AIDS’ten Korunmanın En Etkili Yolu: AIDS Korunma Aşısı

Bakteriyel ve Vİral Hastalıklar kategorisine 2 Haziran, 2016 tarihinde eklendi, 1.241 defa okundu

AIDS’ten Korunmanın En Etkili Yolu: AIDS Korunma Aşısı

aids korunma aşısı

aids korunma aşısı

AIDS’ten nasıl korunulur?

Aids ölümcül bir hastalıktır. Aids belirtileri ortaya çıkmaya başladığında Geçmiş yüzyılın bazı en önemli atılımları, virüslere karşı korunmak için aşıların geliştirilmesidir. Bu geliştirilen aşılar: çiçek hastalığı, çocuk felci, hepatit, papilloma virüsü ve suçiçeği hastalıkları için geliştirilmiştir. Ama daha güçlü virüsler için de aşı çalışmalar yapılmıştır.
HIV virüsü için 1985’te ilk başarılı izole çalışmaları HHS tarafından duyurulmuştur. Yayınlanan bildiride bir kez yapılan yeni üretim aşının iki senelik bir koruma etkisi yaratması umut edildiği söylenmektedir.
Ne yazık ki istenen kadar başarılı olunamamıştır. HIV virüsüne karşı bir türlü etkili bir aşı bulunamamış ve günümüzde hala çalışmaları sürmektedir.

HIV / AIDS aşısı, teorik olarak iki türden oluşur. İlki sağlıklı bireylere zayıf HIV virüsü vererek onları korumak için gereken bir aşıdır. Buna bir tür koruyucu aşı denir. Diğeri ise bunun dışında hastalığa yakalanmış kişilere HIV virüsüyle mücadele edebilmesi için verilen aşıdır. Ancak geliştirilen birçok aşı insanların sağlığını %100 koruyamıyor.
Son zamanlar aşılar üzerinde yapılan çalışmalar olumlu sonuçlar vermektedir. Bulunan bazı aşı türleri sayesinde vücutta, hepatit B, tüberküloz, sıtma ve hatta gastrik ülser gibi rahatsızlıklara neden olan bakterilere savaşacak antikorların üretimi hızlandırılabiliyor.
HIV / AIDS hastalığı sahibi insanlar terapötik aşı kullanımı için uyumlu adaylardır. Araştırmacılar, viral etkinin azalmasında aşının üretimi için birçok deney yapıyor. En azından hastalığı geçirecek bir aşı olmasa da viral yükünü hafifletici aşı üretimleri de çok etkili olacaktır. Viral yük: hastadaki virüsün yoğunluğudur. Viral yük ne kadar fazla ise hastalık o kadar şiddetlidir.

Aids çeşitleri ve aşı türleri

Bir HIV aşısını geliştirmek zor olduğu için, uygulanan birçok farklı strateji vardır:
– Peptid aşılardaki küçük proteinlerin düşük HIV ihtimalini engellemek için kullanımı.
– Rekombinant alt birim protein aşılarında gelen HIV proteinlerinden daha büyük parçaların kullanımı.
– Vücutta bağışıklık oluşumu tetiklemek için HIV genleri taşıyan canlı vektör aşılarının kullanımı.
– Aşı birleşimlerinde iki aşının, birbiri ardına daha güçlü bir bağışıklık etkisi oluşturmak için kullanımı. Bu işlem, “prime-boost” birleşimi olarak adlandırılır.
– Virüs gibi parçacıklardan oluşan ama bulaşıcı olmayan bir HIV benzeri aşı ile HIV proteinlerinin çökmesine ortam hazırlayın.

Sorunlar (Bölüm 1)

HIV, çok farklı bir virüstür. Bu nedenle HIV için bir aşı geliştirmek çok zordur.
Uluslararası Alerji ve Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsü’nden Dr. Anthony Fauci’ye göre, HIV’in normal aşı paradigmalarına uymasının birkaç yolu vardır:
Hemen hemen herkesin bağışıklık sistemi HIV için kördür. Virüse karşı etkili antikorlar kişilerin vücudunda çok nadir bulunur.
Aşılar hastalığa karşı enfeksiyon değil koruma sağlar. Bu durumda eğer sürekli koruma sağlayabilirseniz şanslısınız demektir.

Sorunlar (Bölüm 2)

Dr. Fauci:

Çoğu aşı virüsler tarafından ya zayıflatılır ya da öldürülür, öldürülen virüsler evrim geçirerek ve karakter değiştirerek düşman konumuna geçerse kişi için o zaman durum çok tehlikelidir.
Genelde nadiren karşılaşılan difteri, hepatit B ve benzeri hastalıklara karşı etkili aşılar. Bu durum için uygun aşılar olarak görülür. İnsanlar her gün HIV’in bulaşması konusunda çok riskli zamanlar yaşıyorlar.
Aşıların çoğunluğu korumak amacı ile üretilmiştir. Bu ilaçlar solunum veya sindirim sistemi yoluyla kullanılır. HIV en sık genital yüzeylerden veya kan paylaşımıyla vücuda girer.
Bu durumda aşılar hayvan modellerinde iyice test edilmiş, fakat pek olumlu sonuçlara rastlanılamamıştır.

Son denemeler

2013 yılının Nisan ayında HVTN-505 çalışması olarak bilinen son HIV aşısı çalışmaları da sona erdi. 2.500 kişi ile yürütülen bir çalışma olarak tarihe geçti. Ad5 diye isimlendirilen soğuk ve zayıflatılmış virüs, bağışıklık sisteminin HIV proteinlerini tanımasını tetiklemek için kullanıldı.
Bu aşının değil HIV enfeksiyonu önlemede değil viral yükü azaltmada etkili olduğu belirlendi. Bu çalışmada 50 kişiden 29 kişinin vira yükünün azaltılabildiği tespit edildi.
Aşının insanları HIV’e karşı koruması açısından hiçbir kanıt olmasa da ve Ad5 başarısız sonuçlar elde etse de bu virüs üzerinde çalışarak amaca ulaşılabileceğimiz belirtilmiştir.

Tayland’dan bir umut

Bugüne kadar en başarılı klinik çalışmaları 2009 yılında Tayland sınırları içindeki bir askeri HIV araştırma merkezinde olmuştur. RV144 adındaki deneme amaçlı olduğu bilinen iki aşı birlikte kullanıldı.
Bu birleştirme sonucu aşının daha güvenli ve biraz daha etkili olduğu bulundu. Plasebo şansına oran olarak bakılırsa yüzde 31 civarında enfeksiyon oranının indiği gözlemlenir.
Yüzde 31 azaltma aşı kombinasyonun geniş kullanımı için yeterli değildir. Ama bu durumda korunabilen insanlar nasıl korunuyor? Korunan insanlar hedef V1/V2 alanı denilen HIV zarf protein üzerinde antikor geliştirmiştir. İşte araştırma devamında da bu gelişme dikkatlice incelenmektedir..

HIV aşılarının geleceği

Temmuz 2012 raporuna göre 845 milyon AIDS aşısı türevi denenmiştir. Araştırma 2009 yılında başladı ve her yıl daha çok ilerleme göstermektedir. 1985’ten beri 30 aday üzerinde aşılar 80 ayrı klinik test edilmiştir. Şuana kadar sadece HIV virüslerinin yavaş çoğalmasını sağlayan ilaçlara ulaşılmış durumda.

HIV / AIDS ölümcül bir hastalık değildir. Sadece tedavisi sürekli olan ve ömür boyunca süren kronik bir hastalıktır. HIV pozitif kişi, sağlığına ve hayat tarzına göre bir gün içerisinde en az 2 en fazla 6 ilaç kullanılıyor. Erken tanı ile HIV teşhisi konan kişiler aynı anda alınan 2 tane hap kullanıyorlar. İlaçları bir kere bile aksatmadan ve geciktirmeden, yani günü gününe saati saatine kullandıkları durumlarda vücuttaki HIV üretimi neredeyse durdu denecek kadar yavaşlıyor. Yapılan HIV RNA (virüs sayısını ölçen test) testlerinin sonuçlarında bir süre sonra, rakam yerine sonra negatif yazmaya başlıyor. Tedavide ki amaç virüsü baskılayarak saptanamayacak duruma düşürmek, üremesinin de önüne geçerek her test sonucunda negatif yazısını görmek. HIV ve AİDS arasında çok büyü bir fark vardır fakat çoğunlukla bu fark bilinmeyerek ikisi birbirine karıştırılmaktadır. HIV bir virüstür. Bu virüs tedavi görülmemesi halinde AİDS e yol açar. Yani AİDS, HIV virüsünden ötürü bağışıklık sistemimizin çöktüğü durumlarda oluşan hastalıkların genel adıdır.(kanserler-tümörler-zona-kaposi vb)
Kişi tedavisine sürekli devam ettiğinde normal bir insan ömrü kadar yaşar ve AİDS olmaz. Sadece virüsü taşıdığı için HIV pozitif biri olarak hayatına devam eder. Tedavi görüldüğü zaman bir süre sonra virüsler saptanamayacak kadar azalır. Bu durumda bulaşma ihtimali çok azdır. Yani virüs sayısı ne kadar azsa virüsün bulaşma ihtimali de o kadar azdır.
HIV pozitif kişiler her 3 ay da bir hastaneye giderek gerekli sağlık kontrollerinden geçerler. Bunun dışında son yöntemler ile HIV pozitif anne ve babadan HIV taşımayan bebekler doğmaktadır. Bu yüzden bebek yapmadan önce doktora başvurmanız, bebeğinizin HİV taşımaması için önemli bir önlemdir

Aids nasıl bulaşır?

Kan yoluyla, cinsel yolla ve anneden bebeğe anne sütü ile bulaşır.

Aids’in ilk belirtileri

Aids ilk olarak yüksek ateş, ciltte döküntü, yorgunluk, boğaz ağrısı ve baş ağrısı ya da gece terlemeleri gibi belirtiler verir. Bu belirtiler grip ya da soğuk algınlığı belirtileri ile benzerdir. Aids lenf bezi şişmesi gibi belirtiler de gösterebilmektedir. Aids evreleri hızla ilerleyebilir. Bu nedenle belirtiler ortaya çıktığında en kısa zamanda aids testi için doktora danışılmalıdır.

Yorum Yaz