir.

– Kırık

Kemik kisti ilerleyen zamanlarda kemiğin kırılmasına neden olabilir. Kist kemik dokusuna zarar verir ve zayıflatır. Bu nedenle ufak darbeler ve yaralanmalar ile birlikte kemikler kolayca kırılabilir.

Kemik kisti nasıl tedavi edilir?

Tedavide kistin hangi kemik üzerinde oluştuğu önemlidir. Tedavi bu doğrultuda farklılıklar gösterebilir. Diz ve bacak kistlerinde ağrı ve enflamasyon giderici ilaçlar kullanılabilir. Ayrıca eklemlerin hareket ettirilmesi yani egzersiz planları da oldukça işe yaramaktadır. Çoğu durumda egzersiz diz ve bacak bölgesinde oluşan kemik kistleri üzerinde oldukça hızlı sonuçlar alınmasını sağlar. Ancak bu egzersizler doktor kontrolünde yapılmalıdır. Bu nedenle bir fizyoterapiste başvurulabilir. Eğer çok fazla ağrı varsa daha hafif egzersiz hareketler tercih edilmelidir. Ağırlık kaldırılan zorlayıcı hareketlerden kaçınılması gerekir. Düz kemiklerde bulunan kemik kistleri için ise egzersiz ve diğer yöntemler işe yaramaz. Bu nedenle daha çok cerrahi müdahale gerekir. Özellikle ileri düzey kemik kistlerinde ameliyat ile kemik üzerindeki kist ya da kistler alınır. Bu işlem sırasında kemik kazınacağı için ameliyat sonrası hafif ağrılar devam edebilir. Ancak bu ameliyatlar kemik dokusuna ya da kemiklere zarar vermez. Çoğu kemik kisti hızla büyür. Bu nedenle ne kadar erken müdahale edilirse o kadar iyi olacaktır.

Kemik kisti ağrı yaparmı?

Kemikte kist oluşumu özellikle ağrı ile karakterizedir. Kemikte kist belirtileri arasında ilk sırada ağrı vardır. Ağrı nedeni ile doktora gidildiğinde kistin teşhisi sağlanır.

Kemik kisti büyüdüğünde hem kemiğe hem de dokulara baskı yapacağı için rahatsız edici komplikasyonlara neden olacaktır. Bu nedenle kemik kistinin erken teşhisi ve erken tedavisi oldukça önemlidir. Eğer kemik üzerinde ağrılar hissediliyorsa mutlaka bir doktora muayene olunmalıdır.

Kemik kisti bir çeşit kemik tümörüdür. Bu nedenle ciddi bir sağlık sorununa dönüşebilir. Kemik kistini önlemenin bir yolu olmasa da hastanın erken tedavi ile hızla iyileşmesi sağlanabilir. Kemiklerde kolay kırılma, ağrı ve şişme gibi belirtilere rastlanıyorsa kemik kistinden şüphe edilebilir. Bu durumda tıbbi yardım almak için vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve gerekli testler tamamlandıktan sonra doktora danışılmalıdır.

Devamını Oku

Cilt Kanserine Ne İyi Gelir: Cilt Kanseri İçin Bitkisel Çözüm

Cilt Hastalıkları kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 558 defa okundu

Cilt Kanserine Ne İyi Gelir: Cilt Kanseri İçin Bitkisel Çözüm

cilt kanserine bitkisel çözüm

cilt kanseri için bitkisel çözüm

Cilt kanseri; yüz, kafa derisi, göğüs, eller ya da ayaklarda görülebilir. Genellikle güneşe maruz kalan yerlerde oluşan kanser lezyonları bazı durumlarda avuç içi ve ayak parmaklarında hatta genital bölgede de görülebilir. Cilt kanseri tedavisi için radyoterapi, kemoterapi, lazer tedavisi ve cerrahi tedaviler uygulanır. Cilt kanseri için doğal ilaçlar ise kanser belirtilerini rahatlatmak için ilaç tedavilerine ek olarak uygulanabilir.

Cilt kanseri çeşitleri

Dermatoloji Amerikan Akademisine göre cilt kanseri en yaygın kanser türleri arasındadır. Cilt kanserinin 3 farklı türü bulunmaktadır. Erken teşhis durumunda tedavi ile başarı oranı %90 civarındadır.

– Bazal Hücre Karsinomu

Bazal hücre karsinomu cilt kanserinin en sık görülen tipidir. Maryland Üniversitesi Tıp Merkezi’ne göre deri kanseri vakalarının yüzde 90’ı bu türdedir. Bazal Hücre Karsinomu lezyonları erken teşhis edilebilir ve tedavide başar oranı yüksektir. Derinin üst tabakasında oluşan lezyonlar genellikle küçük yumrular oluşturur. Erken teşhis, Bazal Hücre Karsinomu tedavisinde oldukça önemlidir. Tedavi edilmediği takdirde, sinirler ve kemiklere zarar vererek cildin diğer alanlarına yayılabilir.

– Skuamöz Hücre Karsinomu

Skuamöz Hücre Karsinomu da cildin en üst katmanında oluşur. Ciltte pullu yumrular ya da yamalar olarak ortaya çıkar. Cilt Kanseri Vakfı’na göre Skuamöz hücreli karsinom türünün ana nedeni güneş ışınlarına çok fazla maruz kalmak ve bronzlaşmaktır. Dermatoloji Amerikan Akademisi ise Skuamöz hücreli karsinom lezyonlarının en çok yüz, ağız veya kulak kenarlarında görüldüğünü belirtmektedir.

– Malign Melanom

Ciltte pigment ve melanin bozuklukları olarak ortaya çıkan melanom farklı formlarda ortaya çıkabilir. Melonom türü cilt kanserinde benlerde artış ya da var olan benlerde büyüme görülebilir. Bu nedenle tüm vücuttaki benlere dikkat edilmeli, ciltte oluşan her değişiklik yakından takip edilmelidir. Maryland Üniversitesi Tıp Merkezi, Malign Melanom cilt kanserinin en ölümcül cilt kanseri türü olduğunu söylemektedir. Melanom Cilt kanseri nedeniyle ölüm vakaları cilt kanserleri içerisinde %75’lik bir oranı oluşturur. Erken teşhis ile melanom lezyonları cerrahi müdahale ile tedavi edilebilir. Ancak, tedavi edilmediği takdirde cilde yayılır ve tüm vücut organlarına atlayabilir.

Cilt kanserine iyi gelen bitkiler

– Zerdeçal

Zerdeçal, enfeksiyonlar tedavisinde kullanılan bitkisel bir çözüm olmasının yanı sıra cilt kanseri tedavisinde de kullanılmaktadır. Maryland Üniversitesi Tıp merkezine göre zerdeçal kanserin bazı türlerini önlemeye yardımcı olur. Daha çok cilt, kolon ve prostat kanseri tedavisinde ilaç tedavisine ek olarak kullanılabilir.

– Yeşil çay

Yeşil çay camellia sinensis olarak da bilinen, kansere karşı korunma sağlayan bir maddeye sahiptir. Japonya’da yapılan araştırmalar yeşil çayın cilt kanseri hastaları üzerinde düzenli kullanıldığında oldukça etkili olduğunu göstermektedir. Bu çay polifenoller içererek kanseri önleyici etki gösterirken; kansere neden olan hücrelerin gelişimini de yavaşlatır. Yeşil çay özellikle cilt kanseri hücrelerine etki etmektedir. Yeşil çayın içinde bulunan bileşikler anti inflamasyon etki gösterir ve cilt kanseri lezyonlarının da küçülmesini sağlar.

– Bitkisel birleşim

Bazı cilt kanseri türleri uçuk mikrobu ile aynı virüs enfeksiyonu nedeni ile oluşur. Birkaç doğal çözüm ile bu tip cilt kanserinin tedavisine destek olunabilir. Potasyum iyodür içeren zerdeçal tozu ve yeşil çay hamur haline getirilerek lezyonların üzerine uygulanabilir. Ancak bu uygulamadan önce doktora danışmakta fayda olacaktır.

– Diğer otlar

Cilt kanseri için faydalı antioksidan etkilere sahip diğer otlar ise yaban mersini, mabet ağacı özü, zencefil ve deve dikeni gibi bitkilerdir. Bu bitkiler antioksidan özellikleri ile enfeksiyon, virüs ve bakterilerin oluşumu engeller.

Cilt kanseri ağrı yapar mı?

Cilt kanseri ilk aşamalarda ağrı yapmasa da ilerleyen evlerde ağrıya neden olabilir.

Cilt kanseri başlangıcı ciltte bazı belirtiler gösterir. Bu nedenle ciltteki lekeler, ben değişimleri ve yaraların geçmemesi gibi belirtiler iyi gözlemlenmeli, en kısa zamanda bir cilt doktoruna gidilmelidir.

Devamını Oku

İshal Ve Mide Ağrısına Ne İyi Gelir: Mide Ağrısı İçin Bitkisel Tedavi

Bitkisel Çözümler kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 568 defa okundu

İshal Ve Mide Ağrısına Ne İyi Gelir: Mide Ağrısı İçin Bitkisel Tedavi

mide ağrısına bitkisel tedavi

mide ağrısı için bitkisel tedavi

Mide ağrısı ve ishal çok sık görülen bir sağlık sorunudur. Genellikle besin kaynaklı hastalıklarda ya da viral enfeksiyon sonucunda görülür. Stres sonucu mide etkilendiğinde de ishal ve mide ağrısı oluşabilir. Çoğu durumda, bu durum hızla tedavi edilir. Medikal ilaçlara ek olarak bazı doğal çözümler de ishal tedavisinde kullanılabilir. Bu çözümler ishalin neden olduğu dehidrasyon ve metabolik asidoz gibi komplikasyonların riskini azaltmaya yardımcı olabilir.

– İshal mide ağrısı yaparmı?

Mide yanması, bulantı, kramp ve diğer karın şikayetlerinin hepsi ishal belirtisi olarak görülebilir. Bu gibi belirtiler görüldüğünde alkol, nikotin veya kafein içeren içecekler ile yağlı süt ve süt ürünleri ve yağlı besinler mide rahatsızlıklarının artmasına neden olabilir.

– İshale iyi gelen yiyecekler:

İshal ve mide kramplarına neden olan sindirim sistemi rahatsızlıklarında beslenme düzenine de dikkat edilmelidir. Muz, pirinç, elma püresi ve tost gibi mideyi yormayan besinler tüketilebilir. Ayrıca tuzlu bisküvi, kraker, haşlanmış patates gibi gıdaların yanı sıra yağsız ve yoğun baharat içermeyen çorbalar da tercih edilebilir. Beslenme düzeninde mutlaka yumuşak gıdalara yer verilmeli, ishalle mücadelede lifli besinler tüketilmeye dikkat edilmelidir.

– İshal nasıl geçer?

İshal genellikle kendi kendine birkaç gün içerisinde geçer. Ama bazen reçetesiz ilaçlar sürecin kısalmasına yardımcı olur. Özellikle bizmut subsalicylate veya loperamide içeren ilaçlar kullanılabilir. Bizmut subsalicylate bağırsak sıvılarını dengeler, iltihap oluşumunu, bakteri ve virüs büyümesini engeller. Loperamide bağırsak nedeni ile oluşan ağrıların da azalmasını sağlar. Bu ilaçlar genellikle doktor tarafından ishal, kramp ve karın ağrısı tedavisi için önerilmektedir. Ancak virüs veya gıda zehirlenmesi belirtileri görülen vakalarda loperamide kullanılmaması önerilir.

– İshal için ne yapmalı?

İshal olan insanlarda sıvı kaybı oluşurken vücutta elektrolit, sodyum ve potasyum gibi temel besin maddelerinde eksiklik oluşur. Cilt normal PH değerini kaybedebilir. Bu nedenle sıvı alımı artırılmalıdır. Gün içinde bol bol sıvı alınmalı, en az 8 ya da 9 bardak su içilmelidir. Meyve suları da tüketilebilir. Sıvı kaybının yoğun olduğu durumlarda buz emilebilir. Meyve sularının dışında et suyu, temiz gazlı içecekler ve sporcu içecekleri de tercih edilebilir.

Anti-ishal gıdalar

İshale genelde bir virüs ya da bakteri neden olur. İshal geçene kadar bazı gıdalardan kaçınılmalı ve mide kramplarını hafifleten gıdalar tercih edilmelidir.

İshal belirtilerini önlemek için…

İshal vakalarında ağır ve yağlı gıdalardan kaçınılmalıdır. Özellikle baharatlı yiyecekler tercih edilmemelidir. Ayrıca süt ve diğer süt ürünleri, bakteriyel veya viral bir bağırsak enfeksiyonunu içeriğindeki laktoz sayesinde tetikleyebilir. Şekerli gıdalarda da kaçınılmalıdır. İshal geçtikten sonra normal yemek düzenine dönülebilir.

– İrritabl Bağırsak Sendromu

Bazı ishal vakaları irritabl bağırsak sendromu nedeni ile oluşabilir. İrritabl bağırsak sendromunun belirtileri arasında kronik ishal, kabızlık, karın şişliği ve bazen dışkıda beyaz mukus gibi belirtiler bulunmaktadır. İrritabl bağırsak sendromu varsa, doktor semptomları hafifletmek için daha fazla lifli besinler tüketilmesini tavsiye edebilir. Bu nedenle bol bol taze meyve ve sebze, fasulye ve kepekli tahıllar tüketilmelidir. Yüksek lif almak için meyve suları ile lif içeren besinler bir arada tüketilebilir. İshali oluşturan mide rahatsızlıkları, midenin de tahriş olmasına neden olabilir. Bu nedenle yumuşak yiyecekler yenmeli ve mide hasarı en aza indirgenmelidir. İshal normalde kendi kendine geçen bir rahatsızlıktır. Ancak bazı durumlarda 1 haftadan fazla sürebilir. Uzun süren ishal ve mide ağrısı durumlarında mutlaka en yakın zamanda bir doktora başvurulmalıdır.

Devamını Oku

Mide Gribi Neden Olur: Mide Gribinin Belirtileri

Hastalık Belirtileri kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 345 defa okundu

Mide Gribi Neden Olur: Mide Gribinin Belirtileri

mide gribinin belirtileri

mide gribinin belirtileri

Mide gribi viral gastroenterit nedenler sonucunda oluşur. En sık görülen belirtileri ise sulu ishal, karın krampları, bazen ateş ve kusmadır. Ne yazık ki günümüzde mide gribinin hiçbir tedavisi yoktur. Ancak, bazı doğal çözümler ile mide gribi komplikasyonları önlenebilir.

Mide gribi belirtileri:

– Kusma

Mide gribine neden olan virüs bazı durumlarda kusmaya neden olabilir. Mide gribi için kullanılan reçeteli ve reçetesiz ilaçlar da kusma gibi yan etkiler yaratabilir. Amerikan Pediatri Akademisine göre bebekler ve küçük çocuklarda mide gribi durumlarında dikkatli olunmalıdır. Ani kusma atakları kontrol altına alınmalı ve boğulma ya da enfeksiyon gibi sorunlar engellenmelidir. Kusmanın ardından hastanın ağzı ve burnu sabunlu su ile yıkanmalı; küçük yudumlar ile sıvı alımı sağlanmalıdır. Eğer mide bulantısı varsa sıvı alımı yarım saat ya da 1 saat sonraya ertelenmelidir. Bazı gıdalar kusmayı artırabilir. Bu nedenle özellikle süt ve süt ürünleri, yağlı gıdalar, kafeinli içecekler, alkol ve nikotinden kesinlikle uzak durulması gerekiyor.

– Karın ağrısı

Mide gribi ve kusma belirtilerine ek olarak karın ağrıları da görülebilir. Hastalar ağrı için genellikle reçetesiz ilaçlar; asetaminofen veya ibuprofen gibi ilaçlar alırlar. Ağrı için doktor tarafından oral ve rektal başka ilaçlar da reçete edilebilir. Amerikan Akademisi aile hekimlerine (AAFP) göre tek bir noktada oluşan ya da geniş alanları etkileyen keskin ağrılar olduğunda, kusma sırasında kan gelmesi durumunda ve dışkıda kan görüldüğünde mutlaka hiç vakit kaybetmeden doktora gitmek gerekmektedir.

– Ateş

Mide gribinde kusma ve ağrı ile birlikte görülen bir diğer belirti ateştir. Ateşi düşürmek için ılık banyo yapılabilir. Ya da hastanın yüzü, kolları, boynu ve göğsü bir kaba serin su konarak; temiz yıkama bezi veya banyo süngeri ile silinebilir.

– Hidrasyonu korumak

Mide gribi ve gelişen ishalle birlikte sıvı kaybı oluşur. Özellikle küçük çocuklar ve yaşlılarda sıvı kaybı çok daha fazladır. Çok ciddi komplikasyonlara neden olan su kaybını önlemek için su ve sıvı tüketimi artırılmalıdır. Her gün en az 8 bardak su tüketimi ile birlikte et suları ve meyve suları tercih edilebilir. Ancak kafeinli içecekler; çay, kola ve kahve tüketimi durdurulmadır. Kafein mide bulantısının artmasına neden olabilir.

– Beslenme düzeni

Beslenme düzenine dikkat etmek mide gribinin çabuk geçmesini sağlarken aynı zamanda oluşmasını da engelleyebilir. Öncelikle C vitamini açısından zengin gıdalar tüketilmelidir. Özellikle portakal, karpuz, greyfurt, kavun, çilek, ahududu, yaban mersini, kızılcık ve ananas gibi meyveler önerilir. C vitamini açısından yüksek sebzeler ise brokoli, domates, brüksel lahanası, karnabahar, lahana, şalgam, ıspanak, kırmızı ve yeşilbiber, domates ve patatestir. Mide gribinin oluşumunu engelleyen bir diğer besin grubu E vitaminine sahip besinlerdir. E vitamini bağışıklık sistemine yardımcı olur ve antioksidanlar etki gösterir. E vitamini açısından zengin besinler arasında ise bitkisel yağlar, tam tahıllar ve tohumlar bulunmaktadır. Yetişkin kadın ve erkeklerin günlük olarak alması gereken E vitamini 15 miligramdır. Ayrıca sarımsak tüketimi de mide gribini engellemektedir. Çünkü sarımsak antibiyotik, antiviral ve anit-inflamatuar bir ajan olarak çalışır. Birçok sağlık sorunu için faydalı olan sarımsak soğuk algınlığı ve grip virüsleri ile savaşmasının yanı sıra mide gribine neden olan virüsleri de yok etmektedir. Sarımsak ham haliyle tüketilebilir ya da yoğun tadı önlemek için sarımsak takviyeleri alabilir. Ayrıca, balık veya bitkisel yağ tüketimi artırılarak omega-3 takviyesi de alınabilir.

Mide gribi kaç gün sürer?

Mide gribi genellikle 4 ila 5 gün sürer. Daha uzun süren durumlarda en kısa zamanda bir doktora danışılmalıdır.

Mide gribi bulaşıcı mıdır?

Mide gribinin bulaşıcılığı yoktu. Viral nedenler ile oluşur ve sindirim sistemine virüslerin girmesine bağlı olarak ortaya çıkar.

Mide gribi belirtileri görüldüğünde en kısa zamanda bir doktora gidilmelidir. Ayrıca doğal ve bitkisel çözümler de uygulanabilir.

Devamını Oku

Yüksek Tansiyon Nasıl Düşer: Yüksek Tansiyona Doğal Çözüm

Kan Kalp ve Dolaşım Sistemi Hastalıkları kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 99 defa okundu

Yüksek Tansiyon Nasıl Düşer: Yüksek Tansiyona Doğal Çözüm

yüksek tansiyona çözüm

yüksek tansiyona doğal çözüm

Yüksük tansiyon nasıl düşürülür?

Hipertansiyon ve yüksek kan basıncı bazı belirtiler göstererek uzun vadede ciddi hastalıklara hatta ölüme yol açabilir. Sessiz ve belirtisiz de ilerlediği için tehlikeli hastalıklar aniden oluşabilir. Kronik hipertansiyon, kalp krizi, felç, anevrizma ve böbrek yetmezliği gibi hastalıklara neden olabilir. Hipertansiyonun nedenleri arasında genellikle beslenme düzeni, genetik faktörler, stres ve yaşam tarzı gibi faktörler bulunmaktadır. Doğru yaşam tarzı değişikleri ve tedaviler ile hipertansiyon yönetilebilen bir sağlık sorunudur. yüksek tansiyon için bitkisel tedavi yöntemleri de uygulanabilir. Ancak bitkiler kullanılmadan önce doktora danışmakta fayda olacaktır.

Yüksek tansiyon için bitkisel çözümler

– Çarkıfelek bitkisi

Passiflora incarnata yani çarkıfelek, antioksidan flavonoidler içerir. Antioksidanlar zararlı olabilecek serbest radikallerin nötralize edilmesinde oldukça faydalıdır. Ayrıca kalp ve damar hastalıklarını önlemeye de yardımcı olur. Çarkıfelek, düz kasları rahatlatır ve koroner arterlerin genişlemesini sağlayan harmane alkaloidler içerir. Avrupa’da çarkıfelek bitkisi içeriğindeki pharmaceutically maddesi nedeni ile kalp çarpıntısı ve taşikardi tedavisinde kullanılır. Çarkıfelek yatıştırıcı özelliklere sahiptir ve çay şeklinde tüketilmesi stres ve anksiyete gibi ruhsal durumlarda da etkili olur. Çarkıfelek çayı için 1 bardak kaynar su içerisinde 150 ml kurutulmuş çarkıfelek yaprağı 10 ya da 15 dakika boyunca demlenmelidir. Hafif bir tatlandırıcı olarak bal eklenebilir. Eğer kan sulandırıcılar, antidepresanlar, yatıştırıcılar ya da sakinleştiriciler kullanılıyorsa çarkıfelek bitkisi tüketilmemelidir.

– Alıç meyvesi

Alıç meyvesi (Crateagus oxycanthus), flavonoidler ve cyanogenic glikosidler açısından zengin bir bitkidir. Antioksidan etkilerinin yanı sıra içerisinde bulunan bu maddeler ile kan damarlarının açılmasını sağlar ve dolaşımı artırır. Ayrıca kan basıncını da düzenler. Alıç meyvesi idrar söktürücü etkisi ile kan hacmi azaltır ve dolaşım sistemi üzerindeki yükü de azaltır. Kolesterol seviyesini düşürmede yardımcıdır. Kalp kaslarının da kuvvetlenmesini sağlar. Alıç meyvesi toz (kapsül) veya tentür formda alınabilir. Önerilen doz 2 ila 8 hafta için, günde 900 mg – 160 mg arasındadır. Konjestif kalp yetmezliği yaşayan insanlarda bu doz 3’e bölünerek kullanılır. Alıç meyvesi istenirse sekiz haftadan daha uzun süre alınabilir, ancak en az 4 ila 8 hafta düzenli olarak kullanılmalıdır.

– Bach çiçeği

Hipertansiyon fiziksel rahatsızlar oluşmasına neden olsa da duygusal ve psikolojik etkiler de yaratabilir. Hipertansiyon, damarlardaki kan oranının kısıtlanmasına neden olur ve kan basıncında artışa neden olur. Bu nedenle kaslarda gerginliğe, damarlarda sertleşmeye ve kan damarları içinde plak oluşmasına neden olabilir. Bach çiçeği hipertansiyon vakalarında oldukça etkilidir. Kandaki aşırı basıncın yatışmasını sağlarken aynı zamanda gerginlik, stres ve anksiyete gibi vücutta oluşabilecek duygusal ve psikolojik sorunları çözmede yardımcı olur. Kasıkotu da tansiyona iyi gelen bitkiler arasındadır. Bu bitkiler sinir sistemini rahatlatırken aynı zamanda rahatlama sağlar.

Yüksek tansiyon hastası ne yemeli?

Taze sebze ve meyveler beslenme düzeninde mutlaka bulunmalıdır. Yağlı ve kızartma besinlerden de uzak durulması gerektiği unutulmamalıdır.

Hipertansiyon ve yüksek tansiyon ilk zamanlarında ciddi belirtiler göstermese de ilerleyen zamanlarda ciddi sağlık sorunlarına ve hatta ölümlere neden olabilir. Felç ve kalp krizi gibi sağlık sorunları da oluşabilir. Bu nedenle mutlaka tedavi edilmelidir. Belirtiler görülmeye başlandığında mutlaka bir doktora görünülmesi gerekir. Yüksek tansiyon söz konusu ise doktor hemen gerekli tedavilere başlayacaktır. Medikal tedavilere ek olarak doğal çözümler de uygulanabilir. Ancak bu çözümler uygulanmadan önce doktora danışılmalıdır. Bazı kişilerin bazı bitkilere alerjisi olabilir. Bu nedenle bitkisel çözümler uygulanırken dikkatli olunmalıdır. Ailede hipertansiyon vakası varsa muayene olmak faydalı olacaktır. Çünkü yüksek tansiyon rahatsızlığı genetik olarak da geçebilir. Ancak temel neden genellikle beslenme şeklidir. Bu nedenle doktorun verdiği beslenme tavsiyelerine mutlaka uymak gerekir. Hipertansiyonda kullanılan ilaçlar doktorun verdiği şekilde aksatmadan kullanılmalıdır. Hipertansiyona iyi gelen yiyecekler mutlaka beslenme düzenine eklenmelidir. Yüksek tansiyon için bitkisel çaylar da kullanılabilir. Ancak tüm doğal tedaviler uygulanmadan önce mutlaka bir doktora danışılmalıdır. Bazı bitkiler kullanılan ilaçlar ile etkileşime girebilir.

Devamını Oku

Göz Alerjisi Nasıl Geçer: Göz Alerjisine Bitkisel Çözümler

Göz ve Görme Hastalıkları kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 1.416 defa okundu

Göz Alerjisi Nasıl Geçer: Göz Alerjisine Bitkisel Çözümler

göz kızarıklığına bitkisel çözüm

göz alerjisine bitkisel çözümler

Mevsimsel alerjiler ve diğer alerjiler gözlerde kızarıklık ve yaşarmaya neden olurken boğaz ağrısına da sebebiyet verebilir. Alerjik konjonktivitte göz kızarıklığına, şişlikler de eşlik ederken bu kişiye oldukça rahatsızlık vermektedir. Birçok durumda alerjenlerden uzak durmak belirtileri hafifletebilir. Ancak alerjiye bağlı boğaz ağrısı ve göz kızarıklıkları için doğal çözümler de uygulanabilir. Bu çözümler genellikle belirtileri hafifletmeye yardımcı olur.

Göz alerjisi için bitkisel çözüm önerileri:

– Alerjenlerden kaçınmak

Alerji belirtilerini hafifletmenin en iyi yolu alerjiye neden olan tetikleyicilerden kaçınmaktır. Örneğin polenlere karşı alerjik reaksiyon gösteriliyorsa korunmak için maske takılabilir. Ya da evin içerisine polenlerin girmemesi için pencereler kapalı tutulabilir ve toz partiküllerinden kurtulmak için hijyene önem verilebilir.

– Yatıştırıcı bakım

Kırmızı ve kaşıntılı gözlerde daha fazla kızarıklık oluşmaması için soğuk kompres uygulanabilir. Gözler ovulmamalıdır. Sadece yatıştırmak ve rahatlatmak için ıslak ve soğuk bir bez uygulaması yapılabilir. Eğer kontakt lens kullanılıyorsa lensler mutlaka çıkarılmalıdır. Eğer gözlerde makyaj varsa silinmeli ve soğuk kompres bu şekilde uygulanmalıdır.

– Kontakt lensler

Kontakt lens kullanan kişilerde gözleri etkileyen alerjilere daha sık rastlanır. Gözlerde lens varken gözleri ovmak lensin göze zarar vermesine neden olabilir. Ayrıca gözlerin kızarmasına ve yanmasına neden olur. Eğer belirtiler şiddetli ise daha iyi hissedene kadar gözlük takmakta yarar olacaktır.

– Göz alerjisi için damla

Doktor tahriş olmuş, kırmızı gözleri yatıştırmak için göz damlası tavsiye edebilir. Bazı durumlarda alerjenlerin vücuttaki etkisini azaltmak için oral antihistaminikler kullanılabilir.

Göz kızarıklığı

Saman nezlesi özellikle göz kapağı ve göz küresi üzerinde bazı belirtilere neden olabilir. Enfeksiyonun temel belirtileri inflamasyon, kızarıklık ve tahriştir. Morartı ise viral bir enfeksiyon ya da bakteriyel enfeksiyonun belirtisidir.

Göz alerjisine ne iyi gelir?

– İlaçlar

Tedaviye başlamadan önce gözlerde kızarıklığa ya da morarmalara neden olan sağlık sorunu belirlenmelidir. Bakteriyel durumlarda antibiyotik tedavisi gerekebilir. Saman nezlesine ve diğer alerjilere bağlı göz kızarıklıklarında ise antihistaminikler, dekonjestanlar, mast hücresi stabilizatörler, steroidler ve anti-inflamatuar ilaçlar kullanılır.

– Sıcak kompres

Saman nezlesi belirtilerini hafifletmek için sıcak suya havlu batırılır. Sıcak havlu birkaç dakika kadar gözlere uygulanır. Aynı havlu her iki göz üzerinde kullanılmamalıdır. Diğer göz üçün başka havlu kullanılmalıdır. Çünkü bazı durumlarda kızarıklığa neden olan bakteriler diğer göze de bulaşabilir.

– Göz damlası

Göz kuruluğu da gözlerde kızarıklığa neden olabilir. Sıvı kaybından ve lens kullanımından kaynaklanan göz kuruluğu ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Bunu önlemek için genellikle doktor tarafından göz damlaları ve suni gözyaşı damlaları verilir.

– Göze yabancı cisim batması

Gözler hassas bir yapıya sahiptir. Küçük de olsa herhangi bir yabancı madde göze temas ettiğinde gözde şiddetli yanma ve kızarıklıklar oluşabilir. Bu gibi durumlarda göze batan cisim oynatılmamalı, bol su ile yıkanmalı ve acilen bir doktora danışılmalıdır.

– Göz alerjisi için ne yapılmalı:

Göz kızarıklıkları ve morarmaları enfeksiyon nedeni ile de oluşabilir. Bu durumda gözün enfeksiyon kapmaması için hijyene dikkat edilmelidir. Eller sık sık yıkanmalı ve göze temas etmekten kaçınılmalıdır. Özellikle gözde kızarıklık varsa göz ovulmamalıdır. Lens kullanılıyorsa dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır. Lensleri takmadan önce eller iyice yıkanmalıdır. Ayrıca lens kabındaki solüsyon suyu her gün değiştirilmeli; lensler takılmadan önce solüsyon ile yıkanmalıdır.
Göz kızarıklıkları alerjik reaksiyonlar sonucunda oluşur. Bu kızarıklıkların giderilmesi için ilaç tedavisinin yanı sıra göz alerjisinde bitkisel tedavi yöntemleri de kullanılabilir. Ancak eğer kızarıklıklar uzun süre devam ediyorsa ya da giderek şiddetleniyorsa mutlaka bir doktora başvurmak gerekmektedir.

Devamını Oku