"Bölgesel Zayıflama" Kategorisi

Gıdı Sarkması Nasıl Giderilir: Boyun Ve Gıdı Egzersizleri

Bölgesel Zayıflama kategorisine 20 Nisan, 2016 tarihinde eklendi, 238 defa okundu

Gıdı Sarkması Nasıl Giderilir: Boyun Ve Gıdı Egzersizleri

boyun ve gıdı egzersizleri

boyun ve gıdı egzersizleri

Gıdı sarkması nasıl önlenir?

Boyun bölgesinde gıdı sarkması olarak da bilinen estetik sorun oldukça rahatsız edicidir. Kimi zamanlarda cerrahi yöntemler kullanılırken gıdı sarkmasının ilk aşamalarında bazı egzersiz yöntemleri de uygulanabilir. Zaman içinde ciltte kolajen üretimi azalır ve esneklik yok olur. Bu süreç genellikle 20’li yaşların ortalarında başlar. Gıdı sarkmasının temel nedenleri güneşe maruz kalmak, sigara içmek ve yetersiz beslenmek gibi nedenlerdir. Boyun bölgesinde iki ana kas bulunmaktadır. Bu kaslar gençlerde gergin bir şekilde dururken zaman geçtikçe esnekliğini kaybederek salınmaya başlar. Eğer 20’li yaşların ortasında bazı egzersizler yapılmaya başlanırsa kasların esnekliğini koruması sağlanabilir ve gıdı sarkması oluşmadan engellenebilir.

Gıdı sarkması egzersizleri:

– Alıştırma 1

Tavana bakarak omurganın düz olduğu bir pozisyonda oturulur. Sırt düz olmalıdır ve omuzlar serbest bırakılmalıdır. Önce kafa geriye doğru itilir bu şekilde beklenir. Bir süre sonra kafa öne düşürülür ve çene göğüs bölgesine dayandırılmaya çalışarak beklenir. Bu egzersiz en rahat olunan ritimde 20 tekrardan oluşan 2 set şeklinde uygulanabilir

– Alıştırma 2

Bu hareketler otururken ya da ayakta yapılabilir. Aynı hareketi yaparken bu kez dudaklar büzülür. Alt dudak olabildiğince dışa çevrilmelidir. Bu durumda çene kırışır. Çenenin kırışıp kırışmadığını anlamak için çeneye bir parmak konulabilir. Çenenin de kasıldığı dudak büzme hareketi saniyeler boyunca boyun kaslarının gerilmesi ne neden olur. Kafa öndeyken dudak mümkün olduğunda bükülmeli ve göğüs bölgesine yaklaştırılmaya çalışılmalıdır. Her pozisyon içerisinde 20 saniye kadar beklenebilir. Bu egzersiz hareketleri de 20 tekrardan oluşan 2 set halinde yapılabilir.

– Alıştırma 3

Oturma pozisyonu alarak sırt düz tutulmalı omuzlar ise serbest bırakılmalıdır. Tavana bakarken ağız “o” şeklinde büzülmeli ve açık pozisyonda tutulmalıdır. 20 saniye kadar bu pozisyonda durulduktan sonra boynun her iki tarafında bir daralma ve çene hattında gerilme hissedilmektedir. Kafa öne düşürülerek rahat pozisyon alınabilir. Boyun kaslarını geliştirmeye yardımcı olan bu egzersiz hareketleri 10 tekrar olmak üzere 2 set uygulanabilir.

– Alıştırma 4

Yine tavana bakış pozisyonunda oturarak öpücük hareketi yapılmalıdır. Dudaklar büzülerek yapılan öpücük hareketi tüm boyun kaslarının gerilmesini sağlar. Bu şekilde uzun süre durulması dudakların titremesine de neden olabilir. Boyunda ve özellikle çene de kasılma ve baskı hissedene kadar harekete devam edilmelidir. Arından kafa öne düşürülerek başlangıç pozisyonuna dönülebilir. Dudaklar ve boyun dinlendirildikten sonra harekete devam edilebilir. 15 tekrardan oluşan 2 set yapılması tavsiye edilir.

– Alıştırma 5

Oturur pozisyonda durularak omurga ve sırt düz bir konumda olmalı kollar ise serbest bırakılmalıdır. Ardından boyun ile tam bir daire çizilerek çene önce sağ omza değdirilir. Boynun çevrilmesi esnasında yavaş ve nazik olunmalıdır. (Tam dairesel döndürme hareketi boynun rahatsız olmasına neden olursa yarım dairesel hareketler de uygulanabilir.) Omuzların sabit durduğundan emin olunmalıdır. Bu hareketler 10 tekrar şeklinde uygulanabilir.

– Alıştırma 6

Bu hareketler esnasında oturma pozisyonunda olmak yararlı olacaktır. Boyun kaslarının gerilmesini esas alan hareketler içinde en etkili hareketleri içeren egzersiz için öncelikle sol el yere konmamalı ve kalça bölgesinden uzak tutulmalıdır. Boyun sağ tarafa eğilmeli ve sağ el ile destek olunarak omuz bölgesine doğru bastırılmalıdır. Ters kolun baş üzerinden geçtiği hareket kulağı ters yönden tutmak gibidir. Sağ omuzdan sonra aynı hareket sol omuzda da uygulanmalıdır. Alıştırma esnasında boyun bölgesindeki gerilme hissedilirken başın omza yaptığı baskı da hissedilir. Her harekette 10 saniye kadar baskı hissedilmelidir. Her omuz için 3 tekrar uygulanabilir.

– Alıştırma 7

Dümdüz karşıya bakılmalıdır. Önce ağız açılarak dil kıvrılmaya çalışılmalı; çene olabildiğince çok açılmalıdır. Ardından ağız kapatılarak dudaklar düz tutularak ileri doğru itilmelidir. Bu pozisyonda iken burundan derin nefes alınıp verilmelidir. Nefes egzersizi bittikten sonra tekrar ağız açık pozisyona getirilmelidir. Daha sonra çiğneme hareketi gibi hareketler ile dudaklar oynatılmalı, çenenin yukarı ve aşağı hareket etmesi sağlanmalıdır. Bu süre içerisinde burundan nefes alınmaya devam edilmelidir. Nefes alıp verdikten sonra nazikçe alt dişlerin ucuna yerleştirilen dil gerilerek dişlere baskı uygulanmalıdır. Ağzın açık olduğu pozisyonda 20 saniye kadar durduktan sonra “a” sesi çıkarılır. Bu sesin çıkarılması boğazın içeriden de gerilmesini sağlar. Tüm hareket toplamda 90 saniye sürer. Bu bir uygulamayı 2 kez tekrar etmek yeterli olacaktır.

– Alıştırma 8

Düz pozisyonda beklenirken avuç için boğaz bölgesine yerleştirilir. Baş parmağı çeneyi kavrayacak şekilde yerleştirilmelidir. Aynı elin işaret parmağı ise çenenin ters tarafında baş parmak ile aynı paralelde konumlandırılır. Baş aşağı doğru itilirken el yardımı ile boyun ters yöne doğru itilir. Bu pozisyonda 30 saniye boyunca kafa ve el ile karşı baskı uygulanmaktadır. Hareketin 3 kez tekrar edilmesi yeterlidir.

– Alıştırma 9

Ayakta ya da rahat bir pozisyonda oturulur. Dil dışarı çıkarılabildiği kadar çıkarılır ve boyun bölgesi gerilir. Dil dışarı çıkarıldıktan sonra 10 saniye kadar beklenir ve rahat pozisyona geri dönülür. 10 tekrar yapılabilir. Bu hareket çene kaslarının çalışmasını sağlayarak çene cerrahisine gerek kalmadan gıdı sarkmasını engellemede en etkili egzersizdir.

– Alıştırma 10

Yatay pozisyonda uzanılır. Boyun yatağın kenarına denk gelmelidir. Yatak kenarında boyun serbest bırakılarak öncelikle arkaya düşürülmelidir. Ardından omuzlar hareket ettirilmeden baş göğse doğru kıvırılır ve 10 saniye bu şekilde beklenir. Ardından tekrar başlangıç pozisyonuna dönülür. Baş dönmesini önlemek için alıştırmaların 2 set halinde 2 tekrar uygulanması yeterli olacaktır. Eğer şiddetli baş dönmesi ile karşılaşılırsa boyun arkaya atılmak yerine yatay pozisyonda da tutulabilir.

Gıdı sarkması için uygulanabilecek yöntemler nelerdir?

Gıdı sarkması yani boyun bölgesinde oluşan yağlanma çok ciddiyse cerrahi yöntemler ya da lazer yöntemleri ile müdahale gerekebilir. Ancak hafif sarkma durumlarında ve sarkmanın önlenmesi için gıdı sarkmasına doğal çözüm olarak boyun egzersizleri oldukça etkilidir. Bazı eklem hastalarının egzersiz sırasında dikkatli olunması gerekilebilir. Özellikle boyun kireçlenmesi yaşayan kişiler hareketleri yapmakta zorlanabilir. Boyun bölgesinde gıdı sarkması için en başarılı sonuçlara egzersizlerin düzenli olarak uygulanması ile ulaşılabilir. Fazla kilolar da gıdı sarkmasına neden olabileceği için özellikle beslenmeye dikkat edilmeli; fazla kilolar varsa diyet programı uygulanarak bu kilolardan kurtulmak gerekmektedir. Beslenme düzeninde bol bol sebze, meyve, tahıllar ve baklagillere yer verilirken; kızartmalardan ve fazla yağlı besinlerden kaçınılmalıdır. Tere yağ kullanımı kısıtlanırken trans yağlar yerine zeytin yağı tüketilmelidir. Gıdı sarkmasının temel nedeni kolajen ve esneklik kaybı olduğu için boyun bölgesine bazı nemlendirici kremler de uygulanabilir. Kullanılan kremler içerisinde alkol bulunmamasına özen gösterilmelidir. Gıdı sarkması için maske kullanımı da oldukça yaygındır. Gıdı sarkmasına bitkisel çözüm önerileri de uygulanabilir. Bu uygulamalar bitkisel yağla ile yapılabilir. Ancak bu sarkmaların giderilmesi için en geçerli yöntemin boyun kaslarının çalıştırılması olduğu unutulmamalıdır.

Devamını Oku

Gıdı Sarkması Nasıl Giderilir: Gıdı Eritme Yöntemleri

Bitkisel Çözümler kategorisine 17 Şubat, 2016 tarihinde eklendi, 171 defa okundu

Gıdı Sarkması Nasıl Giderilir: Gıdı Eritme Yöntemleri

gıdı eritme yöntemleri

gıdı eritme yöntemleri

Gıdı sarkması nasıl giderilir?

Deri ve çene altında bulunan yağ dokularında fazladan bir katman olması gıdı olarak tabir edilir. Aşırı miktarda kilo alımı nedeniyle oluşabilir. Boyun bölgesindeki cilt alanlarında yağ birikimi ile oluşan bu durum; yüksek kalori alımı, yaşlanma, yetersiz fiziksel aktivite ve genetik faktörlerin de etkisi ile ortaya çıkabilir. Gıdı sarkması estetik açıdan rahatsız edici bir durumdur ve bu durumu ortadan kaldırmak için piyasada pek çok kozmetik ürün bulunmaktadır. Ayrıca estetik çözümler de uygulanmaktadır. Gıdı sarkmalarını ve boyun bölgesinde oluşan yağ birikimini engellemek için bazı bitkisel ve doğal çözümler de uygulanabilir.

Gıdı eritmek için ne yapılmalı: Gıdı sarkmasına doğal çözüm

1. Sakız çiğneyerek gıdı eritme

Gıdı sarkmasının önüne geçmek için şekersiz sakız çiğnenebilir. Bu çözüm çene kaslarının güçlenmesini sağlar. Yüz kaslarının çalışması yağ oluşumunu engeller. Şekersiz sakız çiğnemek ise kasları çalıştırmak için en iyi yollardan biridir. Şekerli sakız diş ağrısı verebilir. Bu nedenle şekersiz sakız tercih edilmeli ve dişler şekerin verdiği zarardan korunmalıdır. Şekersiz sakız günde 1 saat kadar çiğnenebilir. Bu 1 saat kasların güçlenmesini sağlarken gıdı oluşumunun önüne geçebilir.

2. E vitamini

E vitamininin günlük tüketimini artırmak da gıdı oluşumunu engelleyebilir. Gıdıyı hafifletirken boyun bölgesindeki yağ birikimini azaltan ve deriye esneklik sağlayan E vitamini aynı zamanda vücudun genel sağlığını da korur.
– E vitamini açısından zengin gıdalar da tüketilebilir. Yeşil yapraklı sebzeler, buğday tohumu yağı, süt ürünleri, kahverengi pirinç, arpa, çavdar, baklagiller, mısır, fındık, fasulye, elma, soya fasulyesi, yerfıstığı ve karaciğer gibi birçok gıda E vitamini açısından mükemmel kaynaklardır. Bu gıda ürünleri mümkün olduğunca günlük beslenme planına eklenmelidir.
– E vitamini besinlerden alındığı kadar günlük olarak ek besin takviyesi olarak kapsül şeklinde de alınabilir. Ancak Ek takviye almadan önce doktora danışılmalıdır.

3. Gıdı sarkması için maske: Kakao yağı

Kakao yağı boyun bölgesinde bulunan yağ birikimini engelleyen bir başka yöntemdir. Bu yağ ile boyun bölgesi ovulabilir.
– Bir kaç yemek kaşığı kakao yağı alınır ve mikrodalgada biraz ısıtılır. Bu yağ ılık halde iken boyun bölgesine uygulanır ve dairesel hareketler ile masaj yapılır.
– Masajın yatmadan önce her gece birkaç dakika kadar yapılması önerilir. Bir gece bu şekilde ciltte bekletildikten sonra sabah duş almadan önce bu işlem yinelenir. Kakao yağı düzenli olarak kullanıldığında cilt esnekliğini artıracaktır.

4. Buğday tohumu yağı

Düzenli olarak buğday tohumu yağı ile boyun masajı yapılması gıdı oluşumu engeller. Buğday tohumu yağı da E vitamini yağı gibi cildi besler ve aynı zamanda boyun bölgesini sıkılaştırmaya yardımcı olur.
– Biraz buğday tohumu yağı alınır ve yavaşça boyun alanları ovulur. Yavaşça boyun altından yukarı doğru yaklaşık 10 ya da 15 dakika masaj yapılır. Bu uygulama yatmadan önce yapılmalıdır. Yağ cilt üzerinde bir gece bekletilir. Düzenli olarak yapıldığında gıdı sarkması gözle görülür şekilde azalacaktır.

5. Süt

Gıdıyı yok etmek için süt de kullanılabilir. Süt de boyun çevresindeki cildi sıkılaştırmak için kullanılabilir. Süt cilt için aynı zamanda bir toner olarak kullanılır ve boyun bölgesine ihtiyaç duyuldukça uygulanabilir.
– Boyun bölgesine süt ile bir süre masaj yapılır ve sonra cilt ılık su ile durulanır.
– Süt ve bal ile yüz maskesi de yapılabilir. Süt bal ve eşit miktarlarda karıştırılır. Ardından krem kıvamına getirilir ve boyun bölgesine uygulanır. 10 dakika kadar beklendikten sonra cilt ılık su ile durulanır. Bu yüz maskesi cildin pürüzsüz ve nemli kalmasını sağlarken aynı zamanda boyun bölgesindeki yağların eritilmesini sağlar. Uygulama günde 1 kez olumlu sonuç alınana kadar yapılabilir.

Gıdı sarkması nasıl giderilir?

6. Yumurta akı

Yumurta beyazı da genel cilt sağlık için etkili bir çözümdür. Boyun bölgesindeki yağ birikimini azaltırken gıdı oluşumunu engeller. Yumurta akı boyun sarkmasını hızlı ortadan kaldırmak için yüz maskesi şeklinde de uygulanabilir.
– İki yumurta beyazı, bir çorba kaşığı süt, az miktarda nane uçucu yağı, bir çorba kaşığı bal ve bir çorba kaşığı limon suyu ile karıştırılır. Bir kasede tüm malzeme karıştırılır. Bu karışım boyun bölgesine masaj yaparak maske şeklinde uygulanır ve yaklaşık yarım saat boyunca ciltte kuruması için bekletilir. Son olarak cilt ılık su ile durulanır ve iyice kurulanır. Hızlı sonuç almak için işlem günde bir kez yapılmalıdır.

7. Kavun

Kavun cilt tonunu dengelerken gıdı sarkması gibi sorunları azaltmak için de kullanılabilir.
– Taze kavun suyu alınır ve bir pamuk yardımı ile çene ve boyun çevresinde etkilenen deri bölgesine uygulanır. 15 ila 10 dakika ciltte bekletilir ve ardından cilt temiz su ile temizlenir.
– Daha iyi sonuç almak için kavun suyu ve elma suyu birleştirilebilir. Bu karışım yumuşak dokulu çene hattı çevresinde kullanılır.
– Su içeriği yüksek olan kavun aynı zamanda beslenme düzenine dahil de edilebilir. Kavun tüketimi ile vücutta bulunan zararlı toksinler dışarı atılır. Kavun aynı zamanda kilo kaybına yardımcı olmak için de tüketilebilir.

8. Su

Kilo vermek ve gıdı eritmek için su tüketiminin artırılması gerekir. Günlük su miktarı artırılmalıdır. Her gün en az 8 ila 10 bardak su içilmesi önerilir. Bu vücudun nemli tutulmasına yardımcı olur ve vücuttan zararlı toksinlerin dışarı atılmasına yardımcı olur. Su ile birlikte, aynı zamanda melon, salatalık, marul, kereviz gibi su içeriği yüksek besinler de tüketilebilir. Aynı zamanda kahve, alkol, çay ve gazlı içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır.

9. Gliserin

Gliserin boyun bölgesindeki yağ birikiminden kurtulmak için doğal bir maske olarak kullanılabilir.
– Maske yapmak için bir çorba kaşığı gliserin, yarım çorba kaşığı epsom tuzu ve birkaç damla nane yağı karıştırılır. Tüm malzeme karıştırıldıktan sonra karışım bir pamuk yardımı ile doğrudan boyun bölgesine uygulanabilir. Karışım ciltte bir süre bekletilir. Ardından cilt soğuk su ile yıkanır. Uygulama haftada 3 ya da 5 kez düzenli olarak uygulanabilir.

10. Yeşil çay

Yeşil çay içilmesi de boyunda yağ birikimini engellerken kilo verilmesini sağlar. Yeşil çay güçlü antioksidanlar içerir ve metabolizmanın hızlanmasını sağlar. Ekstra kalori yakmaya yardımcı olan çeşitli bileşenler içerir.
– Yeşil çay, kafeinli içecekler yerine tüketilebilir. İçerisindeki antioksidanlar ile yağların çözülmesini sağlar. Bir fincan yeşil çay ile güne başlanır ve gün boyunca birkaç bardak içilebilir. Yeşil çay ile birlikte diğer bitkisel çaylar da tüketilebilir.
Boyun bölgesindeki sarkmalar ve yağlar genellikle kilo alınması nedeni ile oluşur. Bu nedenle bu bitkisel çözümlere ek olarak diyet planları da uygulanabilir. Bitkisel çözümler uygulanmadan önce doktora danışmakta fayda vardır. Bu bitkisel çözümler bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara neden olabilir.

Devamını Oku

Göbek Eriten Yiyecekler: Karın Düzleştirmek İçin Bitkisel Çözümler

Bölgesel Zayıflama kategorisine 8 Mart, 2015 tarihinde eklendi, 98 defa okundu

Göbek Eriten Yiyecekler: Karın Düzleştirmek İçin Bitkisel Çözümler

göbek eriten besinler

göbek eriten besinler

10 günde karın düzleştirmek imkansız değildir. Uygun egzersiz ve beslenme şekli ile istenildiği gibi düz bir karna sahip olunabilir. Karın bölgesinde yağlar özel bir beslenme düzeni ile kolayca yakılabilir. Özellikle yağ yakıcı etkileri bilinen bazı besinleri tüketmek hem göbekteki yağları eritmek hem de karın düzleştirmek için oldukça fayda sağlamaktadır. Karın düzleştirmek için öyle uzun bir zaman dilimine de gerek yoktur. 10 günlük bir bitkisel zayıflama kürü bize yeter de artar. Bunun için şu adımları izlemek yeterli olacaktır:

– Gün 1

Düz bir karın elde etmek için ilk adım abur cubur gıdalardan uzak durmaktır. Meyve, sebze, tavuk, yağsız sığır eti, kepekli tahıllar, az yağlı süt ve süt ürünleri, fasulye, fındık, tohumlar gibi besinler tüketilebilir. Lif açısından zengin gıdalara beslenme düzeninde yer verilmelidir. İlk gün için tüm karbonhidratlı yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Günde 10 ya da 12 bardak su içilmesi tavsiye edilir. Bu diyete başlamadan önce bir ya da üç gün sadece 3 ya da 5 elma sirkesi içilmesi önerilir. 2 yemek kaşığı organik elma sirkesi ve bir çorba kaşığı bal ve 8 gram saf su karıştırılarak günde 3 kez tüketilebilir.

– Gün 2

İkinci gün bol bol çiğ ya da haşlanmış sebze tüketilmelidir. Sebze ya da tavuk çorbası da karın bölgesindeki yağların azalmasına yardımcı olacaktır. Her iki ya da üç saatte bir, metabolizma hızını artırmak ve kan şekeri dengelemek için 5 ya da 6 porsiyon meyve ve sebze tüketilebilir. Yüksek karbonhidrat içeren muz, elma gibi meyveler tüketilmemelidir. Gün içerisinde 20 dakika yürüyüş yapılabilir.

– Gün 3

Kahvaltıda 50 gram karbonhidrat tüketilmesi önerilir. Hızla yağ kaybetmek istiyorsanız düşük karbonhidrat diyetleri önemlidir. Bir fincan yulaf ezmesinde 50 gram karbonhidrat vardır. Günün diğer öğünlerinde yumruk büyüklüğünde yağsız protein içeren besinler tüketilebilir. Sebze, taze meyve, yoğurt ve peynir altı suyu protein açısından alınabilecek besinler arasındadır. Mayonez, margarin, tereyağı ve diğer bitkisel yağlar kullanılmamalıdır. Nefes egzersizlerine başlanabilir.

– Gün 4

Üç yumurta beyazı ve ıspanak kahvaltıda tüketilebilir. Kırmızıbiber ile haşlanmış tavuk ya da hindi göğüs eti salata gibi atıştırmalıklar ile tüketilebilir. Salata, sebze, tavuk, zeytinyağı gibi besinler ile öğle yemeyi yenebilir. 150gr tavuk veya hindi tüketilebilir. 1 porsiyondan fazla tüketilmemelidir. Acıkınca bir avuç fındık yenebilir. 4. günde eller başın altına konur ve sırt üstü yatılır. Dizler karna doğru çekilir ve bu egzersiz hareketi 20 ila 30 kez tekrar edilir.

– Gün 5

Bu gün az yağlı süt ve meyve tüketilebilir. Muz tüketilerek vücut için gerekli karbonhidrat da sağlanabilir. Sebze çorbası tavsiye edilmektedir. Orta düzeydeki egzersizlere devam edilir.

– Gün 6

Taze fasulye, omlet ya da iki yumurta akı ve domates kahvaltıda tüketilebilir. Öğle yemeğinde ise fileto ya da ızgara tavuk göğsü tüketilmelidir. Değişik şekillerde yağsız et veya balıklar yenebilir. Yağ yakımı için egzersizlere ağırlık verilmelidir.

– Gün 7

Haşlanmış ıspanak veya ızgara domates kahvaltıda tüketilebilir. Gün içinde ızgara ya da haşlama tavuk yenebilir. Atıştırmalık olarak fıstık, karpuz çekirdeği ya da haşlanmış brokoli kullanılabilir. Egzersizler kademeli olarak zorlaştırılabilir. 30 dakika aerobik egzersizi önerilir.

– Gün 8

Düşük besin içeriğine sahip gıdalardan kaçınılmalıdır. Kahvaltıda kepekli ekmek ve iki yumurta beyazı tüketilebilir. Günde 10 ya da 12 bardak su içmeye devam edilmelidir. Abur cubur yerine yoğurt tüketilebilir. Yüzme egzersizlerine başlanabilir.

– Gün 9

Bu gün vejetaryen günü olarak adlandırılabilir. Sadece sebze tüketilmelidir. En iyi sonucu elde etmek için lifli sebzeler tercih edilmelidir. Yürüyüşler 40 dakikaya çıkarılabilir.

– Gün 10

Meyve ve kepekli tahıllar kahvaltıda tüketilebilir. Düşük yağlı besinler tüketilmelidir. İp atlama gibi egzersizler yapılabilir. Düşük şeker içeriğine sahip besinler tüketilmelidir.

Devamını Oku

Kol Sarkmasına Bitkisel Çözüm-Kol Sarkması Neden Olur

Bölgesel Zayıflama kategorisine 16 Şubat, 2014 tarihinde eklendi, 1.269 defa okundu

Kol Sarkmasına Bitkisel Çözüm-Kol Sarkması Neden Olur

Yaş ilerledikçe kollarda oluşan sarkıklar her kadının kabusudur. Vücutta gevşeyen kasların yağa dönüşmesi ile oluşan kol sarkması teknik olarak triseps kaslarının sıkılığını kaybetmesinden kaynaklanır. Bu tür bir probleminiz varsa evde yapacağınız bitkisel çözümler ile kol sarkmasından kurtulabilirsiniz.

Kol Sarkmasının Nedenleri

kol sarkmasına doğal çözüm

kol sarkmasına doğal çözüm

Kol sarkmasının oluşmasına neden olan pek çok etken vardır. Kilo alıp verme, yer çekimi, güneşlenmek ve en genel olarak yaşlanmak bu nedenler arasındadır. Deri ve deri altında bulunan kasların gevşemesi ile ortaya çıkan kol sarkması için yapılacak ilk şey alınan kaloriyi azaltmak ve egzersizler ile vücutu aktif hale getirmektir. Bunlara ek olarak vücuda dışarıdan vitamin ve mineral takviyesi yapacak multi – vitaminler de alınabilir.

Kalbinizin de biraz hızlanmasına izin verirseniz tam bir kardiyo egzersizi yapmış olursunuz. Yani hem kollarınız sıkılaşır hem de metabolizmanız hızlanarak yağ yakışını sağlarsınız…

Yıllar geçtikçe ani kilo alma ve verme sonucunda ortaya çıkan kol sarkması için sıkılaştırıcı egzersizler yapmalısınız. Kaslarınızı geliştirip ciltteki deformasyonu yok edecek olan egzersizleri sabah saatlerinde aç karna yapmanız daha iyi sonuç almanızı sağlar. Egzersizler sayesinde kaslarınızı tekrar sıkılaştırarak sarkmış görüntüden kurtulabilirsiniz.

Kol sarkmasını engelleyen hareketler

  • Şınav Çekme Egzersizleri; günlük yaşamınızda masa başı işi yapıyorsanız, hiç spor yapmıyorsanız kol kaslarınızda bir süre sonra zayıflar ve sarkar. Ama buradaki kasları harekete geçirmeniz için spor yapmanız ve ağırlık kaldırmanız gerekmektedir. Egzersizlere kendi ağırlığınızı taşımakla başlayabilirsiniz. Şınav zor bir hareket olsa da günde 1 2 dakikalık etaplar halinde başladığınız şınav egzersizlerinizi gün geçtikçe uzatarak isteiğiniz görüntüye ulaşabilirsiniz
  • Kol Sarkması İçin Dambıl Egzersizleri; spor egzersizlerinize ağırlık kaldırma egzersizlerini de ekleyin. En fazla 2 ya da 3 kilo ağırlık yeterli olacaktır. Zaman geçtikçe kaldırdığınız kiloyu arttırabilirsiniz. Ağırlık kaldırma egzersizleri kollarınızdaki fazla ve sarkmış yağları atmanızı sağlayacaktır.
  • Kolları bükme egzersizleri; kollarınızı çevirebildiğiniz kadar çevirin. Kaslarınız bu egzersizi ilk defa yapıyorsanız biraz ağrıyabilir fakat bu ağrılar kaslarınız ısındığında geçecektir. Hareketi yapmak için dik durun; kollarınızı sarılma konumuna getirerek geniş bir şekilde açın. İlk konumda avuç içleriniz tavana baksın; yavaş yavaş kollarınızı bükmeye başlayın ve avuç içleri ters tarafa bakana kadar bükün. Gün içinde boş zamanlarınızda bu hareketi tekrarlayabilirsiniz.
  • Makas hareketi; kol sarkmalarını gidermede br diğer etkili yol ise makas hareketidir.  Hareketi yapmak için dik durup omuzlarınızı öne doğru uzatın ve sağ ve sol kollarınızı makas gibi üstüste getirerek hareket ettirmeye devam edin. Bu harekeri 20 kere tekrarlayın. Zamanla tekrar sayınızı arttırabilirsiniz.
  • Kollarda bulunan triseps kaslarının gevşemesi sonucu oluşan kol sarkması için halter de çalışabilirsiniz. Eğer evde egzersiz yapmak istiyorsanız bir demir çubuğun iki ucuna 5 litrelik şişeleri bağlayarak kendi halterinizi yapabilirsiniz. Halter egzersizlerine düz ve dik bir duruşla başlayın. Halteri omuzlarınıza kadar çekin ve 5’e kadar sayın. Sonra belinizi düz bir şekilde bükerek yere bırakın. Bu şekilde hareketi en az 25 kere tekrar etmelisiniz. Egzersize başladıktan bir süre sonra kondisyonunuz arttıkça tekrar sayısını arttırabilirsiniz.
  • Egzersizler süresinde bol su tüketmeyi unutmayın.

Kol Sarkması için Bitkisel Çözüm Kürleri

  • Kol Sarkmasına Limon Kürü: Limon kürü için 1 tane limon, 1 şişe maden suyu ve 1’er çay kaşığı limon yağı ve zeytinyağı gerekiyor. Öncelikle 1 tane limonu kabuğuyla birlikte minik parçalara ayırıp bir cezvenin içerisinde maden suyu ile birlikte kaynatın. Kaynadıktan sonar karışımı blenderdan geçirin ve üzerine limon yağı ile zeytinyağını ekleyip tekrar karıştırın. Bu karışımı kolunuzda sarkma olan bölgelere uygulayabilirsiniz. Uygulamayı yarım saat rahatsızlık duyduğunuz bölgelerinizde beklettikten sonar peeling etkisi yaratmak için ovmak suretiyle cildinizden temizleyebilirsiniz. Bu kürü haftada en fazla 2 kere kullanmalı, her seferinde taze bir şekilde uygulamalısınız.
  • Kol Sarkmasına Kil Kürü: Kil kürü için gerekli malzemeler arasında 1 çay bardağı kil, 1 tatlı kaşığı buğday yağı ve 1 yemek kaşığı ardıç yağı bulunuyor. Bütün malzemeleri bir kabın içerisinde karıştırdıktan sonra kolunuzda deforme olan bölgelere uygulayın. Uygulamadan sonra kolunuzu folyo ya da streç filmle sarın ve 20 ila 25 dakika bu şekilde bekleyin. Ardından ılık su ile yıkayabilirsiniz. Bu kürü de haftada en fazla 2 yada 3 kere kol kaslarınızı çalıştırdığınız egzersizlerden sonra uygulamalısınız.
Devamını Oku

Ozon Terapisi Nedir-Ozon Uygulamasının Faydaları Nelerdir-Ozon Tedavisi Nasıl Yapılır

Bölgesel Zayıflama kategorisine 8 Ağustos, 2012 tarihinde eklendi, 293 defa okundu

Ozon Terapisi Nedir-Ozon Uygulamasının Faydaları Nelerdir-Ozon Tedavisi Nasıl Yapılır

Ozon tedavisi kadınların hem güvenle kullanabilecekleri hem de fiyatları bakımından oldukça uygun maliyetli sayılabilecek bir estetik güzellik ve cit bakımı uygulamasıdır. Güzellik sektöründe son dönemlerde gerçekten ülkemizde de bilhassa hanımlar arasında gittikçe popülerlik kazanmaya başlayan ozon terapisi, hem kan dolaşımını hızlandırarak cildi beslemesi hem de selülit tedavisi ve bölgesel incelme zayıflama alanlarında sıkça faydaları ile göze çarpan bir yöntem haline gelmiştir.

Ozon tedavisinin o denli geniş bir kullanım alanı var ki kanser doğal tedavisi nden detoks, yorgunluğa kesin çözüm olması, cilt kırışıklıklarına iyi gelen özellikleri, inatçı ve geçmeyen selülitleri iyileşirmesi, kalça ve basende selülit tedavisi, romatizma hastalıkları, stres ve duygu durum bozuklukları gibi akla gelebilecek bir çok alanda rahatlıkla ve başarıyla kullanılabilen bir alternatip tıp tedavisi yöntemidir.

Ozon terapi nedir kimlere uygulanır

İsmi Yunanca ‘koklamak’ yani ‘ozein’den geliyor, 150 yıldır hastalıkların tedavisinde kullanılıyor. Astımı veya cinsel sorunu olan da yaptırıyor, kırışıklıklardan kurtulmak isteyen de.

Aktif oksijen molekülü olan ozon gazı kullanılarak yapılan iyileştirici tedavilere ozon terapi deniliyor.

Stres atma, rahat uyuma, kronik yorgunlukdan kurtulma ve sağlıklı yaşlanma için tercih edilen ozon terapi bir çok hastalığın tedavisinde destekleyici olarak kullanılıyor.

Kanser ve kalp hastalıkları başta olmak üzere mantar, iyileşmeyen yaralar, diyabet, astım, damar tıkanıklıkları ile Multipl Skleroz, Alzheimer, Parkinson gibi nörolojik hastalıklar ve cinsel fonksiyon bozuklukları bu hastalıklar arasında yer alıyor.

Hattat Hastanesi Well-Aging Departmanı’ndan Prof. Dr. Halim Hattat, ozon gazının vücutta nasıl etki yarattığını, tedavi edici özelliğini ve terapinin koşullarını ntvmsnbc’ ye anlattı.

Ozonun ilk kez 1785 yılında kimyager Joseph Martin tarafından keşfedildiğini ve Alman kimyacı Schöbein tarafından ilk kez 1840 yılında insanlar üzerinde kullanıldığını belirten Prof. Hattat, ozon gazının, hastalıkların tedavisinde 150 yıldan beri Avrupa, Latin Amerika ve Amerika’da yaygın şekilde kullanıldığını söylüyor.

KANA VEYA VÜCUT BOŞLUKLARINA OZON VERİLİYOR
“Ozon üç oksijen atomundan oluşan bir kimyasal bileşiktir. İki atomlu normal atmosferik oksijenin çok yüksek enerji taşıyan bir şeklidir. Oda sıcaklığında renksiz, karakteristik kokusu olan bir gazdır, fırtınalı havalardan sonra, yüksek yerlerde veya deniz kıyısında hissedilir” diyen Prof. Hattat, terapinin 8 ile 10 seansa kadar uygulandığını belirtiyor.

“Ozon tadavisi yani ozonla terapinin en önemli özelliği, hastaya ve hastalığa özgü olmak üzere vücuda farklı yollarla verilebilmesidir. Bunlardan biri, en yaygın kullanılan majör yöntemdir yani, 50 ile 200 ml kan alınarak, dozu belirlenmiş ozonla karıştırıldıktan sonra tekrar kişiye geri verilmesidir.

Diğeri ise minor yöntem, yani kişiden alınan 2 ya da 5 ml kan, belirlenmiş dozda ozonla karıştırılarak kas içine enjekte edilir. Majör ve minör yöntem bir arada da uygulanabilir.
Bir de vücut boşluklarına ozon gazı verilmesi vardır. Yani, rektal (makat), vajina ve kulak yoluna püskürtme ile ozon verilir. Bu tip ozon da majör yöntemlere ek olarak uygulanabiliyor.”

SAUNA İLE TÜM CİLT OZONLANIYOR
Prof. Hattat, bu yöntemlerin dışındaki uygulamaları ise şöyle sıralıyor:

“Subkutan yöntemde, belirlenmiş doz ve hacimdeki ozon gazını ince uçlu bir iğne ile cilt altına enjekte ediyoruz. Eklem rahatsızlıklarında uygun bir iğne ile belirli dozda ozon gazını eklem içine veriyoruz. Ozonlanmış ürünlerin kullanılması ise ozonlu su veya ozonlu yağın haricen sürülmesi, kitle veya lezyon içine ya da etrafına ozon uygulaması şeklinde oluyor. Ozon sauna uygulamaları ise transdermal ve ısı artırımı ile cildin nemlendirilmesiyle buharlı ortamda tüm cilde ozonun emdirilmesidir.”

ÇEVRESEL FAKTÖRLER OKSİJEN KAPASİTESİNİ DÜŞÜRÜYOR
Tüm vücut ve kan hücrelerinin efektif çalışması için oksijene ihtiyaç var. Oksijen seviyesi düşerse bu fonksiyonlarda da düşme olabiliyor. Stres, kirli hava ve sigara dumanı gibi pek çok faktör vücuttaki oksijen kapasitesini düşürüyor.

“Bir çok hastalıkta doku ve hücrelerin oksijene doygun hale gelmesi enfeksiyoz, enflamatuar (yangısal) ve dejeneratif sorunların azaltılmasına yardımcı oluyor” diye konuşan Prof. Hattat, ozon tedavisinin etki mekanizmasını işe şöyle özetliyor:

“Canlılığın devamı için ihtiyaç duyulan oksijenin hücrelere daha etkin bir şekilde ulaşmasını ve oksijeni daha etkin şekilde kullanabilme kabiliyetini geliştiriyor. Vücut metabolizması ozon tedavi ile oksijenli solunumu daha etkin şekilde kullanarak vücudun hastalıkları yenmesini sağlıyor. Ozon terapi kısaca hücre ve dokulara giden kan dolaşımını hızlandırır, bağışıklık sistemini güçlendirir, enfeksiyon hastalıklarına karşı direnci arttırır, damarları yeniler, tansiyonu düzenler, kan ve lenf sistemini temizler.

Ozon ayrıca derinin üçüncü böbrek ya da ikinci akciğer gibi çalışmasını sağlar, kaslarda biriken toksini gidererek kasları gevşetir, yumuşatır, esnekliğini arttırır, eklem ağrılarını ve kas rahatsızlıklarını iyileştirir, hormon ve enzim üretimini normale döndürür. Beyin fonksiyonlarını ve hafızayı kuvvetlendirir, depresyon ve sıkıntıyı ferahlatıcı etkisi vardır. Stres hormonu olarak bilinen adrenalini okside ederek genel bir sakinlik sağlar, cinsel bölgelere giden kan akımını artırır, damarları güçlendirir, hormonları düzenler, cinsel fonksiyon sorunlarında iyileşme sağlar. Ayrıca daha temiz, yumuşak ve gençleşmiş bir cilt sağlar.”

HANGİ HASTALIĞA NASIL ETKİ EDİYOR?
Güneşin zararlı ışınlarını emerek, yeryüzüne inmesine engel olan atmosferin Stratosfer tabakasındaki ozon gazı bazı eski kaynaklarda ‘Tanrının nefesi’ olarak adlandırılıyor.

Prof. Dr. Halim Hattat, ozon terapinin hangi soruna nasıl etki yaptığını ise şu başlıklarla açıklıyor:

Sağlıklı yaşlanma: Ozon sayesinde oksijenin dokular tarafından daha iyi kullanımı sağlanır, bağışıklık sistemi harekete geçirilir. Vücudun antioksidanlar ve serbest radikallere karşı savaşan hücreleri de aktifleşir, dolaşım sistemi hızlanır. Böylece ozon uygulanan kişilerde yaşlanmayı önleyici etkilerin yanı sıra yaşam kalitesi de önemli düzeyde artar.

Detoks: Hava, yiyecekler ve su ile toksinler ve kirletici maddeler yavaşça vücudumuza girer ve cildimiz tarafından emilir. Yağ dokularımıza depolanan tarım ilacı artıkları, ağır metaller, suni kimyasallar ve gıda koruyucuları gibi toksinler ve kimyasallar yavaş yavaş sağlıklı doku ve hücreleri yok ederler ki; bu durum, hem bir çok hastalığın hem de yaşlanmanın sebebidir. Ozon vücudunuzdaki toksinlerin atılmasına yardımcı olur.

Güçlü bir bellek fonksiyonu: Belleğini güçlendirmek, hafıza sorunu yaşayanlar ve konsantrasyon kapasitesini arttırmak isteyenled de ozon terapiden yararlanabilir.

Cinsel fonksiyon sorunları: Ozon terapi alanlarda cinsel fonksiyonlarda artış gözlenmiştir.

Kronik yorgunluk sendromu: Kronik yorgunluk sendromunda ozon önemli düzelmeler sağlayabilmekte ve hücre seviyesinden başlayarak vücutta hastalığın yol açtığı kötü etkiler anlamlı düzeyde silinebilmektedir.

Stresle mücadele: Günlük yaşam mücadelesi, iş yoğunluğu, mesleki sıkıntılar, endüstriyel olarak hazırlanan gıda ürünleri, çevre kirliliği, nikotin,alkol, kahve, manyetik kirlenmeler, yanlış yaşam biçimi, hatalı beslenme, hareketsizlik, hastalık ve enfeksiyonlar stres nedenidir. Ozon tedavi hastalıkların ve enfeksiyonların tedavisinde etkili olurken, kirlilik ve vücudumuzda biriken toksinlerin atılmasını sağlar. Ayrıca stres hormonu olarak adrenalini vücutta yıkarak stresimizi azaltır ve stres yönetimini kolaylaştırır.

İyileşmeyen yaralar: Şeker hastalığına bağlı yaralar, iltihaplı ve iyileşmeyen yaralar, yatakta uzun süre yatmaya bağlı ortaya çıkan yaralar (dekübitüs ülseri), dolaşım bozukluğuna bağlı bacaklarda ortaya çıkan ciddi yaraların tedavisinde kullanılır. Ameliyat sonrası zor iyileşen yaralar ve yara izlerinde de ozon önerilmektedir. Ozon tedavi yara bölgesine kan akımını sağlayan kılcal damarları genişleterek yara bölgesine gelen kan ve oksijeni arttırmış olur. Aynı zamanda yara oluşmasına sebep olan bakterileri öldürerek tedaviyi hızlandırır.

Kanser tedavisi: Ozon tedavisinin, direkt tümör hücrelerini öldürme etkisi yanında, bağışıklık sistemini güçlendirici, kemoterapi ve radyoterapinin yan etkilerini engelleyici etkisi de vardır. Kemoterapi ve radyoterapinin tümör üzerindeki öldürücü etkilerini artıran tamamlayıcı tedavi olarak oldukça başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.

Kas, kemik ve eklem rahatsızlıkları: Eklem harabiyeti, kıkırdak hasarları, romatoid artrit gibi bağışıklık hastaları, adale ağrıları, fibromiyalji sendromu gibi sorunlarda ozon terapi uygulanmaktadır.

Virütik hastalıklar: Zona, uçuk gibi viral hastalıklarda ozon terapi bağışıklık sistemini güçlendirerek virüsün vücuttan atılmasında etkili olur.

Böbrek fonksiyon bozukları: Ozon terapi birikmiş toksinlerin, ağır metallerin, kimyasal maddelerin atılmasını hızlandırarak böbreğe yardımcı olur. Toksinleri etkisiz hale getirerek, deri, akciğer, böbrek ve bağırsak yolu ile atılmasını sağlar.

Göz hastalıkları: Yaşa bağlı dolaşım bozuklukları gözü de etkilemektedir. Görme merkezindeki ve optik sinirdeki tahribatlar çeşitli derecelerde görme bozukluğu oluşturur. Yapılan klinik çalışmalarda, ozon tedavi sonrası 6 ile 8 ay içinde görmede iyileşmeler kaydedilmiştir. Tedavinin devam ettirilmesi halinde görme performansında artış gözlenmiş veya daha kötüye gidişin durdurulmakta olduğu saptanmıştır.

Bağırsak hastalıkları: İltihaplı bağırsak hastalıklarında ve hemen herkesin en önemli sıkıntılarından biri olan kabızlıkta ozon terapi faydalıdır.

Deri hastalıkları: Virüs, bakteri ve mantarlara bağlı deri enfeksiyonlarında, cilt alejileri ve egzema tedavisinde ozon terapi öneriliyor. Kan, lenf ve deri hücrelerine nüfuz eden ozon sayesinde dokuların iyileşmesi ve kendini yenilemesi hızlanır.

Kadın hastalıkları: Tedaviye dirençli alt gentital enfeksiyonlarda bakteri, mantar, virüs öldürücü etkisi ve hormonal durumu düzenleyici rolüyle etkili olur.

Nörolojik Hastalıklar: Multiple skleroz, Alzheimer, Parkinson gibi norolojik hastalıklar ile myotoni, muskuler distrofi veya spastik çocuklardaki kas-sinir hastalıklarında başarılı sonuçlar alınabilmekte.

Selülit tedavisi: Ozon terapi selülite neden olan yağ zincirlerinin kırılmasına, kılcal damarlardan kan akımının düzelmesine ve yağ dokusu hücrelerinin normal bir metabolizmaya kavuşmasına yardım ederek sellülit tedavisinde de etkili bir yöntemdir.

3000′DEN FAZLA BİLİMSEL ÇALIŞMA
Peki ozonterapinin bağışıklık sistemini güçlendirmesi için kaç seans uygulanması gerekir? Prof. Hattat, bunun hastaya bağlı olduğunu söylüyor.

“Öncelikle hastalıkları, laboratuar bulgularımızı ve fizik muayene bulgularımızı birleştirip ona göre kişiye özel bir protokol oluşturuyoruz. Bu protokol 8 ile 10 seans arasında değişiyor. Genel wellaging için bu protokolü yılda 2 kez tekrarlayabiliyoruz. Ozon terapinin yararları üzerine sadece Alman literatüründe 3000’den fazla çalışma bulunuyor. Alman Tıp Derneği verilerine göre 385000’e yakın hastaya tedavi uygulanmış, yine Uluslararası Ozon Derneği verilerine göre Avrupa’da 7000 doktor yıllardır bu tedaviyi gerçekleştiriyor.”

TAMAMLAYICI, DESTEKLEYİCİ, YENİDEN YAPILANDIRICI
Sağlıklı beslenme ve egzersiz programına ek olarak uyguladığında ozon terapinin metabolizmayı hızlandırıcı etkisinden bahsedilebileceğini söyleyen Prof. Hattat, “yöntemin herhangi bir yan etkisi var mı?” sorusunu ise şöyle cevaplıyor:

“Burada en önemli husus, ozon terapinin belirttiğimiz gibi, düşük riskli ve genellikle standart medikal tedavilerin eşliğinde tamamlayıcı, destekleyici ve yeniden yapılandırıcı bir metot olarak kullanılması. Önemli olan bu tedavinin uzman bir ekip tarafından, mutlaka medikal tedaviyle kombine ederek, uygun hasta ve hastalıklarda uygulanması.”

Devamını Oku

Selülit Diyeti Ebru Şallı ve Ender Saraç-Anti Selülit Diyeti Nasıl Yapılır

Bölgesel Zayıflama kategorisine 20 Haziran, 2012 tarihinde eklendi, 150 defa okundu

Selülit Diyeti Ebru Şallı ve Ender Saraç-Anti Selülit Diyeti Nasıl Yapılır

Kadınların korkulu rüyası olarak ta lanse edilen selülit sorunu, özellikle kötü beslenme alışkanlıkları ile hareketsiz yaşam tarzının sonucunda ortaya çıkan bir problemdir.  Kadınlarda özellikle hormon salgılamasındaki bozulmalar, kan dolaşımındaki zayıflamalar ve bozukluklar, ergenlik dönemi ve hamilelikte menopozda ortaya çıkan metabolizma değişimleri selülitin nedenleri arasında önemli bir yer kaplamaktadır.  Selülit son dönemlerde kadınlara özgü bir cilt görünüm sorunu olarak bilinmesine rağmen erkeklerde de selülit son zamanlarda gittikçe artıyor. Selülitle mücadele etmek için hiç şüphesiz yürüyüş yapmak ve özellikle kalça, bacaklar, kollar gibi selülit oluşumuna yatkın bölgeleri hareket ettirmek gerekecektir. Ancak selülite karşı yapılabilecek etkin mücadele yöntemlerinden bir tanesi de beslenme alışkanlıklarını gözden geçirerek selülite karşı iyi gelen yiyecekler ile beslenmek ve elbette etkin bir selülit diyeti uygulamaktır.

Selülite karşı etkin bir çözüm arayanlara elbette mucize bir selülit diyeti veremeyeceğiz. Çünkü böyle sihirli bir formül yok. Ama aşağıda sizlere verdiğimiz selülite doğal tedavi önerilerini yerine getirirseniz birkaç ay içerisinde vücudunuzda selülitten eser kalmayacağını da garanti edebiliriz.

1. Su içmek selülite iyi gelirmi
Çoğu kez selülit hastalarından su içmek selüliti azaltırmı şeklinde sorular alıyoruz. Selülit oluşumunda son derece etkili olan toksinler, su ve yağ ile birlikte selüliti oluşturmaktadır. Günlük su ihtiyacının karşılanmaması durumunda hem metabolizma daha yavaş çalışır hem de selülitlere neden olan toksinler vücuttan dışarı atılamaz. Bu durumda da kronik selülit sorunu ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Selülitlere doğal çözüm bulmak istiyorsanız su için. Günde 2.5 litre kadar içilen su selülitlerin dokulardan sökülüp atılmasını hızlandıracaktır.

2. Sigara içmek selülit yapar mı

sigara içmek vücuttaki oksijen oranını azalttığı gibi kan dolaşımının yapıldığı kılcal damarları daraltarak selülitlerde biriken toksinlerin atılmasını yavaşlatır. Sigara hem selülitleri inatçı hale getirir hem de cildi yaşlandırıcı etki yapar.

3. Balık ve avokado yemek selülite iyi gelir
Hem balıkta hem de avakado meyvesinde selülitleri yok eden ve kan dolaşımını hızlandıran omega 3 ve 6 yağ asitleri bolca bulunuyor.  Diğer yandan somon balığı gibi balıklarda bulunan fosfor minerali selülit söktürücü faydaları ile bilinen bir mineraldir.

4. Selülit giderici egzersiz hareketleri
selülit giderici egzersiz hareketleri ile kan damarları daha fazla oksijenle dolacak ve kan dolaşımı hareketlenecektir. Böylece selülitlere neden olan toksinler de bedenden daha hızlı atılarak selülit oluşumuna daha en başında engel olunacaktır. selülit giderici masaj hareketleri de bu bakımdan son derece yararları olan bir diğer alternatif egzersiz yöntemidir.

5. Fazla kilolar selülit yapar mı
Selülit doğrudan doğruya şişmanlık veya obezite ile ilişkilidir. Vücuttaki yağ kitlesi arttıkça kişinin hormon dengesi bozulmakta ve özellikle kadınlarda selülit oluşumuna uygun bir bünye ortaya çıkmaktadır.

6. Lesitin selülite iyi gelirmi
Lesitin bakımından zengin yiyecekler arasında bilhassa yumurta, elma, ıspanak ve soya gibi besinler kan dolaşımını ve dolaşım sistemini hızlandırır ve selülitlere engel olur.

7.Lifli yiyecekler selülite bitkisel çözüm müdür?
Selülitlerin oluşumunu daha en baştan önlemek  için günlük lif ihtiyacı karşılanmalıdır. Posalı yiyeceklerden elde edilen liflerin günlük olarak 25-30 gram civarı alınması gerekmektedir. Lif bakımından zengin yiyecekler  Sebzeler, meyveler, kurubaklagiller, tahıllar, kuruyemişler posaca zengin besinlerdir.

8.Kolajen ve elastin maddelerce zengin yiyecekler selülit tedavisinde etkilidir. 
Kolajen ve elastin cilt yapısı için yine önemli maddeler, bu nedenle kaliteli protein alımı kolajen ve elastin sentezini hızlandırır. Hindi, tavuk göğsü, az yağlı süt ve süt ürünleri beslenme programımızda yer almalı.

9.Sağlıksız beslenme alışkanlıkları selülit nedenleri arasında ilk sıradadır. 
Yanlış bir beslenme tarzı olan fast-food tarzı besinler, alkol, asitli içecekler, tuzlu, tatlı ve yağlı yiyecekler, hamur işleri mümkün olduğu kadar azaltılmalı.

Devamını Oku

Cilt Ütüleme Nedir-Cilt Ütüsü Nasıl Yapılır-Thermage Fiyatları

Bölgesel Zayıflama kategorisine 1 Haziran, 2012 tarihinde eklendi, 2.134 defa okundu

Cilt Ütüleme Nedir-Cilt Ütüsü Nasıl Yapılır-Thermage Fiyatları

cilt ütüleme nedir fiyatları

cilt ütüleme nedir fiyatları

Cilt ütüleme tekniği aslında bir tür cilt genleştirme yöntemi olup son zamanlarda bölgesel zayıflama aracı olarak ta kullanılmaktadır. Cilt ütüleme tekniği cildin alt tabakasında bulunan yağ ve kolajen dokuların yoğun enerji altında bırakılarak cildin hemen altındaki tabakanın kan dolaşımını hızlandırmak amacıyla yapılan ameliyatsız bir yöntemdir.

Yüze uygulanan türüne yüz ütüsü de denilen cilt ütüleme tekniği selülit tedavisi için de oldukça etkin bir sonuç vermektedir. Bu yazımızda sadece cilt ütüleme ile zayıflama değil aynı zamanda cilt ütüleme ile kırışıklık ve sarkma tedavisi hakkında da bilgiler vereceğiz.

Yüz ütüsü olarak adlandırılan cilt germe ve kırışıklık tedavisinde kullanılan yöntem, aynı zamanda thermage olarak ta adlandırılmaktadır. Sadece yüzdeki kırışıklıkların tedavisi amacıyla değil, aynı zamanda basen, kalça, göbek ve yan karın gibi vücut kısımlarının bölgesel zayıflama sağlanması amacıyla da uygulanmaktadır. ABD de hollywood un ünlüleri tarafından oldukça fazla tercih edilen cilt ütüleme, kırışıklık tedavisi yaptıranlar sonuçlarından oldukça memnun kalıyor. Cildi 10-15 yaş kadar gençleştirn cilt ütüleme fiyatları (thermage fiyatları) seans ücretine göre değişmekle birlikte paket kür halinde tek bir seans ortalama 3 bin dolar civarında bir fiyata pazarlanıyor. 5000 TL ye tekabül eden cilt ütüleme fiyatları her ne kadar yüksek görünse de etkileri kesinlikle para ile ölçülebilecek cinsten değildir. Bundan birkaç yıl evvel cilt ütüleme aleti biçiminde evde uygulanan versiyonları da satılmakta olan bu cilt gençleştirme yöntemi artık daha profesyonel ellerde uzmanlar tarafından icra ediliyor.

Cilt ütüleme tedavisi nedir?
Cilt ütüleme tedavisi, güvenli, yan etkisiz, dinlenme gerektirmeyen, tek seanslık kozmetik bir uygulamadır. Cilt ütüleme estetik yönteminin temel amacı yüz derisinin sıkılaşmasını, şekillenmesini ve yenilenmesini sağlayarak daha genç bir görünüm yaratmaktadır. Cilt ütüsü ygulaması, uzman doktor muayenehanesinde yapılan FDA (Food and Drug Administration – Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi) tarafından onaylı bir tedavi yöntemidir.

Mevcut kolajenleri sıkıştırarak yeni kolajen yapımını sağlayan kapasitif radyofrekans teknolojisini kendine özgü bir formda kullanan ThermaCool Cilt ütüleme sistemi ile uygulanmaktadır.

İlk sonuçlar hemen görülebileceği gibi iyileşme altı ay süresince devam etmektedir. Cilt ütüleme uygulaması çabuk ve kolay bir işlemdir ve günlük aktiviteyi etkilemez. Lazerlerle yüz gençleştirme işlemlerinin tersine, esmerlerde de güvenle uygulanabilmektedir.

Cilt ütülemenin faydaları neler?
Uygulama, deri yüzeyi, soğutucu bir sprey ile korunurken, deri ve altındaki dokuda bulunan dip kolajen liflere ısı verilerek yapılmaktadır. Tedavi ThermaCool Yüz ütüsü cihazı ile gerçekleştirilir. Elle kullanılan bir cihaza takılan Cilt ütüleme aleti hafifçe deriye temas ederek zararsız CRF enerjisini derinin altına gönderir. Bu ısıtma işlemi derinin altındaki yapıların ani olarak sıkılaşmasını sağlamakta; zamanla, yeni ve düzgün kolajenler meydana getirerek deriyi sıkılaştırıp yüz şeklini yenilemektedir.

Cilt ütüleme uygulaması ne kadar sürer?
Cilt ütüsü uygulaması, uzman doktor tarafından yapılan, tamamıyla zararsız ve güvenli bir tedavidir. İşlem süresi, uygulama yapılacak alanın büyüklüğüne bağlı olarak 20 dakika ile 2 saat arasında değişmektedir.

Cilt ütüleme kaç seanstır?
Dört veya daha fazla seans gerektiren bir çok lazer uygulamalarının aksine, tek bir Cilt ütüleme seansı uygulaması genellikle yeterli olmaktadır. Seans sayısı ve hasta için gereken doğru tedavi yöntemi, hastanın ihtiyaçlarına ve istekleri doğrultusunda doktor tarafından belirlenmektedir.

Sonuçlar ne zaman görülür.
İlk sonuçlar hemen görülebilir ve zamanla gelişecektir. Ölçülebilir sıkılaşma ve şekillenme gelişmesi tek bir seans sonrasındaki iki ile altı ay arasında giderek artan bir şekilde görülmektedir.

Cilt ütüleme tedavisi yüzün nerelerine uygulanır?
Periorbital bölge: alın ve göz çevresi bölgesi
Orta/Alt yüz: yanaklar, ağız çevresi, çene ve çene altı dahil
Alt yüz/çene altı: ağız çevresi, çene ve çene altı dahil
Tüm yüz: alın bölgesi ve orta/alt yüz bölgesi dahil

Cilt ütüleme uygulaması nasıl bir his verir?
Cilt ütüleme cihazının her dokunuşunda, CRF enerjisi deri altındaki dokulara erişirken hasta kısa ve derin bir ısı hisseder. Bu derin ısı hissi, kolajenin sıkılaşmak için gereken sıcaklığa geldiğinin bir işaretidir. Deriyi korumak ve uygulamayı daha rahat yapabilmek için her CRF enerjisi uygulamasının öncesi, sonrası ve esnasında deri yüzeyi soğutulur. Hastanın ısı hissi hakkındaki vereceği bilgi doktora rahat bir uygulama ile maksimum sonuç arasındaki dengeyi kurmada yardımcı olacaktır. Doktor hassasiyeti azaltmak için tedavi öncesinde hafif ağrı medikasyonu önerebilir.

Öncesi ve sonrasında yapılması gereken herhangi bir işlem var mıdır?
Hayır. Cerrahinin tersine, aç kalmak veya kan vermek gibi ön hazırlık gerektirmez. Kişi tedavi sonrası hemen normal aktivitesine dönebilmektedir ve tedavi sonrası özel bir bakım gerekmemektedir. Bazı hastalarda geçici kızarıklıklar veya küçük şişlikler ortaya çıkabilir ve genellikle 24 saat içinde geçer. İyi bir cilt bakımı ve güneşten korunmayı normal cilt bakımına eklenmesi tavsiye edilebilir. Tedavinin tek belirgin izi daha yumuşak, genç ve sağlıklı bir deridir.

Cilt ütüleme uygulamasının etkisi ne kadar sürer?
Cilt ütüleme uygulaması derhal etkisini gösterip var olan kolajeni sıkılaştırıp altı ay içersinde yeni kolajen yapımını başlatır. Uzman doktorların henüz yayınlanmamış raporlarına göre sonuçların yıllarca etkili olduğu ve bunun hastanın doğal yaşlanma hızına bağlı olduğu bildirilmiştir.

Cilt ütüleme uygulaması güvenli midir?
Cilt ütüleme uygulaması mükemmel bir güvenlik kaydına sahiptir. Dünya çapında tahmini 190,000 kadar tedavi görmüş hasta içinde bildirilen yan etki sayısı yüzde 0.4 ten azdır. En fazla bildirilen yan etkiler şişme, kızarma, kabarma ve su toplama şeklindedir. Bu yan etkiler bir kaç gün veya hafta içinde kaybolmuşlardır.

Radyofrekans teknolojisini günümüzde yalnızca Cilt ütüleme mi kullanıyor?

Radyofrekans enerjisini kullanan başka teknolojiler de olmasına rağmen, deri ve derialtı dokularını sıkılaştırıp şekillendirmeye yetecek kadar dip ısı iletimini yalnızca Cilt ütülemeye ait kapasitif radyofrekans teknolojisi üretebilmektedir. Ayrıca, Cilt ütüleme yöntemi, beş yada daha fazla seans gerektiren diğer teknolojilere göre, sadece bir seansta sonuç alabilmektedir.

Radyofrekans teknolojisini günümüzde yalnızca Cilt ütüleme kullanıyor?
Radyofrekans enerjisini kullanan başka teknolojiler de olmasına rağmen, deri ve derialtı dokularını sıkılaştırıp şekillendirmeye yetecek kadar dip ısı iletimini yalnızca Cilt ütülemeye ait kapasitif radyofrekans teknolojisi üretebilmektedir. Ayrıca, Termaj, beş yada daha fazla seans gerektiren diğer teknolojilere göre, sadece bir seansta sonuç alabilmektedir.

Thermage yani cilt ütüsü cerrahi müdahale gerektirmeyen bir yöntemdir. Göz kapakları, yüz, karın, kol, bacak ve ellere uygulanarak cildi sıkılaştıran, hatların belirgenleştirilmesine yardımcı olan bir tedavidir. Thermage monopolar RF teknolojisi sayesinde cildin derin katmanlarında bulunan kolajance zengin doku uyarılır.

Uygulama başlığından RF enerjisi uygulanırken aynı zamanda soğutma da yapılır. Uyarılan kolajen zamanla yenilerek cildin görünümü iyleştirir ve sarkmaların önüne geçer. Uygulama kişiye göre 45 dakika veya 1 saat arasında sürdüğü gibi günlük yaşamınızdaki yapacağınız işleri aksatmadan “cilt ütüsü” yaptırabilirsiniz.

Devamını Oku

Radyofrekans ile Zayıflama Nasıl Uygulanır-Radyofrekans ile Zayıflama Fiyatları Faydaları

Bölgesel Zayıflama kategorisine 25 Şubat, 2012 tarihinde eklendi, 145 defa okundu

Radyofrekans ile Zayıflama Nasıl Uygulanır-Radyofrekans ile Zayıflama Fiyatları Faydaları

radyofrekans ile bölgesel zayıflama

radyofrekans ile bölgesel zayıflama

Radyofrekans yöntemi aslında sadece bir bölgesel zayıflama yönteminden ziyade, cilt germe, selülitleri yok etme ve bölgesel yağları parçalama bigi birden fazla işlevi bünyesinde barındıran bir tekniktir. Radyo frekansı ile zayıflama yöntemi radyo dalgalarından faydalanarak cilt altında odaklanan noktada yüksek bir sıcaklığın elde edilmesi ve bunun neticesinde cilt altındaki dokularda su kaybı yaşanması temeline dayanan bir tekniktir. Radyo dalgaları ile vücuttaki yağ dokularının parçalanması bu yöntemle mümkün olabildiği gibi cilt gerginleştirme ve gençleştirmek amacıyla derinin hemen altında meozderm tabakasında bulunan kolajen dokunun da kontrollü bir biçimde tahrişi amaçlanmaktadır. Radyo frekansları özel bir takım teknolojik cihazlar vasıtasıyla tedavi edilmesi amaçlanan bölgeye odaklanmakta ve bunun neticesinde yağ kitlesi ya da selülite neden olan adipoz kitleleri parçalanarak vücut dışına boşaltım yoluyla atılması fırsatları da doğmaktadır.

Radyofrekans bölgesel zayıflama tekniğinde radyo dalgaları yoğun bir biçimde kullanıldığında bölgesel incelme sağlamaktadır. Ancak söz konusu dalgaların yoğunluğu azaltıdığında bu kez de cildin kolajen dokusundaki su moleküllerini harekete geçirmekte ve bu yolla cildin kanlanması ve gençleşmesi sağlanmaktadır.

Radyofrekans ile zayıflama yönteminde odaklanan radyo frekansları, cilt altındaki ısının birkaç santigrat derece artmasını sağlamakta ve bu yolla radyofrekans cilt bakımı yapılmaktadır. Ortalama olarak bu ısı 42-45 derece civarına gelmektedir. Söz konusu ısı şayet cilt germe amacıyla kullanılacaksa kolajen dokuda hafif bir hasar oluşmakta, vücutta bu hasarı onarmak için yoğun bir biçimde çaba harcayarak söz konusu bölgeyi onarmaktadır. Tedavi seansları sırasında cilt altı dokuda oluşan ısı değişimi oldukça hassas aletlerle ölçülerek kontrolllü bir ısınma süreci gerçekleşmesi sağlanmaktadır. Yüze uygulanan rdyofrekans tekniği neticesinde belirli aralıklarla cillten doku örneği alınarak cildin kolajen miktarının artıp artmadığı kontrol edilmektedir. Şayet kolajen üretiminde artış varsa bu durumda radyofrekans yönteminin işe yaradığını söylemek mümkündür.

Radyofrekans nasıl uygulanır-Radyofrekans Tekniği Nasıl Çalışır?

Radyo dalgalarının içerdiği yoğun enerjinin vücuttaki su moleküllerini ve dolayısıyla kanda bulunan bir takım iyonları harekete geçirdiği biliniyor. Lenf sıvısında bulunan sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum gibi iyonların hareketlenmesi, o bölgede ısının artması anlamı taşımaktadır. bu yolla Radyofrekans Ablasyonu adı verilen sonuç ortaya çıkarak hedeflenen yağ dokuları ve selülitli yağ hücreleri yok edilmektedir. Söz konusu yöntem, radyofrekans cerrahisi adı verilen radyofrekans burun eti ameliyatı ve bademcik ameliyatı, konka küçültme, horlama tedavisi, tümör alma gibi radyofrekans cerrahisi-ameliyatı tekniklerinden oldukça farklıdır. Son dönemlerde Kulak Burun Boğaz Hastaliklarinda Radyofrekans Yöntemi yanı sıra radyofrekans epilasyon da uygulanmaya başlanmıştır. radyofrekans ile cilt gençleştirme de ise dokuların tamanen yok edilmesi değil, yenilenebilir düzeyde çok az bir hasarla tedavisi hedeflenmektedir.

Radyofrekans ile selülit tedavisi hangi bölgelere uygulanır?

Selülit tedavisi için hedef bölgeler :
1) Kalçalar
2) Bacaklar
3) Karın
4) Bel Bölgesi
5) Kollar

Radyofrekans Zayıflama Yönteminin Zararları ve Yan Etkileri Var Mı?

Gerek selülit tedavisinde gerekse bölgesel yağların kitlesel olarak eritilerek bölgesel incelme/zayıflama amacıyla kullanımında işe yarayan bu zayıflama yöntemi uzmanlar tarafından uygulandığında hiç bir zararı ve yan etkisi olmayan son derece güvenilir bir zayıflama yöntemi olmaktadır. Bu yöntemle etkili bir sonuç alınabilmesi için ortalama olarak radyofrekans yönteminin 10-12 seans devam edilmesi şarttır. Özellikle, bel yağları, kalça, basen, karın ve baldır yağları ve yine aynı bölgelerde bulunan selülit kitleleri, yüzdeki sarkmalar bu yöntemle iyileştirilebilmektedir. Radyo frekans tekniğinde her bir seans ortalama olarak 45 dakika kadar sürmektedir. Her seans 15 günlük aralarla yapılır ve toplamda 3-4 aylık bir sürede tedavi sona erek. Seans sırasında kontrollü ısıtma tekniği kullanıldığı için hiç bir ağrı, acı hissi oluşmaz.

Özellikle selülit tedavisi amacıyla kullanılacaksa radyo frekansı bölgesel zayıflama yönteminin, karboksi terapi, lipoliz gibi diğer bölgesel incelme yöntemleri ile kombine bir biçimde kullanılmasında fayda vardır.

Radyofrekans Kimlere Uygulanmaz

Tedavisi zor hastalıkları olanlara radyoterapi uygulanamaz (Parkinson,ms,epilepsi,kanser-cilt kanseri vb.). Hamilelik,kalp pili olanlar ve vücudunda büyük metal protez bulunanlara uygulanamaz.

Radyo frekans zayıflama yönteminin fiyatları:

Radyofrekans cihazı ile yapılan seans ücreti ortalama olarak 150-200 eoru arasında değişmektedir. Türk lirası cinsinden söylemek gerekirse radyo frekansı yönteminin fiyatları ortalama olarak 350-450 tl arasında bir meblağa tekabül etmektedir. Bu miktar yüz sarkması ve yüz gençleştirme tedavileri için de geçerlidir. Yani neticede bu bölgesel zayıflama yönteminin ortalama maliyeti bizlere 1500-2000 euro ( 3700-4500 tl) arası bir tutara ulaşmaktadır. Liposakşın gibi diğer geleneksel bölgesel zayıflama operasyonları ile kıyaslandığında hem ağrısız ve acısız olması hem de kansız bir seans gerektirmesi nedeniyle daha cazip görülmektedir. Fiyat bakımından liposakşın yağ aldırma ameliyatı ile pek bir farkının olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

radyofrekans kimlere uygulanmaz

Radyofrekans Tedavisi Öncesinde Ne Gibi Hazırlıklar Yapılmalıdır?

Radyo frekansı tedavisi öncesinde ve sonrasında masaj yapılmalı, bol su içilmeli, spor ve diyet yapılmalıdır. Bunların yapılması şart değildir ancak bu gibi yöntem ve davranışlar da tedavinin başarısını ve daha uzun süreli etki yapmasını desteklerler.

Radyofrekans Videoları İzle

Devamını Oku