"Bakteriyel ve Vİral Hastalıklar" Kategorisi

Sinüzit Nasıl Geçer: Sinüzite Doğal Tedavi

Bakteriyel ve Vİral Hastalıklar kategorisine 20 Ocak, 2017 tarihinde eklendi, 25 defa okundu

Sinüzit Nasıl Geçer: Sinüzite Doğal Tedavi

sinüzite doğal tedavi

sinüzite doğal tedavi

Sinüzite ne iyi gelir?

Sinüzit, bakteriyel veya viral enfeksiyonlar nedeniyle oluşabilir. Genellikle hapşırma, öksürme, yorgunluk, boğaz ağrısı ve baş ağrısı gibi şiddetli alerjik reaksiyonlar sonucu da oluşabilir. Sinüzit tedavisinde sinüslerde biriken mukusu dağıtmak için antibiyotik tedavisi uygulanır. Ancak bazı doğal çözümler sinüzit tedavisinde kullanılabilir.

Sinüzit belirtileri nelerdir?

Sinüs boşluğu duvarları iltihaplandığında mukus üretimi artar. Çoğu sinüs enfeksiyonu, mevsimsel alerjiler veya soğuk algınlığı sonucu oluşur. Kronik sinüs enfeksiyonu ise akut sinüzitin devamlı hale gelmesidir. Başlıca sinüzit belirtileri şunladır:

– Burun tıkanıklığı

Burun tıkanıklığı sinüs boşluğunda aşırı mukus birikmesi nedeni ile olur. Burun tıkanıklığı aslında şişlik ve iltihaplı sinüs membranlar ile aşırı mukus üretiminin birleşimidir. Sinüs enfeksiyonu başlangıç aşamasında sinüs boşluğunda şişme oluşturarak normal hava akımını keser ve bu bölgenin tahriş olmasına neden olur. Burun tıkanıklığı ilk belirtileri, burun akıntısı, tıkalı burun veya sürekli hapşırma şeklinde gelebilir.

– Sinüs basıncı ve ağrı

Sinüs boşluğu şişer ve baş bölgesindeki basınç artar. Bazı durumlarda basınç kulaklarda, dişlerde ve gözlerde hissedilebilir. Genellikle hastada burun arkasında bir şey varmış gibi bir his oluşur. Dişler sıkıldığında bu his artar. Sinüs basıncı ayrıca gözlerin altında veya yanaklar etrafında şişliğe neden olabilir. Eğer hızlı bir şekilde ayağa kalkılırsa ya da yere eğilirse basınç kuvvetlenir ve ağrı artar.

Sinüzite bitkisel çözüm

– Postnasal damla

Postnasal damlada mukus boğazın arka tarafına damlar ve sinüs enfeksiyonun erken bir belirtisi olarak kabul edilebilir. Postnasal damla genellikle alerji veya nezle gibi hastalıklar sonucunda oluşur. Ancak sinüs boşluğunda mukus üretiminin arttığına dair ilk işarettir. Postnasal damla boğaz ağrısı, göğüs tıkanıklığı veya mide ekşimesi durumlarında da ortaya çıkabilir.
Sinüzit için doğal tedaviler

– Burun sulaması uygulaması

Sinüs geçişlerini sulamak için su ve tuz karışımı kullanılır. Bu yöntem sinüzit tedavisinde en sık kullanılan yöntemdir. Burun içi yıkaması için damlalık, yumuşak şişe ya da şırınga kullanılabilir. Bu malzemelerden birinin yardımı ile burun deliğine tuzlu su karışımı sıkılır ve nefes alınarak su burundan içeri çekilir. Daha sonra suyun burun kanallarında dışarı akmasına izin verilir. Bu yöntem sinüsleri temizlerken aynı zamanda gelecekteki üst solunum yolu enfeksiyonlarını önlemek için düzenli olarak yapılabilir.

– Sıvı alımı artırılmalı

Su ve meyve suyu sinüs enfeksiyonları tedavisi için kullanılabilir. Sıvı alımı üç farklı yönden hastalığın tedavisini destekler. Sıvı kaybını önler, mukoz membranların nemli kalmasını sağlar ve balgam ile mukus drenajını teşvik eder. Sinüslerde biriken toksinler; baş ve göğüs tıkanıklığına neden olabilir. Sadece sıvı ve meyve suyu gibi içeceklerin tüketilmesi gerekir. Alkol ve soda içmekten kaçınılmalıdır. Bu içecekler mukoz membranlarda ve özellikle burunda oluşan şişkinliği artırabilir.

– Buhar uygulaması

Buhar teneffüs etmek sinüslerin açılmasını sağlar. Bu nedenle buhar uygulaması sinüzit tedavisinde oldukça etkilidir. Bir kaseye kaynar su konur. Masaya yerleştirilen kasenin üzerine eğilerek yüz bölgesi buhar kısmına getirilir. Yalnız yüzün buhar nedeni ile yanmaması için fazla yaklaşmamak gerekir. Kaseyi ve baş bölgesini kapsayacak şekilde ense kısmına bir havlu konulur. Su buharı teneffüs edilerek içeri çekilir. Buhar uygulaması için sıcak banyo da yapılabilir.

– Sıcak kompres

Ulusal Sağlık Enstitüleri, yüz bölgesi için sıcak kompres uygulamasının günde birkaç kez yapılmasını önerir. Özellikle sinüs enfeksiyonlarına eşlik eden yüz ve baş ağrılarını hafifletmek için etkili bir yöntemdir. Sıcak bir havlu göz, burun ve elmacık kemiği bölgelerine uygulanabilir.

Sinüzite soğan suyu da oldukça faydalı gelmektedir. Soğan suyu buhar uygulaması yapılırken suyun içerisine eklenebilir. Sinüzit için çörek otu yağı da sık kullanılan bitkisel çözümler arasındadır. Ancak sinüzit için doktor tedavisi gerektiği de unutulmamalıdır. Bu nedenle sinüzit için doğal tedavilerin yanı sıra mutlaka bir doktora da görünülmelidir.

Devamını Oku

Su Çiçeği Nasıl Anlaşılır: Su Çiçeği Hastalığı Belirtileri

Bakteriyel ve Vİral Hastalıklar kategorisine 20 Kasım, 2016 tarihinde eklendi, 30 defa okundu

Su Çiçeği Nasıl Anlaşılır: Su Çiçeği Hastalığı Belirtileri

su çiçeği hastalığı belirtileri

su çiçeği hastalığı belirtileri

 Su çiçeği nasıl çıkarılır?

Su çiçeği daha çok çocukları etkileyen bir virüs nedeni ile oluşur. Vücutta kaşıntılı kırmızı kabarcıklar ile karakterize olan suçiçeği en yaygın olarak çocukluktan ergenliğe geçişte görülür.

Su çiçeği neden olur:

Varicella zoster virüsü su çiçeğine neden olan virüstür. Çoğu durumda, enfekte olmuş bir kişi ile temas yoluyla ortaya çıkar. Virüs bulaştıktan birkaç gün sonra ilk olarak kabarcıklar görünür ve tüm kabarcıklar kabuklu olana kadar hastalık bulaşıcılığını korur. Öksürme, hapşırma, tükürük yayma ve kabarcıklar ile temas halinde çok çabuk bulaşır.

Su çiçeği nasıl bulaşır?

– Virüslü bir birey ile temas etmek
– 12 yaşın altında olmak
– Okulda ya da kreşte virüs salgını olması
– Bağışıklık sisteminin zayıf olması

Su çiçeği belirtileri:

Vücudun her yerinde görünen kırmızı, sıvı dolu kabarcıklar suçiçeği hastalığını gösterir. Fakat bazen virüs başka belirtilerin de ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu belirtiler şunlardır:

– Ateş
– Boğaz ağrısı
– Mide ağrısı
– Baş ağrısı
– Öksürük

Özellikle soğuk algınlığı belirtileri ile karıştırılan suçiçeğinin ayırt edilmesini sağlayan tek belirti döküntülerdir. Bu durumda hemen bir doktora başvurulmalıdır.

Su çiçeği tedavisi nasıl yapılır?

Su çiçeği bulaşıcı bir hastalık olduğu için hastalığa yakalanan kişiye karşı dikkatli olunması gerekmektedir. Ebeveynler, çocukların okul ve günlük bakım işlerini virüsün yayılmasını önleyerek gerçekleştirmelidirler. Virüs varsa ve özellikle yaralar henüz kabuk bağlamadıysa mümkün olduğunda çocuk dışarı çıkarılmamalıdır. Antihistaminik ilaçlar veya topikal merhemler reçete edilerek kaşıntı en aza indirgenmeye çalışılır. Ciltteki kaşıntıyı gidermek için şunlar yapılabilir:

– Ilık bir banyo
– Kokusuz bir losyonun düzen olarak cilde uygulanması
– Yumuşak ve hafif giysiler

Yüksek riskli hastalar

Yüksek riskli hastalar genellikle genç, yaşlı veya tıbbi sorunlara sahip olan bağışıklık düzeyi düşük kişilerdir. Özellikle anti viral ilaçların su çiçeğinde bir etkisi olmaz. Su çiçeğinde olası komplikasyonlar arasında pnömoni ve deri enfeksiyonları vardır. Bu durumlar evde antibiyotik ile tedavi edilebilir. Ağır vakalarda ise hastaneye yatış gerekli olabilir. Su çiçeği vakalarının çoğu kendiliğinden iyileşir. Hastalar genellikle tanıdan bir iki hafta sonra normal faaliyetlerine geri dönerler. Komplikasyonlar ortaya çıktığında en çok etkilenenler bebekler, yaşlı hastalar, hamile kadınlar ve zayıf bağışıklık sistemi olan hastalardır. Bu gruplar, deri ya da akciğerler, artrit veya geçici sinovit enfeksiyonlarında muzdarip kişilerdir. Hamilelik sırasında maruz kalınan su çiçeği doğum kusurlarına, ez gelişime, düşük yapmaya, küçük kafa oluşmasına ve zeka geriliği ile zeka sorunlarına neden olabilir.

Su çiçeği bağışıklığı nasıl etkiler?

Su çiçeği normalde bağışıklık sisteminin verdiği mücadele ile kendiliğinde geçer. Varisella zoster virüsünü alan vücut hareketsiz kalır ve virüse karşı bağışıklık geliştirir. Nadir durumlarda da olsa ikinci kez su çiçeği geçirilebilir. Zona hastalığı da suçiçeğine neden olan virüs nedeni ile olmaktadır. Fakat zona hastalığında durum genel olarak stres nedeni ile oluşmaktadır. Bu nedenle su çiçeği geçse de çocuklukta su çiçeği geçirenlerde ileriki yaşlarda herhangi bir travma ve stres halinde zona hastalığı ortaya çıkabilir. Hastalık uzun bir süre uyuma evresine girmiş olabilir.

Su çiçeği nasıl önlenir?

Su çiçeği aşısı olan çocukların yüzde 90’ında hastalık görülmez. Bu aşı çocuklara 4 ila 6 yaş arasında vurulmalıdır. Yetişkinlerde ise doz miktarı doktora danışılmalıdır. Ayrıca suçiçeği olan kişiler ile temas edilmekten kaçınılmalı ve eller sık sık yıkanmalıdır. Daha çok çocuklarda görülen bir hastalık olan su çiçeği hakkında anne babalar çocukları bilgilendirmeli, hasta kişilerden uzak tutmalıdırlar.

Su çiçeğinde nasıl beslenmeli?

Su çiçeği hastalarının sağlıklı sebze ve meyveleri tüketmesi gerekir. Özellikle C vitamini ve B vitamini içeren gıdalar tüketilmelidir.

Su çiçeğine tuzlu su iyi gelirmi?

Su çiçeği lezyonlarının neden olduğu kaşıntıyı azaltmak için tuzlu su kullanılabilir. Ancak ciltte yara varsa kullanılması tavsiye edilmez.

Su çiçeğine pudra sürülür mü?

Su çiçeği kaşıntısını azaltmak için talk pudrası en etkili çözümlerden biridir. Gün içerisinde birkaç kez düzenli olarak kullanılabilir.

Devamını Oku

Koleradan Nasıl Korunulur: Koleradan Korunma Yolları

Bakteriyel ve Vİral Hastalıklar kategorisine 20 Kasım, 2016 tarihinde eklendi, 3 defa okundu

Koleradan Nasıl Korunulur: Koleradan Korunma Yolları

koleradan korunma yolları

koleradan korunma yolları

Kolera hastalığı nasıl bulaşır?

Kolera şiddetli ishal ve sıvı kaybına neden olan ciddi bir bakteriyel hastalıktır. Hastalık genellikle kirlenmiş su ile yayılır. Acil tedavi gereklidir, çünkü çok fazla bakteri varsa kısa süre içerisinde durum ölümcül bir hal alabilir. Günümüzde modernleşen kanalizasyon ve su sistemleri ile kolera riski düşse de hala özellikle Asya, Latin Amerika, Afrika, Hindistan ve Orta Doğu ülkelerinde bir sağlık sorunu olarak ortaya çıkmaktadır.

Kolera neden olur: Kolera hastalığı nasıl ortaya çıkar?

Kolera vibrio cholerae denilen bakterilerin vücuda girmesi ile oluşur. Hastalığın ölümcül etkileri ince bağırsak bakterileri tarafından üretilen CTX olarak bilinen güçlü bir zehir dolayısı ile oluşmaktadır. Bağırsak duvarlarına yapışan CTX, sodyum ve klorürün normal akışını engeller. Bakteri bağırsak duvarlarına yapıştığında oluşan bir başka durum ise vücutta ciddi su kaybının ve ishalin oluşmasıdır. Kirli su kaynakları kolera enfeksiyonu için birincil kaynaktır. Çiğ meyve, sebze ve diğer gıdalar da kolera bakterileri içerebilir. Kolera insandan insana tema ya da hava yolu ile bulaşmaz.

Kolera kimlerde görülür?

Herkes kolera hastalığına yakalanabilir. Ancak, bazı faktörler koleraya yakalanma riskini artırabilir. Bu risk faktörleri şunlardır:

– Temiz olmayan koşullar (örneğin kirlenmiş su veya kirli su ile yıkanmış yiyecekler)
– Mide asidi (kolera bakterileri yüksek asitli ortamlarda yaşayamaz) seviyesinin düşük olması
– Ailede başka hasta kişilerin olması
– Kolera hastasından kan alınması
– Kabuklu deniz ürünleri yemek (kolera bakterilerinin yaşadığı kirli sularda yaşayan canlılar)

Kolera belirtileri:

Kolera genellikle hafif ila orta ishal gibi sindirim sistemi sorunlarına neden olur. Virüs kişinin vücuduna girdikten 2 ila 3 gün sonra belirti göstermeye başlar. Kolera ortak belirtileri şunlardır:

– Ani ishal
– Mide bulantısı
– Kusma
– Ciddi dehidratasyon (sıvı kaybı)

Koleranın neden olduğu su kaybı genellikle ağırlık hissi ve yorgunluk, huysuzluk, gözlerde batma, ağız kuruluğu, deri buruşması, aşırı susuzluk, daha seyrek idrara çıkma, düzensiz kalp atışı ve düşük kan basıncı gibi sorunlara neden olabilir. Sıvı kaybı ayrıca kanda mineral kaybına neden olarak elektrolit dengesizliği yaratabilir. Elektrolit dengesizliğinin ilk belirtisi ise şiddetli kas kramplarıdır. Elektrolit dengesizliği sonunda şoka yol açabilir. Çocuklarda genelde yetişkinler ile aynı belirtiler görülür. Bazı vakalarda şu belirtilere de rastlanmıştır:

– Şiddetli uyuşukluk
– Ateş
– Kasılmalar
– Koma

Kolera nasıl tedavi edilir?

Kolera hastalığının tedavisi için ortak yöntemler şunlardır:

– Oral rehidrasyon tuzları
– Serum
– Antibiyotik
– Çinko takviyeleri

Bu tedaviler, vücuttaki sıvı kaybını en aza indirgerken ishali azaltmaya da yardımcı olacaktır.

Kolera nasıl bir hastalıktır?

Kolera tedavi edilmediğinde ölümcül olabilir. Ağır vakalarda ölüm bir iki veya üç saat içinde hızlı sıvı ve elektrolit kaybı ile gerçekleşebilir. Şok ve şiddetli koleranın ciddi komplikasyonları vardır. Oluşabilecek diğer sağlık sorunları ise şunlardır:

– Kan şekeri dengesinin bozulması
– Düşük potasyum seviyesi
– Böbrek yetmezliği

Kolera nasıl önlenir?

– Eller sık sık yıkanmalı
– Sadece haşlanmış ya da şişelenmiş sular içilmeli
– Çiğ gıdalar ve kabuklu deniz ürünleri tüketilmemeli
– Süt ve süt ürünlerinde dikkatli olunmalı
– Ham meyve ya da sebzeleri kabuğunu soyarak tüketmeli

Koleradan korunmak için kolera aşısı da olunabilir. Normalde kolera aşısı her çocuğa yapılan rutin aşılar arasında değildir. Fakat suyun kirli olduğu bir ülkede yaşanılıyorsa ya da kirliliğin yoğun olduğu bir ülkeye seyahat edilecekse kolera aşısının yaptırılması önerilir.

Devamını Oku

Zona Nasıl Geçer: Zonaya Bitkisel Çözüm

Bakteriyel ve Vİral Hastalıklar kategorisine 20 Kasım, 2016 tarihinde eklendi, 15 defa okundu

Zona Nasıl Geçer: Zonaya Bitkisel Çözüm

zonaya bitkisel çözüm

zonaya bitkisel çözüm

Zona nasıl olur?

Zona vücut üzerinde bazı bölgelerde ağrılı döküntüye viral bir enfeksiyondur. Zona belirtileri arasında ciltteki döküntülerin yanı sıra bu döküntülerin neden olduğu ağrılar da vardır. Bu döküntü vücut üzerinde herhangi bir yerde oluşabilir, ancak en yaygın olarak gövde üzerinde görülür. Suçiçeği hastalığında olduğu gibi zona hastalığına da varicella zoster virüsü neden olur. Bir kez suçiçeği geçiren insanlarda virüs kendini gizlemeye alarak ilerleyen zamanlarda herhangi bir stres durumunda zona olarak ortaya çıkabilir. Zona hastalığı tedavisi için genellikle anti viral ilaçlar verilir. Bu ilaçlar virüsü ortadan kaldırmaz fakat hastalığın süresini azaltırken aynı zamanda belirtileri azaltmaya yardımcı olur. Zona hastalığının belirtilerini en aza indirmek için bazı doğal çözümler de denenebilir.

Zonaya ne iyi gelir: Zonaya bitkisel tedavi

– Serin bir banyo yapın.

Serin su zona döküntülerinin oluşturduğu acı ve rahatsızlığı hafifletirken cildin rahatlamasına yardımcı olur. Su ne çok sıcak ne de çok soğuk olmalı. Virüs temasla bulaşabileceği için kıyafetler de sık sık sıcak suda yıkanmalıdır. Ayrıca ciltte oluşan kesikler ve yaralar virüsün kolay bulaşmasına neden olacağı için virüsten şüphelenilen kişilerle temastan kaçınılmalıdır. Zonaya buz kompresi de uygulanabilir.

– Islak kompres uygulayın.

Soğuk ağrı ve tahrişi azaltırken ıslaklık cildin rahatlamasını sağlayacaktır. Bir havlu ya da bez su ile ıslatıldıktan sonra fazla sıkılır. Bez zona döküntülerinin üzerinde birkaç dakika kadar bekletilir. Kesinlikle buz paketleri kullanılmamalıdır. Her uygulamadan sonra cilde temas ettirilen bez ya da havlu yüksek sıcaklıkta yıkanmalıdır. Çünkü virüs havlu ile başka bölgelere de yayılabilir.

– Yulaflı banyo uygulaması yapın.

Yulaf ezmesi banyoları ve nişasta banyoları, ağrılı ve tahriş olmuş cildi iyileştirmek konusunda oldukça etkilidir. Yulaf ezmesi ılık banyo suyuna eklenir. Sıcak su kullanılmamalıdır. Çünkü sıcak su cildin daha da tahriş olmasına ve döküntülerin kötüleşmesine neden olabilir.

– Yatıştırıcı losyon kullanın.

Bazı yumuşatıcı losyonlar zonadan etkilenen bölgelerin hafifletilmesini sağlayabilir. Fakat losyonların içerisinde parfüm ya da alkol bulunmaması gerekmektedir. Mesela etkilenen alanlar üzerinde tutya taşı yağı gibi yatıştırıcı losyonlar kullanılabilir. Losyonlar uygulandıktan sonra eller hemen yıkanmalıdır. Virüsün ellere oradan da vücudun diğer bölgelerine yayılması olası olacağı için el dezenfektanı kullanılması önerilir.

– Doğal ağrı kesiciler kullanın.

Acı biberde bulunan capsaicin maddesi bazı kremlerde de bulunmaktadır. Bu madde zonanın neden olduğu ağrıların azaltılmasında kullanılabilir. Capsaicin biber özü doğal bir ağrı kesici olarak yüzyıllardır kullanılmaktadır. Biber özlü kremler zonanın iyileşme süresini kısaltmasa da ağrıyı en aza indirecektir. Zonaya kantaron yağı da iyi gelmektedir. Etkilenen alanlara sürülmesi yeterlidir.

Doğal tedaviler ile zona hastalığı tedavi edilebilir mi?

Antiviral ilaçlar zona tedavisinde oldukça etkili sonuçlar vermektedir. İlaç kullanırsanız zona daha uzun sürede geçecektir. Fakat doğal takviyelerle bu süreyi kısaltabilirsiniz.

Zona ağrısı nasıl geçer?

Zona ağrısı için ağrı kesici ilaçlar kullanılabilir. Aynı zamanda iltihabın azaltılması için zona antibiyotik tedavisi gereken bir hastalıktır. İlaç kullanımı için mutlaka doktora danışılmalıdır.

Zona hastalığı kendi kendine belirli bir zaman sonra geçer. Fakat önemli olan hastalık sırasında ortaya çıkan ağrı ve lekelerin verdiği rahatsızlığı dindirmektir. Kullanılan ilaçların birçoğu ağrıyı hafifletmeye yardımcı olur. Ancak doğal tedaviler ile desteklenen vakalarda hastalık daha hızlı atlatılmaktadır. Zona lekeleri giderek çoğalıyorsa ya da vücudun farklı bölgelerine yayılmaya başladıysa mutlaka bir doktora görünmek gerekir. Çünkü hastalığın altında başka nedenler de olabilir. Zona hastalığından korunmak için temel kural stresi azaltmaktır. Yoğun stres altındaki hastalara bu durumu atlatmaları için meditasyon, yoga ya da nefes egzersizleri gibi yöntemler de önerilebilir. Hastanın stresi azaltması zona lekelerinin yayılmasını da engelleyecektir. Genellikle ağır depresyon ya da aksiyete bozukluklarında doktorlar tedavi sürecinde hastayı bir psikoloğa yönlendirebilir. Hem fiziksel hem de psikolojik tedavi yöntemleri ile iyileşme süreci desteklenir ve hastalık kısa süre içinde atlatılır.

zona tedavisinde kullanılan ilaçlar zona bulaşıcı mı

Devamını Oku

Soğuk Algınlığı Belirtileri: Soğuk Algınlığının Neden Olduğu Hastalıklar

Bakteriyel ve Vİral Hastalıklar kategorisine 20 Kasım, 2016 tarihinde eklendi, 4 defa okundu

Soğuk Algınlığı Belirtileri: Soğuk Algınlığının Neden Olduğu Hastalıklar

soğuk algınlığının neden olduğu hastalıklar

soğuk algınlığının neden olduğu hastalıklar

Soğuk algınlığı nelere yol açar?

Soğuk algınlığı üşütme sonucu oluşan viral bir hastalıktır. Genellikle yıl içinde birkaç kez görülebilir. Ancak soğuk algınlığı bazı durumlarda, bronşit, pnömoni, kulak iltihabı, sinüzit ya da astım gibi hastalıklara da neden olabilir. Soğuk algınlığına neden olan virüsler genellikle çocuklarda kulak enfeksiyonları da dahil olmak üzere, daha ciddi komplikasyonlara neden olabilir.

Tıbbi komplikasyonlar nelerdir?

Çocuklarda soğuk algınlığı ile birlikte boğmaca gibi hastalıklar gelişebilir. Ayrıca soğuk algınlığı hem çocuklarda hem de yetişkinler astım belirtileri için tetikleyici bir faktör olabilir.

– Soğuk algınlığı sonrası kulak tıkanıklığı

Kulak iltihabı, çocuklarda soğuk algınlığında sık görülen bir komplikasyondur. Sıvı birikmesi ile kulakta şişlik oluşabilir ve duyma sorunları yaşanabilir. Soğuk algınlığına neden olan virüs ya da bakteri genellikle kulakta hava doldurulmuş alanı yani orta kulağı etkiler. Kulak zarı arkasında da acı veren enfeksiyonlara neden olabilir. Bu durum bebeklerde görüldüğünde ilk başlarda anlaşılmayabilir. Bebekte ağlama ve uyku sırasında sık sık uyanma gibi durumlarda kulak enfeksiyonu şüphesinden söz edilebilir. Kulak enfeksiyonunda kulakta yoğun ağrı, yeşil ya da sarı nazal akıntı ve bazen de ateş yükselmesi görülebilir.

– Soğuk algınlığında sinüzit

Soğuk algınlığına bağlı olarak sinüslerde inflamasyon ve ağrı ile birlikte nazal akıntı görülen enfeksiyonlar görülebilir. Soğuk algınlığı sinüsleri bloke ederek virüslerin ve bakterilerin sinüslerde birikmesine neden olabilir. Bu da mukus çoğalmasına neden olur ve sinüzite döner. Sinüzit yüz ağrısı, şiddetli baş ağrısı ve ateş, öksürük, boğaz ağrısı, tat ve koku almada azalma, kulaklarda doluluk hissi gibi belirtilere neden olur. Bu belirtilerin geçmesi için nazal boşluklarda biriken mukus akıtılmalıdır. Bunun için buhar uygulaması yapılabilir. Kaynar su dolu tencereyi masaya koyu. Yüzünüz buhara gelecek şekilde eğilin ve başınızın arkasına tencereyi de içine alan bir havlu yerleştirin. Buharı içinize çekin; bu sinüslerin rahatlamasını sağlar. Sinüzitin etkilerini azaltmak için sıcak bir banyo da yapılabilir. Akut sinüzit 4 hafta kadar sürerken kronik sinüzit üç aya kadar sürebilir. Bazı sinüzit tedavilerinde antibiyotik kullanılabilir. Tedavi süreci için bir doktora danışılması gerekir.

– Soğuk algınlığı astımı tetikler mi?

Soğuk algınlığı astım belirtilerini de tetikleyebilir. Hırıltı ve zor nefes almak astımın en bilindik belirtileri arasındadır.

Soğuk algınlığında diğer tıbbi komplikasyonlar nelerdir?

Soğuk algınlığı ile birlikte ortaya çıkan diğer komplikasyonlar arasında streptokoksik boğaz enfeksiyonları, farenjit, zatürre ve bronşit gibi solunum yolu hastalıkları vardır.

Soğuk algınlığının belirtileri:

Soğuk algınlığı durumlarında hastalık uyku düzenini etkileyebilir. Uyurken yatay pozisyonda durmak burun akıntısına ve burun tıkanıklığına hatta öksürüğe neden olabileceği için uyku sırasında sık sık uyanmaya neden olabilir. Zor nefes alınması yeterli uykunun alınmamasına neden olur. Özellikle geceleri nükseden belirtiler nedeniyle uyumakta zorluk yaşıyorsanız gündüz saatlerinde daha rahat uyuyabilirsiniz.

Soğuk algınlığında fiziksel zorluklar nelerdir?

Soğuk algınlığına yakalanan kişilerde fiziksel aktivitelerde zayıflama görülebilir. Halsizlik ve burun tıkanıklığı nedeni ile egzersiz yapmak zorlaşabilir. Çünkü burun tıkanması nefes almayı zorlaştırır. Soğuk algınlığı sırasında egzersiz yapmak isterseniz daha hafif egzersizleri mesela yürüyüş egzersizlerini deneyebilirsiniz.

Soğuk algınlığı için ne yapmalı: Soğuk algınlığı nasıl geçer?

Soğuk algınlığı çok ciddi bir sağlık sorunu değildir. Fakat diğer hastalıkları tetikleyebilir. Hastalığın belirtilerini ilaç tedavisi ile ve dinlenerek yok edebilirsiniz. Soğuk algınlığı için bitkisel çözümler de kullanılabilir. Fakat soğuk algınlığı en çok 1 hafta sürer. 1 haftadan fazla süren soğuk algınlığı durumlarında ya da çok şiddetli belirtiler ortaya çıkan durumlarda mutlaka bir doktora görünmelisiniz. Soğuk algınlığına neden olan başka bir hastalık olabilir.

Devamını Oku

Hiv Virüsü Nasıl Bulaşır: Hiv Virüsünün Belirtileri

Bağışıklık Sistemi Hastalıkları kategorisine 20 Kasım, 2016 tarihinde eklendi, 4 defa okundu

Hiv Virüsü Nasıl Bulaşır: Hiv Virüsünün Belirtileri

hıv virüsü etkileri

hıv virüsü etkileri

Hiv virüsünün ilk belirtileri:

AIDS hastalığına neden olan HIV virüsü bağışıklık sistemini zayıflatır ve enfekte olmuş kişilerde kanser dahil olmak üzere bir çok hastalığa yakalanma riski artar. Ayrıca HIV enfeksiyonu tedavisinde kullanılan antiretroviral ilaçlar da anormal yağ dağılımına, anormal lipid ve glukoz metabolizmasının oluşmasına ve kemik kaybı gibi ciddi sağlık komplikasyonlarına neden olabilir. HIV yani AIDS’in neden olduğu komplikasyonlar ve enfeksiyonlar şunlardır:

Hiv belirtileri:

– Tüberküloz

HIV enfeksiyonu ile ilgili olarak tüberküloz en yaygın fırsatçı enfeksiyonlardan biridir. Sağlıklı bağışıklık sistemi olan insanlar için verem daha düşük bir ihtimalken AIDS hastalarında risk çok daha fazladır. Tüberküloz hava ile bulaşabilir ve akciğerler ile merkezi sistemi etiler. Tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

– Salmonellozis

Salmonellozis genellikle besin zehirlenmesi olarak bilinmektedir. Kirli su ve yiyecekler nedeni ile oluşur. Belirtileri arasında ishal, ateş, karın ağrısı, kusma ve titreme gibi belirtiler bulunmaktadır. Normalde insanlar bu enfeksiyonu daha kolay yenebilirken AIDS hastaları gıda zehirlenmesi yaşadıklarında tedavi sürecinde sıkıntı yaşanabilir. Çünkü bağışıklık sistemi çalışmaz ve dışarıdan müdahale gerekir.

– Sitomegalo virüsü (CMV)

Sitomegalo virüsü (CMV), tükürük, kan, idrar, meni ve anne sütü ile bulaşan bir herpes virüsü türüdür. Sağlıklı bir insan, sitomegalo virüsünü daha kolay atlatabilir. Fakat zayıf bağışıklık sistemine neden olan HIV enfeksiyonu hastalarında virüs sonucu gözlerde, sindirim sisteminde, akciğerde ya da diğer organlarda hasar oluşabilir. HIV enfeksiyonu bulunan kişilerde bu virüs körlüğe bile neden olabilir.

– Kandidiyaz

Mantar olarak da biline kandidiyaz ağız ve boğazda veya vajinada görülen bir enfeksiyondur. İnflamasyon ve kalın beyaz lekelere neden olan kandidiyaz müköz membranlar üzerinde daha sık görülür. Bu enfeksiyon kan içinde bulunduğu için HIV enfeksiyonu yaşayan insanlarda oldukça tehlikeli olabilir.

– Toksoplazmoz

Bu paraziter enfeksiyon genellikle su ve et ile kişiye geçer. Sağlıklı bir bağışıklık sistemine sahip kişilerde hastalık önlenebilir. Fakat bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde toksoplazmoz beyin kusurlarına, körlüğe ve merkezi sinir sisteminde ciddi hasarlara neden olabilir.

AIDS hastalarından en sık görülen kanser çeşitleri nelerdir?

HIV hastası olan kişilerde bağışıklık sistemi çöktüğü için bazı kanserlerin oluşması daha olasıdır. Bu nedenle AIDS olan insanların bağışıklık sistemleri iyi izlenmeli ve olası kanser belirtileri iyi analiz edilmelidir. Kanserin erken belirtileri keşfetmek ve tedaviye hemen başlamak hastaların ölümcül sonuçlarla karşılaşmamasını sağlayabilir. AIDS ile ilgili en yaygın kanser türleri şunlardır:

– Kaposi sarkomu HIV ile enfekte kişilerde en sık rastlanan kanser türüdür. Bu kanser çeşidi deride ve ağızda pembe, kırmızı ya da mor lezyonlara neden olabilir. Kan damarlarının içinde tümör oluşumları görülürken aynı zamanda bu tümörler sindirim sistemi ya da akciğerler üzerine de sıçrayabilir. Bu kanser türünün HHV-8 olarak bilinen bir virüs nedeniyle olduğu düşünülmektedir.

– Lenfoma

Beyaz kan hücrelerinde oluşan bu kanser türü genellikle şişliklere neden olur. Virüs bulaşmış kişilerde boyun, koltuk altı ya da kasıklardaki lenf bezlerinde şişlikler ortaya çıkar.

Hiv virüsünün etkileri:

HIV virüsü bağışıklık sisteminin çökmesine neden olduğu için ciddi ölçüde kilo kaybına neden olabilir. Ayrıca ishal ve ateş de zayıflığa eşlik edebilir.

Nörolojik komplikasyonlar nelerdir?

HIV enfeksiyonu kafa karışıklığı, unutkanlık, depresyon, anksiyete ve yürüyüş sorunlarına neden olabilir ve sinir hücrelerine ciddi derecede zarar verebilir. HIV hastalarında demans ve zihinsel işlev yitimi gibi hastalıklar da daha sık görülür.

Hiv bulaşıcı mı?

Hiv virüsü son derece bulaşıcıdır.

Hiv virüsü nasıl ortaya çıkar?

Hiv virüsünün tanılanması için hiv testi yapılması gerekmektedir.

Hiv virüsü öldürür mü?

Hiv virüsü diğer adıyla aids ölümcül bir hastalıktır. Her hastalıkta olduğu gibi erken teşhis çok önemlidir.

Devamını Oku

AIDS’in İlk Belirtileri Nelerdir: AIDS Ciltteki Belirtileri

Bakteriyel ve Vİral Hastalıklar kategorisine 20 Kasım, 2016 tarihinde eklendi, 10 defa okundu

AIDS’in İlk Belirtileri Nelerdir: AIDS Ciltteki Belirtileri

aids ciltteki belirtileri

aids ciltteki belirtileri

Aids belirtileri nelerdir?

Bağışıklık sistemini etkileyen bir hastalık olan AIDS cildin de etkilenmesine neden olur. Aids ciltte kızarıklık ve şişliklere neden olabilir. AIDS’e neden olan HIV virüsü ciltte bazı lezyonların oluşmasına neden olabilir. Cilt lezyonları bağışıklık sisteminde gerçekleşen fonksiyon eksiklikleri nedeni ile oluşur. Ciltte çok çeşitli sorunlar ve aıds belirtileri görülebilir. Durumun şiddetine göre değişen lezyonları önceden fark etmek AIDS için erken teşhis konulmasını sağlayabilir.

Aids cilt belirtileri:

– Kanser

HIV olan insanlarda kaposi sarkomu denen bir cilt kanseri türü görülebilir. Bu sendrom kan damarları ve lenf düğümleri boyunca koyu ciltli lezyonlar oluşturur ya da bu lezyonlar kırmızı, kahverengi veya mor renkte olabilir. Bu durum sadece bağışıklık sistemi zayıf olduğunda oluşabilir. Bir dermatoloğa başvurarak bu lezyonların muayene edilmesi ile kanser erken teşhisle anlaşılabilir.

– Herpes

Ağızda ve genital organlarda görülen kırmızı kabarcıklar yani herpes HIV ile ilgili olabilir. Bu lezyonlar vücudun diğer yerlerine bulaşmaması için temizlenmeli ve reçeteli ilaçlar ile tedavi altına alınmalıdır. Ağır vakalarda bu kabarcıklar gözlere bile bulaşabilmektedir. Herpes lezyonları, zona hastalığı geliştirme riski taşır ve suçiçeğinin oluşmasına neden olan virüs çeşidi nedeni ile oluşur.

– Tüylü lökoplaki

Tüylü Lökoplaki virüsün neden olduğu bir ağız içi enfeksiyondur. Bu lezyonlar genelde dilde beyaz lekeler şeklinde görülür. Üzerinde tüy olan beyaz lekeler oldukça rahatsız edicidir. Türlü lökoplaki bağışık sisteminde oluşan açıklar nedeni ile oluşur. Tüylü Lökoplaki lezyonları için herhangi bir tedavi şekli yoktur. Bu lezyonları geçmesi ya da hafiflemesi HIV enfeksiyonunun tedavi edilmesine bağlıdır.

– Molluscum contagiosum

Molluscum contagiosum ciltte koyu pembe renklerin oluşmasına neden olan ve genellikle ağız için ile genital bölgelerde görülen bir lezyon çeşididir. Daha çok mukoz membranlarda görülür ve genellikle cinsel yollar ile bulaşır. HIV veya AIDS olan kişiler bir seferde 100 veya daha fazla molluscum contagiosum salgını yaşayabilir. Bu lekeler diken gibi batabilir. Molluscum contagiosum lezyonlarının tedavi edilmesi için sıvı azot kullanılabilir. Bu lezyonlar genellikle cilde zarar vermez ya da iz bırakmaz fakat oldukça bulaşıcıdır.

– Sedef hastalığı

Sedef hastalığı bağışıklık sistemindeki sorunlar nedeniyle oluşabilir. Ölü deri birikmesi sonucu hücreler genellikle gümüş bir renk alırlar. Bu lezyonlar zaman zaman alevlenerek kızarabilir ve tedavi edilmezse iltihaplı alanların oluşmasına neden olabilir. Genellikle sedef topikal steroid merhemler gibi ilaçlar ile tedavi edilir. Tedavide retinoik kremler ve fototerapi gibi ilaçlar da etkili olabilir.

– Sebborheic dermatit

Sebborheic Dermatit genellikle sedef gibi bağışıklık sisteminin çökmesi sonucunda görülür. Bu lezyonlar sarı, yağlı ve kabuklu plaklar ile karakterizedir. Tahriş olmuş, çizik ve iltihaplı cilt kanamaya meyillidir. Ciltte oluşabilecek enfeksiyonları engellemek için antibiyotik tedavisi uygulanabilir.

– Uyuz

HIV enfeksiyonuna bağlı olarak uyuz da görülebilir. Uyuzda kabuklu yaralar oluşur. Bu lezyonlar kırmızı ve kaşıntılı lekelerden oluşur. Uyuz normalde herkesi etkileyebilir fakat HIV virüsü olanlarda daha ciddi sorunlara neden olabilir. Uyuz lezyonları hızla yayılıp çoğalabilir. Son derece bulaşıcıdır.

– Siğiller

HIV hastalarında papilloma virüsü (HPV) nedeni ile siğiller oluşabilir. Siğiller ciltte ten renginde kabarcıklar şeklinde kendini gösterir. Siğiller özellikle deri kıvrımları veya ağızda görülür. Açık yaralara enfeksiyona duyarlı olabileceği için tedavi edilmelidir. Bu nedenle genelde siğiller ameliyatla alınır fakat HIV hastalarında alınan siğillerin yerine yenisi çıkabilir.
HIV enfeksiyonu nedeni ile oluşan bağışıklık sistemi eksiklikleri deri lezyonlarına neden olur. Hiv cilt belirtileri olarak kızarıklık, şişlik ve yaralar oluşabilir. Ayrıca Bu lezyonların tedavi seçenekleri konusunda doktora danışmak gerekmektedir.

Aids nasıl bulaşır?

Aids hızla bulaşabilir. Bu nedenle hijyene dikkat edilmeli, enfeksiyon söz konusu olduğunda enfekte olan kişi ile temas edilmemelidir. Ayrıca cinsel yolla bulaşıcılık en üst  seviyeye çıktığı için bu konuda da dikkat edilmesi gerekir.

Devamını Oku

Kızamık Nasıl Belli Olur: Kızamığın Belirtileri

Bakteriyel ve Vİral Hastalıklar kategorisine 16 Ekim, 2016 tarihinde eklendi, 25 defa okundu

Kızamık Nasıl Belli Olur: Kızamığın Belirtileri

kızamığın belirtileri

kızamığın belirtileri

Kızamık nasıl anlaşılır?

Kızamık (kızamık), boğaz ve akciğer hücrelerinde büyüyen bir virüsün neden olduğu enfeksiyon hastalığıdır. Kızamığa neden olan virüs öksürük ya da hapşırma ile hava yoluyla yayılan çok bulaşıcı bir virüstür. Kızamık olan insanlarda ateş, öksürük, burun akıntısı ve hastalığa adını veren kırmızı döküntü lekeleri gibi belirtiler görülür. Kızamık çok ciddi bir hastalık olmasa da tedavi edilmediği takdirde kulak enfeksiyonu, pnömoni ve ensefalit (beyin iltihabı) gibi komplikasyonlara yol açabilir.
Kızamık genelde kızamıkçık ve 6. hastalık gibi hastalıklarla karıştırılabilir. Ancak bu hastalıklarının üçünün de belirtileri farklılık göstermektedir. Kızamık, ayaklarda ve baş bölgesinde yayılan kırmızımsı isilik gibi lekeler üretir. 6. Hastalık ise bebeklerde ve yürümeye yeni başlayan çocuklarda daha sıkı görülür. Bu hastalıkta üst kol bölgesinde ve boyunda görülen kırmızı lekeler gün içinde kaybolup tekrar ortaya çıkabilir. Kızamıkçık ise isilik gibi belirtiler gösteren viral bir hastalıktır. 2 ya da 3 gün ateşlenmeye neden olur.

Kızamığın ilk belirtileri nelerdir?

Kızamık ile enfekte olduktan 7 ila 14 gün içinde ilk belirtilerini gösterir. En erken belirtileri nezle veya grip, ateş, öksürük, burun akıntısı ve boğaz ağrısı gibi belirtilerdir. Ayrıca gözlerde sulanmaya ve kızarıklığa da neden olabilir. 3 ila 5 gün sonra kırmızı ya da kırmızımsı kahverengi bir döküntü oluşur. Bu döküntüler ayaklardan başlayarak baş bölümüne ve gövdeye yayılır. Hastalık vücudu etkiledikten 2 ya da 3 gün sonra yanaklarda ve ağız içinde küçük kırmızı noktalar görülmektedir. Lekelerin merkezinde mavi ya da beyaz noktalar oluşabilir.

Kızamıkta döküntü

Kızamık döküntüler kırmızı ya da kırmızımsı kahverengi renkli olabilir. Yüzde başlayan lekeler birkaç gün içinde vücudun aşağı bölgelerine yayılabilir. Sonunda, lekeler tüm vücuda yayılır ve döküntü toplamda 5 ila 6 gün sürebilir.

Kızamık tedavisi nasıl yapılır?

Kızamık hastalığına özel geçerli bir tedavi yoktur. Genelde kızamık, kabakulak, kızamıkçık aşısı olmak hastalıktan korunmak için en etkili yoldur. Aşı olunmadığında kızamık hastalığına yakalanma riski çok daha yüksektir. Kızamık hastalığının geçmesi için bol bol dinlenmek ve bol sıvı alımı gerekir. Bol sıvı tüketmek ateşin düşmesini ve vücudun nemli kalmasını sağlar.

Kızamık tedavi yöntemleri:

Kızamık hastalığına yakalanan insanların % 30’unda pnömoni, kulak enfeksiyonları, ishal ve ensefalit gibi komplikasyonlar görülebilir.

– Pnömoni: Pnömoni akciğerlerde gelişen ve ateş, göğüs ağrısı, nefes almakta zorluk ve mukus üreten öksürüğe neden olan bir enfeksiyondur. Pnömoni hastalığı bağışıklık sistemi zayıflamış insanlarda da görülebilen tehlikeli bir hastalıktır.
– Beyin iltihabı: Kızamık geçiren her 1.000 çocuktan birkaçında ensefalit denilen beyin şişmesi komplikasyonu görülebilir. Bazen önce beyin iltihabı ardından kırmızı döküntüler başlar. Fakat normalde beyin iltihabı hastalığın orta evresinde gelişir. Beyin iltihabı çok ciddi durumlara neden olabilir. Bu komplikasyon çocuklarda sağırlık ve zeka geriliği yol açmaktadır. Bu gibi durumlar daha çok erken doğumla hayat gelmiş çocuklarda ya da tehlikeli doğumlar ve obezite ile doğan çocuklarda daha sık görülmektedir.

Kızamık nasıl geçer?

Kızamık tedavisi uygulanmaya başladıktan sonra kızamık belirtileri genellikle gerçekleştikleri sırayla kaybolmaya başlar. Kızamığa iyi gelen yiyecekler beslenme düzenine eklenebilir. Döküntüler yok olmaya başlarken ateş düşer ve halsizlik gibi belirtiler ortadan kalkmaya başlar. Kızamık lekeleri geçtikten sonra deride kahverengimsi lekeler kalabilir. Bu lekeler de kendi kendine geçer ya da hafif izler kalabilir. İzler için doktora başvurabilirsiniz. Kızamık zaman içinde geçen bir hastalık olmasına rağmen eğer ciddi hasarlar yaratarak şiddetlenmeye başlarsa mutlaka en kısa zamanda doktora gitmek gerekmektedir.

Devamını Oku

Soğuk Algınlığı Nasıl Anlaşılır: Soğuk Algınlığının Belirtileri

Bakteriyel ve Vİral Hastalıklar kategorisine 16 Ekim, 2016 tarihinde eklendi, 4 defa okundu

Soğuk Algınlığı Nasıl Anlaşılır: Soğuk Algınlığının Belirtileri

soğuk algınlığının belirtileri

soğuk algınlığının belirtileri

Soğuk algınlığı nasıl bulaşır?

Soğuk algınlığı halsizlik yaratan bir hastalık olurken günlük hayatı etkileyebilir. Vücuda giren virüs yaklaşık bir ila üç gün sonra belirtiler vermeye başlar. Soğuk algınlığı belirtileri ortalama 2 ila 14 gün arasında sürebilir. Soğuk algınlığının tipik birkaç özelliği vardır. Başlıca soğuk algınlığı belirtileri şunlardır:

Soğuk algınlığı belirtileri:

– Soğuk algınlığında burun akıntısı nasıl geçer?

Soğuk algınlığında burun akıntısı ya da burun tıkanıklığı en yaygın belirtiler arasında yer alır. Bu semptomlar membranlarda fazla sıvı ve mukus birikmesi ile burnun şişmesine neden olur. Burun tıkanıklığında yoğun mukus vücuttan atılamaz ve sinüslere dolarak baş ağrısına neden olabilir. Üç gün içinde nazal akıntı daha kalın ve sarı ya da yeşil renkli bir yapıya dönüşür. Eğer akıntı 10 ila 14 günden fazla sürerse bile antibiyotik almak gerekmeyebilir. Çünkü bu sinüs enfeksiyonu olabilir. Bu gibi durumlarda daha çok burun damlası verilir.

– Soğuk algınlığında hapşırmak

Hapşırma, burun ve boğazda mukus zarında tahriş olduğunda tetiklenir. Burun hücrelerine soğuk algınlığına neden olan virüs bulaştığında, vücudun kendi doğal inflamatuar aracıları, histamin gibi enzimleri harekete geçer. Vücut tarafından salgılanan histamin ve diğer inflamatuar aracılar dilatasyon ve kan damarları ile balgam bezi salgısının tahriş olmasına neden olarak hapşırmaya neden olur.

– Soğuk algınlığında öksürük

Soğuk algınlığında öksürük kuru öksürük olarak ya da balgamlı öksürük olarak ortaya çıkabilir. Soğuk algınlığı ile başlayan öksürük yaklaşık 3 hafta kadar sürebilir. Eğer öksürük daha uzun sürerse bir doktora danışmak gerekmektedir.

– Soğuk algınlığında boğaz ağrısı

Soğuk algınlığı boğaz bölgesini de etkiler. Boğazda kuruluk, kaşıntı ve tırmalanma hissi olabilir. Bazen yutarken ağrı ya da acı oluşabilir. Sinüslerden boğaza inen mukus boğazda iltihaplı dokulara geldiğinde ağrı oluşturur. Burun damları kullanıldığında boğaz ağrısının da hafiflediği görülür.

– Soğuk algınlığında kas ağrısı

Soğuk algınlığı virüsü tüm vücudu etkileyebilir. Vücudun farklı yerlerinde kas ağrısına neden olan virüs özellikle sırt ağrırı yaratabilir.
Diğer soğuk algınlığı belirtileri nelerdir?

– Gözlerin sulanması
– Hafif yorgunluk
– Düşük dereceli ateş (yetişkinler için 39 santigrat ateş)
– İştahsızlık
– Uyku hali

Soğuk algınlığı ne zaman ciddi bir durum alır?

Soğuk algınlığı bebeklerde ya da yaşlılarda hafife alınmaması gereken bir hastalıktır. Bronşiolit ve solunum sinsityal virüsüne (RSV tarafından) neden olduğu gibi ciddi göğüs enfeksiyonlarına da neden olabilir. Özellikle yaşlılarda ve bebeklerde dikkat edilmesi gereken bir hastalık olan soğuk algınlığı ölümcül olabilmektedir.
Soğuk algınlığında ne zaman doktora gitmeli?
Soğuk algınlığında yüksek ateş ya da yorgunluk olası belirtiler arasındadır. Genelde bu belirtiler grip ile ilişkili belirtilerdir. Eğer ateşiniz 39 dereceyse, kas ağrıları yaşıyorsanız, terleme ve titreme varsa ya da bademcikleriniz şiştiyse mutlaka bir doktora görünmelisiniz. Vücudunuz virüsle savaşırken doktorun verdiği ilaçlar hastalığı daha kısa sürede atlatmanıza yardımcı olacaktır.

Çoçuklarda soğuk algınlığına ne iyi gelir?

Çocuğunuzda yüksek ateş varsa, üç günden fazla süren ateş ya da kusma veya nefes almadan herhangi bir zorluk yaşıyorsa en kısa zamanda acil olarak doktora götürmelisiniz. Ayrıca inatçı öksürük ve geçmeyen baş ağrısı için de bir hekime göstermeniz gerekmektedir. Çocuklarda belirtiler bazen anlaşılamayabilir. Eğer çocuğunuz normalden fazla ağlıyorsa, kulak ağrısı varsa ya da normalden çok daha uykulu gözüküyorsa bunun nedeni soğuk algınlığı olabilir. Bu nedenle fark ettiğiniz olağan dışı hallerde ve belirtilerde kendiniz bildiğiniz ilaçları kullanmak yerine doktora götürmelisiniz. Doktor çocuğunuza göre ilaçlar kullanarak kısa sürede hastalığın geçmesine yönelik tedavileri uygulayacaktır. Doktora da danışarak bal, limon suyu ya da zencefil ve pekmez gibi doğal çözümler uygulanabilir.

Devamını Oku

El Ayak Ağız Hastalığı Nasıl Olur: El Ayak Ağız Hastalığının Belirtileri

Bakteriyel ve Vİral Hastalıklar kategorisine 16 Ekim, 2016 tarihinde eklendi, 9 defa okundu

El Ayak Ağız Hastalığı Nasıl Olur: El Ayak Ağız Hastalığının Belirtileri

el ayak ağız hastalığının belirtileri

el ayak ağız hastalığının belirtileri

El ayak ağız hastalığı nasıl bulaşır?

El, ayak ve ağız hastalığı, son derece bulaşıcı bir durumdur. Herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir, ancak genellikle 5 yaşın altındaki çocukları ve yaşlıları etkiler. El, ayak ve ağız hastalığı bu bölgelerde oluşan kabarcıklar ve kızarıklar ile karakterizedir.

El ayak ağız hastalığı bulaşma yolları:

Bu hastalık temas ile bulaşır. Başkalarının kıyafetlerinin ve eşyalarının kullanılması da bulaşmasıan neden olabilir.

El ayak ağız hastalığının sebepleri:

Coxsackie virüsünün en çok da coxsackie virüsü A16 türünün neden olduğu hastalık, insandan insana kolayca yayılabilir. El, ayak ve ağız hastalığı öksürük ya da hapşırma gibi hava ile temas edilen yollarla da bulaşır.

El ayak ağız hastalığı kimlere bulaşır?

Küçük çocuklarda el, ayak ve ağız hastalığı kapma riski yüksektir. Çünkü okul gibi kalabalık ortamlarda virüsler hızla yayılabilir. Erişkinlerde ve gençlerde ise hastalık genellikle görülmez çünkü bağışıklık oluşturulmuştur.

El ayak ve ağız hastalığı belirtileri nelerdir?

Belirtiler enfeksiyondan sonra üç ila yedi gün içinde gelişmeye başlar. Enfeksiyondan takriben 4 ya da 9 gün sonra karakteristik kabarcıklar ve döküntüler ortaya çıkar.

El, ayak ve ağız hastalığında diğer belirtiler şunlardır:

– Ateş
– İştahsızlık
– Boğaz ağrısı
– Baş ağrısı
– Sinirlilik
– Dil ve diş etlerinde ve ağızda acıma ya da ağızda kırmızı kabarcıklar
– El ve ayak tabanı üzerinde kırmızı döküntüler (Bu döküntü ağrılı olabilir ama genellikle kaşıntılıdır.)

El ayak ağız hastalığı nasıl başlar?

El, ayak ve ağız hastalığı genellikle fiziksel muayene ile konabilir. Doktor kabarcık ve lekeleri kontrol ederken yaş ve belirtiler hakkında bilgi alır. Ayrıca boğazdan ve dışkından örnekler alınarak virüs test edilebilir.

El ayak ağız hastalığı nasıl tedavi edilir?

Çoğu durumda, bu enfeksiyon tedavi edildiğinde 1 hafta ya da on gün içerisinde geçer. Ancak bazı hastalarda semptomlar değişebilir. Reçeteli ya da reçetesiz topikal merhemler kabarcık ve döküntüleri yatıştırmaya yardımcı olabilir. Boğaz ağrısı ve baş ağrısı için ağrı kesiciler kullanılabilir. Genellikle bu durumlarda asetaminofen veya ibuprofen önerilir. Ayrıca boğaz şurupları, pastiller veya tuzlu su gargarası tahriş olmuş boğazın tedavisinde kullanılabilir. Enfekte olan çocukların yeterli miktarda sıvı alması oldukça önemlidir. Bazı içeceklerin asit içermesi boğazın daha çok tahriş olmasına neden olabilir. Çocuğunuz sıvıları reddeder ve sıvı kaybı yaşarsa hemen doktora başvurmalısınız.

El, ayak ve ağız hastalığında uzun vadede beklenen nedir?

5 ila 7 gün içinde ilk belirtiler geçerek daha iyi hissetmeniz gerekmektedir. Yeniden bulaşması nadirdir. Genellikle vücudun bağışıklık sistemi hastalığın tekrar oluşmasını engeller. Eğer 10 günün sonunda belirtiler devam ediyorsa ve hastalık şiddetleniyorsa acil tıbbi müdahale için doktora başvurmanız gerekir.

El ayak ağız hastalığına ne iyi gelir?

El, ayak ve ağız hastalığına karşı en iyi koruma hijyene dikkat etmektir. Ellerin sık sık yıkanması virüsün bulaşma riskini düşürebilir. Bu nedenle çocuklara sıcak su ve sabuk kullanılarak ellerin yıkanması gerektiği öğretilmelidir. Özellikle tuvaletten sonra ve dışarıdan geldikten sonra eller hemen yıkanmalıdır. Çocuklar ellerini ve diğer nesneleri ağzına götürmeyi sevdikleri için el yıkama oldukça önemlidir. Ayrıca çocuklara oyuncakları ve diğer nesneleri ağızlarına götürmemeleri öğretilmelidir. El, ayak ve ağız hastalığı görülen kişilerle temas etmekten kaçınılmalıdır. El, ayak ve ağız hastalığında kabarcıklar ve deri döküntüsü virüsün bulaştığı ilk günlerde görülmez. Bu nedenle çocuğunuzda boğaz ağrısı ve baş ağrısı varsa doktora götürerek hastalığın erkenden teşhis edilmesini ve başkalarına yayılmasını önleyebilirsiniz.

Devamını Oku

Soğuk Algınlığı Nasıl Anlaşılır: Grip Ve Soğuk Algınlığı Belirtileri

Bakteriyel ve Vİral Hastalıklar kategorisine 4 Haziran, 2016 tarihinde eklendi, 18 defa okundu

Soğuk Algınlığı Nasıl Anlaşılır: Grip Ve Soğuk Algınlığı Belirtileri

grip ve soğuk algınlığının belirtileri

grip ve soğuk algınlığının belirtileri

Grip ve soğuk algınlığı farkı:

Tıkalı burun, boğaz kaşıntısı ve baş ağrısı… Mevsimsel grip veya nezlenin belirtileri olarak bunları görmeniz mümkündür. Belirtiler sizdekilerle örtüşüyorsa, doktorunuza başvurarak grip testi yaptırabilirsiniz. Hastalığın ilk başladığı zamanlarda tanıdan emin olmak daha zordur. Ancak grip ve soğuk algınlığı tam olarak aynı şeyler değildir. Şimdi öncelikle ikisinin farkından bahsetmeliyiz.

Soğuk algınlığı nasıl anlaşılır?

Soğuk algınlığının insanlarda görülmesinin birçok ortak sebebi bulunmaktadır. Bu mevsimlik solunum yolu enfeksiyonu her yıl mutlaka doktora uğramanızı sağlayan rahatsızlıkların başında geldiği söylenebilir. Aslında, Ulusal Enstitüsü alerji ve enfeksiyon hastalıkları göre yaklaşık olarak yılda 22 milyon öğrencenin yaklaşık olarak 15 okul günü soğuk algınlığı nedeniyle kaybolur.
Soğuk algınlığı genellikle 10 gün içerisinde iyileşmektedir. Belirtileri 10 15 gün arası bir süre içerisinde yok olmaktadır. Bu yüzden endişelenmeye gerek yoktur fakat yine de daha uzun süren rahatsızlıklarda ve belirtilerin geçmemesi durumunda acilen doktorunuza başvurmalısınız. Ayrıca kalp hastalıkları geçirenlerin de doktorlarına başvurması zorunludur.
Mayo Clinic araştırmalarına göre 100’den fazla farklı virüs, soğuk algınlığına neden olabilir. Ancak, rhinovirus genellikle hapşırık ve burun çekme belirtilerinin insanlarda oluşumuna neden olur ve son derece bulaşıcı (Mayo, 2011) bir virüstür. En çok soğuk algınlığına sonbahar ve kış aylarında, özellikle havanın kuru olduğu zamanlarda rastlanan hastalığa tabii ki yaz aylarında da rastlanabilir.

Hasta biri hapşırdığınızda veya o kişiyle tokalaşıp öpüştüğünüzde bu virüsün size bulaşma ihtimali çok yüksektir. Hasta bir kişi tarafından temas edilen veya üzerine vücut salgısı (tükürük) bırakılan şeylerin kullanılması durumunda da virüsleri size de bulaşacağı için hastalığa yakalanırsınız.
Belirtiler,

Soğuk algınlığının belirtileri:

– Burun akıntısı ya da burun tıkanıklığı
– Boğaz ağrısı
– Hapşırma
– Hafif ateşi (çocuklarda yaygın)
– Öksürük
– Baş ağrısı ya da vücut ağrıları
– Hafif yorgunluk

Soğuk algınlığı nasıl geçer?

Soğuk algınlığı ilk üç gün boyunca bulaşıcıdır. Bu yüzden evde kalabildiğiniz kadar kalıp dinlenmelisiniz. Bunun gibi viral enfeksiyonlarda antibiyotik kullanımı çok da etkili olmayacaktır. Ancak, reçetesiz ilaçlar da (antihistaminikler, dekonjestanlar ve steroid olmayan anti-inflamatuar ilaçlar) burun tıkanıklığını, vücut ağrılarını ve diğer semptomları ortadan kaldırmaz. Yapılması gereken en önemli şeylerden biri bol sıvı tüketmektir. Vücut virüslerle savaşında sudan yararlandığı için vücut çokça su kaybeder. Bu eksikliği mutlaka gidermeli ve bu yüzden de bol su ve sıvı tüketmelisiniz.

Bazı insanlar, çinko, C vitamini veya echinacea gibi doğal soğuk algınlığı ilaçları kullanmaktadır. Bazı şirketlerin yaptığı anketlere ve yapılan araştırmalara göre bu tür ilaçlar az da olsa soğuk algınlığının belirtilerinin yok olmasında yardım etkenleri içinde barındırmaktadır.
Soğuk algınlığının belirtileri genellikle birkaç gün içinde hafiflemelidir. Soğuk algınlığı yaklaşık bir hafta içinde geçmediyse en yakın zamanda mutlaka doktorunuza gözükmelisiniz demektir. Alerji olabilir ya da antibiyotik gerektiren bakteriyel enfeksiyon veya sinüs enfeksiyonu da olabilir. Boğucu öksürük, astım belirtisi de olabilir.
Doktorlar aşının henüz tespit edilmediğini söylemelerinin doğru olmasıyla birlikte, bu hafif ama sinir bozucu rahatsızlığı önlemenin birçok yolu vardır.
Soğuk algınlığı kolayca yayılır, bu yüzden en iyi önleme etkenlerinden uzak durmaktır. Hastalığı geçiren insanların yanından durmamalısınız. Hatta onun mutfakta kullandığı araç ve gereçleri (bardak, çatal, kaşık ve benzeri) asla kullanmamalısınız. Bunun yanı sıra hasta olmayan kişilerle de gerekmedikçe bunları kullanmamanızı öneririz. Kullanım durumunda ise ellerinizi ve ağzınızı iyice durulamalısınız.
Kaçınmak için hijyen çok önemli bir etkendir. Gün içerisinde sık sık ellerinizi sıcak su ve bol sabunla yıkamalı, hatta mümkünse alkol içeren jellerle elinizi temizlemelisiniz. Dış etkenlerden size bulaşabilecek hastalıkları engellemede en iyi yol bu şekilde korunmaktır. Hapşırırken ve öksürürken ellerinizle ağzınızı mutlaka kapatmalı ve hemen ardından ellerinizi sabunla bol bol yıkamalısınız. Bunların yanında bol bol spor yaparak yanında da mutlaka meyve ve sebze tüketmelisiniz.

Grip nasıl olur?

Grip veya nezle olarak bilinen, başka bir solunum hastalığı olan bu rahatsızlığı soğuk algınlığından ayırmak neredeyse imkânsızdır. Soğuk algınlığı gibi bu rahatsızlık da virüslerden tarafından oluşur. Bu, özellikle küçük çocuklarda çok sık görülmektedir. Yetişkin, hamile kadınlar, astımlılar veya kalp hastalığı olan insanlar için yakalanması tehlikeli ve hoş olmayan bir rahatsızlıktır.
Mevsimsel grip genellikle yılın herhangi bir zamanında sizi yakalayabilir. Grip mevsimi genellikle kış aylarında rastlanır. Grip sezonu boyunca soğuk olduğu sürece aynı soğuk algınlığında olduğu gibi kuru hava ve başka benzeri koşullar nedeniyle gribe yakalanma şansınız çok daha yüksektir. Grip de son derece bulaşıcı bir hastalıktır. Soğuk algınlığı gibi temasla bulaşabilen virüsler içermektedir.
Mevsimsel grip influenza A ve influenza B virüsleri tarafından oluşur. Etkin grip virüsü yıldan yıla evrim geçirerek değişir ve her seferinde farklı bir DNA yapısına bürünür. Bu yüzden her sene yeni bir grip aşısı üretimi yapılmaktadır.
Genellikle grip belirtileri soğuk algınlığından daha şiddetli olabilir.

Grip belirtileri:

– Kuru öksürük
– Ateş veya titreme (herkes grip ateşi yükseltebilir)
– Boğaz ağrısı
– Kas ya da vücut ağrıları, baş ağrısı
– Burun akıntısı (solunum güçlüğü)
– Vücut yorgunluğu

Bazı insanlarda kusma ve ishal de gözlemlenebilir, ama bu çocuklarda daha sık görülür.

Grip nasıl geçer?

Çoğu durumda, soğuk algınlığında olduğu gibi bol sıvı tüketimi en iyi grip tedavisi için izlenen yoldur. Semptomlarını kontrol etmek ve daha iyi hissetmek için reçetesiz dekonjestanlar ve ağrı kesiciler Parasetamol ve ibuprofen gibi ilaçları deneyebilirsiniz. Ancak, çocuklara asla aspirin vermeyin. Reye Sendromu olarak adlandırılan sendrom nadir ancak ciddi bir ölüm riskini taşıyabilir. Bu sendrom 18 yaşının altındaki çocuklarda aspirin kullanımıyla ortaya çıkabilir. Bu yüzden aspirin asla 19 yaşının altındaki çocuklarda kullanılmamalıdır. Asıl çözüm çokça kaybedilen suyun geri alımını sağlamak amacıyla bol sıvı tüketmelisiniz.
Doktorunuz grip tedavisi için antiviral ilaçları kullandırabilir, oseltamivir (Tamiflu) veya zanamivir (Relenza) gibi. Bu ilaçlar, grip süresini kısaltmak ve zatürree gibi komplikasyonları önlemek için etkilidir. Ancak etkilerini görebilmek için hastalığın ilk birkaç günü içerisinde almanız gerekmektedir.
Gribin risk oluşturacağı gruplar aşağıda yazmaktadır. Bu grupların grip belirtilerinde doktoruna başvurması gerekmektedir.
– 50 yaşın üzerindeki kişiler
– Hamile kadınlar
– İki yaşın altındaki çocuklar
– Bu HIV/AIDS, steroid tedavisi görenler veya kemoterapi nedeniyle zayıflamış bağışıklık sistemine sahip olan kişiler.
– Kronik akciğer ve kalp hastalıkları sahipleri
– Diyabet, anemi veya böbrek hastalığı gibi metabolik bozukluklar taşıyanlar
– Uzun süreden beri bakım tesislerinde yaşayan insanlar

Grip ve soğuk algınlığı halk arasında aynı hastalık gibi görülse de iki farklı hastalıktır. Soğuk algınlığı ve grip arasındaki farklar belirtilerden anlaşılabilir. Her iki hastalığın da tedavisi benzerdir. İlaç tedavilerinin yanı sıra grip ve soğuk algınlığı için bitkisel çözümler de kullanılabilir. Ancak doktora mutlaka görünülmelidir.

 

Devamını Oku

Hepatit C Nasıl Anlaşılır: Hepatit C’nin Belirtileri

Bakteriyel ve Vİral Hastalıklar kategorisine 4 Haziran, 2016 tarihinde eklendi, 11 defa okundu

Hepatit C Nasıl Anlaşılır: Hepatit C’nin Belirtileri

hepatit c hastalığının zararları

hepatit c’nin belirtileri

Hepatit C nasıl oluşur?

Hepatit C, karaciğer iltihabına neden olan viral bir hastalıktır ve etkileri vücudun tamamında hissedilebilir. Hepatit C hasta olan bir başka kişinin kanı ya da o kişiye temas yoluyla geçen bir hastalıktır. Oluşan enfeksiyon karaciğer iltihabına neden olur. Karaciğer ve safra gıda sindirmede yardımcı olurlar ve glikoz ile vitamini depolayarak üretirler. İnflamasyon, bu önemli işlevlerin gerçekleştirildiği karaciğerin görevini zorlaştırır. Zamanla, hepatit C enfeksiyonu, tüm vücudu etkileyebilir.

Deride sararma ve yorgunluk gibi erken belirtiler verebilir. Karaciğerde kronik enfeksiyona (siroza) ve yaralara neden olabilir. Hastalık ilerledikçe cilt sorunları, kan hastalıkları ve ateş gibi belirtiler görülür. Uzun vadede Hepatit C şiddetli karaciğer hasarı, karaciğer kanseri ve karaciğer yetmezliğine yol açabilir. Bu nedenle hepatit C için erken teşhis ve erken tedavi oldukça önemlidir. Ancak erken teşhis durumlarında hastalık tamamen kontrol altına alınabilir.

Hepatit C’nin etkileri:

Hepatit C siroz belirtileri ve sindirim sistemi

Karaciğer ve safra, yağ kırmak için gerekli olan maddeleri üretmekten sorumludurlar. Vücut bu maddeleri safra kesesi içinde saklar ve sonra ince bağırsağa (on iki parmak bağırsağı) yani başlangıç bölümüne gönderir. Hepatit C, karaciğerin safra üretme yeteneğini azaltabilir. Hepatit C hastalığı karnın sağ üst kısmında bazı ağrılar neden olabilmektedir. Bu ağrı mide (asitler) sıvısının birikmesi nedeniyle de olabilir. Sindirim sistemine yansıyan diğer belirtiler bulantı, kusma ve iştah kaybıdır. Ayrıca dışkı soluk veya kil renkli hale gelebilir ve idrar rengi koyulaşabilir.

Merkezi sinir sistemine etkileri

Hepatit C nedeni ile karaciğer kan toksinleri filtreleyemez (hepatit ensefalopati) ve bu durumda merkezi sinir sistemi zarar görebilir. Merkezi sinir sisteminin zarar gördüğüne dair belirtiler, küçük motor becerilerin zayıflaması, tatlı veya küf kokulu nefes dahil uyku bozuklukları gibi belirtilerdir. Gözlerde ve ağızda kuruluk bazen hepatit C ile ilişkili olabilir. Ayrıca hepatit C beyinde toksinlerin birikmesine, düşünce karışıklıklarına, unutkanlığa, konsantrasyon bozukluklarına ve kişilik değişikliklerine neden olabilir. Ağır vakalarda ise komaya neden olabilir.

Dolaşım sistemine etkileri

Karaciğer toksinleri dışarı atarken kanı filtreler. Aynı zamanda sağlıklı kan için gerekli olan proteinleri üretir ve kan pıhtılaşması düzenlemeye yardımcı olur. Kötü işleyen bir karaciğer kan akışı sorunlarına neden olurken karaciğere (portal ven) giden damar basıncı artırılmasına sebebiyet verebilir. Bu da alternatif bir ven bulmak için kan damarlarının zorlanmasına ve hipertansiyona neden olabilir. Kötü işleyen bir karaciğer kandan demir elde etme görevini tamamlayamaz ve bu da anemi ile sonuçlanabilir. Sağlıklı bir karaciğerde enerji depolamak için şeker glikoza dönüştürülür. Hepatit C hastalığında çok fazla şeker üretilir ve bu da kandaki insülin direncini etkileyerek tip 2 diyabet oluşumuna neden olabilir.

Cilt, saç ve tırnaklara etkileri

Kırmızı kan hücrelerinde hemoglobin denilen bir protein molekülü bulunur. Hemoglobin ile oksijen ve demir gövde boyunca hücrelere taşınır. Demir, sağlıklı cilt, tırnaklar, ayak tırnaklarını ve saç hücrelerinin yenilenmesi açısından oldukça önemlidir. Bilirubin hemoglobin ise başka bir önemli maddedir. Karaciğer görevini yapamazsa bilirubin oluşturulamaz ve ciltte, göz aklarında sararmalar görülür.

Hepatit C saç döker mi?

Hepatit C saçların dökülmesine neden olabilir. Bunun nedeni ciltteki oksijeni azaltmasıdır.

Endokrin ve bağışıklık sistemine etkileri

Endokrin sistemi hormonları düzenler. Endokrin sisteminin bir parçası olarak, tiroid bezi hormonları kan dolaşımına sağlar. Hepatit C bazen tiroid dokusunda hasar oluşmasına neden olur ve bağışıklık sistemi de bundan etkilenir. Bu durumda aşırı aktif tiroid (Hipertiroidi), uyku bozuklukları ve kilo kaybına neden olabilir. Underactive tiroid (hipotiroidi) halsizliğe neden olur. Bu etkiler kadınlarda erkeklere oranla çok daha sık görülür.

Hepatit C nasıl bulaşır?

Hepatit C hızlı bulaşan hastalıklardan biridir. Temasla bulaşabileceği gibi cinsel yollar ile de bulaşabilir.

Hepatit C tedavisi nasıl olur?

Hepatit C tedavisi için mutlaka doktora gidilmelidir. İlaç tedavilerinin yanı sıra doktora danışılarak bitkisel ve doğal çözümler de kullanılabilir.

Devamını Oku